Etiket arşivi: Johnny Depp

Into the Woods

Filmin kadrosunu görünce açıkçası beni bir ziyafet beklediğini düşündüm. Tabi birde bildiğimiz o masal kahramanlarının da karşımda olması umutlarımı bir arttırmıştı. Hatta film açılışından sonra baya bir umutlanarak izlemeye koyuldum filmi. Ancak devam eden sahneler sürekli kendini tekrar eder nitelikteydi. Evet açılış şarkısı iyiydi ama film boyunca “i wish, i wish” sürekli tekrar edince bana bir süre sonra afakanlar basmaya başladı.

Filmin en büyük izlenme etkenlerinden biri de kadrosuna eş değer olarak karakterlerinde sevilen karakterler olması. Bu bağlamda ben oyunculardan çok karakterleri merakla izledim. Evet bendeki en büyük meraklardan biri de Rapunzel, Kül Kedisi, Jack, Kırmızı Başlıklı Kız ve Fırıncı Barker’in hangi payda altında buluşacağıydı. Tabi bu payda da cadı oldu. Evet film ne istediğimize dikkat etmemiz hususunda bizde diktede bulunuyor ama biraz abartmış gibi. Okumaya devam et

Tusk / Mors Dişi

Yönetmen Kevin Smith‘in 2014 yapımı filmi Tusk. Filmin ilk dakikasından itiberen sizi çekiyor. Tabi bir de ters köşe yapma durumu var. Filmin ilk dakikalarında hiç aklıma bu şekilde çizgi çizip finali bu şekilde yapacağı gelmemişti. Tabi filmin finali bu şekilde mi olmalıydı biraz düşündüm sanki daha farklı bir son ya da bu son olmzsa daha iyi olur gibi geldi bana. Ama sonuçta yönetmen bu şekilde düşünmüş. Okumaya devam et

Dark Shadows

Yazının başında  belirtmeliyim ki bir Tim Burton hayranı olarak tüm filmlerini keyifle izlemekteyim. Ancak şu da bir gerçek ki, son dönem filmleri eskileri kadar iyi değil. Bir yerde aslında Big Fish ile benim için Burton’un klasiği filmleri bitmiş, sonrası para odaklı film olma yönünde ilerlemiştir. Bu filmde para için yapılmış, film ortasındaki koca koca reklamlarıyla da bunu gözümüze sokan bir film. Film Dan Curtis‘in dizisinden uyarlanmış.

Film karşımıza oldukça iyi bir kadroyla çıkıyor. Tabi bu kadro Burton’un klasik kadrosunun yanı sıra Michelle PfeifferEva Green gibi isimleri de kadroya renk katıyor. Tabi bu kadro filin izlenmesi için başlıca sebebi oluşturuyor. Yani film bir konu dahilinde olmasa bile oyuncuları ile kendini izlettirebilir. Tabi bu cümleyi kurunca yönetmen faktörünü biraz dışarıya itmiş oluyoruz. Aslında bu film Tim Burton haricinde biri tarafından da aynı şekilde çekilebilirmiş. Ancak bu gibi işlere adım atan sadece Burton olduğu için kendisini kamera arkasında görüyoruz. Okumaya devam et

Pirates Of The Caribbean: On Stranger Tides / Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde

Benim için bu film tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu. Aslında böyle bir şey olacağı da belliydi. Pirates Of The Caribbean: On Stranger Tides serinin en kötü filmi. Tam anlamıyla gişe için yapılmış bir film olduğu daha ilk sahnelerinde kendisini belli ediyor. Senaryo çok kısır kalmış aksiyon eski filmlere oranla çok düşük. Filmin bir çok sahnesi Jack Sparrow’un izin verdiği ölçüde duygusal geçiyor. Film biz bu kadar izleniyoruz madem mesajda verelim kaygısına da yenik düşmüş bu gözle görülür bir biçimde karşımıza çıkıyor.

Teknik hususta, göze çarpan farklı bir sahne yok. Bazı sahnelerde animasyon olduğu oldukça belli oluyordu. Tabi bunu da geçtim asıl önemli olan filmin 3D olarak lanse edilmesiydi. Zaten sırf bu sebepten sinemada izlenecek bir filmdi. Bu zamana kadar 3D görmesek film 3D diye kandırabilirlerdi bizi ancak artık alıştık bizde. Filmin 3D olan tek kısmı alt yazılardı. Evet gözlüğü çıkardığınızda alt yazıları okuyamıyordunuz. Onun haricinde filmi rahatlıkla izleyebilirdiniz. Bazı küçük sahneler ikilenmeler olmuyor da değildi. Ancak ne derinlik, nede öne çıkma bakımından film kesinlikle tatmin etmiyordu. Keşke normal şekilde izleyip gözümüzü yormasaydık.

Elbette serinin en iyi filmi ilk film olan Siyah İnci’nin Laneti idi. Öyle bir filmde beklemiyorduk zaten. Ancak bu film onun ve diğerlerinin yanında az aksiyon, az doğa üstü olayla geçirilmişti. Anlaşılan çok kafa yorulmamış. Tavanda biriken sular, kılıçla yönetilen bir gemi, ölümsüzlük pınarı ve deniz kızları bu aksiyonsuz geçen filme aksiyon katmış. Zaten en büyük aksiyon ve güzellik filmde deniz kızları idi. Tabi filmde anlam veremediğim diğer bir husus ise İspanyollar oldu. Geldiler, imana gelin lan dediler gittiler.

Neyse konuya geçelim ufak ufak. Jack İngiltere’de aranmaktadır. Tabi bu arada söylentiler de onun mürettabat topladığı yönündedir. İngiliz dükü onu yakalar ve Ölümsüzlük Çeşmesine gitmek için zorlar. Ancak Jack bulunduğu ortamdan kaçar kurtulur ve kendi adını kullanan taklitçiyi aramaya başlar.

