Etiket arşivi: Kathryn Stockett

The Help

 

 

Kathryn Stockett‘un aynı adlı romanından uyarlanan filmin yönetmeni Tate Taylor. Kitabı okumuş ve kitap hakkındaki görüşlerimi yazmıştım. Bu sebepten dolayı filmin konusuna pek fazla girmeyi düşünmüyorum. Tabi bu yazı kitap ve film arasında kıyaslamalar içerecektir ancak mükümkün oluğunca kitaba bulaşmadan filmi değerlendirmeye çalışacağım.

 

Öncelikle kitapla filmi göz önünde bulundurduğumda filmin başarılı bir uyarlama olduğunu düşünmüyorum. Kitap zaten bayanlar için yazılmış olmakla birlikte konular oldukça yumuşak biçimde işlenmişti. Film ise bu dozu biraz daha düşürüyor. Hikaye örgüsü kitapla paralel işlenmeye çalışılmış ancak, bazı önemli gördüğüm noktalar filmde atlanmış. Kitabı okuyan biri olarak filmi izlediğinizde ise bu eksikler sizi rahatsız ediyor.

 

 

Filmin örgüsünün kitapla aynı şekilde işlenmeye çalıştığını söylemiştim. Tabi yer yer bu kurgunun duşuna çıkıldığı oluyor. Kitapta herkes kendi dilinden hikayeyi anlatırken film genelde Aibileen karakterinin dilinden anlatılmış. Ancak farklı ağızlardan anlatılmasına rağmen düz kurgusu basit olabilecek film biraz daha karmaşık bir hal almış.

 

Filmde kitap ile bağdaştıramadığım bir diğer şey ise karakterler oldu. Cast sanki biraz kitaba göre yapılamamış gibi geldi bana. Yada benim kafamda canlandırdığım kişiler çok daha farklıydı. Oscar’da en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü alan Octavia Spencer‘in canlandırdığı Minny karakteri daha sert, daha dediğim dedik, daha sorunlu bir kişi çizgisi çizerken, filmde bu karakter filmin komedi unsuru gibi duruyor. Tabi karakterler ile ilgili fazla ayrıntılara yer verilmemesi karakterler ile etkileşime girmeyi zorlaştırmış.

 

 

Filme baktığımızda ise aslında bir dram filmi olarak karşımıza çıkması gereken filmin, biraz daha komedi filmi edasıyla karşımıza çıktığını görüyoruz. Film hikayenin doğal dramasının dışında filme pek bir şey katamamış. Ana karakterlerin oyunculuklarına bir şey diyemeyeceğim ama yan karakterlerin oyunculukları çok göze batıyor. Bilhassa kötü karakter Hilly her filmde gördüğümüz kötü kadın betimlemesine fazlasıyla uyarak çok karikatürize bir hal almış. Aynı şekilde bir yerde  Minny’nin güçlü olmasına sebep olan Celia karakteri sönük bırakılmış. Editör ise tam anlamıyla kitaptakiyle farklı bir çizgi çizmekte.

 

Ana karakterlerin oyunculukları fena değil demiştim. Bir filmde bu kadar karakter olunca ister istemez hangisi ana hangisi yan karakter kestiremiyorsunuz. Aslında Minny Jackson karakteri ana karakter ancak Oscar törenlerinde böyle bir filmi es geçmek istemediklerinden olsa gerek Octavia Spencer‘a en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü vermişler. Diğer Oscar adayları filmleri izlemedim ama bu film sinema gözüyle baktığımızda aslında ödül alabilecek bir film değil. Yani film aslında oyuncuların oyunculuk güçlerini  tam anlamıyla gösterebilecek bir film değil.

