Branded

Aslında çok iyi bir film olabilecekken kötüye göz kırpan film Branded. Yönetmen koltuğunda  ve  var ikili aynı zamanda filmin senaristi. İsimlerden de anlaşılabileceği gibi film çoğunlukla Rus olmakla birlikte film Rus Amerikan ortak yapımı. Filmin fragmanına baktığımızda karşımıza çıkacak filmin cazibesinden kendinizi alamıyorsunuz. Fragmandaki QR kodları da sizi farklı yerlere yönlendirdiğinden film oldukça merak uyandırıyor. Ancak film ile karşılaştırıldığında arada çok fark var. Öyle ki görseller aynı olsa da kurgu öyle bir değişmiş ki bu film mi diye soruyorsunuz kendinize. Aslında bu farklı yansıma bir yerde filmin doğasına da uyuyor.

Aslında ilk yanılgılardan biri de filmin afişine baktığınızda ortaya çıkıyor. Sanki afiş size uzaylılarla girişilen bir savaşın izlenimini sunuyor ve bir aksiyon filmi ile karşılaşacağınız fikrine kapılıyorsunuz ancak bu da yanıltıcı. Yani bütün beklentileri film bir şekilde çökertiyor. Bu da sanki görünenlerin aslında gerçek olmadığı konusunda telkinliyor bizi. Continue reading “Branded”

Flypaper

Türkçe’ye “Çifte Soygun” olarak çevrilen, yönetmen koltuğunda Rob Minkoff‘un oturduğu film oldukça eğlenceli dakikalar geçirtiyor bize. Gerek hikaye kurgusu, gerekse karakterleri filmi eğlenceli hale getiriyor. Tüm film kapalı bir alanda geçmesine rağmen, beklediğimiz sıkıcılık filmde yok.

Film başarılı bir gidişat izlerken karakterlerin her birinin sorunlu olması acaba filmin komedi dozunu arttırıp filmi kurtarmak için miydi diye düşündürmeden edemedi beni. Dikkat sorunu olan Tripp Kennedy’nin güdümlemesi ile giden film garip soyguncularla daha da akıcı hale geliyor.

Film iki ayrı soyguncu grubunun aynı bankayı soymak için işe oyulmasıyla başlıyor. Banka güvenlik sisteminin güncelleneceği vakit iki hırsız grubu bankaya girer. Burada iki tip hırsız profili görürüz. Bir grup gayet profesyonel çalışırken, diğerleri oldukça aptalca çalışmaktadır. Tam bu karmaşanın arasında bir silah patlar ve adamın biri ölür. Tripp Kennedy ölen adamın kimliğine bakar ve onun FBI’dan olduğunu görür. Bu dakikadan sonra Tripp adamın öldürülmesini ve soygunu kurgulamaya başlar.

Aklında o kadar çok komplo teorisi döner ki kendisi bile bu düşüncelerin peşinden gidemez. Tabi olaylar olayları açarken, Tripp yavaş yavaş sonuca yaklaşır. Bu soyguncu grubundan başka ajanı öldüren biri daha vardır. Onu bulmak için yeni teoriler atılır ortaya. Bu arada iki soyguncu grubunun da aynı kişi tarafından buraya yönlendirildikleri ortaya çıkar.

Hırsızlar içerisinde birileri de ölmeye başlayınca, aslında her iki hırsız grubuna iş veren kişinin de binada olduğunu düşünmeye başlarlar. Tabi bu durumda herkes zanlı durumuna sokar. Gerçi karakterler o kadar saçma karakterler ki, biz kimin ne olacağı konusunda tam karar vermiyoruz. Bir yerde film finale yakın kendini ele veriyor.

Oyunculukları genel olarak beğendim ancak filme yakıştıramadığım bir yüz varsa Ashley Judd‘du. Yüzünün gergin hali, mimik yoksunluğu filmin diğer oyunculukları arasında çok fazla sırıtıyordu.

