Etiket arşivi: Jim Carrey

Buralarda yokken izlediklerim

A.I.C.O.: Incarnation (2018)

aico

Netflix animelerinden biri A.I.C.O.: Incarnation. Oldukça da ilginç bir konuya sahip. Hikaye biraz daha ayrıntıya girebilir miydi bilmiyorum ama ufak tefek kurguda eksiklikler var gibi geldi.

Hikaye 2035 yılında geçiyor. Yapay yaşam formu araştırması yaparken “patlama” denen bir olay yaşanır ve “Madde” adı verilen bir organizma şehrin büyük kısmına yayılır ve bir çok insanın ölmesine sebep olur. Madde zaman zaman aktif hale gelse de genelde kontrol altındadır. 15 yaşındaki Aiko’da bu patlamada ailesini kaybetmiştir. Bir süre sonra ailesinin bu patlamanın merkezinde olduğunu öğrenir ve oraya doğru yola çıkar. Bu esnada kendisinin de yapay bir madde olduğunu öğrenir. Oldukça ilginç İzlenebilir bir anime. **** Yönetmen: Kazuya Murata, Senaryo: Yuuichi Nomura https://myanimelist.net/anime/36039/AICO__Incarnation

Dark Crimes (2016)

True CrimesFilmin oyuncuları arasında Jim Carrey‘i görünce birde konusu suç olunca izlemeden edemedim filmi. Ancak filmin beklediğim gibi çıkmadığını da satırlarımın başında belirtmeliyim. Evet oyunculuklar, kadro iyiydi ama film o kadar yavaş akıyor ve kurguda da sıkıntılar vardı ki film zaman zaman akmak bilmedi.

Filmin senaryosu  David Grann‘in The New Yorker dergisinde makalesinden esinlenerek yazılmış. Bir tık daha amosfer yükseltilebilirmiş. Yıllar önce bir cinayet soruşturması yürüten dedektif buradaki başarısızlığından dolayı çok fazla arka planda kalmıştır. Yılar sonra bir yazar bu cinayetin tüm ayrıntılarını içeren bir kitap yazar ve dedektif bu konuyu tekrar araştırmaya başlar. Olayın içine girdikçe yeni şeyler ortaya çıkar ama dedektif toplum gözünde zor durumda kalır.

İzlenebilir bir film True Crimes aslında. Dediğim gibi biraz sıkıcı ilerliyor. *** Yönetmen: Alexandros Avranas Senaryo: Jeremy BrockDavid Grann Oyuncular: Jim CarreyMarton CsokasCharlotte Gainsbourg 

A Wrinkle in Time (2018)

a wrinkle in timeKlasik Walt Disney yapımı var karşımızda. Yani tonlarca para dökülmüş ama ele avuca gelir bir şey çıkmamış ortaya. Çocuk filmi desem değil, büyük desem o da değil. Kurguda o kadar eksikler var ki ne oldu diye sorabiliyorsunuz arada. Çocuk kitabı uyarlamasıymış, okumadım ama bence yazık olmuş kitaba. Sadece hikaye ve kurgu değil görsel olarakta film tatmin edici değil.

Bunlara rağmen film yer yer büyük laflar ediyor. Hikayedeki dört düzen sağlayıcı çocukların anlamayacağı -eğer çocuk filmiyse- o kadar derin büyük laflar ediyor ki zaman zaman metaforlar izlerken büyüklerin bile beynini yakabiliyor. Ancak çoğu filmin düzensiz akışında tüm bunlarda havada kalıyor.

İki kardeşin babaları birden ortadan kaybolmuş yıllardır haber alınamamıştır. Ancak çocuklar onun geleceğini düşünürler. Derken bir gün garip görünümlü kadınlar ortaya çıkar ve babalarını kurtarmak için başka dünyalarda maceraya atılırlar. Boş vakitte izlenir belki. *** Yönetmen: Ava DuVernay Senaryo:  Jennifer Lee Oyuncular: Storm ReidOprah WinfreyReese Witherspoon https://www.imdb.com/title/tt1620680/

A Quiet Place (2018)

a quie tplace

Son dönem korku filmleri arasında oldukça başarılı bir film Sessiz Bir Yer. Bunun sebebi ise filmde çok fazla bilinmeyen olması. Bir de artık korku filmlerinde o kadar aşırı gürültü var ki bu filmin oldukça sessiz olması insanı tedirgin ediyor. Yani sürekli bir şeyler olacakmış hissi ile ekranın başında duruyorsunuz.

