Etiket arşivi: Kitap Özetleri

Umberto Eco – Sıfır Sayı (Numero Zero)

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz, düşünür, yazar Umberto Eco’nun kitabı kitaplığımda beklerken bu üzücü haber üzerine bende kendisini anmak için kitabı okuma sırasını öne alayım dedim.

Sıfır Sayı aslında günümüz medyasına çanak tutan bir kitap. Her kitabında olduğu gibi bu kitabında da Eco hayali kahramanlarını gerçek olaylar içine usta bir kurgu ile sokmuş ve okurken bu karakterlerin bir hayali kahraman olması konusunda tereddüte düşüyorsunuz.

Eco kitabında İtalya’ya damga vuracak bir gazetenin gelişimini anlatıyor. Colonna adında bir gazeteci, üniversitedeki hocası Simei’den bir teklif alır. O dönem beş parasız olan Colona için bu teklif vazgeçilmezdir. Ancak bu işin bir riski vardır. Simei bir gazete çıkartacak ve bu gazete ortalığı karıştıracak bir çok kişiyi ipe alacak nitelikte olacaktır. Bu sebepten gazete çıkmadan önce her aya bir tane gelmek üzere bir sayı çıkaracaklar ve patrona sunacaklardır. Ekip toplanır ve iş başlar. Bu sırada Simei, Colonna’dan kendilerini garantiye almak için tüm bu sürecin kitabını yazmasını ister. bu şekilde patronlarına karşı da bir koruma kalkanı oluşturacaklardır. Ekip toplanır ve sayı hazırlıkları başlar.

Bu esnada gazete çalışanlarından biri Mussolini İtalyası’ndan bugüne kontrgerilla faaliyetini içeren tezini Colonna’ya açıklar. Kitabın büyük bir kısmı da bu şekilde geçer. Dönem içerisinde yer alan bir çok olayın faili olarak bu hareketler gösterilir. Ancak bir gün bu gazeteci öldürülünce işler karışır.

Okuması rahat ve bilgilendirici bir kitap Sıfır Sayı. Ancak Musolini’nin otopsisi biraz midenizi kaldırabilir.

Kitap Arkası:

Umberto Eco’nun yeni romanı: Kötü gazetecilik konusunda bir rehber

Tam bir “kaybeden” olan Colonna (50), gazeteci Simei’den iyi bir iş teklifi alıyor: “Yazı işleri sorumlusu ya da benzeri bir şey” sıfatıyla bir yıl boyunca bir günlük gazete için hazırlanan 12 “sıfır sayı”yı yönetecek ve “asla çıkmayacak olan bir günlük gazetenin hazırlanışıyla geçen bir yılın öyküsü”nü anlatan bir kitap yazacak.

Patron Vimercate, bu gazete sayesinde “finans ve politika dünyasının güzel salonunu rahatsız edebileceğini kanıtladıktan sonra, olasılıkla bu güzel salon ona bu düşünceden vazgeçmesini rica edecek, o da Yarın tasarısını bir kenara kaldırıp güzel salona giriş yapma iznini koparmış  olacak.”

Teklif sahibi Simei’nin de kendi planı var: “her şey suya düşerse kitabı yayımlarım. Bomba gibi patlayacak ve yayın hakkı adına bana belli bir gelir sağlayacaktır. Ya da, olur ya, birileri yayımlamamı istemez ve bana bir total verir. Net.”

Olaylar böyle başlıyor ve Eco gözde konuları aracılığıyla İtalya’nın 50 yıllık tarihini yeniden yazıyor: Gladio, bir Papa’ya suikast, başka bir Papa’nın öldürülmesi, hükümet darbeleri, gizli servislerle terör örgütlerinin karmaşık ilişkileri… Ve bir soru: Acaba Mussolini sağ mı?

