Etiket arşivi: J.A. Bayona

buralarda yokken izlediklerim

Love, Simon (2018)

love, simonKeyifli, eğlenceli, sürükleyici bir film olmuş Love, Simon. Her şeyden biraz var filmde. Gizemi yerinde, dramı yerinde… Süresi bana biraz uzun gibi geldi ama sıkmadan izlettirdi. Filmin dozajı iyi ayarlanmış. Film aslında bir gençlik filmi bu çerçevede hareket ederken ana karakterin içinde bulunduğu durumu açıklaması ve kendisine karşı toplumun tepkisi klasik ama bilinçli bir şekilde aktarılmış.

Ana karakterin içinde bulunduğu durum dedim ana karakteri gay olarak tanımlayıp bunu bir gay filmi olarak lanse etmek istemedim. İçinde yaşanan tüm duygular aslında her heteroseksüelin yaşayabileceği şeyleri yaşaması. Tabi buna internetten yüzünü bile görmediği birine aşık olması dahil. Film Simon ile birlikte yaşanan merak duygusunu da izleyiciye geçiriyor. Aslında konuyu özetlemek gerekirse, Hikaye, gay bir lise öğrencisi olan Simon’ın bu tercihini ailesine ve diğerlerine açıklamasını ve karşılaştığı zorlukları anlatıyor. Filmde abartıdan çok oldukça doğal olabilecek her şey anlatılmış. Filmin en sevdiğim kısmı da buydu.

Yazı giderek uzuyor. Yönetim açısından filmde bir ekstra görmedim. Kurgusu iyi, oyunculuklar oldukça başarılı. Belirttiğim gibi aslında süresi biraz daha kısa olabilirmiş. Evet, film gaylerin o ilk anda kendilerini açıkladıktan sonraki durumlarını, arkadaşlık ilişkilerini anlatmış ama bunu dramatize etmeden eğlenceli bir şekilde yapmış. Film bu konu ile ilgili bir kaynak olamaz ama keyifle izlenebilir. */ Yönetmen: Greg Berlanti Senaryo:  Elizabeth BergerIsaac Aptaker Oyuncular: Nick RobinsonJennifer GarnerJosh Duhamel https://www.imdb.com/title/tt5164432/

Ittefaq (2017)

ittefaqBaşarılı bir Hint gizem – suç filmi Ittefaq. Muhtemelen Türkçeye çevirirsek filmin adını “ittifak” olarak çeviririz. Zaten aynı anlamı taşıyor. Film kendini başarılı bir şekilde izlettiriyor ve kurgusu ile birlikte merak içinde de kalıyorsunuz. Arada klasik Hint danslarında olmaması hikayeye dikkatinizi daha fazla vermenizi sağlıyor. Finalde ise hadi bir ter köşe daha yapalım demişler. Bu olmalı mıydı biraz tereddütte kaldım. Yine de akıcı kendini izlettiren bir filmdi.

Filmin kurgusu oldukça iyiydi zaten gizemi bu şekilde ayakta tutuyordu. İkili sorgulama sahneleri, sorgular arasındaki geçişler ve farklı bakış açıları aslında başkalarının hikayelerini tek taraflı dinlediğimizde nasıl yanılgıya düşebileceğimizi gösteriyordu bize. Bu açıdan da filmi başarılı bulduğumu söylemeliyim.

Başarılı bir yazar eve geldiğinde karısını ölü bulur ve polise haber verir. Polis geldiğinde yazara baskı kurar ve onu cinayeti işlemekle itham eder. Baskı karşısında yazar kaçar ve polis kovalamaya başlar. Yazar sonunda bir apartmana girer ve burada bir kadından yardım ister. Burada bayılır kendine geldiğinde ise polisler evdedir ve bir de ceset vardır. Cesette kadının kocasıdır. Kadın yazarı kocasını öldürmekle suçlar ve her ikisi olayı anlatmaya başlar. Tabi hikaye içinde hikayeler vardır.

İzlenebilecek başarılı bir film. **** Yönetmen – Senaryo: Abhay Chopra Oyuncular: Sidharth MalhotraSonakshi SinhaAkshaye Khanna https://www.imdb.com/title/tt6692354/

The Outsider (2018)

the outsiderFilm kendini izlettiriyor izletmesine de çok fazlada tatmin etmiyor. Jared Leto‘ya bu rol oturmuş mu onda da emin değilim. Evet iyi oynamış, iyi iş çıkarmış ama daha sert yüz ifadeli birisi sanki daha iyi olurdu. Neyse Leto’ta her şeyiyle oynamış ana karakteri ancak karakterde biraz sorun vardı. Evet karakter zaten sorunlu bir karakter ama hakkında en ufak bir şey bile bilmeyişimiz karakteri anlamakta zorlanmamı hatta anlayamamamı sağladı. Yani amacı ne bir türlü çıkaramadım.

Bu bağlamda filmde bir amaç bulamadı. Zaten dışarıdan gelen yakuza, samuray filmi çok izlemişken bu filme gerek var mıydı tartışılır. Her şey bir oyun muydu, Amerikalı abimiz ne ayaktı anlayamadım. Gelen olarak yavaş giden, çekim olarakta pek haz etmediğim film oldu. Kısaca filmin özeti şu şekilde:

İkinci Dünya savaşı sonrası Amerikalı Nick bir Japon hapishanesinde yatmaktadır. Buradaki tek yabancıdır. Neden yatar, suçu nedir bilmeyiz. Bu esnada beraber kaldığı mahkumlardan biri intihara teşebbüs eder ve Nick onu kurtarır. Sonra diğer mahkumla bir anlaşma yapar. Adam harakiri yapacak, Nick onun ölmesine izin vermeyecek, adam hastaneye çıkınca adamları onu kaçıracaktır. Bunun karşılığında da Nick’i içeriden kısa sürede çıkaracaktır. Planlanan olur bir süre sonra Nick kendini yakuzaların içinde bulur hatta kendisi de bir yakuza olur. Tabi onların içine girme hikayesi girdikten sonraki karmaşa hepsi anlatılır. Tabi Nick’e nasıl bu kadar güvendiler de en üst kademeye  kadar çıkardılar o ayrı bir konu. Buna pek anlam veremedim.