Hikaye ilgi çekici değişik bilinmeyen üzerine odaklanırken sizde bu dünya hakkında sorular sormaya başlıyorsunuz. Bu sorular nispeten cevap bulsa da bir çoğu havada kalıyor. Bir çok yerde de filmin mantık hataları ile karşılaşıyorsunuz. Bu hatalar da o kadar çok ki, artık bir yerden sonra sorular yormaya başlıyor.

İnsanlar sessiz bir şekilde yaşamaktadırlar. Bunun sebebi sese duyarlı ama kör yaratıkların olmasıdır. En ufak ayrıntıyı bile duymaktadır bu yaratıklar. İşte burada da soru işaretleri çıkmaya başlıyor ortaya. Buna rağmen belirttiğim ortam sessizlik, oyunculukların iyi olması atmosferi yaşamanızı sağlıyor. İzlenebilir.

**/ Yönetmen: John Krasinski Senaryo: Bryan WoodsScott Beck Oyuncular: Emily BluntJohn KrasinskiMillicent Simmonds https://www.imdb.com/title/tt6644200/

Black Panther (2018)

blackpantherŞimdi film ABD’de çok yankı uyandırdı. İlk siyahi süper kahraman adı altında lanse edildi ama biz maalesef filmde öyle süper kahramanlık görmedik. Süper kahramanlıktan çok aile içi taht kavgası vardı karşımızda. Tabi sonraki bölümlerle birlikte hikaye nasıl gelişir, nasıl bir düşman profili karşılarına çıkar bilmiyorum ama bundan öteye gitmez diye bir düşünce var aklımda. Film yine WB yapımı ve bol bütçeli. Güzel de gişe yapmış. Ancak hikayede havada kalan kısımlar mevcuttu. Görsel olarak çoğu aksiyon sahnesinde animasyonlar göze batıyordu. Hikaye temelleri Afrika kökenli halka dayanıyor ama bunu bildik bilim kurgu ile harmanlamak biraz zor olmuş. Öyle bir teknoloji geliştirmişler ki bunu herkesten saklamayı başarmışlar. Bu ayrıntılar tabi çok fazla verilmemiş.

Filmi iki bölüme ayırabiliriz. İlk bölüm daha genel giderken ikinci bölüm biraz daha ailevi meselerle ilerliyor. Aslında aksiyonu bol olmasına rağmen bana filmin süresi çok uzun geldi. Sanki iki bölüm çekilecek filmi kesmişler biçmişler bu hale getirmişler gibi. Bu sebepten sanıyoruz az önce dile getirdiğim gibi havada klan çok yer vardı.

Oyunculuklar fena değildi. Bu konuda pek bir şey diyemeyeceğim. Yine de tutarlı bir şey kalmıyor elimizde filmden. İzlerken vakit geçiyor ama sonrasında akılda kalan etkileyici bir tarafı yok. Hikaye ise artık yeyip yuttuğumuz klasiklikte. Yeni bir şey sunmuyor bize. Sunduğu tek şey karakterler. İzlenebilir ama çok şey beklenmemeli. *** Yönetmen – Senarist: Ryan Coogler Oyuncular:  Chadwick BosemanMichael B. JordanLupita Nyong’o https://www.imdb.com/title/tt1825683/

Pacific Rim: Uprising (2018)

pacific rimu prisingİlk film ne kadar iyiyse -ki o filmi de baya gömmüşüm- bu film o kadar kötü diyebilirim. Tamamen para kazanma amacıyla yapılmış bir film. İlk filmdeki gibi hikaye oldukça havada. Yani savaş üzerinden on yıl geçmiş tüm asıl karakterler ölmüş. Robotları kullanacak adam bile kalmamış ortalıkta. Ama bu robot sanayisi bile özelleşmiş, Çinlilerin eline geçmiş. Dünyayı hep Amerikan mamulleri kurtaracak değil ya? Yinede Amerikalılar olmazda olmaz.

Aradan on yıl geçmiş ilk filmdeki kahramanımız bir kazada ölmüştür. Oğlu da onun gibi başarılı bir pilottur. Burada pilot demem doğru mu bilemedim. Ama genlerinden kahraman olan kahramanımız ordudan ayrılmış kaçakçılık yapmaktadır. Derken küçük bir kızla karşılaşır ve askerlere yasa dışı robot kullanımından dolayı yakalanırlar. Bu esnada yaratıklar saldırır ve bilin bakalım kim kurtaracaktır dünyayı.