Boyutlar 13,5 x 19,5 cm
Format Karton Kapak
Kağıt Tipi 2. Hamur
Sayfa Sayısı :176
ISBN: 9786050929751
Çevirmen: Eren Yücesan Cendey
Doğan Kitap

Bülent Yıldız – Zifir

Kitab-ı Zuhur‘dan sonra beğendiğim yazarlar arasına girmişti Bülent Yıldız. Gerek hikaye kurgusu gerekse anlatım dili oldun son dönem yeni okuduğum yazarlar arasından bir çırpıda sıyrılmıştı. Tabi bu durum biraz da ikinci kitap nasıl olur korkusunu da yanında getirmişti. Ancak ancak yeni kitabı Zifir, benim bu korkumun yersiz olduğunu kanıtladı.

Kitab-ı Zuhur gibi Zifir’de anlatım açısından çok zengin. Hatta tasvirler bir tık daha öteye geçmiş diyebilirim. Anlatım zenginliği o kadar muazzam ki metni okumaya ara bile verseniz, tek cümlesi ile metin sizi tekrar kendine çekip kurguya sizi dahil ediyor. Kitabın çok zengin bir anlatımı var. Yani edebi diyeceğimiz cinsten.

Kitapta en çok beğendiğim kısım ise ilk bölümlerdi. Ayrıntılar o kadar fazlaydı ki sizde karakterle birlikte kendi kıyametinizi yaşıyordunuz. Hikaye bir yerden sonra gerçek hayata dönerek benim elimden düşürmeyip keyifle ve merakla okuduğum satırların üzerine bende biraz soğuk duş etkisi yaratmış olsa da, bu kısımdaki diyaloglar ve anlatım dili sonuç olarak farklıymış gibi gözüken bu iki bölümün bağlantısı beni oldukça memnun etti. Oldukça keyifliydi.

Gelelim kitabın konusunda. Yine nasıl anlatırım bilmiyorum. Tam bir açıklama olmayacak ama hikaye genç güzel bir eylemcinin yaralı bir halde iki arkadaşın hayatına girmesini konu alıyor. (Evet kesinlikle olmadı.)

Bence ne hikayeyi öğrenmek için kendiniz okuyun. Son dönem okunması gerekenler arasında Zifir. bu vesile ile üçüncü kitabı da beklemekteyiz.

Kitap Arkası:

Saf ve katıksız susuyorum. Kimseye değil kendime susuyorum. O kadar içiyorum ama aklıma sana diyebilecek güzel bir söz bile gelmiyor yine susuyorum. Tamam, iltifat bahsinde sınıfta kalabilirim ama his bahsinde hayat birincisiyim. Bu yüzden uyandığında bana aklına bir dirhem bile iltifat gelmeyen katıksız Aziz Okur diyebilirsin, sana kızmam.

Bir adam iki kurşunla vurulur. Dan! Dan! Sonra uyanır, kendini yoklar, aynada aksine bakar, bir daha bakar… En iyisi Aziz Okur’u bulmaktır. Müptezel, zaman tamircisi, uzun boylu sıska Aziz Okur’u… Hayat dediğin muamma, soru işareti bildiğin…

Melaikeler, on kollu sürüngenler, tuhaflar, bilenler, yanılanlar, Hüsrev Tiryaki’nin retorik eserini okuyanlar… Orhan Gencebay’dan “Mevsim Bahar Olunca”yı dinleyenler… Neredesin ey Aziz Okur, nerdesin? Küfretmezsen iyi olur…

Bülent Yıldız, bir nakkaş gibi “cehennet”i, bilmem kaç yıl önceyi, fakru zaruret kokusunu anlatıyor.

Zifir, fantastik ve muzip, sahici ve rahatsız edici… Yeni roman!

Yayın Evi: İletişim Yayınları

Yayın Yılı: 2014
Kitap Kağıdı
223 sayfa
13,5×19,5 cm
Karton Kapak
ISBN:9789750515811
Dili: TÜRKÇE

Stephen King – Doktor Uyku (Dr. Sleep)

Bir kitapta okuduğunuz karakterler yaşamaya başlıyor ve sizde dışarıdan da olsa onların hayatına tanıklık ediyorsunuz. Peki bu karakterler kitap bittikten sonra o şekilde oldukları yerde kalıyorlar mı? Elbette hayır. Stephen King Doktor Uyku’da buna güzel de bir yanıt vermiş. King, Doktor Uyku ile birlikte çocukken bıraktığımız sevimli çocuk Danny Torrance’ın şu an ne durumda olduğunu ve neler yaptığını karşımıza getirmiş.