 

 

Film oldukça düz bir şekilde çekilmiş. Görüntü yönetmenine pek fazla iş düşmemiş. Aynı şekilde kostümlerde bildiğimiz, bu dönem böyledir dediğimiz kostümler ancak kitapta anlatılanlarla biraz farklı. Aslında yönetmen filme kendinden pek fazla bir şey katmamış. Duygu yoğunluğunu bunu hissetmeyi izleyiciye bırakmış. Yani olan biten olaylardan, hayal gücünüzle çok fazla pay çıkartabilirsiniz. İnsanı etkileyen bir yada iki sahne vardır filmde. Aibileen’in bir zenci öldürüldükten sonra çıkan olaylardan kaçması filmin en etkili sahnesi.

 

Film uzun süresine rağmen sıkmıyor. Bunun en başlıca sebebi de filmin hatta kitabın da ırkçılık yapmak yada bunu ajitasyona dökmek yerine sadece gözler önüne sermesi. Bu doğallık içerisine karakterleri karükatürize ederek yerleştirmeselermiş daha iyi olurmuş. Filmi ana karakterleirnin oyunculuklarına ve hikayesine bir şey demiyorum ama sinema dili olarak baktığımızda bence olmamış bir film. Filmin temel direkleri ise Viola Davis ve Octavia Spencer‘ın oyunculukları.

Şimdi tüm bu olumsuz yorumlarıma rağmen şöyle bir durup baktığımda insanı sıkmayan izlenebilecek bir film diyebilirim. Erkekleri çok fazla etkileyeceğini düşünmemekle beraber bayan izleyiciler için dozu düşükte olsa göz yaşlarına sebep olabilir. Gerçi 2011’in filmlerine göz attığımda kendi klasmanında başarılı bir film.

 

Yönetmen: Tate Taylor

 

Senaryo: Tate TaylorKathryn Stockett (roman)

 

Oyuncular:

Emma Stone
Skeeter Phelan
Viola Davis
Aibileen Clark
Bryce Dallas Howard
Hilly Holbrook
Octavia Spencer
Minny Jackson
Jessica Chastain
Celia Foote
Ahna O’Reilly
Elizabeth Leefolt

 

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1454029/

http://thehelpmovie.com/us/

 

The Help / Duyguların Rengi – Kathryn Stockett

 

 

The Help deyince herkes şu an vizyonda olan filmden bahsedeceğimi düşünerek yanlış bloga yazdığımı düşünecektir ancak ben kitabından bahsetmek istiyorum. Kitabın yazarı Kathryn Stockett‘in ilk kitabı The Help. Kitabın konusu için klasik diyebiliriz ancak konu yaklaşımı açısından kesinlikle başarılı bir kitap.

 

Öncelikle bahsetmeliyim ki kitap kadınların daha fazla okuyacağı düşünülerek oldukça yumuşak yazılmış. Kitap belki bayanlar için, duygu yüklü olabilir ancak bir erkek olarak beni çok fazla etkilediğini söyleyemeyeceğim. Yazar kitapta fazla ajitasyon yapmamış. Olayları olduğu gibi anlatarak en azından bunu bize hissettirerek oldukça düz bir anlatımla kitabı okunabilir hale getirmiş.

 

Hikaye gelişimi açısından bizi ne çok fazla gereksiz kişisel düşünceye ne de yoruma itiyor. Her bir karakter başından geçenleri kendi yorumlarını katmadan anlatıyor. Belki de bu karakterlerin sevilme nedeni de bu.

 

Hikaye 1962’de geçiyor. Irkçılığın zirvede olduğu Amerika’nın Mississippi eyaletinde yazar olma hayallerindeki Skeeter adında bir kadın, bir yayın evi editörünün söylediklerinden esinlenerek yani bir konu bulur kendisine. Bu konuyu bulmasında arkadaşının hizmetçisi Aibleen’in de etkisi vardır.