İşte bu kadar klişe bir hikaye var elimizde. Temel olarak hiç bir şey yok. Hikaye, kurgu havada. Tek keyifli kısım robotların kavgası ama yine robotlar gidip uzak doğu dövüşü sergiliyorlar. Sanıyorum bu olaydan kurtulamayacağız biz. Aksiyon sırasında çoğu yerde animasyonlar göze çarpıyor. Bu da tam olarak izlenim keyfi vermiyor. Oyunculuklar iyi değil. Zaten eski karakterlerden arındırılmış olması ve her daim ön planda gençlerin olması ergen tiriplerini izlememizin ötesine geçirmiyor filmi. Yönetimi ise pek başarılı bulmadım. Özetlemek gerekirse vaktimiz geçsin filmi. Fazla şey beklemeyin. **/* Yönetmen – Senaryo: Steven S. DeKnight Oyuncular:  John BoyegaScott EastwoodCailee Spaeny https://www.imdb.com/title/tt2557478/

Çocuklar Sana Emanet (2018)

çocuklar sana emanetFilmin yönetmeni  olduğu için merakla izledim. Onun filmi olmasaydı izler miydim? Aslında evet bilirsiniz benim bu filmlere nasıl meraklı olduğum. Ama film  imzalı olunca ben bile hataya düşüp çıtayı yüksek tutabiliyorum. Hiç bir zaman bu filmler için zaman kaybı demedim öyle olduğunu da düşünmüyorum. Bir şeyler bırakıyor insanda ister istemez. Bu film sende ne bıraktı derseniz, Assos’u ne çok sevdiğimi. Sonrasını bilmem.

Hikaye sanki benim hikayelerime benziyor. Bir fikir var akılda şöyle çok güzel olsa fevkalade olacak ama önüne yada arkasına bir şeyler örmeye başlayınca bir türlü oturmuyor. Bir şeyler eksik kalıyor. Bu filmde de aynı şeyleri hissettim. Hadi ben biran önce bitsin diye acele ediyorum gişe kaygım yok ama bu filmde biraz aceleye gelmiş ve öylece bırakılmış. İzlerken sanki dağınıklıklar bütününe bakıp ince iplerle bir araya toplanmasına tanık oluyorsunuz. Her parçanın duygusu ise farklı. Sonra finale de alakasız bir şey çıkıyor ortaya.

Kerem ünlü bir mimardır. Bir gün kafa dinlemeye Assos’a doğru yola çıkarlar. Köye yaklaştıklarında bir kaza yaparlar ve kazada önlerine çıkan bir çocuk ve karısı ölür. Buna alışmaya çalışan Kerem bir süre sonra garip olaylarla karışlaşmaya başlar. Sonra bu durumu çözmek için şaman bir kadının yanına giderler.

Zaman zaman bazı sahneler gerse de korku sahneleri oldukça klişeydi filmdeki. Yani bakıldığında ne tam bir gerilim ne de tam bir korku olmuş. Aslında daha iyi olmasını beklerdim. *** Yönetmen – Senarist: Çagan Irmak Oyuncular:Engin AkyürekHilal AltinbilekSerif Sezer  https://www.imdb.com/title/tt7748432/

Lost in Space (2018-)

lost in spaceŞöyle fragmanına bakında ele avuca gelir bir Netflix dizisi gibi gelmişti bana ama daha ilk bölümlerinden hayal kırıklığına uğradığımı anladım. Yine de belki döner kendini kurtarır diye sezon sonuna kadar izledim. Ancak nafile. Koca bilim kurgu dizisi, bir kötü kadının, bir çocuk tribinin uğruna geçip gitti. Tabi ailevi olayları, hiç mi hiç hesaba katmıyorum. Zaten tüm gezi bir ailenin yaşantısına odaklanmış durumda. Ailevi buhranlar, birliktelik, kötü insanlar dünyada değil de uzayda sadece.

Dünya artık yaşanılacak gibi değildir ve seçilmiş bir insan topluluğu bir koloni kurmak amacıyla  uzaya gönderilir. Yolculuk esnasında uzaylı robot olduğunu anladığımız robotlar insanlara saldırır ve bir çok kişi bu yolculukta hayatını kaybeder. İnsanlar küçük gemilere binerek kaçarlar. Bizim ailemizde dünya benzeri bir gezegene düşer. Ama benzemiyordur da bu da işin aksiyonu. Burada olan biten anlatılır dizide de.