Danny Torrance annesi ile sigortadan aldığı para ile bir süre şehir şehir dolaştıktan sonra para tükenince annesi çalışmaya başlamış. Nihayet büyüyüp çalışmaya başladığında ise güçleri onu daha fazla eline almasın diye, yaşadıklarını unutmak amacıyla da alkole başlamış. Tabi babasından da kaynaklı kısa süre içerisinde Dan alkolik olmuş. Her akşam kendisinde bulunan ışıltıyı bastırmak için içmeye başlamış. babası kadar kötü olmasa da her gün kendisine zarar veriyormuş.

Dan işler sarpa sarınca sürekli yer değiştirmekte ve geçici işlerde çalışmaktadır. Yine bir gün yer değiştirir ve bir kasabada işe başlar. Bu kasaba ona iyi gelmiştir. Patronu sayesinde alkole ara verir ve onunla birlikte Adsız Alkolikler grubuna katılarak alkolü iyice bırakır. Ancak bu onun duyularının açılmasına neden olur. O aralar küçük bir çocukla telepati kurmaya başlar çocuk çok güçlüdür. Dan çocuğun varlığını hisseder ama tam olarak iletişime geçmez.

Bu arada bir yaşlı bakım evinde işe başlamıştır. Burada ölecek olan yaşlıların yanında durup onların huzurlu bir şekilde ölmesini sağladığı için insanlar ona Doktor Uyku adını takmışlardır. Bu sırada başka bir şehirde Abra adında küçük bir kız doğmuştur. Kızın psişik güçleri oldukça fazladır. Ailesi bunu fark eder. Ancak ona normal davranırlar. Zamanla güçlerini kontrol etmeyi öğrenen Abra onları ailesinden gizler. Ailesi de kızlarının güçlerinin geçtiğini düşünür.

Günün birinde Abra siyah şapkalı bir kadını görür. Kadın onun gibi psişik güçleri olan bir çocuğu öldürür ve ekibi ile birlikte onun buharını içerler. Bu esnada kadın Abra’nın farkına varır. Bu kız çok güçlüdür. Abra kadının kendisini de öldüreceğini öğrenir ve Dan’dan yardım ister.

Hikaye Medyum’un geçtiği yerlerde geçiyor hatta Overlook otelinde son buluyor. King, iki romanı ustaca birleştirmiş ve farklı bir hikayenin kapılarını başarıyla açmış. Tabi böyle bir kitap çıkınca ortaya kendi kendime güçleri çok fazla olan Abra’nın gelecek yaşı da karşımıza çıkar mı diye sormadan edemedim. Ancak bu kitabın da yıllanması lazım.

Stephen King ustalığını burada da konuşturmuş. Artık kendisinin her şeyden bir hikaye çıkarabileceğine dair hiç bir şüphem kalmadı. Meraklıları için okunması gereken bir kitap. Ancak Medyum’u okumadıysanız ondan başlayın derim.

Kitap Arkası

King’in, tüm zamanların en çok beğenilen eseri Medyum’un (The Shining) unutulmaz karakterlerinden Danny (Dan) Torrance, “Doktor Uyku” olarak karşınızda.

Çocukluğunda bir kışını geçirdiği Overlook Oteli’nin “sakinlerinden” bir türlü kurtulamayan Dan, yıllarca bir şehirden diğerine sürüklenirken, sonunda ufak bir New Hampshire kasabasına yerleşir, bir bakımevinde işe girip, kalan “ışıltısını” ölmekte olan insanları rahat ettirmekte kullanır. Orada Dan’e “Doktor Uyku” adını verirler.

Dan, o güne dek görmediği kadar parlak bir ışıltıya sahip olan küçük bir kızla, Abra Stone’la tanıştığında geçmişiyle barışır ve Abra’nın hayatta kalabilmesi için iblislerle zorlu bir mücadeleye girişir.

