Etiket arşivi: Jane Badler

Needle

Ne için olduğu belli olmayan bir film Needle. Aslında nasıl anlatacağımı da bilmiyorum. Film geçmişte işlenen bir cinayetle başlıyor. Bunun ardından bir başka cinayet çıkıyor karşımıza. İki cinayet işlendikten sonra olay günümüze geliyor.

Marcus üniversitede okumaktadır. Sevgilisi ve arkadaşları ile birlikte, mutlu denebilecek eğlenceli bir hayat sürmektedir. Marcus eski eşya koleksiyoncusu olan babasının öldüğünü haber alır. Adam ona miras olarak bir kutu bırakmıştır. Marcus kendisine hediye kalan bu kutunun ne olduğunu bilemez ve bunu hocalarına danışır.

Ancak fazla alkol aldığı bir gecenin sabahı uyandığında bu kutuyu bulamaz. Tüm araştırmalarına rağmen kutu kaybolmuştur. Bu sırada Marcus’un görüşmediği, abisi Ben onu ziyarete gelir. Marcus, Ben ile atışır ama, Ben’in kardeşi ile barışmadan gitmeye niyeti yoktur. Polis fotoğrafçısı olarak part time işe girer. Bu sırada cinayetler de artmıştır ve bu cinayetler de Marcus’un etrafındaki kişilerdir.

Marcus ve Ben, cinayetleri çözmek için paçayı sıvar. Bu sırada öğrenirler ki cinayete sebebiyet veren, Marcus’a babasından miras kalan kutudur. Kutunun içerisine, kişinin resmini koyduğun zaman bebeği oluşmakta ve onu bu şekilde insanlar öldürülmektedir.

Film uzun uzadıya anlatılacak bir film değil. Kendi içinde çelişkilere sahip. Hikaye çok düşünülmemiş, kurgu ise vasat. Korku polisiye karışımı bir şey çıkmış ortaya. Oyunculuklar, vasat. Filmin en güzel tarafı, Jane Badler‘i filmde görmek. Ancak o da insanı pek tatmin etmiyor. Uzak durulması gerekenler arasında film. Tam anlamıyla zaman kaybı.

Yönetmen: John V. Soto

Senarist: Anthony EganJohn V. Soto

Oyuncular:

Ben Mendelsohn
Detektif Meares
Travis Fimmel
Marcus Rutherford
Tahyna Tozzi
Mary Matthews
Jane Badler
Profesor Banyon
Michael Dorman
Ben Rutherford
Jessica Marais
Kandi

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1545315/

Ziyaretçiler (The Visitors)

Dün gece Işın’ın msn’de ne zaman öleceğim hesabından sonra son günlerde üzerime çöken eskiye özlem olgusu biraz daha depreşti. Efendim hesaplarımıza göre o 6 ben ise 8 sene sonra ölecekmişiz. 🙂 “Peki, nasıl oluyor bu hesap?” diye sorabilirsiniz. Biraz karışık bir hesaplama lakin ayrıntılı olarak öğrendiğimde sanırım burada yazarım 🙂 Velhasıl muhabbeti bitirdikten sonra şu sıralar bilgisayara geçirmekte olduğum sevgili vcdlerimin başına geçtim. Belli dönemde bende film aktarımı hastalığı olduğunu kabul ediyorum. En son 2002’de olmuştu sanırım. Neyse aklımda uzun zamandır masanın üzerinde ikamet eden Krzysztof Kieślowski’nin Üç Renk’ini izlemek var ama bir türlü onu izleyecek kadar şu aralar aklı başımda olduğumu düşünmediğimden erteledim yine. Bu iş yine bir zamanlar içersinde bulunduğum Bernardo Bertolucci’nin Stealing Beauty’sini (Çalınmış Güzellik) izleme girişimime dönecek ki o ayrı bir hikaye.

Neyse biz dönelim Ziyaretçiler’e…

ABD’de 1984-1985 Sezonunda, Türkiye’de ise 1989’da TRT-1’de yayınlanmıştı. 90’lı yıllarda TRT-2’de tekrar verilmişti. Ziyaretçiler’e esin kaynağı olan diziler: Uzay Yolu ve Uzay 1999’du. Ziyaretçiler kuş ve fare yiyerek beslenirlerdi ki gördüklerimiz sadece bunlardı. Başrol oyuncularından olan Jane Badler (Diana) bir kanaryayı midesine indirirken ilginç bir hayranlık duymuşumdur. Düşünsenize o yaşlarda aşık olduğunuz bir kadın kuş ve fareyle besleniyor. O dönem evde ölen iki kuşun bunlarla ilgisi var mı diye düşünmedim desem yalan olur. Dizinin sonradan en meşhur olan oyuncusu elbette ki Freddy Kruger rolüyle tanıdığımız Robert Englund’dır. Bu normalde sürüngenlere benzeyen insan görüntülü ziyaretçilerin renkleri yeşil renkti ve insanlarla çiftleşebiliyorlardı ki birde uzaylı-insan melezi vardı (Elizabeth Maxvell). TRT-1’de cumartesi günleri gece yarısı saatlerinde gösterilirdi. Başroldeki erkek oyuncu Mike Donovan’dir (Marc Singer). Dün izlediğimde fark ettim ki yakışıklı adammış. Direnişçilerin lideri pozisyonunda ki bu adamın annesi, onu ziyaretçilere satmıştı. Birde Donovan’ın yanında sarışın bayan lider vardı ki adını şu an hatırlamıyorum.
Neyse böyle bir diziydi 20. yıl diye son üç bölümü kapsayan birde DVD ve VCD’sini çıkardılar piyasaya 2004’te… Tekrar yayınlansa da izlesek…
Yeni nesil için izlenmesi gereken eskiler içinse hatırlanması gereken bir klasik…
Ah Diana ahhhhhh!!!!