Neyse hızla akmayan, son dönem çokta iyi olmayan Netflix yapımlarından biri. Çok boşunuz varsa izleyebilirsiniz. *** Yönetmen: Martin Zandvliet Senaryo: Andrew Baldwin Oyuncular: Jared LetoTadanobu AsanoKippei Shîna https://www.imdb.com/title/tt2011311/

Ghost Stories (2017)

ghost storiesSon dönem izlediğim filmler arasında başarılı bulduğum bir film Ghost Stories. En azından beni biraz olsun şaşırtmayı, bir iki sahnesi ile de germeyi başardı diyebilirim. Ancak ne bir korku filmi olarak korkutucu, ne de bir gerilim filmi kadar geriyor. Biraz dramı fazla diyebiliriz filmin.

Aslında filmin tanıtımından mıdır nedir üç ayrı hikaye izleyeceğimi düşünüyordum filmin başına oturduğumda evet izledim de ama hiç bir hikayenin sonu yoktu. Bu gariplik beni biraz daha filme bağladı. Nihayet final aslında o kısa hikayelerin birbirine nasıl tutturulduğunun açıklaması oldu.

Hayaletlerin varlığını araştıran bir yazar bu işe bulaşmasını sağlayan ve aniden ortadan kaybolan bir yapımcıdan mesaj alır ve onla görüşmeye gider. Adam ona araştırması için üç hikaye verir. Bu şekilde gerekten hayaletler var mıdır görecektir. Bu hikayeleri de biz izlemeye başlarız.

Filmin renkleri, ışıkları, oyunculukları oldukça güzeldi. Bilhassa ışık ve renkleri çok beğendim. Hikaye sevdiğim türdendi ama çok yeni bir şey katmıyordu izleyene. Yine de keyifle izlenebilir. Tavsiye ederim. */ Yönetmen – Senaryo: Jeremy DysonAndy Nyman Oyuncular: Andy NymanMartin FreemanPaul Whitehouse https://www.imdb.com/title/tt5516328/

Early Man (2018)

early manGarip bir Türkçe çeviri örneği var karşımızda yine. Ne alakaysa Early Man, Türkçeye çevrilirken, “Taş Devri Firarda” olarak çevrilmiş. Hadi “taş devri”ni anladım “firarda” ne ya. Filmin konusunda bile firar ile ilgili bir şey yok. Neyse, animasyon da günümüze atıflar çok ama sadece animasyon olduğu için izlenimi keyifli. Yoksa çok başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Tabi birde ben filmin konusunu direkt Cem Yılmaz’ın AROG filmine benzettim. Onda da geçmişe döndüğü sahnelerde yapılması gerekenler hatta karakterler bile bu filmdekilere benziyordu. Aslında bu şekilde filmi de özetlemiş oldum.

Taş devrinde bir kabile yaşamaktadır. Bir gün bulundukları yerlere garip yaratıklar tarafından saldırı olur. Sonra öğrenirler ki bu saldırı Bronz Çağına geçmiş insanlar tarafından yapılmıştır ve onları topraklarından ederler. Topraklarını geri almak içinse atalarının duvarlara yazdığı ama onların anlam veremediği bir oyun oynamaya karar verirler. Bu oyun futboldur. Ancak ne acıdır ki Bronz çağındakiler futbol konusunda çok iyilerdir. Ancak evlerini geri almak için başka seçenekleri yoktur.

Animasyon tekniği açısından değişik bir şey yoktu filmde. Göndermeler yerindeydi ama çocuklara futbol sevdirelimin ötesine geçmiyordu film. **/* Yönetmen: Nick Park Senaryo:  Mark Burton James Higginson Seslendirenler: Eddie RedmayneTom HiddlestonMaisie Williams https://www.imdb.com/title/tt4701724/

Gon-ji-am (2018)

gonjiamDefalarca izlediğimiz bir konunun Güney Koreliler tarafından tekrarı var karşımızda. Her ne kadar korkutup ürkütmese de fena bir izlenim sunmuyor. Filmde yeni hiç bir şey yok. Yönetim, senaryo, sahneler her biri aslında türdeş filmleri ile aynı. Tek fark ise Korece olması.

YouTube üzerinden yayın yapan bir korku kanalı için yeni bir bölüm hazırlıkları yaparlar. Grubun kurucusu ve beraber çalıştığı üç kişi, internetten izleyicileri olan üç kişi yada alır ve uzun yıllar önce terk edilmiş olan bir akıl hastanesine giderler. Burası için klasik hayalet hikayeleri vardır. Amaçları ise burada canlı yayında bir gece geçirmek ve bir milyon izleyici sayısına ulaşmaktır. Hazırlıklar başlar, herkes toparlanır ve binaya girerler. Her katı gezerek hikayesini anlatmaya başlarlar. Burada bir ruh çağırma seansı da gerçekleştirirler. Daha sonra garip olaylar olmaya başlar. Aslında bu olayların bazıları planlıdır ama bunu sadece ana ekip bilir derken olaylar ciddileşince ortalıkta bir can pazarı başlar.

