7 gwanggu

Güney Kore sinemasının yüksek bütçeli filmlerinden biri de 7 gwanggu. Öyle ki filmin bütçesi 8 milyar won’muş. Filme baktığımızda bu kadar büyük bir bütçenin etkisini göremiyoruz. Oyunculuklar hikaye, kurgu, efektler, oyunculuklar başarısız. İnsanı izlerken tatmin etmiyor. Hele hele hikayedeki ve kurgudaki açıklar, bu da olmaz denebilecek sahneler filmin başarısızlığını önümüze sürüyor. Film sanki bir kaç hikayeyi, bir kaç filmi, bir araya toplayalım ve uzun bir film yapalım modunda. Açılışta iyi bir film izleyeceğimizin sinyalini vermesine rağmen, devam eden sahneler hikaye arası geçişlerdeki kopukluklar, süreyi uzatsın ve sırf aksiyon olsun diye yapıştırma duran sahneler filmi çıkmaz bir sıkıcılığın içine itiyor. Filmde yer alan aksiyonun çoğu filmle alakası olmayan aksiyondu. Bu belki de ana hikayenin zayıflığını örtmek için yapılmış bir şeydi. Filmi izlediğinizde o kadar bütçe ile ne yapılmış diye soruyorsunuz kendinize. Sanıyorum deniz üzerindeki petrol çıkarma tesisinin kirasından kaynaklı bir bütçe fazlalığı bu. Çeşitli aksiyonlar yakmalar patlamalar derken film bu fiyatı bulmuş. Film geçmişte yine aynı tesiste açılıyor. …

Pon / Phone

Güney Kore’nin başarılı korku yönetmenlerinden Byeong-ki Ahn‘nın ustalık dönemine geçişinin parçalarından biri olan Pon, başarılı gerilim sunuyor bize. Hikayemiz uzak doğu sinemasının bilindik hikayelerine dayanmakta. Bu farklı bir şekilde, ekrana yansıtılmış. Oyunculuklar, çekimler, renkler oldukça başarılı olmasına rağmen, bilindik hikaye, filmin sonunun tahmin edilebilirliği filmin eksilerinden. Ancak buna rağmen film uzak doğu sinema literatüründe yerini almış. Filmin en iyi parçası, oyunculuk. Oyunculukta ise küçük oyuncu, Seo-woo Eun kesinlikle filmi izlemeye değer kılıyor. Küçük çocuğun oyunculuğu her şeye değer. Filmin teknolojik cihazları kullanarak, hayaletlerin dünyaya ulaşmasını anlatıyor. Bir çok filmin taklidi gibi gözükse de yukarıda da belirttiğim gibi düşmeyen temposu ve başarılı oyunculukları ile filmi izlenir kılıyor. Tabi filmin ana teması yine cinsel sömürü. Film genç bir kadının asansörde ölmesi ile başlar. Genç kadının telefonu çalar asansör durur ve çığlıklar kapıyı tırmalayarak asansörün içinde kadın ölür. Genç gazeteci  Ji-won, yaptığı araştırmalar sonucunda, reşit olmayan kızlarla yapılan bir seks skandalını ortaya çıkarmıştır. Bunun üzerine Ji-won’ya …

Haeundae / Tidal Wave

Felaket filmi olarak izlediğim sayılı Kore filmlerinden Haeundae (해운대). Koreliler böyle film pek çekmiyorlar yada bana pek denk gelmiyor (olsa kaçırmam aslında). Artık çekenden midir bilinmez ama bu film bekleneni verememiş. Sadece siz felaket filmi çekmeyin diye genellemek istemiyorum. Gerek oyunculuk, gerek senaryo, gerekse kurgu ve diyaloglar açısından film geçersiz not alıyor benden. Öncelikle filmin konusu çok sıradan. Bir sahil kasabası, geçmişin bazı olaylarının izleri yaşanırken, tsunami olur. Bu arada tabi bir bilim adamı olayı haberdar eder ancak inandıramaz kimseyi bir türlü. Bu arada tabi, bilim adamımızın birden yerinin yükselmesi, ailevi sorunları ve onları kurtarmasını konu alan bir senaryo görüyoruz karşımızda Filmin ilk yarıları sıradan konusu ile geçerken insanı biraz sıkmıyor değil. Komedi, dram harmanı yapılmaya çalışılmış, kısmen de başarılı. Filmin bir çok kısmına bilimsel veriler kullanılmış. Ancak filmin ilerleyen dakikaları mantık hataları ile dolu. Bu sebepten dolayı film tüm cazibesini yitirdi gözümde. Yönetmen bazı küçük ayrıntıları vermeyi iyi başarmış. …

Saekjeuk shigong – Sex is Zero

Eğlenceli bir Kore filminden bahsetmek istiyorum. Ancak bu filmi izlemek biraz mide istiyor. Yani en azından ilk dakikalarını atlatmak için mideye ihtiyaç var. Film bir gençlik filmi ve üniversite yurdunda geçiyor. İzlerken sık sık bunlar ne zaman dere giriyor diye sormadan edemiyorsunuz. Ders bölümü anlatılmamış tabii filmde sıkıcı olacağı düşünülerek. Hikaye salak karakterimiz Eun-shik Jang etrafında dönüyor. Tabi bir gençlik filmi olur da hikayede aşk olmaz mı? Filmimizin ana konusu da aşk. Hemde umutsuz bir aşk. Elbette sonunda bizi mutlu son karşılıyor. Hatta filmin ikincisi de çekilmiş. Şimdi şu laf kalabalığını yaparken bir yandan da filmi nasıl anlatmalıyım diye düşünüyorum. Tarif edilecek bie konusu yada anlatılacak bir hikaye yok aslında. Dedik ya üniversiteli aşk hikayesi. + 18 her şeyin cinsellik üzerine kurulu olduğunu düşünün. Ama muadili Amerikan filmlerine her konuda taş çıkartmakta. Burada Kore filmlerinin özgünlüğü damgasını vuruyor filme. Hikayeyi anlatmak  zor dedim. Hikayeden çok sahneler anlatılmalı… Ona da başlamayayım… …

Daddy Long Legs / Kidari ajeossi / 키다리 아저씨

Yine Kore sinemasına dönüş yaptım. Bu filmim yine bir aşk filmi. Diyorum ama dinletemiyorum bu Koreliler çok romantik insanlar. Neyse… Film isminden de anlaşılacağı gibi aslında bilindik bir hikayeden uyarlama. Aslı bir roman olan ve biz küçüklük dönemlerimizde onu TRT’den izlediğimiz bir çizgi filmin sinema filmine uyarlanmış hali… Tabi karakter isimleri ve hikayenin işleyişi biraz değişmiş… Kidari ajeossi, yetim kalmış ve kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir genç kızın hikayesini anlatıyor. Kahramanımız Young-mi Cha ailesinin ölümünden sonra, kimden geldiğini bilmediği hediyeler almaya başlamıştır. Bu kişiye ulaşmaya çalışır ancak bir türlü beceremez. Kendisini ona çok yakın hisseder ve bu görmediği, adını bile bilmediği kişiye Uzun Bacaklı Baba adını koyar. Bir süre sonra onu aramaktan vazgeçer ve onu arayıp teşekkür etmekle eline birşey geçmeyeceğini, hayatında yükselerek onu memnun edeceğini düşünerek üniversiteye başlar. Bİr süre sonra bir radyo kanalından sabah programı için teklif gelir ve radyoda metin yazarlığına başlar. Evi uzak olduğu için …

Back to Top