İyi ile kötü arasındaki epik savaşın hikâyesi olan Doktor Uyku, Medyum’un sadık milyonlarca okuyucusunu tatmin edecek ve King külliyatının başyapıtını bilmeyenleri de hayal kırıklığına uğratmayacak yeni ve ihtişamlı bir King destanı…

Çeviren: Zeynep Heyzen Ateş
Yayın Yılı: 2013
Orjinal Adı: Doctor Sleep
544 sayfa
Kitap Kağıdı
13,5×21,5 cm
Karton Kapak
ISBN:9752117235
Dili: TÜRKÇE
Yayın Evi: Altın Kitaplar

Arthur C. Clarke – Bir Uzay Efsanesi :2001-2010-2061-3001:Son Efsane (A Space Odyssey)

Arthur C. Clarke’in ünlü romanı Bir Uzay Efsanesi’nin dört kitabının bir arada toplanmış hali bu kitap. Kitap akıcı ve güzel olmasına rağmen 1034 sayfa okunurken bir hayli zorluyor insanı. Bunun haricinde okunması gereken kitaplar arasında olduğunu belirtmek isterim.

Kısaca kitaplara göz atarsak şöyle;

2001:

Şüphesiz ki maceraların en iyisi 2001 macerası. Bunun başlıca sebeplerinden birisi işin içinde Stanley Kubrick‘in olması. Kubrick bir bilim kurgu yapmak ister. Bir şekilde Arthur C. Clarke ile yolları kesişir. Kubrick, Clarke’in bir kaç kısa hikayesini okur ve 20012in temelleri atılır. Plan ilk önce filmin çekilmesi sonrasında da kitabın çıması yönünde olur. Bu aşamada Clarke gayet rahat bir biçimde ilk kitabı yazar. Sonra kitap senaryoya çevrilir ve film olarak ekranlara taşınır. Bundan sonra Clarke oturur aklında kalan kısımları tekrar düzeltir ve kitabın son hali ortaya çıkar.

Hikayeyi bilmeyen yoktur. Ama tekrar edeyim. Kitap insanlığın gelişmesinden başlar. Yıllar önce gök yüzünden siyah bir taş iner ve insanlar onun çevresinde bir şeyler hisseder. Ve hikaye günümüze geldiğinde Dr. Heywood R. Floyd  özel olarak Ay’a götürülür. Burada görmesi gereken bir şey olduğunu söylerler. Ay üstünde yapılan kazıda siyah mat bir cisim bulunmuştur. Araştırmalar yapılır ve bunun uzaylılardan gelmiş olduğunu düşünürler.

Yaklaşık on sekiz ay sonra Mars görevi ile Dr Dave Bowman ve Dr Frank Poole göreve çıkarlar. Mürettebatta başkaları da vardır ama onlar yolculuk esnasında uyutulmaktadırlar. Onların bu seferini ise HAL adında yapay zeka bir bilgisayar yönlendirmektedir. Ancak yolda giderken HAL dünya ile iletişim kurulan bir parçada sorun olduğunu söyler. Poole cihazı değiştirir. Parça üzerinde yapılan araştırmada aslında parçada sorun olmadığı görülür. Ancak bir süre sonra HAL parçanın yine arızalandığını söyler. Bowman ve Poole işin içinde bir iş olduğunu düşünür ve HAL ile farklı bir iletişim kurmaya çalışırlar.

Poole parçayı yeniden değiştirmek için dışarı çıkınca HAL bir manevra hareketi ile onu uzay boşluğuna gönderir. Bowman ve diğer uyuyan ekibi de uzay boşluğuna göndermek ister ancak Bowman kurtularak HAL’ı etkisiz hale getirir. Mars’a doğru ilerlemeye başlar. Jupiter’in uydusu Europa’ya yaklaşır ve buraya inmek için mekiğine biner. Ancak Siyah mat şeylerden burada da vardır ve Bowman içine çekilir. Bu sırada bilmediği yerlere yolculuk yapar ulaştığı yer ise dünya üzerinde otel odasına benzeyen bir yerdir. Ancak Bowman burada bir değişim geçirir.

