Terminator Genisys

Ben vakti zamanında Terminator hastasıydım. James Cameron imzalı ilk iki filmin yani. Hadi sonrasında da üçüncü film kotarır dedik ama dizisi, sonra gelen filmler derken, o hayranı olduğum Terminator birden yerini tiksintiye bıraktı. Bu tiksintinin bir kaynağı da merak edip ne yapmışlar diye izlediğim Terminator Genisys oldu. Tamam Arnold Schwarzenegger‘i yine terminator olarak görmek güzeldi ama yani artık o da durumu kotaracak durumda değildi.

Terminator Salvation‘da da belirttiğim gibi bu filmde sallama bir film olmuş. Ne yazık bırakın eskileri bu iki yakın süreli yapım sırasında da pek konu birlikteliği yok. Bu bağlantıyı farklılaştırmak için de son dönemde popüler olan ve sıkışanın sarıldığı paralel zaman konusunu uygulamışlar. Ancak Terminator’un her ne kadar temelleri sağlam olsa da bu saçma işleyiş filmin kalitesini düşürüyor. Continue reading “Terminator Genisys”

Divergent

Filmin kitabını okumaya başlamıştım. Ancak yarısına zor geldim. O kadar kesin anlatım dili vardı ki hayal gücünüze hiç bir şey bırakmıyordu. Hikaye de istediğim gibi işlemeyince devam ederim düşüncesiyle kitabı bir yere bırakıp bir daha yüzüne bakmadım. Sonra geçtiğimiz günlerde filminin yapıldığını gördüm. Dedim kitabı okuyamadım bari filmini izleyeyim bakayım belki çok şey kaçırmışımdır. Filmin başrolünde de Shailene Woodley var. Severim de kendisini. Miles TellerAshley Judd ve Kate Winslet‘ı da görünce tamamdır dedim ve izlemeye başladım. Continue reading “Divergent”

I, Frankenstein

Filme bir Frankenstein uyarlaması olarak baktığımızda vasatın altında bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki filmin bildiğimiz Frankenstein’ın yanından bile geçtiği yok. Bu sebepten dolayı ben filmi bir Frankenstein uyarlaması dışında değerlendireceğim. Aslında filmde yapılmak istenen yeni bir kahraman yaratmaya çalışmak. Muhtemelen yapımcı ve senaristler de Frankenstein’ın bu konudaki ününü kullanarak gişeden daha fazla pay koparmaya çalışmışlar. Tabi bu başarılı da olmuş. Continue reading “I, Frankenstein”