Sezon finali itibariyle yeni bir gezegene doğru yola çıkarlar. Umuyorum ikinci sezon gelmez ve kurtuluruz. İzlemem sanırım. Bu arada IMDB’den nasıl bu kadar yüksek puan almış bilemiyorum. Dizi akmıyor adeta. ** Yaratıcılar: Irwin AllenMatt SazamaBurk Sharpless Oyuncular:  Molly ParkerToby Stephens https://www.imdb.com/title/tt5232792/

Cenaze İşleri (2017)

cenaze işleriŞimdi ben bu filmi niye izledim? Kendime sordum. Aslında vakit vardı hadi izleyeyim de arada bir Türk filmi de olsun dedim. Komedi filmi olduğunu biliyordum ama güldüm mü tartışılır. Bir iki sahnede ince göndermeler vardı. Belki göndermelerin sayısı daha fazla olabilir bir çoğu artık ezberlediklerimizin ötesine geçmiyordu.

Hikaye ise oldukça düz ve basitti. Çok fazla düşünülmemiş, klasik karakterlerin bulunduğu, klasik olay örgüsünün yaşandığı bir filmdi. Mezar kazıcısı olan kahramanımız mesleği ve parasızlığı yüzünden sevdiği kız ile bir türlü evlenemez. Derken zıp çıktı arkadaşı ona bir teklifle gelir. Ölü bir adamı direkt gömecektir. Şeytana uyan bizim eleman bu teklifi kabul eder ama getirdikleri adam ölü değil baygındır. Eleman alır adamı evine götürür ve mafya arası hesaplaşma içinde kalır.

Olay bu. Yönetim ve oyunculuklar tatmin edici değil. Klişe ama kendi içinde tutarlı bir hikayesi vardı yinede. İzlemeseniz de olur derim. * Yönetmen – Senaryo: Korhan Uğur Oyuncular:  Melis Cemre ÇınarErgun KuyucuMelih Selçuk https://www.imdb.com/title/tt8445796/

Tomb Raider (2018)

tomb raiderBen aslında macera filmlerini severim. Böyle bilinmeyene doğru aksiyon dolu yolculuklar fevkalade keyifli olur. Tomb Raider’da pek oyun oynamayı beceremesem de eskiden oynamaya çalıştığım sayılı oyunlardandır. Ancak bu 2018 model Tomb Raider eminim ki devamı gelecektir ne menem bir şey arkadaş. Neresinden tutsak elinde kalıyor. Ana hikayesi mi dersin, yeni hikayesi mi dersin içindeki çelişkileri mi dersin bilemedim. Aksiyon oldukça klasik, bu tarz filmlerde olan aile ilişkileri oldukça klasik, üstüne üstlük merakla beklediğim o gizli yerlerin tüm korunmak için yapılmış bulmacaları onlar da klasik. Film beni bir dakika bile şaşırtmadı.

Filmi aksiyon izlettiriyor. İzlettiriyor izlettirmesine de artık milyonlarca kez izlediğimin bir tık ötesine geçmiyor. Eli kesilecek diyorum oluyor, kıçını vuracak diyorum oluyor. Yaklaşık iki saat süresince film yeni ya da farklı hiç bir şey sunmuyor. Böyle robot gibi izliyorsunuz.

Babası Lara’yı küçük yaşta terk edip gitmiştir. Çok zengin olan Lara tüm serveti kenara itmiş fakir hayat sürmektedir. Artık kayıp olan babasının ölümü ilan edilecektir. O sırada babasından bir not bulur ve araştırdığında onun gizli notlarına ulaşır. BU notlar eşiğinde babasını bulma umuduyla Çin’e gider. Çin’de babasına da yardımcı olan bir ismi arar. Aynı isimde başka biri vardır gerçek elemanın oğlu ama adam ayyaştır. Derken Lara ile birlikte birden dünyanın en iyi denizcisi olup bahsi geçen adaya doğru ilerlerler. Burada ise onları yeni macera bekler.