2010:

İlk gezinin ardından uzay gemisi Mars’ın yörüngesinde kalmıştır. Rus bilim adamları bunu incelemek için uzaya bir araç gönderirler tabi başta Amerikalılar buna pek sıcak bakmazlar ama kısa sürede hazırlık yapacak durumda değildirler. Ruslar giderken yanlarında kendilerine yardımcı olacak Dr. Heywood R. Floyd ve HAL’ın yaratıcısı Dr. Sivasubramanian Chandrasegarampillai’de yanlarına alırlar. Amaçları HAL’ı aktif duruma getirip orada ne olduğunu öğrenmektir. Bir sonraki Amerikalıların uçuşu için mekiği hazırlamaktır. Tabi onlar bu şekilde yollarına devam ederken Çinlilerde bir mekikle yola çıkarlar. Amaçları direkt Europa’ya gitmektir.

Dr. Heywood ve ekibi eski uzay gemisini incelerken birden Çin gemisinden haber alırlar. Çin uzay mekiği Europa’ya düşmüştür ve kurtulan bir kişi burada hayat olduğunu telsiz ile bizim ekibimize bildirmiştir. bu olay üzerine bir gece Dr. Heywood bir ses duyar. Konuşan Bowman’dır ve onlara hemen oradan ayrılmaları gerektiğini söyler. Başta bu biraz garip gelir ama mürettebat buna inanır. Bir plan yaparlar ve dünyaya doğra ola çıkarlar. Bu sırada Bowman’ın bir mesajı daha vardır. İnsanoğlu kesinlikle Europa’ya inmeyecektir.

Ekip gemileri ile birlikte dünyaya doğru harekete geçtiklerinde bir şeyler olmaya başlar. Jüpiter’de bulunan siyah cisimler giderek artar ve patlama olur. Jüpiter güneş gibi olmuştur. Parlamaya başlar. Bu dünya içinde bir çok şeyi değiştirir.

2061:

Dr. Heywood yüz küsür yaşına gelmiştir. Ancak az yer çekimi bulunan ortamda yaşaması onun fiziksel sisteminin fazla etkilenmemesine neden olmuştur. Ünlü ve zengin simaların da olduğu bir geziye davet edilir. Dr. Heywood uzun zamandan sonra tekrar uzaya çıkar. Yolculuk esnasında torununun da görevli olduğu araştırma mekiğinin kaçırıldığını ve Europa’ya indirildiğini duyar. En yakın ekip olarakta onlara kurtarma görevi için emir verilir. Ancak Europa’ya izinsiz iniş yapılmıştır ve kimse ne olacağını bilemez.

Dr. Heywood’un torunu ve bir bilim adamı zorunlu olarak indikleri bu yerde araştırma yapmaya başlarlar. Burada bir bent oluşturan siyah taşıda görürler. Daha gelişme çağında olan Europalıları da. Genç Floyd burada büyük babasının hayaletini görür ve onunla konuşur. Fazla şeye bulaşmamalarının tembihini alır. Bu sırada kurtarma gemisinde büyük babasını görmesi onu şaşırtır.

3001 Son Efsane:

Dr Frank Poole uzayda başıboş gezerken bulunur ve hemen yakında bir üsse getirilir. Kendisi dakikalar geçtiğini düşünmesine rağmen dünya zamanıyla olayın üzerinden yüzyıllar geçmiştir. Tabi bu keşif insanlık için de bir farklı bir şey olmuştur. Poole yeni düzene alışmaya çalışırken insanlar da ondan geçmiş ile ilgili bilgi almaktadırlar.

Poole son bir kez uzaya çıkmak ve araştırmalara katılmak ister. Uzay yolculuğu esnasında Bowman ile iletişime geçer. Bowman tüm güneş sisteminin bu siyah şeyler yardımı ile yol olacağını söyler. Bunun üzerine dünyalılar kendilerini korumak için bir plan yaparlar ve kendilerinden gelişmiş uzaylılara belki de yaratıcılarına savaş açar onların gözleri, kulakları olan bu şeyleri yok etmek için hazırlanırlar.

Hikaye o kadar bütün ilerliyor ki ben böyle bölümlere ayırırken hangi olay nerede olmuştu diye tereddütte kaldım. Belki yanlış bile ayırmışımdır ama tüm kitabı bir arada okuduğunuzda olan bu.

Bilim kurgu meraklıları için kesinlikler okunması gereken bir seri Bir Uzay Efsanesi.

