Now You See Me

Transporter 2The Incredible HulkClash of the Titans gibi filmlerden tanıdığımız yönetmen ‘in son filmi Now You See Me. Film Türkiye’de “Sihirbazlar Çetesi” adıyla gösterime girmiş. Şöyle arkanıza yaslanıp sorgusuz sualsiz bir film izleyeyim diyorsanız bu film son dönem yapılan filmler içerisinde birebir. Ancak çını da belirtmeliyim ki film her ne kadar akıcı ve soru işretleri uyandırarak gitse de kafa yorduğunuz zaman bol bol soru işaretleri bırakıyor arkasında. Ancak nasıl olsa filmdeki karakterler sihirbaz/ilizyonist deyip pek kafa yormuyorsunuz. Bunu bilen yönetmenler de işin bu kısmına odaklanmışlar.

Cümlelere başlamadan önce belirtmek lazım ki filmde sağlam bir kadro var. Sırf bu kadro için zaten film izlenir. Bu açıdan oyunculuklar konusunda pek bir sıkıntı yok. Bir iki karakter oturmamış sadece. Hikaye de iyi ama kurgu o kadar karışık yapılmış ki bazen takip etmekte zorlanıyorsunuz. Tabi yapılan şovları, kullanılan malzemeleri ve efekleri gördüğünüzde karakterlerin bunları nasıl yaptığı soru işareti sürekli aklınızda dolaşıyor. Continue reading “Now You See Me”

Zombieland

İnsan Zombieland ismini görünce ister istemez kendini bir korku filmi ile karşılaşacak diye şartlandırıyor. Film hakkında pek bir araştırma yapmamışsanız korku filmi olarak izlemeye başladığınız film bekleneni vermeyince size gülmeye de pek adapte olamıyorsunuz. Ben filmi izlerken komedi faktörünü bilerek izledim ancak ne yalan söyleyeyim öyle sinema sitelerindeki gibi, çok yüksek seviyede komedi unsuruna rastlamadım.

Filmin ilk on beş – yirmi dakikası oldukça eğlenceli ve aksiyonu yüksek geçiyor. Ancak sonrasında aksiyon yer yer artsa da ilk dakikalardaki dozajı tutamıyor. Devam eden sahneler ise bilindik Amerikan esprileri üzerine kurulmuş. Görselden çok diyalog olarak karşımıza çıkıyor bu espriler. Filmin sonrası ise ailesini bulma umuduyla yola koyulan gencin hayatta kalma ve yolda edindikleri arkadaşlarını anlatmakta. Tabi yolda arıza birini ve kendine sevgili olacak güzel bir kızı bulur.

Yol boyunca ekipteki kişilerin geçmiş hikayelerini görürüz. Bunların içinde en iyisi yine Columbus adlı baş kahramanımızın başından geçen olaydır. Kızlar tarafından şans yüzüne gülmeyen Colombus güzel bir sevgilinin hayalini kurarken, yan komşusu kızıl bomba ondan yardım isteyerek kapısını çalar. Colombus kız ile ilgili fanteziler kurmaya başlarken kız birden zombi oluverir ve Colombus’un ondan kaçmasını eğlenerek izleriz.

Filmde akıllara kazınan bir diğer olay ise ekibin Bill Murray’ın evine gitmesi ve burada zombilerden kolay bir şekilde kendini kurtaran Bill Muray’ın öldürülmesi. Bir diğer olay ise, iki kızın adını bilemediğim yukarı aşağıya hareket eden şeyde mahsur kalmaları. Filmde hiç bir karakter ölmüyor yani acıtasyon yok. Geri kalanı ise aşırı derecede aptal olan ve neye göre hareket ettiklerini anlayamadığım zombilerin avı ile geçiyor.

Av sahnelerinde bağırsaklar, kafa, kol bacak ortalarda dolanırken komedinin fazla olmaması. Ancak film gülüp kırmasa bile oturup izlenebilecek bir film. Oyunculuklar iyi ancak Woody Harrelson‘un oyunculuğu diğerlerinin yanında resmen parlıyor. Filmin müziklerinn oldukça başarılı olması, her bölümün klip edasıyla geçmesini sağlamış, bu sebepten dolayı film hiç sıkmıyor.