Ben ayrıntıya girdikçe hikaye daha da klişeleşecek. Zaten sonrasını tahmin etmişsinizdir. Eh aksiyon olsun vakit geçsin derseniz buyurun ama çok Şey beklemeyin. ** Yönetmen: Roar Uthaug Senaryo: Geneva Robertson-Dworet Oyuncular: Alicia VikanderDominic West https://www.imdb.com/title/tt1365519/

Looking Glass (2018)

looking glass‘in oyunculuğunu pek sevmem ama nedendir hep filmini de izlerim. Garip bir durum benim için. Bu da Cage’in yine işe yaramaz filmlerinden biri. Hikaye oldukça klişe. Bir yerde kafa karıştırayım demiş ama olmamış. Kurgu iyi değil aynı şekilde çekimlerde. Oyunculuk derseniz ‘in aynı yuz ifadesiyle sürekli karşı karşıyasınız siz düşünün.

Bir çift çocuklarının ölümünden sonra uzak diyarlarda motel işletmeye başlar. Moteli satan garip bir adamdır. Çift buraya alışmaya çalışırken erkek olan yani Ray motel odalarının arkasında odaları gören bir cam keşfeder ve her gece burada motelde kalan konukları izlemeye başlar. Bu sırada motelin havuzuna birileri ölü domuz atar. İşi araştırınca yıllar önce motelde bir cinayet işlendiğini öğrenir. Derken yeniden cinayetler işlenmeye motelde kalanlar ölmeye başlar. Hikaye böyle devam eder.

Film ne yapak istediğini kendi de bilememiş. Bir katil var ama o mu bu mu derken zaman zaman gizem dozu o kadar gereksiz artıyor ki gerçekten e diyorsunuz. Ve olan biten olayın konu ile ilgili pek alakasını göremiyorsunuz. Yani her şey havada. Başlıyor bitiyor ve arada sıkıldığınızla kalıyorsunuz. * Yönetmen: Tim Hunter, Senaryo: Jerry Rapp Oyunuclar:  Nicolas CageRobin Tunney https://www.imdb.com/title/tt6083648

Mercy (2014)

mercyFilm Stephen King‘in “Gramma” adlı kısa hikayesinden uyarlama. Tabi çok başarılı bir uyarlama olduğunu söyleyemeyeceğim. Öyle ki King adı geçmesine rağmen filmi hatırlamakta biraz zorlandım. Bana yakışmayan bir durum bu. Ama yine hemen hemen her King uyarlaması gibi bu uyarlama da pek başarılı olmamış, televizyon filmi kıvamında. Gerek senaryo gerek yönetim gerekse oyunculuklar tatmin edici değil.

Yalnız yaşayan bir anne iki çocuğunu alır ve hasta olan annesine bakmak için eski evlerine taşınırlar. Çocuklar buraya alışmaya çalışıp ev işlerine yardım ederken, eski bir kitap bulurlar. Bu kitap bir büyü kitabıdır. Kitapta ise bazı figürler belirir. O esnada garip şeyler olmaya başlar. Bu kitabı ve anneannelerinin geçmişini araştırdıkça kötü güçlerle olan bağlantılarını keşfederler.

Çok başarılı bir film olduğunu söyleyemeyeceğim. Ben Stephen King hatırına izledim. Çok etkilemiyor ama sıkmıyor da. ** Yönetmen: Peter Cornwell Senaryo: Matt Greenberg Oyuncular:  Frances O’ConnorShirley KnightChandler Riggs https://www.imdb.com/title/tt2481496/

Yok Artık (2015)

yok artıkİkinci filmi daha çok izlemişim aslında. Yazdım mı bilmiyorum belki yazma gereği duymamışımdır. Ancak ilk film yani bu film ikinci filmden daha iyi orası kesin. Bir kere oyuncu kadrosu ve oyunculuklar daha iyi. Hikayeler yere basıyor ve yer yer güldürüyor. Zaten filmi oyuncular izlettiriyor bu konuda bir sıkıntısı yok.

Birden fazla hikaye var filmde. Bir anlatıcı eşliğinde bunları dinliyoruz. Tabi filmin sonunda bu hikayelerin neden anlatıldığı güzel bir şekilde ortaya çıkıyor ve gülümseme bırakıyor insanın dudaklarında. Öyle çok fazla beklenti ile izlenecek bir film değil. Boş zamanda terci edilebilir. *** Yönetmen: Caner Özyurtlu Senaryo: Serkan Altunigne Oyuncular:  Berkay AkinMurat AkkoyunluGüven Murat Akpinar https://www.imdb.com/title/tt4800046/

Mr.Popper’s Penguins

Jim Carrey‘den yine başarılı bir film karşımızda. Zaten filmde Jim Carrey‘nin olması filmin izlenmesi için ayrı bir sebep zaten. Oyuncu kadrosunun içerisinde bir de Carla Gugino‘yu görmek beni ayrı bir sevindirdi. Ama filme genel açıdan baktığımızda eğlenceli olmasıyla birlikte, eksik bir film.