Kitap Arkası:

Ay’da ortaya çıkarılan bir bilinmezlik;
Bu keşfin açtığı ufuklar öylesine engindir ki…
İlk kez güneş sistemi’nin derinliklerine insanlar gönderilir. Ama bu insanlar, hedeflerine ulaşmadan bir şeyler ters gitmeye başlar.
Ürkütücü biçimde ters…

Ay’a ayak basmanın henüz hayal olduğu bir dönemde yazılan ve yüzyılımızın en yaratıcı filmlerinden birine konu olan, olağanüstü, çarpıcı bir kitap. 2001: Bir Uzay Efsanesi, insanın evrendeki yeri sorusuna cevap arıyor.

Arthur C. Clarke “… maddi evrenin harikalarını, bilimsel doğruluğa saygı ile şaşırtıcı bir lirizmi birleştiren cümlelerle betimleyerek ustalığıı koruyor. ”
– The New Yor Times Book Rewiew

“Clarke… Uzay Çağı’nın büyük şairi”
– Los Angeles Times

Türkçe (Orijinal Dili:İngilizce)
1034 s. — 2. Hamur– Ciltli — 14 x 20 cm
İstanbul, 2006
ISBN : 9789752732391
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çeviren: Oya İşeri/ Ardan Tüzünsoy

Erdir Zat – Rakı Kitabı

Rakı Kitabı temlellerini Raki Ansiklopedisinden almış bir kitap. İçinde Rakı hakkında her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz. İlk yapımından günümüze kadar geçen evre, Osmanlı döneminde rakı, ünlüler, mekanlar her şey bu kitapta mevcut. Rakı nasıl içilir, nerede içilir her birinin cevabı bu kitapta.

Kitap Overteam Yayınları tarafından piyasaya sürülmüş ve 2011 yılında Gourmand Awards alkollü içkiler dalında yılın en iyi kitabı ödülünü almış. Kitabın en büyük özelliklerinden biri de üç dilde çıkmadı. Aslında kitap ilk olarak İngilizce hazırlanmış. Daha sonra Türkçeye çevrilmiş ve akabinde Almancası gelmiş.

Milli içkimiz (rakipleri çıktı ama) hakkında bilgilenmek istiyor mezeler ve adabı hakkında bilgi almak istiyorsanız okuyun derim.

Kitap tanıtımı:

Overteam Yayınları bu defa okuyuculara Rakı Kitabı’nı sunuyor: Rakının hikâyesi bugüne kadar hiç böyle anlatılmadı… Rakının adabıyla, sofrasıyla, geleneğiyle, tarihiyle, müziği, şiiri, edebiyatıyla, insanları kaynaştıran muhabbetiyle, çevresinde oluşturduğu yaşam biçimiyle bir “kültür mirası” haline gelişini ve bu kültürü anlatıyor Rakı Kitabı.

Öte yandan, Rakı Kitabı’nın kendi aidiyetleri de var. Bunların başında elbette bu alanda yapılmış en kapsamlı çalışma olan Rakı Ansiklopedisi geliyor. Gourmand Awards 2011’de distile alkollü içkiler dalında “Yılın En İyi Kitabı” seçilerek dünya çapında başarı elde eden bu eşsiz yapıt, çıktığından beri komedi ustalarından senaristlere, meyhanecilerden gazetecilere pek çok kesime esin verdi.

Rakı Kitabı’nın bir başka aidiyeti, kardeşleri: İlk kez bir rakı kitabı üç dilde birden çıkıyor. İngilizce edisyonu Rakı: The Spirit of Turkey, Almanca edisyonu Das Buch vom Rakı adını taşıyor. Rakı Kitabı bu çokdilli projenin “kaptan” kitabı. Dünya literatüründeki önemli bir boşluğu doldurmak gibi bir misyonu var.

Erdir Zat’ın özenli Türkçesi, Murat Belge’nin önsözü ve rakı tarihine tanıklık eden bir görsel şölen sizleri bekliyor…

Türkçe
208 s. — Kuşe– Ciltli — 21 x 28 cm
İstanbul, 2013
ISBN : 9786054588084
Yayın Evi: Overteam Yayınları