Ona çok çabuk ulaşır ve görür ki, bu eski sevgilisi Angelica’dır ve öğrenir ki Angelica, Kara Sakal’ın kızıdır. Bir rivayete göre de, Kara Sakal kısa süre içinde tek ayaklı biri tarafından öldürülecektir. Kara Sakal ve Angelica’nın amacı Ölümsüzlük Çeşmesinden içmektir. Tabi bunun içinde Jack’in yardımına ihtiyaçları vardır. Bu arada Barbarossa İngilizlere katılmış o da çeşmenin peşindedir. İspanyollar da aynı şekilde.  Ayini tamamlamak için ise üç şeye ihtiyaç vardır. Kadehler, deniz kızı göz yaşı ve su.

Filmi götüren ise her zamanki gibi Jack karakteri. Diğer filmlerdeki yan karakterlerin, yokluğu bu filmde hissedilmiş. Film tek karakter etrafında dönerken bazı sahneler gereğinden uzun çekilmiş. Bu da aksiyon beklediğimiz, sahnelerde aynı sahnenin sürekli tekrar etmesi izleyiciyi sıkar cinsten olmuş.

Kısacası beni tatmin etmeyen bir film oldu. Ne hikaye, ne de çekimler, ne de 3D bakımından. Bunun yanı sıra izlediğim sinemadan mı kaynaklı bilemedim ama seslerde de sorun vardı sanki ayrıntıyı tam olarak alamadım. Sinemada izlemek isteyenlere 3Dsini önermem. Ekstra para vermeye hiç gerek yok. Aslında evde BlueRay’de daha tatmin edici şekilde izlenebilir bir film.

Yönetmen: Rob Marshall

Senaristler:

Ted ElliottTerry RossioStuart BeattieJay WolpertTim Powers

Oyuncular:

Johnny Depp Jack Sparrow
Penélope Cruz Angelica
Geoffrey Rush Barbossa
Ian McShane Blackbeard
Kevin McNally Gibbs
Sam Claflin Philip
Astrid Berges-Frisbey Syrena

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1298650/

http://disney.go.com/pirates/

The Tourist

Bu filmi izlemek için size bir sebep sayarım o da Johnny Depp. Tabi şimdi sesler yükselmeye başlayacaktır, Angeline Jolie var Venedik var diye. Bırakın kardeşim aynı surat ifadesi, sıfır mimik ile bir odunmuş gibi duran Angeline Jolie ne bu filmde ne de diğerlerinde beni hiç cezbetmedi. Venedik’e gelince yönetmen bize daha iyi şeyler sunsaydı keşke. Sıradan kamera açıları sıradan renk derinliği Venedikten bile soğutuyordu insanı. Film görsel olarakta bir felaket.

Senaryoya, kurguya hiç girmeyeyim diyorum. Zaten öyle bir şey yok. Ufak hikaye kırıntıları, ilk okul çocuğunun kaleminden çıkmış gibi. Bilinenler dışında hiç bir şey yok karşımızda. Ne bir gerilim, ne bir aksiyon, ne bir komedi, ne bir dram, ne olduğu belirsiz bir senaryo ve akabinde film. Oyunculuklara değinmek gerekir ise ben  çok büyük oyunculuklar görmedim. Angeline Jolie’den zaten beklemem de, Johnny Deep’te duruma uyum sağlamış ve kendini pek yormamış. Ne diyeyim, vaktimizi o alsın…

Elise, polis tarafından izlenmektedir. Bu heyecanlı izlemeyle başlarız hikayeye. Bir kafede otururken ona not gelir. Notta trene binmesini söyler. Burada anlaşılır ki, notun sahibi Elise’nin aranan sevgilisidir. Nottaki talimatlarda ise, trende onun kalıbına benzer birinin yanına oturması ve onu kendisi olduğuna başkalarını inandırmasını ister. Elise’de aynı şekilde davranır. Trande seçtiği kişi ise, Frank adında Amerikalı bir turisttir.

Frank güzel Elise’nin peşine takılır, herkes onun aranan kişi olduğunu sanar ancak durum öyle değildir. Bu arada onu aranan kişi sanan mafyalar da Frank’ın peşine düşmüştür. Bir kovalamaca başlar. Frank hemencecik aşık olduğu kadının peşinden sürüklenirken başına gelmedik kalmaz. Elise’de ondan hoşlanmıştır ancak başına bir şey gelmesini istemediği için onu uzaklaştırır. Frank ise olaylardan kopmaz.

Tabi filmde bazı şaşırtıcı olaylar da var ancak şaşırdık mı orası tartışılır. Şimdi söylesem, filmin tüm kıymeti gidecek. Zaten yok ya… Mantık hatalarının sürüyle olduğu bir filmden daha ne beklersiniz. Her şey güllük gülistanlık bunlara…Neyse vakit harcanacak bir film değil aslında ancak sırf oyuncular hatırına bakılır filme… Bu arada yardımcı oyuncular daha başarılıydı söylemeden geçmemek lazım…Rufus Sewell’i de aralarında görmek mesut etti beni…

Yönetmen: Florian Henckel von Donnersmarck

Senarist: Florian Henckel von Donnersmarck, Christopher McQuarrie

Oyuncular:


Johnny Depp
Frank Tupelo

Angelina Jolie
Elise Clifton-Ward

Paul Bettany
John Acheson

Timothy Dalton
Jones

Steven Berkoff
Reginald Shaw

Rufus Sewell İngiliz Turist

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1243957/

http://thetourist-movie.com/