Etiket arşivi: Jim Sturgess

Upside Down

Filmi geçtiğimiz günlerde bir gece yarısı televizyonda yayınlanırken gördüm. Nasıl ya, derken filmin görüntülerine, o fantastik ortamına hayran kaldım. Tabi film televizyonda izlenecek türden değildi biraz bakındıktan sonra daha aklı selim kafayla reklamsız izlemeye karar verdim. Tabi ‘ınh filmde olması da ayrı bir durum.

Film 2012 yapımı. Yönetmen koltuğunda ise Fernando Solanas‘ın oğlu Juan Solanas var. Filmin senaristi de kendisi. Filmin görselliğine mekan tasarımına ve fikrine bayıldım. Bunlara bayılmama rağmen film olmamış. Tüm bu saydıklarımın üzerinde çok fazla durulurken filmin hikayesi kaçmış ve klasik bir zengin kız fakir oğlan klasiğine dönmüş film. Bu durumda merak cezbederek izlenen filmden hayal kırıklığı ile ayrılmamıza sebep oluyor.  Okumaya devam et

Cloud Atlas

Cümlelere bir şekilde başlamak gerekli. Öncelikle yazıda “spoiler” denilen yaratığa bol miktarda yer vereceğimi belirtmeliyim. Yazı, biraz da okuyan bünye üzerinde, olumsuz etkiler yaratabilir. Belirtmem gerek ki film aslında iyi bir film. Ben sadece eksik gördüğüm kısımları ve ufak tefek eleştirilerimi yazacağım. Bu “meyve veren ağaç taşlanır” şeklinde de düşünülebilir. Ancak takdir edersiniz ki, işin içinde Wachowski Kerdeşler ve Tom Tykwer olunca ister istemez beklentiyi yükseltiyorsunuz.

Bu film belki direkt hikaye ve senaryo bakımından Wachowski Kardeşler ve Tom Tykwer’a ait olsa ortaya daha iyi bir iş çıkabilirmiş. Ancak film David Mitchell‘in aynı isimli romanından uyarlama olunca işler biraz karışıyor. Film romanı okuma isteği uyandırıyor içinizde öyle bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorsunuz. Bunun için kitabı okumaya ihtiyacınız yok. Ben de yorumlarımı kitabı okumadığımı göze alarak yaptığımı belirtmek isterim. Okumaya devam et

Heartless

Biraz kavram karmaşasına sebebiyet veren bir film Heartless. Buna sebep olan da tür karmaşası. Film bir İngiliz dizisi kıvamında. Müzikleri ve görselliği buna müsait. Müzikler özenle seçilmiş ve oldukça başarılı. Tür karmaşası demiştim. Film korku filmi gibi durup bir nevi bu şekilde lanse edildiğinden insan istediğini alamıyor. Hikayedeki bilinmezlikte çok olunca ister istemez ufak bir kulaktan dolma hikaye ile de filmin karşısına oturan izleyiciye anlamsız gelebiliyor.

Oysa film kendi içerisinde tutarlı bir film belki kurguda atlamalar olmasa bir çok izleyen filmi daha iyi anlayacaktır. Evet film çok iyi bir film değil belki ama anlatmak istediğini anlatan başarılı bir film. Film yüzünde büyük bir doğum lekesi olan Jamir’in başından geçenleri anlatıyor. Jamir yüzündeki bu izi dert etmiş ve kendini toplumdan soyutlamıştır. Abisi ile birlikte işlettiği fotoğrafçıda oraya fotoğraf çektirmeye gelen güzel bir kıza da aşıktır. Ancak yüzü sebebi ile onun karşısına da çıkamamaktadır.

Bu arada şehirde insanları evleri kundaklayan bir çete hüküm sürmektedir. Kapşonlu bu gençler gece dışarıya çıkarak terör estirmektedirler. Bir çok insanın diri diri yanarak ölmesine sebep olmuşlardır. Ancak polisin bu kişilerin kim olduğuna dair hiç bir fikri yoktur. Jamir bir grubu iş üstündeyken görür. Yanına kadar gelen bir grup üyesinin yüzü bir solucana benzemektedir. Jamir onların elinden kaçar ancak grup üyeleri sanki onu izlemektedir. Günün birinde annesi de bu grup tarafından yakılarak öldürülür.

Jamir tek başına kalır ne yapacağını bilemez. Bir gün biri ile tanışır. Bu kişi kasabaya kötülük salan şeytanın ta kendisidir. Şeytan, Jamir’in yüzündeki doğum lekesini yok edebileceğini söyler ancak bir anlaşma yapmaları gerekmektedir. Jamir, şeytan ile anlaşmayı yapar. Yüzünde leke olmadığını gören Jamir’in kendine güveni artar. Sevdiği kızla tanışır ve beraber olurlar. Her şey doru düzgün giderken Şeytan ondan anlaşmalarının gerekliliklerini yapmasını ister. Birilerini öldürüp kalbini çıkaracaktır. Jamir bunu yapmak istemez ancak anlaşma anlaşmadır sonuçta.

Tabi Jamir bir kaç cinayet işler. Son olarak öldürmesi gereken kişi olarak eline sevgilisinin resmi gelince ne yapacağını bilemez. Ancak onu da öldürmesi gerekmektedir. Bu arada tabi etrafında dönen gerçekleri de öğrenmiş olur. Aslında, yüzündeki iz de hala yerinde durmaktadır. Buraya kadar aslında yönetmen bizi de ters köşe yapmıştır.

Jamir karakterinin yüzündeki değişimler yada diğer karakterlerin yüzündeki değişimler iyi ve kötünün ayrıt edilmesi gibi. Yönetmen bu noktayı çok güzel aktarmış. Yüzündeki leke ile yaşamış bir çocuğun babası ve annesinin ölmesi içine kapanıklılığının üzerinde bıraktığı etkiyi filmde çok iyi gördük. Yüzündeki lekeyi silmek için neler yapabileceğini de. Leke silindiğinde ise hayatındaki olumlu değişimleri. Burada kişisel bakış açılarının ve bu durumların etkilerinin nasıl olduğunu çok iyi gördük.

Jamir, kötü olduğunda mutlu olabiliyordu çümkü anlaşmaya göre bunu yapması lazımdı ancak etrafında onun iyi yönünü temsil eden küçük  bir Hintli kız dolanıyordu. Ancak dışarıdan bakıldığında ise o dışlanmış lekeli yüze sahip Jamir kötü veya iyi bir insan olabiliyordu. İnsanın değişkenliğine iyi değinmiş film.

Film İngiltere’nin o gri soğuk havasını başarılı bir şekilde hissettiriyor. Oyunculuklar başarılı. Filmin mesajı ilk okul sıraları havasını taşısa da film çok çok iyi olmasa da izlenmesi gerekenler arasında.

Yönetmen – Senarist: Philip Ridley 

Oyuncular:

Jim Sturgess
Jamie Morgan
Clémence Poésy
Tia
Noel Clarke
AJ
Luke Treadaway
Lee Morgan
Justin Salinger
Raymond Morgan
Fraser Ayres
Vinnie

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1220214/