Bol kan ve uçan organlar sizi rahatsız etmezse eğlenceli bir şekilde izleyebilirsiniz. Bu arada belirtmekte fayda var ki, palyaçonun zombi hali pek bir korkutucu…

Yönetmen: Ruben Fleischer

Senaryo: Rhett ReesePaul Wernick

Oyuncular:

Jesse Eisenberg
Columbus
Woody Harrelson
Tallahassee
Emma Stone
Wichita
Abigail Breslin
Little Rock
Amber Heard
406
Bill Murray
Himself
Derek Graf
Palyaço Zombi

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1156398/

http://www.zombieland.com/

http://www.zombielandrules.com/

 

Rio

Buz Devri serisinden hatırladığımız yönetmen Carlos Saldanha‘dan Buz Devri serisi kadar komik olmasa da eğlenceli bir animasyon Rio. Tabi animasyonun yapımcıları / yaratıcıları arasında Angry Bird yapımcılarını da görünce ister istemez insan biraz daha ümitleniyor.

Son dönem animasyonların tamamında izlediğimiz gibi bu filmde de doğal yaşam ve zorluklarına değinilmiş. Tabi eğlenirken eğitmekte lazım bebeleri. Hoş biz eğiltildikte ne oldu? Elimizden ne geldi? Neyse konu dışına çıkmayayım ben…

Küçük yaşta doğal ortamından kaçırılarak Minnesota’nın Moose Lake şehrine gelen yeni doğmuş papağan, küçük bir kaza sonrasında, küçük bir kız tarafından bulunur. Küçük kız bu bulduğu papağana Blu adını koyar ve ikisi çok iyi arkadaş olurlar. Blu uçmayı hiç öğrenmemiştir, zaten buna da gerek duymamıştır. Her istediği elinin altındadır.

Sahibi Linda ile birlikte,hem evleri hem iş yerleri olan bir kitapçı işletmektedirler. İkisi de hayatından memnundur. Günün birinde kapılarına bir kuş bilimci gelir ve Blu’nun Makav kuş türünün son örneği olduğunu söyler. Adam bu kuşun dişisinin de Rio de Janeiro’da bulunduğunu türlerinin devamı için onların çiftleşmesi gerektiğini dile getirir.

Linda uzunca düşündükten sonra bu kuş türünün iyiliği için Rio’ya gitmeye karar verir. Blu burada kendi türünün dişisi olan Jewel ile aynı kafese  kapatılır. Ancak Blu ve Jewel iki zıt karakterdir. Jewel özgürlüğünü kazanmaya çalışırken, Blu halinden memnundur. Ancak Blu ve Jewel, hayvan tacirleri tarafından kaçırılır.

İki kuş kaçarlar ancak birbirlerinden de ayrı düşerler. Blu yolda tanıştığı arkadaşları yardımıyla, Jewel’i ve sahibi Linda’yı aramaya koyulur. Tabi gerçek hayat kafesteki gibi değildir. Blu kendine zor gelen her şeyi yapmak zorunda kalacaktır.

Söylediğim gibi eğlenceli bir film Rio. Kötü kuşumuz ve manyak köpeğimiz, filmin lokomotifleri arasında. Tabi hikaye Rio da geçer de festival olmaz mı? O da filmin eğlenceliği… (biraz zor yazdım yazıyı kabul ola)

Yönetmen: Carlos Saldanha

Senarist:

Carlos Saldanha
Earl Richey Jones
Todd Jones

Seslendirenler:

Jesse Eisenberg Blu
Leslie Mann Linda
Anne Hathaway Jewel
Rodrigo Santoro Tulio

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1436562/

http://www.rio-themovie.com/

The Social Network / Sosyal Ağ

Bir Facebook filmi çekileceğini duymuş ancak pek ilgilenmediğim için kadro hakkında araştırma yapmamıştım. Bence film kesinlikle gişe için yapılmış bir filmden öteye gitmeyecekti. Film vizyona girdiğinde ise tüm sosyal ağlarda (ki hepsine üyeyim), tüm internet sitelerinde, yol üzerindeki afişlerde filmi gördüm. Tabi altta gözüken yönetmen ibaresi de dikkatimi çekmedi değil. David Fincher hada ilk dönemlerinden beri severek izlediğim bir yönetmendi.Ancak aklıma kazınmış gişe filmi fikri beni filme pek yaklaştırmıyordu. Nitekim filmi izlemeye giderken de ayaklarım geri geri gidiyordu. Bu arada dürtmeyle çalıştığımı belirtmeliyim. Zaten sorun da benim nasıl çalıştığım değil…

