Bi Köşe – Sayı 2

Ne yazmalı? Bi Köşe’m olsun diye söyleyip duruyordum, oldu da ama bu köşelere yazı bulmak baya zor işmiş. Aslında memlekette konu mu yok? Gına gelir konulardan ama oturup bir ayara getirip yazmak, hatta bu konular içerisinden konu seçmek bir hayli zor. Her gün yazanların işi daha zor sanırım. Ya da rutine bindikten sonra problem olmuyordur. Düşünsenize sadece yazarak geçirdiğiniz bir hayat. Yani rutin olmuş. O zaman bu kadar zor olmasa gerek? Kalimero’nun dediği gibi: Ama bu haksızlık öyle değil mi? O zaman kelimemiz Rutin olsun. rutin sıfat Fransızca routine 1. sıfat Sıradanlık, çeşitlilik göstermeyen, alışılagelmiş düzen içinde yapılan 2. isim Yapılması alışkanlık hâline gelmiş iş “Herkes kendi rutinine baş eğmesini öğreniyordu.” – A. Kulin (TDK) Konuya giriş Günlük yaptığım işlere bakıyorum. Tam anlamıyla çizilmiş bir düz çizginin dışına çıkmayan bir süreçten ibaret. Bu rutinleri saymayacağım bile. Biraz daha yukarı çıkıp haftaya bakıyorum. Aynı çizginin içindeyim. Biraz daha yukarı çıkıp yıla …

The Ward

Filmin yönetmen koltuğunda John Carpenter ismini görmek bile ayrı bir zevk veriyor insana ve tabi ki büyük bir beklenti de oluşturuyor. Bunda Carpenter’in uzun süre sessiz kalması da etken tabi. Ancak Carpenter bu filmde biraz bizi ters köşe yapıyor. Bu film onun en iyi filmleri arasına girmeyecek ama en kötüsü olur mu sorusunu da gün ışığına çıkartıyor. Peki bu film neden bekleneni vermiyor? Buna Carpenter’in daha etkileyici filmlerini de gördük diye yanıt verebilirim. Carpenter’in diğer filmlerine bakarsak bizi daha fazla içine aldığını görüyoruz. Fog, Christine, They Live  filmlerinde izleyicinin sanki kendinden bir parça bulup hikayeyi yaşadığını görüyoruz. Ancak The Ward bunu bize vermiyor. Bunun başlıca nedeni The Ward’ın çoklu kişilik bölünmesini filme konu etmesi. Bu gibi bir senaryoda her ne kadar, müzikler çekimler güzel olsa da, izleyicinin kendini bulamadığı bir film olması sebebi ile film insanı pek etkileyemiyor. Bu konuda, yapılması gereken de, insanı korkutmaya daha fazla eğilmesi. Ancak The Ward bu onuda da eksik. Çünkü yeterli korku …

They Live

Usta yönetmen John Carpenter‘ı John Carpenter yapan filmlerden biri olan “They Live (1988)”dan bahsetmek isterim size. Yıllar önce muhtemel bir gece kuşağı sinemasında izlemiş olduğum, geçtiğimiz günlerde ise dvdsini görüp hemen alıp uygın bir zamanda izlediğim bir film. Tabi yeni nelisin beğeneceği tarzdan uzak olduğunu söyleyebilirim, ancak sırf merak uyandırsın diye bu film için “Matrix”in atalarından biri olduğunu bir çok kaynağın söylediğini belirtmek isterim… Film, Ray Nelson’ın 1963 yılında yazdığı Eight O’clock in the Morning isimli kitabından uyarlanmış. İlginç bir konu ve düzgün bir senaryoya da sahip. Ancak film oyunculuk konusunda çok başarılı diyemeyeceğim. Buna rağmen akılda kalıcı sahne ve repliklerle dolu. Film korku ve bilim kurgu olarak sınıflandırılsa da sosyal film olduğunu söyleyebiliriz. Filmin asıl amacı, sistem eleştirisini yapmaktır. Bir nevi kapitalizm ve sosyalizm karşılaştırması yapar. Filmi her ne kadar sosyalizme daha yakın görsekte bazı noktalarda film inceltilmiş ve sanıyorum ki fazla göze batmasın diye esler konulmuş. Filmin baş kahramanı George Nada işsiz güçsüz olup göçebe hayatı …

Back to Top