Çok fazla şey vermeyen oyunculukları iyi klasik bir film var karşımızda. **/* Yönetmen – Senaryo: Beom-sik Jeong Oyuncular:  Seung-Wook LeeYe-Won MunJi-Hyun Park https://www.imdb.com/title/tt8119752/

Deadpool 2 (2018)

deadpoolMarvel’in en sevdiğim ve artık beklediklerini başında gelen bir kahraman Deadpool. İkinci filmini de keyifle izledim. Sanıyorum artık boka saran ve tat vermeyen süper kahramanlar evrenine Deadpool ilaç gibi geliyor. Bilhassa Marvel evreninin ve hayatın öz eleştirisini yapması, seksenlere olan göndermeleri benim filmi keyifle izlemeniz sağlıyor.

Tabi süper kahraman filmi olunca film aksiyonsuz da olmuyor. Her ne kadar aksiyon artık alıştığımız klasik aksiyon olsa da araya sıkışan espriler aksiyonu da izlenebilir kılıyor. Bu sebepten dolayı artık alışılagelmiş aksiyon sahneleri bile keyif veriyor.
Wade mutlu mesut sevgilisi ile yaşarken saldırıya uğrar ve sevgilisini kaybeder. Bunun depresyonu içindeyken birden gelecekten Cable diye biri gelir ve gelecekte azılı bir suçlu olacak bir çocuğu öldürmeye çalışır. Wade Cable’ı yakalamak için bir grup toplar ve işe koyulur. Bu şekilde macera başlar.

Oldukça keyifli bir film Deadpool 2. Tabiki görsel ve senaryo açısından çok bir yenilik içermiyor bazı sahnelerde hata genel bağlamda kopukluklar da yok değil. Yine de kendiyle bile dalga geçen bir film için göz ardı edilebilecek bir durum bu. İzleyin derim. **** Yönetmen: David Leitch Senaryo: Rhett ReesePaul Wernick Oyuncular:  Ryan ReynoldsJosh BrolinMorena Baccarin https://www.imdb.com/title/tt5463162/

Jurassic World: Fallen Kingdom (2018)

jurassic world fallen kingdomBir önceki filmin devam niteliğinde çekilmiş ama onun kadar bekleneni vermemiş bir film. Hikaye diğer filmin enkazından ortaya çıkmış. Toparlanmaya çalışırken de mantıksızlıklar almış başını gitmiş. Tam bir temele oturmayan, basit bir konu etrafında adından nasılsa para kazandırır amacıyla yapılmış bir film olmuş.

Eski parkta dinozorlar hayatlarına devam etmektedir ama parkın bulunduğu bölgedeki yanardağ faaliyete geçmiştir. Bu da oradaki tüm türlerin yok olması anlamına gelecektir. Eski park müdiremiz ise dinozorları koruma derneğinin başındadır. Günün birinde bir teklif alır ve eski dinozorları bakıcısını da yanına alarak parka dinozorları kurtarmaya gider. Ancak orada öğrenirler ki dinozorları korumak için değil satmak için istemektedirler. Tabi bunu öğrenen ekibimiz bunun karşısında durur. Bu esnada bu işi yüklenen şirket askerlerin kontrol edebileceği bir dinozorları üzerinde çalışmaktadırlar. Bunun karşısında duracak olanlarda bizim kahramanlarımızdır. Tabi burada bir diğer hususta devreye girer. Genetik çalışmalar sadece dinozorları üzerinde yapılmamış insanlar üzerinde de yapılmıştır.

Bir sonraki bölüm için ise dinozorları dünyada serbest bırakıldı bu şekilde yeni bölümün nasıl şekilleneceğini gömüş olduk. Muhtemelen insanlar ve dinozorla arasındaki bir savaş olası diğer bölümde.

Nedendir bilmiyorum ama bana film daha çok genç nesil için yapılmış izlenimi verdi. Belki eski Jurassic Parkları aradığımdandır ama World serisinde de bence beklenen etkiyi vermemiş.
Aksiyonu bol ve dinozorları seviyorsanız izleyiniz yoksa genel olarak tatmin eden bir film değil. *** Yönetmen: J.A. Bayona Senaryo: Derek ConnollyColin Trevorrow Oyuncular: Chris PrattBryce Dallas HowardRafe Spall https://www.imdb.com/title/tt4881806/

House of Wax (2005)

house of waxHadi vakit geçsin derken izlediğim bir filmdi House of Wax. Gerçi izleyebildim mi çok emin değilim. Boş boş bakmış olabilirimde. Yani o kadar sarmadı film beni. İşin şaşırtıcı tarafı ise filmde Paris Hilton’un oynamış olması. Oynamış demeli miyim bilmiyorum sanırım on dakika gözükmedi film boyunca. Film 1953 yılında yapılmış aynı isimli filmin yeniden çekimi. İlki ile ilgili bir yorum yapamayacağım ama eminim ki bundan iyidir.

Bir kaç arkadaş tatile çıkarlar derken bir kasabaya varırlar. Kasaba yaşayan bir yer gibi gözükür ama kimse de yoktur ortalıkta. Derken adamın birini görürler. O gençlere yardımcı olmaya çalışır ama aslında anlarlar ki o adam da bir katildir ve kovalamaca başlar. Aslında bir başkası daha vardır o da insanları yakalar ve canlı canlı bal mumuna batırır. Aslında şehrin tüm sakinleri bu haldedir. Bizim gençlerde kendi paçalarını kurtarmaya çalışırlar.

