Spectre

Son James Bond filmi olan Spectre aynı zamanda yirmi dördüncü James Bond filmiymiş. En iyi Bond filmlerinin en eskileri olduğunu düşünen ben bu film sonrasında da fikrimin değişmediğine takıl oldum. Bu filmin bir öncekinden ne farkı vardı diye sorarsanız aslında yoktu. Ama son deride biraz daha iç hesaplaşmaya dönerek kendi içinde kurgusu oturmaya başladı. Ancak aksiyonun yanında konunun pek bir değeri kalmıyor. Birden aksiyon içinde kayboluyorsunuz.

Aksiyon dedim de aslında görmediğimiz James Bond serisini James Bond yapan dudak uçuklatıcı aksiyon sahneleri yoktu. Tamam aksiyon sahneleri olmayabilir ama kamera kullanımıyla bunları farklı hale getirmek farklı haz vermek gibi bir durum da yoktu. Şimdi yiğidi öldürüp hakkını da yemeyelim. Filmde bu zamana kadarki yapılmış en büyük patlama sahnesi mevcut. Güzel de patlamış, ancak patlama sahnesi artık montajdan mıdır nedir ortada çok yapay durmuş. Zaten bu yapaylığı bir kaç sahnede de hissettim. Bence film montaj konusunda sınıfta kalmış. Continue reading “Spectre”

Edge of Tomorrow

Film Hiroshi Sakurazaka‘nın “All You Need Is Kill” adlı “light novel”‘ından uyarlanmış. Yönetmen koltuğunda da Doug Liman var. Filmin lanse edilen en ağır topu ise Tom Cruise. Kendisine de Emily Blunt eşlik etmiş. Tabi böyle bir film için Tom Cruise’un artık yaşlanmış olduğunu görüyoruz. Açıkçası nedendir bilmem ama film boyunca Tom Cruise suratı görmek beni sıktı. Continue reading “Edge of Tomorrow”