Artık görüyoruz ki Jim Carrey eski komedi filmlerindeki performanslarını gösterecek filmler sergilemiyor. Zaten kendisinden beklediğimizde karakterler oyunculukları ancak Mr.Poppers Penguins gibi komedi, duygusal arası filmlerde de onu görmek mutluluk verici. Şimdi dağılmış konuyu toparlamak gerekirse bu film oyuncuların performansı altında bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Hikaye klasik öğelere dayanıyor. İşine odaklanmış hırslı bir adam, eşinden ayrılmış, çocukları bir oraya bir buraya savruluyor. Tabi işine olan bağlılığından ötürü, çocuklarını da ihmal etmekte. Günün birinde babasının öldüğü haberini alır ve miras olarak ona bir penguen bırakır. Mr.Poppers bu pengueni ne yapacağını düşünürken kargonun içerisinden çıkan mektubu da düşürür. İşin ilginç tarafı ise bu mektubu evin o kadar su almasına karla buzla kaplanmasına rağmen bulunamaması sapa sağlam filmin sonunda dek sormasıdır.

Tek penguen Mr.Poppers’in evini darmadağın etmiştir. Akabinde gelen diğer penguenler ise onu şok eder. Penguenlerin rahatı için Mr.Poppers evini buzhaneye çevirir. Bu arada tabi penguenler yüzünden çocukları ile arası da düzelmiştir. Ailesini tekrar bir araya toparlamaya başlamıştır.

Ancak Mr.Poppers’ın bu duygusallığı işine sekte uğratmaktadır. Yapması gereken bir iş vardır. Şehirde tek ayakta kalmış eski bir restoranı satın alması lazımdır. Ancak orada Mr.Poppers’in babası ile olan hayalleri de vardır. Mr.Poppers arada derede kalmıştır. Tabi bu arada penguenlerde kötü niyetli hayvan bakıcısı tarafından kaçırılır.

Mr.Poppers ve ailesi hatta yeni sevgilisi ile birlikte tatile çıkmaya teşebbüs eden eski karısı ile birlikte bir operasyon yaparak penguenleri kurtarmaya soyunur. Operasyon başarı ile sonuçlanır. Akabinde, Mr.Poppers ailesini tekrar bir araya toplar. Tabi, bu sırada yumurtlayan penguenlerle birlikte, yeni yumurtaları bekler ve onları ait oldukları yere geri götürür.

Son olarak kahkahalara boğmasa da izlenecek eğlenceli bir aile filmi Mr.Poppers Penguins. Bir pazar sabahı için bire bir. Bu arada film roman uyarlamasıymış. İyi bir uyarlama mı tereddütteyim.

Yönetmen: Mark Waters

Senarist:

Sean Anders
John Morris
Jared Stern
Richard Atwater roman
Florence Atwater

Oyuncular:

Jim Carrey Mr. Popper
Carla Gugino Amanda
Angela Lansbury Mrs. Van Gundy
Ophelia Lovibond Pippi
Madeline Carroll Janie
Clark Gregg Nat Jones

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1396218/

http://www.popperspenguins.com/

Lemony Snicket’s A Series Of Unfortunate Events / Talihsiz Serüvenler Dizisi

Lemony Snicket takma adını kullanan yazar Daniel Handler tarafından yazılıp Brett Helquist tarafından resimlendirilen bir roman uyarlaması olan A Series Of Unfortunate Events beyaz perde de 2004 yılında Brad Silberling yönetmeliğinde can bulmuş. Film her ne kadar adını çok duyurmuş olmasa bile oyuncu kadrosu pek bir geniş… Film zaten onlar için bile izlenilebilir.

Film serinin ilk üç kitabını kapsamakta. Film oldukça eğlenceli ve izlenebilirken, devamının gelmemesi hayal kırıcı. Sanıyorum bunun sebebi gişede başarısız oluşu. Jim Carrey‘nin oyunculuğu filmi götüren tam bir lokomotif, ancak a’dan z’de diğer oyuncuları da unutmamak lazım.

