Etiket arşivi: Justin Theroux

The Leftovers

Şöyle diziler bitmiş yaz dönemini nasıl geçiririm derken araştırmaların sonucunda karşılaştığım dizi The Leftovers. True Blood bitmiş tam bir boşluk anına gelmişti. HBO’nun çok fazla boş dizi yapmayacağını düşünerek okuduğum yorumlarda da Lost vari bir dizi olduğunu gördüğümde bende bir kaç bölüm diziyi izleyeyim dedim. Tabi dizinin kadrosuna bakmam izlemem için de bir sebep oldu. Justin TherouxAmy BrennemanLiv Tyler diziyi izlemek için iyi bir nedendi. Gerçi sadece Liv Tyler’ın olması izlemek için bence büyük bir neden.

Dizi Tom Perrotta‘nın aynı isimli romanından uyarlama. Romanı okumadığım için dizi ile arasında bir kıyaslama yapamayacağım ama ben diziyi oldukça başarılı buldum. Genel olarak baktığımızda dizi oldukça yavaş ilerliyor. Bu ilerleyiş sırasında bir çok soru işareti yaratmasına rağmen bu soru işaretlerine çok fazla yanıt vermiyor. Yani dizi sezon finali yapmasına rağmen hala bir çok soru işareti mevcut. Yaptığım araştırmalar sonucunda aslında kitabın da sorulara çok fazla yanıt vermediğini okudum. Gelecek günlerde kitabı da okumayı düşünüyorum açıkçası. Okumaya devam et

Your Highness

Filmi izlerken bu kadro acaba bu filmi ünlü olmadan önce mi çekti diye düşündüm. Ancak gördüm ki film 2011 yapımı sonrasında anladım ki, bu oyuncular bize oyun olsun arayı soğutmayalım mantığı ile yaklaşmışlar filme. Bu kadroyu toparlamak için bu filmin çok büyük bütçesi olduğunu düşünmüyorum. Sanırım olay hatır işi.

Film izlerken hemen hemen her dakikasında karşımıza çıkan oyuncu kadrosuyla bizi şaşırtıyor. Peki bunun haricinde ne var filmde aslında pek bir şey yok. Filmin hikayesi ve izlenme sebebi oyuncu kadrosu. Sürekli yeni kim çıkacak ya da b unların bu filmde ne işi var, bu oyuncular oynamışsa eğer acaba ilerleyen dakikalarda bir aksiyon olacak mı diye merak içerisinde izliyorsunuz filmi.

Ancak filmde o kadar aksiyon yok. Bilindik bizi şaşırtmayan da bir konuya sahip film. Ancak film İngiliz komedi filmleri kıvamında. Zaten o dönemde de geçmesi, filmin İngilizlilik tarafını ağır ortaya çıkarmış. Film kendi türündeki filmlere de bolca gönderme yapmış. Bazı sahneler güldürsede genel anlamda güldürmeyen kahkahaya boğmayan bir film.

Thadeous, kendi halinde tembel, kibirli, başarısız, umursamaz bir prenstir. Erkek kardeşi Fabious ise onun tam tersi başarılı, onurlu, savaşçı tam anlamıyla kral adayı biridir. Thadeous onun bu durumunu kıskanmakla beraber, hiç bir şey yapmamaktadır. Günün birinde Fabious seferden döner ve yanında Belladonna adında güzel bir kız getirir onunla evlenmek istediğini söyler. Başarılı kardeşin bu isteği kral tarafından da onaylanır ve düğün hazırlıkları başlar.

Düğün günü ise Leezar adında bir büyücü çıkar gelir ve Belladonna’yı kaçırır. Öğreniriz ki Belladonna’yı rehin tutan odur. Zamanı geldiğinde onunla birleşecek ve büyük bir gücün sahibi olacaktır. Sevgilisi kaçırılan Fabious onu kurtarmak için peşinden gider. Tabi Thadeous’da ilk macerasına atılmak için onun peşine takılır. Büyücüyü yenmek için bir kılıç bulmaları lazımdır. Onu bulmak için ise bir büyücüye giderler…

Bu esnada adamlarının ihanetlerine ve öldürülmelerine tanık olurlar ve iki kardeş baş başa kalır. Yollarına ikisi devam etmek zorunda kalır. Yolculukları esnasında yakalanırlar. Bir dövüş arenasında güzel savaşçı Isabel ile karşılaşırlar ve oradan kurtulurlar. Isabel de ailesini öldürdüğü için Leezar’ı aramaktadır. Bir anlaşma yaparlar ancak birbirlerine güvenmeleri de zaman alır. Bu arada Thadeous, Isabel’den hoşlanmaya başlamıştır ama Isabel ona pas vermemektedir. Thadeous onun gözüne girmek için elinden geleni yapar.