Korkutmaya bunun yanında artı vermeyen boş bir filmdi. Amacı ve nereye gideceği belli değildi. Filmin sonunda bak devamını da getiririz karesi de getirilmiş ama umarım gelmez. Yönetim ve oyunculuklarda pek işe yaramazdı. * Yönetmen: Jaume Collet-Serra Senaryo:  Charles BeldenChad Hayes Oyuncular: Chad Michael MurrayParis HiltonElisha Cuthbert https://www.imdb.com/title/tt0397065/

son zamanlarda izlediklerim

 

Visions (2015) Yönetmen: Kevin Greutert Çok iyi bir senaryo olmamakla birlikte keza bunu oyunculuklara da indirgersek aynı şekilde filmin sonuna doğru yapılan sürpriz filmin izlenimini keyifli kılıyor. Son dakikaya kadar klasik tarikat filmi gibi ilerlese de sonda güzel bağlanmış. ***

Avalon (2001) Yönetmen: Mamoru Oshii Avalon kesinlikle izlenmesi gereken filmler arasında. Ne gerçek ne değil yönetmen bunu günümüzdeki oyunlar üzerinden sorgularken, bunu değişik bir görsellikle yapmış. Filmde bulunan karakterler, onların ölümleri, tüm ayrıntılar birer gönderme içeriyordu. Müzikler ise Steve Aoki’ye ait ve çok iyiler. *****

Apocalypto (2006) Yönetmen: Mel Gibson Filmi daha önce televizyon ekranlarında görmüş ama izlememiştim bu kez oturup izleyeyim dedim. Bu arada ben hiç mi Mel Gibson filmi izlemedim anlamadım. Etiketlerde adına rastlamadım çok ilginç. Neyse film oldukça etkileyici ve şiddet dolu. Bir kabile kendi halindeki bir başka kabileye onları tanrıya kurban etmek için saldırır. Biz de bu gerilim dolu süreci izlerin. Ben filmi beğendim. *****

Ammar 2: Cin Istilasi (2016) Yönetmen: Ozgur Bakar Farklı bir konu karşımıza çıkmıyor bu filmde de. Zamanında polis kayıtlarında olan bir video kaset öğrencilerin eline geçer ve öğrenciler belgesel çekmek için araştırmaya başlarlar. Hatta yurt dışına uzman yorumları almak için giderler. Sonuçta geri dönüp olayların yaşandığı yere varırlar ve çekimler esnasında olaylar başlar. Oyunculuk ve görsel olarak çok fazla tatmin etmese de genel olarak bir iyileşme var. **

Colossal Yönetmen: Nacho Vigalondo Çok değişik bir film Colossal. Hayatta başarı gösteremeyen işinden kovulmuş, sevgilisi tarafından evden atılmış ablamız çareyi doğduğu memlekete gitmekte bulur. Oraya vardığında ise bir yaratık Güney Kore’ye saldırmaya başlamıştır. Ne olup bittiğini anlamaya çalışırken bu yaratıkla bir ortak yönü olduğunu keşfeder. Onu yönetebilmektedir. Tüm dünyanın kaderi neredeyse elindedir. Ancak bu durumu çözmek için geçmişi ile de yüzleşmesi gerekir. Bence izlenmesi gereken keyifli bir film. ****

Mr. X (2015) Yönetmen: Vikram Bhatt Aksiyonu bol bir film Mr. X. Hintlilerin süper kahramanı diyebiliriz kendisi için. Özel bir teşkilatta başarılı bir ajan olan abimiz, yine aynı teşkilatta görevli ajan olan kız arkadaşıyla evlilik hazırlığı yaptığı için teşkilattan ayrılacaktır. Bir gün ikisi de son bir görev için çağrılır. Gittiklerinde abimiz devlet başkanını öldürmek için zorlanır yoksa sevgilisi öldürülecektir. O da başkanı öldürür ama bu kez de aranan biri olmuştur. Peşlerinden giderken abimiz bir fabrikaya gider ve burada bir şeyin içine düşer ve patlama olur. Bütün vücudu yanmıştır ve kimyasallar onun sadece gün ışığında görünmesini sağlamaktadır. Bu şekilde intikam almak için geri döner. ***

 

Gong fu yu jia (2017) Yönetmen: Stanley Tong Ne izlesem diye bakındığımda şöyle eğlenceli bir şeyler olsun dedim ve listeleri süzmeye başladım. Fantastik, tarihi, aksiyon derken bu filmi buldum. Sonra baktım ki Jackie Chan filmiymiş. hikaye beni sardı. Öyle çok bütçeli bir filmde değildi zaten çok şey beklememek lazım. Çin’de başlayan hikaye, Hindistan’ı da geçtikten sonra Arap yarımadasında son buldu. Jackie ünlü bir arkeolog ve bir hazinenin peşindedir. Ama sadece iyiler bu hazinenin peşinde değildir tabiki. ***

Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales (2017) Yönetmen: Joachim Rønning, Espen Sandberg Film beni çok fazla tatmin etmedi. geri kalan filmlerden bir kolaj yapılmıştı sanki. Düzgün bir hikaye göremedim. Yine Kaptan Jack’ın klasik tavırları karşımıza çıkıyordu ama sanki bu sefer oyuncular da sanki biraz zorlama geçmişler gibiydi kamera karşısına. Filmin sonunda yine bir devam olur beklentisi yarattı ama bence daha özgün konular ve daha akıcı bir senaryo ile işin içine girmeleri lazım. Bu film nasılsa parasını kazanırız tarzı bir film olmuş. Beni hiç tatmin etmedi. **