Klaus, Violet, Sunny iç kardeştir. Her birinin ayrı bir özelliği vardır. Violet küçük bir dahi, Klaus tüm kitapları okumuş bitirmiş biri, en küçükleri olan Sunny ise güçlü dişlere sahip, küçük bir afacan. Bu üç kardeş yetim kalır ve evleri yanar. Çok uzak akrabaları olan Kont Olaf bin bir dalavere ile mirasa konmak için bu üç yetimi evine alır.

Ancak Kont Olaf bu üç çocuğa çok kötü davranmaktadır. Yetimler Kont Olaf’tan, kurtulur ve diğer akrabalarının yanına giderler. Ancak hiç tanımadığı akrabaları ile tanışırken bir gizemin ardından da sürüklenirler. Anne ve babalarının bilmedikleri yönlerini öğrenmeye başlarlar.

Yetimler, akrabalarını gezip bilinmeyenleri öğrenirken Kont Olaf’ta onların yakasını bırakmaz. Türlü maceraya atılmalarına sebep olur. Film oldukça eğlenceli. Filmi yıllar önce televizyonda izlemiştim geçtiğimiz gün elime geçince yine zevkle izledim. Zaten başta da dediğim gibi oyunculuklar yeterli, izlemek için.

Yönetmen: Brad Silberling

Senarist: Robert GordonDaniel Handler (kitaplar)

Oyuncular:

Cast overview, first billed only:
Jim Carrey
Count Olaf
Liam Aiken
Klaus
Emily Browning
Violet
Kara Hoffman
Sunny
Shelby Hoffman
Sunny
Jude Law
Lemony Snicket (ses)
Timothy Spall
Mr. Poe
Catherine O’Hara
Justice Strauss
Billy Connolly
Uncle Monty
Meryl Streep
Aunt Josephine

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0339291/

http://www.unfortunateeventsmovie.com

A Christmas Carol / Yeni Yıl Şarkısı

Charles Dickens‘ın aynı adlı eserinden uyarlanmış bu animasyonun daha önce onlarca kez yorumu yapılmış. Yapılmış yapılmasına da, Robert Zemeckis‘in bu işe parmaklarının değmesi ayrı bir güzellik katmış filme. Dickens’ın muhteşem eserinin mükemmel bir yorumu karşımızda.

Scrooge inatçı, cimri ve huysuz bir adamdır. Hiç arkadaşı yoktur. Olmasını da istemez. İnsanlarla iyi anlaşamaz, O insanları sevmediği gibi insanlarda onu sevmez. Herkes yılbaşı gecesi dostlarıyla yeni yılı kutlarken, Scrooge kendini odasına kapatır ve kimse ile görüşmez kutlama yapmaz. Noel akşamı iş yerinden çıkıp evine geldiğinde evde onu eski ortağının hayaleti ziyaret eder. Hayalet zincirlenmiştir ve giderken onu bu gece üç hayaletin geleceğini söyler…

Bu hayaletler, geçmiş yılların hayaleti, şimdiki yılın hayaleti ve gelecek yılların hayaletidir. Geçmiş yılın hayaleti Scrooge’ın hayatını ona gösterirken yaptığı zulümleri ve arkasında bıraktıklarını gösterir. Bizde Scrooge’un bu meymenetsiz halinin nasıl oluştuğunu bu şekilde anlarız. İkinci hayaletse, şimdiki zaman hayaletidir. Şu anda olup biteni,ona göstermektedir ve gelecek zaman hayaleti ona daha çok bir zebani gibi gözükür. Bu üç hayalet Scrooge’ın hayatını gözden geçirmesine vesile olur. Bu şekilde Scrooge yaptığı zulümleri tekrar görecek ve bunların yanlış olduğunu anlayacaktır.

Görsellik anlamında tam anlamıyla mükemmel bir animasyon olmuş. Ancak kesinlikle bir çocuk animasyonu değil, çünkü karakterler karanlık ve ürkütücü. Hikaye biraz daha ağır işlenmiş onlar için.

İzlerken kendinizi Scrooge yerine koyup düşüncelere dalabiliyorsunuz. Belkide bizim bu filmi siyasilerimize de izletmemiz gerek, ancak onlar bu hikayeden ne çıkarırlar Allah bilir.