Fincher yine bir roman uyarlaması ile çıkıyor karşımıza. Romanın yazarı ise, Ben Mezrich. Kitabın orijinal adı ise The Accidental Billionaires (Kazara Milyoner). Kitabı okumadım ancak Fincher’ın uyarlama başarısını bildiğimden bazı şeyleri es geçtiğini düşünmüyorum. Ben Mezrich ise dünyanın en büyük sosyal ağ kurucusu Mark Zuckerberg’in Facebook’u kurma aşamasını anlatıyor. Ben Mezrich bu aşamada Zuckerberg ile hiç görüşmemiş ancak ona yakın insanlarla röportajlar yapıp hakkında çok araştırma yapmış ve bu kitabı derlemiş. Zuckerberg kitap ve film hakkında pek yorum yapmasa da en doğru şey giydiğim kıyafetler dediği de geçen notlar arasında.

Filme biraz giriş yapalım. İlk dakikalarından itibaren film izleyiciyi diyalog manyağı yapıyor. O kadar çok ve hızlı diyaloglar gelişiyor ki, siz yoruluyorsunuz. Ancak hikayenin akışı, bulunan ortamlar, bu diyalogların akıcı olmasına sebep oluyor. Filmi izlerken aslında Zodiac çok geldi aklıma, belki de işlenişi ve kurgu yönünden belkide o durağanlığı yüzündendir. Filmin bir dikkatimi çeken tarafı ise her şeyin, isimlerin, kurumların bire bir kullanılması. Film kesinlikle davaya açık kapı bırakıyor. Tabi bu durumda Zuckerberg reklamın iyisi, kötüsü olmaz diye yaklaşıp seste çıkarmayabilir. Film Zuckerberg’in direkt özel hayatına bakış atarken yapılan iş doğru mudur diye soruyoruz ancak Zuckerberg’in yaptığı özel yaşantıyı talan eden yapı bunu sorgulamamı yarıda bırakıyor.

Film aslında sıradan bir filmdi. Fincher için kolay bir lokmaydı yani. Aslında filmin gişe için olmuş olduğu fikri izledikten sonrada bırakmadı yakamı. Genel perspektifte filme baktığımda, Zuckerberg’in Shawn Fannin (kendisi Napster’in kurucusuymuş bu filmde öğrendim saygı duydum) diskodaki konuşmaları, müzik ve atmosferi (ki arkada çalan müzik ise pek sevdiğim Armin van Buuren‘e aitmiş sonra öğrendim); kano yarışındaki müzik ve çekim aklıma kazınan cinstendi.

Film ne kadar gerçeği yansıtıyor bilmem ama Zuckerberg’i internette aradığımızda resimlerinde sürekli güler görüyoruz. Ancak filmde ise sürekli düşünceli, somurtan sanki sürekli kuyu kazmaya entrikalar çevirmeye endeksli biriymiş gibi çıkıyor karşımıza. Ancak orijinal Zuckerberg sanki böyle eblek eblek gülen, gereksiz, geyik bir adammış izlenimi yaratıyor insanda.

Film Zuckerberg’in Facebook’u kurmasını anlatıyor. Sevgilisinden ayrıldıktan sonra, içindeki öfkeyi susmak için okuldaki bürün küplerin sitelerini hackliyor ve kız resimlerinin oylandığı bir site yapıyor ve site çok kısa sürede büyük hit olarak üniversitenin ağını çökertiyor. Bunun üzerine Zuckerberg disiplin suçu ile uğraşırken, aslında insanların herhangi birini değil de tanıdıklarını oyladıkları için sitenin hit aldığını düşünüyor. Bir yerde bu kuracağı sosyal sitenin de tabanı sayılabilir.