Tabi ki filmde mutlu son mevcut. Filmin olmazsa olmazı. Oyuncular pek bir performans göstermemişler kendilerini pek yormamışlar. Zaten aksiyon sahneleri dışında yorulacak sahnede yok pek. aslında bu filmi dizi olarak düşünebilirlermiş ancak bu kadro ile olması şartıyla. Eminim ki o zaman daha eğlenceli Merlin tadında bir yapım çıkarmış ortaya.

Bu kadro ve bir hassa Natalie Portman’ın enfes göl sahnesi için bile izlenir film. Televizyon filmi kıvamında boş zamanı geçirmek için birebir film Your Highness.

Yönetmen: David Gordon Green

Senarist: Danny McBrideBen Best

Oyuncular:

Danny McBride
Thadeous
James Franco
Fabious
Rasmus Hardiker
Courtney
Natalie Portman
Isabel
Toby Jones
Julie
Justin Theroux
Leezar
Zooey Deschanel
Belladonna

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1240982/

Megamind

Eğlenceli ve güzel bir animasyon Megamind. O bildiğimiz süper kahraman hikayelerinden biraz sıyrılmış iyi ve kötünün dönüşümüne, kötünün yaratılmasındaki etkene eğlenceli bir şekilde değinmiş. Müzikleri karakterleri, her şeyiyle güzel. Aslında film bizim ata sözümüzü de destekler gibi; “aptal dostum olacağına akıllı düşmanım olsun”.

Film bildiğimiz süper kahraman klişelerine dayanıyor. Uzak dünyalarda yaşam sona gelmiştir ve bir aile çocuğunu kurtarmak için onu uzaya salar. Çocuk ise dünyaya gelir geldiğinde ise süper güçleri vardır. Bu film de aynı şekilde başlıyor. Ancak bu kez iki çocuğumuz var.

İkisi de dünyaya düşüyor. Birisi daha insana benzer. Diğeri ise yeşil. İnsana daha çok benzeyen zengin bir ailenin yanına düşerken, yeşil renkli uzaylımız ise fakir bir ailenin yanına düşer tabi küçüklüğü zorlukla geçer. Nasıl oluyorsa ikisi de aynı sınıfta okurlar. Zengin olan yakışıklılığı ve hünerleri ile çocukları büyülerken, bizim küçük yeşil uzaylımız sürekli hor görülür. Bu arada belirtmem lazım ki, bizim yeşil ufaklığın öyle süper güçleri yoktur ancak çok zekidir. Zaten bu zekası yüzünden gelmiştir her şey başına…

Yeşil dostumuz kendine Oobermind adını verir ve 20 yıla yakın süre Dünya’yı fethetmeye çalışır. Tabi onun önüne çıkan ise yine çocukluk rakibidir, o da kendine Metro Man adını vermiştir. Merto Man yine herkes tarafından sevilirken, Oobermind herkes tarafından nefret edilir. Aslında Oobermind’ın asıl istediği korkutarakta olsa herkese kendisini sevdirmektir.

Oobermind büyük bir plan ile Metro Man ile yine kapışır. Bu kez Metro Man’ı yok eder. Artık bütün şehir onun olmuştur. İstediğini yapmaktadır. Bir süre sonra, yaşadığı rutinlikten kısılır. Hayat ona çok monoton gelmeye başlamıştır. Bu arada televizyon muhabiri bir kıza da aşık olmuştur. Ancak kız ondan nefret etmektedir.

Oobermind bir plan yapar, Metro Man’ın genetik şifresini çözecek ve kendisine karşı çıkacak bir başka kahraman yaratacaktır. Böyle bir serumu yapar ve enjekte edecek birilerini arar. Ancak tesadüfen bu aşı, muhabir kızın, aptal kameramanına enjetke edilir. Oobermind bu genç adamı süper kahraman olarak eğitir. Kendine güvenen genç sevdiği kızın karşısına çıkar ve reddedilince çılgına döner. Dünyayı ele geçirme planları yapar.

Oobermind ise olan biten karşısında ne yapacağını şaşırır. Dünyayı kurtarıp kurtarmama arasında kalır.  Oobermind ise kendi yarattığı bu adama karşı savaşmaya başlar. Bu arada belirtmek lazım ki filmde ölen yok. Metro Man fırsattan istifade kendisini emekliye ayırıp kafasını dinlemektedir.

Başarılı bir animasyon Megamind. Grafikler oldukça başarılı. Senaryo hem küçüklere hem büyüklere hitap etsin derken biraz zorda kalmış. Bazı durumlarda yetişkinleri sıkarken bazı durumlarda da yapılan espriler küçüklerin anlamamasına sebep oluyor. Ancak her halükarda eğlenceli bir yapım.

Yönetmen: Tom McGrath

Senarist: Alan J. SchoolcraftBrent Simons

Seslendirenler:

Will Ferrell
Megamind
Brad Pitt
Metro Man
Tina Fey
Roxanne Ritchie
Jonah Hill
Hal Stewart / Titan / Tighten
David Cross
Minion
Justin Theroux
Megamindin Babası
Ben Stiller
Bernard

 Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1001526/

http://www.megamind.com/

Iron Man 1 /2

Sanıyorum filmin ilkine yer vermedim. Aslında neden yer vermediğimi bilmiyorum o zaman ilkinden bir anlatmaya başlayalım. Gerçi Marvel’in Iron Man’ını anlatmaya gerek yok ama ben kıza bir özetini yapayım.