Seslendirenler arasında iyi isimler var. tabi filmin farkına etkisi de olmuş bu isimlerin. Türkçe dublajlısı nasıldır bilmiyorum ama orjinal dilini tavsiye ederim her zaman için…

Kesinlikle izlenmesi gereken güzel bir film…

Yönetmen:Robert Zemeckis

Senaryo: Robert Zemeckis, Charles Dickens (oyun, kitap)

Seslendirenler:

Jim Carrey Scrooge / Ghost of Christmas Past / Scrooge as a Young Boy /Scrooge as a Teenage Boy / Scrooge as a Young Man / Scrooge as a Middle-Aged Man / Ghost of Christmas Present / Ghost of Christmas Yet to Come
Steve Valentine Funerary Undertaker / Topper
Daryl Sabara Undertaker’s Apprentice / Tattered Caroler / Beggar Boy / Peter Cratchit / Well-Dressed Caroler
Sage Ryan Tattered Caroler
Amber Gainey Meade Tattered Caroler / Well-Dressed Caroler
Ryan Ochoa Tattered Caroler / Beggar Boy / Young Cratchit Boy / Ignorance Boy / Young Boy with Sleigh / Tiny Tim
Bobbi Page Tattered Caroler / Well-Dressed Caroler
Ron Bottitta Tattered Caroler / Well-Dressed Caroler
Sammi Hanratty Beggar Boy / Young Cratchit Girl / Want Girl
Julian Holloway Fat Cook / Portly Gentleman #2 / Business Man #3
Gary Oldman Bob Cratchit / Marley / Tiny Tim

Linkler:

http://disney.go.com/disneypictures/achristmascarol/

http://www.imdb.com/title/tt1067106/

http://www.sinemalar.com/film/2406/Disneyin-Yeni-Yil-Sarkisi/

Yes Man / Bay Evet

Artık Jim Carrey‘nin klasik tabir ettiğimiz filmlerinden birisi. Çünkü her filmden hemen heme aynı zevki alıyoruz. Karakterler birbirine benziyor. Belki de bunu hissettiren Jim Carrey, sanki yönetmen filme hiç bir şey katmıyor. Ancak The Number 23, Eternal Sunshine of the Spotless Mind, The Truman Show, Man on the Moon gibi filmlerde senaryonun ve yönetmenin de filme elinin değdiğini hissedebiliyoruz. Sanki diğer filmler için yönetmen, Jim al sana senaryo kamera falan otur mimik yap oyna kafana göre demiş gibi…

Tabi bu cümlelerim Jim Carrey’i eleştirmek yada oyunculuğuna söz etmek için değil. Zaten filmleri Jim Carrey oynuyor diye izliyoruz. Ne kadar mükemmel bir oyuncu olduğunu da iyi yönetmenler ve iyi filmlerle anladık zaten… Ama bu toplumu eleştiren film klasik bir film… Üstüne üstlük bu film roman uyarlaması… Sanki filmde bir şeyler eksik…

Carl Allen eşinden boşandıktan sonra depresyona girmiş hayatına küsmüştür. Hiç kimse ile görüşmemektedir. Sürekli negatif düşünmeye başlamıştır. Tam bu sırada  bir kişisel gelişim seminerine katılır. Bu seminerin ana fikri pozitif düşünür her şeye evet dersek hayatımızın iyi olacağı yönündedir. Carl, bir şekilde bu seminerden çok etkilenir ve bu taktiği uygulamaya başlar…

Carl başlarda çekinceli olsa da bunu uygulamaya başlar. Bakar ki her şey mükemmel bir şekilde gidiyor ve hayatına renk gelmiş, bunu sürekli hale getirir… Tabi hayatını güzel hale getiren standart şeylere söylediği evetlerden kaynaklanan bir güzellik. Biliyoruz ki hayır denecek şeyler de vardır. Carl bu noktayı tuturamayınca başına ilginç olaylar gelmeye başlıyor. Tabi bu düşünceden kurtulmak için yine seminerin yöneticisini aramaya başlar…

Jim Carrey’in performansı ile izlenebilir olan bir film. Kahkaha bombardımanı beklemeyin. Ancak eğlenceli bir film…

Yönetmen: Peyton Reed

Oyuncular:

Jim Carrey Carl Allen
Zooey Deschanel Allison
Bradley Cooper Peter
John Michael Higgins Nick
Rhys Darby Norman
Danny Masterson Rooney

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1068680/

http://www.sinemalar.com/film/2097/Bay-Evet/

http://beyazperde.mynet.com/film/4347