A Cure for Wellness (2016) Yönetmen: Gore Verbinski Güzel ilerleyen bir senaryoya sahip film. Sonuna kadar merakınızı korurken olayların akışına kendiniz kaptırıyor hikayeyi çözmeye çalışıyorsunuz. Oyunculuklar da oldukça başarılı. Çekimler bilhassa filmin mekanları ve atmosferi çok başarılı. Zaten çekilen yerleri izlemek için film izlenebilir. Lockhart adında genç bir iş adamı patronlarının yattığı bir merkeze onu geri almak için gönderilir. Ancak bir süre patronu ile görüşmekte zorlanır. Daha sonra olumlu bir bilgi alamayınca geri döner ve dönerken de bir kaza yapar. Bu kez gözlerini açtığına kendini bu merkezde hasta olarak bulur. Ancak burada garip bir şeyler dönmektedir. Onları arayıp kurtulmaya çalışır. ****

 

King Arthur: Legend of the Sword (2017) Yönetmen: Guy Ritchie Film görsel olarak tatmin edebilir seviyeydi olsa da ben hikayeyi ve işlenişi pek sevmedim. Tarihi bir karakterin hikayesi günümüz zıpır aksiyon karakterine çevirmek bence güzel bir fikir olmamış. Bu konuda beni tatmin edemedi. Daha özüne bağlı daha gerçekçi bir film beklerdim. Kendimi İngiliz milliyetçisi gibi hissettim. Dava bile açabilirim şimdi bak. ***

Çalgi Çengi Ikimiz (2017) Yönetmen: Selçuk Aydemir Filmi sinemada izlememiştim. Neyse ki televizyona düştü ve izleme fırsatı buldum ve çok şey kaçırmadığımın farkına vardım. Tabi ekip para kazansın diye sinemaya gitmek vardı ama o kalabalık curcunaya girmekte hiç işime gelmedi açıkçası. Neyse. Ekibin izlediğim en vasat filmi diyebilirim bu film içim. Elle tutulur hiç bir tarafı yoktu filmin. Umarım bir sonraki daha iyi olur. **

 

Saklı (2015) Yönetmen: Selim Evci Film Türkiye’deki iki farklı orta yaşlı erkek (orta demeyeyim yaşlı diyeyim) profilini çiziyor. Biri efendi kendi halinde herkesin sevdiği bir müzisyen, diğeri ise bildiğimiz klasik tutucu, kuralcı geleneklerine bağlı bir adam. İkisinin ortak tarafı kızlarının olması. Ve bu kızlarında arkadaş olmaları. Müzisyen olan kızının arkadaşı ile bir ilişki yaşarken, diğeri ise bir Rus kadına ev açmış onunla ilişki yaşamaktadır. Film bu iki karakterin profilini çizerken, tutucu babanın kızının aslında tutucu olmayan baba profiline yakınlık hissetmesinin nedenlerini de sorguluyor. Film sıkmadan ilerlese de ben bir şeylerin yarıda bırakıldığı filmleri sevmiyorum. Tamam akıl kurcalayan bir şey olur kesersin izleyici düşünsün diye ama ben bu filmde e ne oldu yani dedim ve bir son bekledim. İki karakter bir araya gelir ve sigara içerler. Şimdi ben böyle yazınca biraz kopuk gibi oldu değil mi anlattıklarımla. Onun için izleyin derim. Ama daha iyi bir final olabilirdi. ****

Wonder Woman (2017) Yönetmen: Patty Jenkins Wonder Woman fanatiği değilim. Bu filmi sevdim mi diye sorarsanız oh işte derim. Aynı hikayelerin önümüze farklı bir şekilde sunulup farklı kahramanlarla karşımıza çıkması beni sıktı. Gerçi bu Wonder Woman’ın ortamlara çıkışını anlatan ilk film olasa da daha farklı bir şekilde karşımıza çıkabilirdi. Film görsel olarak tatmin etmedi. Aksiyon sahneleri de görmediğimiz cinsten vay dedirtecek gibi değildi. Filmin süresinin uzunluğu ilk defa bende bir aksiyon filmini izlerken sıkıntı yarattı. Bunu sebebi sanki olayları çok başından alması zaman zaman gereksiz ayrıntılara yer vermesiydi. Film 3D idi ama bu konuda da beni tatmin ettiğini söyleyemeyeceğim. Neyse ki filmdeki tabirler Diana yarı çıplaktı. 🙂 ***

Alamet-i Kiyamet (2016) Yönetmen: Doga Can Anafarta Muhtemel devamı gelecek filmin Rosemary’s Baby filminden tek farkı Türkiye’de çekilmiş olması. Genç kızımız kendisinden yaşça büyük ve zengin bir adamla ilişki yaşar. Adam ona garip bir apartmanda bir daire tutar. Bu sırada apartmanda da garip komşuların dışında da acayip şeyler dönmektedir. Kızımız bir süre sonra halüsinasyonlar görmeye başlar ve zaman kaybı yaşar. Binadan uzaklaşmaya çalıştıkça da daha fena şeyler olur. Aslında binadaki tarikat onu şeytanı doğurması için seçmiştir. Oyunculuklar fena değildi. Ancak korkudan çok gerilim filmi olan film bu onuda da başarısızdı. Keşke biraz daha hikayenin üzerinde dursalarmış. ***

Devil’s Domain (2016) Yönetmen: Jared Cohn Vakit geçsin diye izlemiştim bu filmi sanıyorum gece devamını getiremeyip ertesi gün devam ettim. Genç bir kız okuldaki arkadaşları tarafından alay konusu olur ve zor durumda kalır. Aynı zamanda lezbiyen de olan bu kız arkadaşlarının gizli çektikleri videosunu yayınlayınca iyice hayatı çekilmez bir hal alır. Bu esnada ona internetten bir kadın ulaşır. Bu gizemli kadın onun bu sıkıntılarına çare olacağını söyler ona güzel bir hayat yaşatacaktır. Bu kadınla bir anlaşma yapar sonra öğrenir ki bu kadın şeytanın ta kendisidir. Ancak işler istediği gibi gitmez ve ona kötülük yapan arkadaşları feci bir şekilde öldürülür ve bunlar internette yayınlanır. Kızımız pişman olur ama bu işten sıyrılabilecek midir yollarını arar. *