Ancak asıl fikir, Tyler ve Cameron Winklevoss kardeşlerin internet ortamında kulüpleri arasında insanların arkadaş olabilmelerini sağlayan bir site fikri ile Mark’a gelmesi ile atılır. Bu iki düşünce birleşince ise, Mark çalışmalara başlar. Bu arada Winklevoss kardeşler Mark’a ulaşamaz, markta onları tabiri caiz ise sallar. Winklevoss kardeşler fikirlerinin çalındığını söyler ve film bu dakikadan film sonra çalıntı mı değil mi sorgulamalarının canlandırması ile geçer.

Mark site fikrini ortaya atar ancak paraya ihtiyacı vardır. Finans konusunda arkadaşı, Eudardo ona yardımcı olur ve finans müdürü olarak sitenin sponsoru olur. Aslında her şey güzel gitmektedir. Sitenin adı thefacebook olmuş, üye sayısı günden güne artmaktadır. Eudardo bu arada kendilerine reklam verecek şirketler aramaktadır. Mark ise bunun daha erken olduğunu düşünür.

Mark, Sean Parker ile tanışır ancak bu tanışma Eudardo’nun pek hoşuna gitmez. Sean Parker aslında facebook’un şimdiki ismini almasına ve yerinde olmasında büyük katkı sağlamıştır. Yaz tatili geldiğinde ise siteyi geliştirmede yardımcı olan bir kaç stajyer ile Sean Parker’ın tavsiye ettiği Califonia’ya taşınır ve bu evde tesadüfen Sean Parker ile tekrar karşılaşır. Sean, Mark’ın yanına yerleşerek onun milyon dolarlık anlaşmalar yapmak isteyen yatırımcılarla görüşme ve Facebook’u büyük bir şirket yapma yolunu aralar.

Tabi Parker’in Facebooktaki bu etkinliği Eduardo’yu rahatsız eder ve Mark’ın Facebook hakkındaki farklı düşünceleri ilişkilerinde ufak çatlaklara sebep olur Mark’la işin en başında yaptıkları anlaşma gereği Facebook’ un ortağı olan  Eduardo, Sean Parker  ve büyük yatırımcıların devreye girişiyle anlamadığı bir takım yetki sözleşmelerine imza atar ve devre dışı kalır. Tabi şirket büyüdükçe sorunlarda büyümeye devam eder. Sean’ın uyuşturucu baskınında yakalanmasından sonra Mark onu’da devre dışı bırakır.

Filmde hem Eduardo, hem de Winklevossların açtığı davanın incelenmesi yapılıyor. He ikisi de hat talep etmekteler haklı olarak. Film ve kitapta aslında Mark’ın fikir hırsızı olup olmadığını sorguluyor. Bununla birlikte paranın onu değiştirmesini be arkadaş ilişkisini inceliyor. Film bu konuda Facebook’un kurulmasından çok Zuckerberg’i yargılıyor.

Başarılı kurgu, başarılı müzikler, başarılı oyunculuk. Ancak başarılı bir konu olduğunu söyleyemeyeceğim. Hala fikrimi savunuyorum gişe için yapılmış bir film. Ancak bu kadar kapitalist ve bu kadar hayatın içine girmiş bir konu olduğu için bu senenin Oscar’a en büyük adayından biri olarak görüyorum. Sırf bu yüzden. Kişisel kanımsa sıradan bir film…

Yönetmen: David Fincher

Senarist: Aaron Sorkin, Ben Mezrich (kitap)

Oyuncular:

Jesse Eisenberg Mark Zuckerberg
Rooney Mara Erica Albright
Bryan Barter Billy Olsen
Brenda Song Christy Lee
Armie Hammer Cameron Winklevoss / Tyler Winklevoss
Joseph Mazzello Dustin Moskovitz
Patrick Mapel Chris Hughes
Max Minghella Divya Narendra
Andrew Garfield Eduardo Saverin
Justin Timberlake Sean Parker

Linkler:

www.thesocialnetwork-movie.com/

http://www.imdb.com/title/tt1285016/