Stark Industries’in yöneticisi olan Tony Stark, geliştirdiği yüksek teknolojik buluşlarla dünya çapında üne ulaşmış bir silah sanayicisi ve mucittir. Boş zamanlarında ise hovardalıktan kendini almaz. Aslında bu hovarda karakterin nasıl bu kadar zeki olduğu hep aklıma takılmıştır. Yeni geliştirdiği Jericho füzelerinin tatbikat sonrasında konvoyunun saldırıya uğramasıyla terörist bir grubun eline esir düşer. Bu arada bu savaş ürünlerinin bu kadar popüler olması ve bir şov eşliğinde tanıtılması ayrı bir konu tabiiki.

Tony saldırı esnasında yaralanır. Kalbinin yanına şarapnel parçası saplanmış hayatı tehlikeye girmiştir. Bu sırada kendisini esir alan terör grubunun lideri Raza tarafından gelişmiş bir silahlar üretmeye zorlanır. Tony kendisine verilen bu fırsatı kullanır ve kendisine verilen malzemelerle kendisini buradan kurtaracak bir zırh tasarlar.

Teröristlerden kurtulup ülkesine döndüğünde Tony yepyeni bir projeye başlar. Kendisini atölyesine kapatır ve kurtulmak için kullandığı zırhın üzerinde daha fazla çalışmaya başlar. Asıl amacı kendisine insanüstü güçler ve fiziksel koruma sağlayacak çok gelişmiş bir zırh geliştirmektir. Bunu başarırda. Asistanı Pepper Potts  ve arkadaşı yarbay Rhodey’in de yardımıyla dünya çapında sonuçlar yaratacak bir saldırıyı engeller. İlk filmimiz bu şekilde biter.

İkinci filmimizde ise Tony kimliğini açıklamış bir kahraman gibi görülmektedir. Kalbi yerine kullandığı ve yaşamasını sağlayan nükleer cihaz kendisine bir yerde hayat verirken bir yerde de onu zehirlemektedir. İkinci filmde ise düşmanı hem rakip şirket hem de Ivan Vanko adında bir Rustur. Ivan Vanko’da bir zırh geliştirerek Iron Man’a saldırmıştır. Elbette bu suçlu yakalanmıştır ancak rakip şirket sayesinde kendi işlerinde kullanılmak üzere kaçırılmıştır. Ivan Vanko bu durumu kendine çıkar olarak görüp, geliştirdiği robot askerleri kendisi programlar ve Iron Man’a saldırır.

Bu arada ömrünün sonuna yaklaştığını düşünen, Tony ise iyice tehlikeli olmaya başlamıştır. Her şeyden vazgeçmiştir. Ancak ona dur diyen süper kahramanlar kulübü gibi bir kulüptür. Bu kulüp babası tarafından kurulmuş, dünyanın teknolojik gidişatına yöne vermek için oluşturulmuştur. gurup kendini kanıtlaması için Tony’e bir fırsat verir. Hayatını devam ettirebileceği bir elementin varlığından bahsederler ve bulmasını isterler.

Tony kendisini zehirlemeyen bu elementi, bulmak için babasının eski planlarından faydalanır. Tabi bu yeni bir element oluşturmakla eş değerdir. Bunu da başarır ve element vücudu ile uyum sağlar. Bu arada yeni bir hayata başlarken yeni kararlar da alır. Hayatı daha da düzene girmiştir.

Özel efektler ve aksiyon yönünden tatmin edici her iki filmde. Aksiyonu sonuna adar hissedebiliyorsunuz. Aksiyon bilim kurgu meraklıları için bire bir. Ancak Tony’nin babasında nasıl bir öngörü vardır ki, oğlunun hayatının bu elemente bağlı olduğunu bilir. Aklıma takılan noktalardan biri… Tabi filmde Scarlett Johansson ve Gwyneth Paltrow‘un olması büyük bir artı (şahsen diyeyim).

Yönetmen: Jon Favreau

Senarist: Justin Theroux , Stan Lee, Mark Fergus, Hawk Ostby

Oyuncular:


Robert Downey Jr.
Tony Stark

Terrence Howard
Rhodey

Jeff Bridges
Obadiah Stane

Gwyneth Paltrow
Pepper Potts

Don Cheadle
Lt. Col. James ‘Rhodey’ Rhodes / War Machine

Scarlett Johansson
Natalie Rushman / Natasha Romanoff

Gwyneth Paltrow
Pepper Potts

Sam Rockwell
Justin Hammer

Mickey Rourke
Ivan Vanko

Samuel L. Jackson
Nick Fury

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0371746/

http://www.imdb.com/title/tt1228705/