The Autopsy of Jane Doe (2016) Yönetmen: André Øvredal Küçük mekan ve kısıtlı oyuncularla bence çekilebilecek şekilde etkili çekilmiş bir gerilim filmi. İlk önce bir otopsiyi izleyeceğiz ya kadın canlı çıkacak ya da hayaleti ortada dolanacak diye düşünmüştüm ama film farklı bir şekilde yol aldı. Üstüne üstlük bunu direk vermedi ve zamana yayarak ne olduğunu anlatma konusunu izleyiciye yavaş yavaş işledi. Bir kokru filmi olmamakla birlikte başarılı bir gerilim filmi olarak buldum filmi. Bir baskın sırasında bir evin bodrumunda kadın cesedi bulunur. Bu ceset hiç bozulmamış ve bembeyazdır. Üstünde hiç bir iz yoktur. Otopsi için ceset özel bir merkeze götürülür. Burada görevli bir baba ve oğul vardır. Gece ayrısı cesedi incelemeye başlarlar ama ceset yeni ölmüş birine benzememektedir. Cesedi araştırmaya başladıkça merkezde de garip olaylar dönmeye başlar. ****

 

Miljung The Age of Shadows (2016) Yönetmen: Jee-woon Kim Yönetmenin başarılı filmleri olduğunu biliyorsunuz buna bir yenisini de eklemiş bulunuyor. Film Kore’nin Ocsar adayı olan tak filmi olmuş alamadı tabi o başka. Bu kez yönetmen polisiyeye ek olarak Kore tarihini de içermesi. Baş rolde Song Kang-Ho ve Gong Yoo’yu görüyoruz. Film 1920’de Japon işgalinde Kore’nin Kardeşler adındaki bağımsızlık örgütünün çökertilme çabasını anlatıyor. Bir zamanlar Kore’nin bağımsızlığı için çalışan bir komiser daha sonra Japonlar için çalışmaya başlamıştır. Ona görev olarakta örgütün bölgesel liderini yakalama görevi verilmiştir. Komiser araştırmaya başladıkça kendini örgütün içinde bulur ve örgüt lideri ile yakınlaşır. Bu esnada bağlı bulunduğu birimi görevini sorgulamaya başlar. Keyifli izlenebilir, görsel açıdan da oyunculuk bakımından da başarılı bir film. *****

AfterDeath (2015) Yönetmen: Gez Medinger, Robin Schmidt Yine ne izlesek kervanında bir film. Sonunu getirebildiğimi söyleyemeyeceğim. Bunun nedeni filmin sonunun bende bozuk olması devam da etmedim zaten. Çok gerekli görmedim. Film İngiliz yapımı. Üzerinde pek durulmamış yapım bu bakımdan hem görsellik hem de oyunculuk olarak çok fazla tatmin etmiyor. Konu ise şu şekilde. Robyn gözlerini açtığında bir sahildedir. Etrafa bakındığında bir ev ve bir fener görür. Eve doğru gider ve içeri girdiğinde bir grup gencin eğlendiğini görür. Neden burada olduğunu sorgulamaya başlar. Fener ışığı eve geldiğinde hepsi acı çekmektedir. Birde ortaya çıkan ve onları rahatsız eden bir duman vardır. Neden burada olduklarını sorguladıklarında aslında ölmüş olduklarını arafta olduklarını anlarlar. Buradan kurtulmak için kara dumanı yakalarlar ve buradan çıkmaya çalışırlar. Bu sırada dünyada yaptıklarıyla yüzleşirler. *

A Monster Calls (2016) Yönetmen: J.A. Bayona Aslında bu film sıradan çocuk filmidir diye düşünüp izlemeyi uzun süre ertelemiştim. Sonra hadi çocuk filmi izler eğlenirim dediğimde iyi bir drama olduğunu anladım. Evet yine biraz çocuksu değil miydi öyleydi ama başarılı bir şekilde işlenmiş bir filmdi. Biraz fantastik, biraz gerçeklik yeterli oranda karşılaştırılmış ve güzel bir film çıkmış ortaya. Bence uyarlaması iyi yapılmış filmlerden biri olabilir. Çok fazla sırıtmıyordu hikaye. Bence izleyin. *****

Teenage Mutant Ninja Turtles: Out of the Shadows (2016) Yönetmen: Dave Green İlk film hakkında da iyi şeyler yazmamıştım ikincisi hakkında da çok iyi şeyler söyleyemeyeceğim. Shredder hapiste atılmıştır ama çılgın bir bilim adamı onu kaçırır. Bu sırada Shredder Beyin ile tanışır ve ortaklık yaparlar. Beyin Teknodromu dünyaya getirecektir. İşlem başlar. Ninja Kaplumbağalar ile bu işin peşine düşer ancak aralarında da biraz güven sorunu vardır. Ben bu kaplumbağaların korkutucu görüntüsüne hala alışamadım. Gerçi Megan Fox hatırına çiğ tavuk yenir. **