Özetlemek gerekirse eğlenceli bir film. Vakit geçirmek için bire bir. İzleyiciyi ekrana kitliyor. Sahne ayrıntıları, olay örgüsü karakterlerle birlikte bizi de düşünmeye itiyor. İzlenmesini tavsiye ederim.

Yönetmen: Rob Minkoff

Senaryo: Jon LucasScott Moore

Oyuncular:

Patrick Dempsey
Tripp Kennedy
Ashley Judd
Kaitlin
Tim Blake Nelson
Billy Ray ‘Peanut Butter’ McCloud
Mekhi Phifer
Darrien
Matt Ryan
Gates
Jeffrey Tambor
Gordon Blythe

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1541160/

Paul

Simon Pegg ve Nick Frost ismini gördüğünüzde zaten karşınıza nasıl bir film çıkacağını tahmin edebiliyorsunuz. Ancak bu filmde filmi götüren lokomotif Paul adında bir uzaylı. Paul’un bu kadar iyi karikatürize edilmesi filmin izlenmemesine yada bu kadar eğlenceli olmamasına sebep olurdu. Paul gördüğümüz yada görebileceğimiz en ağzı bozuk en dünyalı uzaylı.

Paul, bir kaza üzerine dünyaya gelmiş ve insanlar tarafından yakalanmıştır. İnsanlar onu önce teknolojinin gelişmesi için kullanmışlardır. Teknolojinin günümüze gelmesinde Paul’un büyük bir etkisi vardır. Ancak insanların bu konuda Paul ile artık işi bitmiş ve onun fiziksel özelliklerini araştırmak istemektedirler. Tabi bu da Paul’un kesilip biçilmesi demektir.

Paul, hastaları tedavi edip ölüleri canlandırabilmektedir. Aynı zamanda da görünmez olabilmektedir. Orada arkadaş edindiği bir ajan onun kaçmasına yardım eder. Paul yıllar sonra evine dönmek için bulunduğu üsten kaçar.

Graeme ve Clive ise Comic-Con’a katılmak için ABD’ye gelmiş iki çizgi roman fanatiğidir. Bir karavan kiralayıp Amerika’daki tüm çizgi roman mekanlarını gezmeye başlarlar. Ancak yolda Paul’e rastlayınca kendilerini büyük bir maceranın içinde bulurlar. Paul’e dünyadan çakması için yardım ederler ancak arkalarında da özel hükumet görevlileri vardır.

Film oldukça eğlenceli. Bununla beraber film ateistliğe oldukça kanat germiş. Ancak bunu başarısız bir şekilde yapmış. Oldukça sıradan ve anlamsız bir şekilde, diyaloglarla film ateistliği yüceltmeye çalışmış. Film bir yerde Dervin’e ışık tutsa da bu tutarsızlık içinde yürüyor.

Paul’un elinde sigarası, ukala tarzı, aslında bir başka yaratığın üstünde bir insanı gördüğümüzde insanoğlunun nasıl bir şey olduğunu görmemizi sağlıyor. Bir çok kişi tarafından bu karakter sevilse de bir kişi tarafından sevilmeyecektir. Bu karakterde kendimizi görmemiz biraz ürkütücü elbette.

Paul her şeye rağmen izlenebilir bir film. Çok komik değil. Ancak benim gibi fantastik bilim kurgu sevenler için ilaç niteliğinde. Filmin ilk dakikalarında Comic-Con’u görmek bile filmi izlemek için ayrı bir sebep.

Yönetmen: Greg Mottola

Senaryo: Nick FrostSimon Pegg

Oyuncular:

Simon Pegg
Graeme Willy
Nick Frost
Clive Gollings
Jeremy Owen
Sword Vendor
Jeffrey Tambor
Adam Shadowchild

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1092026/

http://www.whatispaul.com/

http://en.wikipedia.org/wiki/Paul_(film)