 

Skeeter siyahlarla beyazların, adlarının yan yaya bile geçmediği bir dönemde, hizmetçilerin yanında çalıştıkları beyazlar hakkında düşüncelerini yazmaya niyetlenir. Bunun içinde ilk olarak Aibleen’den yardım ister. Ancak Aibleen başlarda korkar ve bu işe yaklaşmaz. İlerleyen günlerde yaşanan olaylar, Aibleen’in, Skeeter’in teklifini kabul etmesine sebep olur.

 

Aibleen başından geçenleri yazarak Skeeter’e verir ve Skeeter bunları temize çeker ve editöre gönderir. Editör yazıyı beğenir ancak bunu sadece kitap olarak basabilecektir ve bunun içinde daha fazla yazıya ve kişiye ihtiyaç vardır. Skeeter, Aibleen’in de yardımıyla, Minny ile de röportaj yapar. Skeeter beyaz olduğu için aslında kimse ona güvenmemektedir ve ona en çok muhalefet eden de Minny’dir.

 

Derken kişi sayısı sağlanır ve kitap tanımlanır. Bu arada Skeeter çevirdiği işler ve görüşlerindeki farklılıklar nedeni ile, arkadaşları kendisine cephe alır. Kitap yayınlandığında ise her ne kadar şehirler ve yerler değiştirilmiş olsa da kasabadakiler kendilerinden bahsedildiğini anlar ve ortalık karışır.

 

Her ne kadar ortalık karışır desem de kitapta bir aksiyon olması için bekledim durdum. Yer yer merakı arttıran ancak dozu fazla yükseltmeyerek, hem beyazları hemde siyahları kızdırmayacak kadar ılımlı bir kitap.

 

Kitap Arkası

Renkler farklı olsa da duygular hep aynıdır. Farklı renkteki ellerib birleştiği bu romanda yer alan kadınları unutamayacaksınız.
Kaybolmuş ve adaletsiz bir dünya… Mississippi, Jackson; 1962. Siyah kadınlara, beyaz çocukların bakımında güvenilen ancak gümüşleri parlatma konusunda güvenilmeyen bir dönem.
Skeeter, Aibleen ve Minny… Kimse arkadaş olacaklarına inanmazdı. Her biri başka bir gerçeğin peşindeydi. Ve bir araya geldiklerinde anlatılacak sıra dışı bir hikâyeleri oldu.
On yedinci beyaz çocuğunu büyüten ve kendi oğlunun trajik ölümünün neden olduğu yaraları iyileştirmeye çalışan Aibleen, aşçılıktaki başarısı da en az dilinin sivriliği kadar dillerden düşmeyen Minny ve üniversiteden dönüp onu büyüten biricik hizmetçisinin neden evlerinden ayrıldığını anlamaya çalışan Bayan Skeeter. Duyguların Rengi, acıların, acıları alaya almanın, değişimin ve umudun sonsuz zamanda yankılanacak evrensel hikâyesidir.

“Her okurun seçmesi gereken bir kitap…Yılın kurgu şampiyonu. Duyguların Rengi’nin bir konusu var. Gerçek ve önemli bir konusu…”-Huffington Post
“Mutlaka okunmalı.Tek kelimeyle muhteşem.” -Observer
“Yazarın bu kitabı muhteşem. Baş döndüren kurgusu, dokunaklı yan hikâyeleri, oldukça eğlenceli anekdotlarıyla sizi büyüleyecek.Bittiğinde üzüleceksiniz.” -Psychologies

“İz bırakan, şok eden, cesur ve olağanüstü bir hikâye.” -Easy Living
“Stockett, sözcüklerin efendisi. Her açıdan muhteşem bir kitap.” -Jackson Free Press “Dokunaklı, eğlenceli ve aynı zamanda yüz kızartan bir roman. Şiddetle tavsiye ediyorum.” -Daily Mail

Çeviren: Ayça Sağlam
Yayın Yılı: 2012
576 sayfa
Kitap Kağıdı
13,5×21 cm
Karton Kapak
ISBN:6055360436
Dili: TÜRKÇE