Collateral Beauty (2016) Yönetmen: David Frankel Film beklediğimden daha iyi çıktı diyebilirim. Aslında biraz da aksiyon olur diyordum ama olmadı. Filmi bu kadar bilinçsizlikle izlemeye başladım siz düşünün. Sonra gördüm ki çok sağlam bir kadrosu varmış filmin. Sonra da bu kadroya bu film gitmiş mi diye düşünmeye başladım. Evet film güzel hoş ama bu kadro için biraz sönük kalmış. Ünlü bir reklamcı kızının ölümünden içine kapanmış her şeyden elini ayağını çekmiştir. Şirket ortakları ve arkadaşları onu geri getirmek için çabalamış ama muvaffak olamamışlardır. Bunun üzerine dedektif tutarlar ve onu izletirler. Onun duygulara mektup gönderdiğini görürler ve buradan giderek onun imza yetkisini resmi olarak alabileceklerini düşünürler. Mektup attığı üç olguyu canlandıracak birer oyuncu bulurlar ve onunla yüzleştirirler. Ancak bu yüzleştirme herkesin hayatını değiştirecektir. *****

 

Goksung (2016)  Yönetmen: Hong-jin Na Çok başarılı bir Kore filmi karşımızda. Kesinlikle izlenmesi gerektiğini düşündüğüm için çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Hikayesi, kurgusu oyunculukları her şeyi ile çok başarılı. Zaten yönetmenin diğer iki filmi de oldukça başarılıydı. Bunların arasına bir yenisini eklemiş oldu. Küçük bir kasabaya bir yabancı geldikten sonra bir hastalık yayılır. Bu hastalık zombi gibi bir şeydir. İnsanlar başkalarına saldırıp onları yemeye başlamaktadırlar. Polis bu olayı araştırmaya başlar. Kendi halinde bir polis memurunun kızı da bu hastalığa yakalanır. Bu sessiz, sakin korkak polis kızını kurtarmak için elinden geleni yapar ancak neye karşı savaştığını bilmemektedir. Dediğim gibi çok başarılı bir film ve kesinlikle izlenmeli. *****

Psişik (2016) Yönetmen: Mustafa Kara Sanıyorum bir kaç arkadaş birleşip film yapmışlar. Öncelikle ses berbattı bununla birlikte oyunculuklar ve hikaye de çok fazla işe yaramıyordu. Neden izledim peki? Meraktan. İnsanın başına ne gelirse demişler. Neyse ki benim başıma bir şey gelmedi henüz. Baş oyuncumuz rüyasında olan şeyleri görmektedir. Bu arkadaşın bir de Rus karısı vardır. Psikologa gider ama psikolog onun dediklerini çok tavsif etmediği için onu istemez. Sonra bir hoca çağırır. Hoca kötü yere uğradığını söyler daha iyi bir hoca bulmak için gider. Bu esnada evde de garip şeyler olur. Film güya gerçek bir olaydanmış her zamanki gibi. *

Papurika (2006) Yönetmen: Satoshi Kon Efsane bir anime Paprika. Neyin gerçek neyin hayal olduğunu bu animeyi izlerken karıştırıyorsunuz. Hoş karakterler de karıştırıyor. Biraz Inception benzeri diyeceğim ama bu anime ondan daha önce piyasaya çıkmış. Uyarlama olduğunu da hesaba katarsak bunun geçmişi diğerinden daha eskiye dayanıyor. Neyse. Bilim insanları rüyaları kaydeden ve ona hükmeden bir cihaz yaparlar. Bunu insanların psikolojik sorunlarını çözmek için kullanırlar. Bunu çözmek için de Paprika adında bir karakter onların rüyalarına dahil olur. Bu durum biraz da Cell filmine benziyor. O da aslında bu animenin atası olabilir. Neyse cihaz biri tarafından çalınır ve hacklenir. Bununla birlikte tüm insanların rüyalarını birleştirecek duruma gelir ve tüm insanlar rüya ve gerçek arasına sıkışır. Bu illetten insanlığı kurtarmak Paprika’nın görevidir. Kesinlikle izlenmeli. *****

Salur Kazan: Zoraki Kahraman (2017) Yönetmen: Burak Aksak Filmin yönetmenini senaristini duyunca hemen izleyeyim dedim filmi. Ancak tüm hevesim kursağımda kaldı. Burak Aksak’tan böyle bir film beklemezdim ve bu filmi izlememiş sayıyorum kendimi. *

11 (2017) Yönetmen: Can Varol Değişik bir konuyu ele alan film oyunculuk ve yönetim bakımından sınıfta kalıyor. Aslında hikayesi fena değil ama işlenişi daha iyi olsaydı daha iyi bir film çıkabilirdi karşımıza. Üniversite son sınıf öğrencisi bir kız otoskopi rahatsızlığı olduğu için ilaç kullanmaktadır. Ancak bir süre sonra rahatsızlığı ilerler ve kendisinin sürekli izlendiği kanısına kapılır. Bu iş iyice çığırından çıkar. Tabi bu durum yakın arkadaşı ve sevgilisine de zarar vermektedir. Doktordan çok yardım istemeyen kızımız işi kendisi çözmeye kaçışır. Bu esnada gizemin çözüleceğini düşündüğü doğduğu yere giderler ve farklı bir olayın içinde bulurlar kendilerini. Filmin finali de fena değil. Aslında baktığımızda son dönemin gerilimi iyi Türk filmlerinden sayılır. ****

The Mummy (2017) Yönetmen: Alex Kurtzman Hikayesi ve askiyon sahneleri ile kendini izlettiren bir yapım olmuş. Her ne kadar görsel olarak bazı eski filmlerin tekrarlarını görsem de tatmin etti diyebilirim. Zaten işin içine mısır ve gizem girince izlemek benim için keyif oluyor. Nick, Irak’ta görevli bir askerdir. Aynı zamanda burada bulduğu tarihi eserleri gizlice satmaktadır. Yine eser peşinde koşarken bir kasabada saldırıya uğrarlar. Bu saldırı sonrasında yer alında bir mezar bulurlar. Bu Mısır’dan uzakta bir Mısır mezarıdır. Mezardan lahiti çıkarırlar ama bu sadece tüm belanın başlangıcıdır. Çünkü bu lahitte çok kötü bir güç yatmaktadır ve tüm insanlık tehlikededir. Bu sırada seçilmiş olan Nick, bir taraf seçmek zorundadır. ****/*

Fi (2017) Yönetmen: Mert Baykal Kitap hakkında ok söyleyecek bir şeyim yok. Çünkü okumadım. Zaten kitabın bu kadar popüler olmasını da tamamen pazarlama gücüne dayandırıyorum. Neyse gelelim filme. Bence iyi bir uyarlanmış film. Gerek oyuncu kalitesi, gerek çekimleri ve kareleri, gerek müzikleri oldukça başarılı. Tabi bir de alışılmışın dışında işlenmesi dizinin başarısına etkili oldu. Yani herkese hitap etmeyen bir dizi. Tabi dizinin internette olması bir artı sahnelerde ve sözlerde sansür uygulanmıyor. Ne zaman dile dolanır bilmem ama. Konuyu anlatmıyorum zaten biliyorsunuzdur. *****

Teoneol (2017) Yönetmen: Shin Yong-Whee, Nam Ki-Hoon Bir dizi izleyeyim Kore dizisi oldun derken gördüğüm fantastik polisiye Tunel. Kurguyu başarılı buldum. Heyecanı yerinde. Tam ne oldu ne bitti iş çözüldü derken bir şekilde yine olayı karıştırıp içinde tuttu dizi. Oyunculuklar iyiydi. Kurgusu aynı şekilde. Seksenli yıllarda bir seri katil cinayetler işlemektedir. Polis memuru bu katilin peşindeyken onu bir tünelde sıkıştırır. Ama tam bu esnada bir şey olur ve otuz yıl sonrasına günümüze gelir. Ne olup bittiğine anlam veremez. karakolda eski yardımcısını bulur ve olayı ona anlatır. Ama etrafındaki herkes olmayan geçmişinden bir parçadır ve yeni bir cinayet furyası başlamıştır. ****

Deccal 2 (2017) Yönetmen: Ozgur Bakar Sıcağı sıcağına yazayım dedim filmi. İlk filmde Deccal’in doğumuna engel olamamışlardı. İkinci filmde de son vaftizini engellemek için uğraşıyorlar. Bunun için Hristiyanlar, Müslümanlar bilinçsiz de olsa bu işi durdurmak için bir olurlar. Ancak bu kez karşılarındaki daha zorlu bir rakiptir. Velhasıl muvaffak olamazlar ve üçüncü film için zemin hazırlanır. Her ne kadar filmi hikayenin işlenişini çok benimsemesem de böyle seri şekilde ilerlemesi izlemem için neden oluyor. Oyunculuklar yine iyi değildi. Hikaye de kopukluklar vardı. Ses ile ilgili sıkıntı vardı. Hatta bir sahnede yönetmenin kestik dediğini duydum. Çok fazla karartı sallantı ve gürültü yoktu bu bakımdan film iyiydi ancak tatmin etmedi. ***

El Orfanato

El Orfanato 2007 yapımı İspanyol filmi. Aslında filmi geçtiğimiz günlerde izlerken büyük bir dejavu hissine kapıldım. Filmin ana hatlarıyla konusunu hatırlıyor hatta bazı sahneleri bile tahmin edebiliyor ancak bir türlü izleyip izlemediğim konusunda kesin bir karar veremiyordum. Arada izleyip unuttuğum yada uyku ile uyanıklık arasında geçiştirdiğim bir film miydi El Orfanato anlamadım. Aslında iyi filmmiş yani izlemeden bırakmam normalde. Peki neden yazmadım buraya o ayrı bir muamma. Neyse.

Bir korku filmine başlarken çok şey beklemem. Zaten bu zamana kadar çekilmiş korku filmlerinin haddi hesabı yok. Sadece içlerinden sıyrılan bazı filmler insanları etkilemiş zaten bunlarda kült olmuştur. Zaten sahnelerinden çok hikaye ve kurgusuna bakarım bende. Bu bağlamda El Orfanato tatmin edici. Tam anlamıyla bir yenilik getirmiyor görsel olarak bize, belki biraz da klişe dediğimiz sahneleri barındırıyor ama gerçekten başarılı bir şekilde kurgulanmış. Zaten bir filmde insanları nasıl korkutursunuz ki? Bu ayrı bir muamma. Elbetteki var olan teknikleri devam ettirecek, onları kullanacaksınız. Okumaya devam et

Lo imposible

Holywood vari İspanyol filminin yönetmen koltuğunda   var. Yönetmeni El orfanato adlı filmden hatırlıyorum. Ancak filmi bir türlü izlemeye fırsat bulamamıştım. Açıkçası Lo imposible’i da bir Holywood yapımı sanarak izledim. Pekte farklılık görmediğimi belirtmem lazım. Zaten gerek bütçe gerek oyuncular bakımından Lo imposible bir Holywood filmi kıvamında.

J.A. Bayona bu filmde de El orfanato’da olduğu gibi senarist  ile çalışmış Film gerçek bir hikayeden uyarlandığı için başından geçen olayı kaleme alan ‘un kitabından uyarlanmış. Kitabı okumadım bu sebepten dolayı uyarlamanın nasıl olduğu konusunda bir fikrim yok ama  Belón’un daha önce edebiyat ile ilgisi olmadığını düşünürsek açıkçası fazla edebi ya da iyi bir kitapta beklediğimi söyleyemeyeceğim. Bu bağlam da film sanki daha iyiymiş imajı veriyor bana. Okumaya devam et