Etiket arşivi: Köksal Engür

Beş Kardeş

Şimdi bu dizi hakkında ne yazabilirim diye düşündüm bir süre. Hatta ne yazayım diye ekşi sözlükte falan dolandım birileri bir şey demiş mi ne olmuş diye. Dolandım dedim de ilk yorumlara göz attım daha dizinin başladığı yorumlarına gelmeden sıkıldım ve vakit geç oluyor oturmayayım da yazayım dedim. İyi de oldu sanki. Okumaya devam et

Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi

Onur Ünlü‘nün 2011 yılında çektiği benimse televizyonda parça parça izlediğim filmi Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi filmini geçen günlerde oturup baştan sona izledim. Türkiye’de kara mizah yapan yegane insanlardan olan Onur Ünlü’nün bu filmi artık klasikleri arasında girmiş. Kendisinden daha çok film bekliyoruz ama sinemada ya da festivalde izlenemeyen filmler için de filmlerin DVD’lerinin bir an önce çıkmasını istiyoruz. Bu kadar temenniden sonra gelelim filmimize.

Filmde şu şöyleydi bu böyleydi demek biraz zor. Kendi kalıbında absürt bir film olan Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi için şurası da şöyle olsaymış demek biraz zor. Ancak film gerek göndermeleri gerekse hikayenin altında yatan mana oldukça derin. Okumaya devam et

Sen Kimsin?

Tolga Çevik ilk sinema filmi olma özelliğine sahip film. Senaryosunda da kendisin parmağı var. Filmin yönetmeni ise BKM’nin kadrolu yönetmeni yolunda ilerleyen Ozan Açıktan var. Filmde sıradan bir yönetim söz konusu. Senaryo ve kurgu da sıradan olmasına rağmen yine de eğlenceli bir film. Filmin tek beğenmediğim kısmı biz filmin adını boşuna koymadık edasıyla karakterlerin sürekli “Sen Kimsin?” diye bağırmasıydı.

Film oldukça eğlenceli ve başarılı bir giriş yapıyor. Filmin en iyi sahneleri ilk beş dakikası diyebilirim. Ondan sonra tempo düşmekle birlikte hikaye sıradan bir sakar dedektiflik hikayesine dönüyor. Film izleyiciyi kahkahalara boğmuyor ancak yer yer yapılan ince espriler insanı gülümsetiyor.

Aslında filmin bu zamana kadar yapılmış emsalleri olan Türk filmlerinden hiç bir  farkı yok. Konu, gelişim, kurgu, gidişat oldukça sıradan. Filmi farklı kılan ise oyunculukları. Oyunculuklar başarılıydı diyebilirim. Ancak hepsinin arasından sıyrılan usta oyuncu Köksal Engür‘dü. Pelin Körmükçü‘nün oyunculuğu ise biraz yapmacık geldi bana. Sanki bu role yakışmamış gibiydi. Belkide uzun amandır ortalıkta görünmediği için bana öyle geldi. Toprak Sergen ise oynadığı zorlama karakterin altıdan başarılı bir şekilde kalkmıştı.

Tekin eski polis memuru bir babanın oğludur. Babası gibi polis olmamıştır ama bir dedektiflik bürosu açmıştır. Bu büroda, babasının emekli trafik polisi arkadaşı İsmail ile birlikte çalışmaktadır. Babası öldükten sonra Tekin’i İsmal’e emanet etmiştir. Tekin ise sakar saf biridir.

Günün birinde Suzan adında biri büroya gelir ve kızının kaçırıldığını söyler. Tekin ve İsmail olayı hemen kabul ederler ve kızı bulmak için işe başlarlar. Tekin, Suzan’ın verdiği ip uçlarını kullanarak kızı bulur ama hemen karşısında kız yine kaçırılır. Tekin ve İsmail aramalarını sıklaştırırlar ve kızın izini bulurlar. Tabi kızı kaçıranlar Tekin’i de kaçırır.

Burada kızdan öğrenirler ki, aslında bu işi yapan üvey anne Suzan’dır. Suzan kızı öldürüp paraya konmak istemektedir. Kız ve Tekin kötü adamlardan kaçmaya çalışırlar. Ancak bu arada Tekin de kıza aşık olmaya başlamıştır.

Basit hikayesi ve kurgusu ile film insanda merak uyandırmıyor. Ama oyuncuların varlığı filmin izlenmesi için bir sebep. Zaten filmin izlenmesine en büyük etki. Bir hikaye vardı ebet ama hikaye basitti. Bununla birlikte hiç bir karakterin derinliği yoktu. Karakterlerde hikaye gibi boştu. Tüm karakterleri saflaştırmaya çalışmak için çok uğraşmışlar.

Müzikler filmin temposuna uyar bir şekilde akıcıydı. Hikaye, kurgu karakterler üzerine biraz daha fazla düşünülseymiş daha iyi unutulmayacak bir film çıkabilirmiş karşımıza. Ancak şimdi emsalleri ile aynı özelliklerde basit bit film olmaktan öteye geçmiyor. Boş vakitte izlenebilecek bir film.

Yönetmen:  Ozan Açıktan

Senaryo:  Ozan AçıktanTolga ÇevikLevent Pala

Tolga Çevik Tekin
Köksal Engür Ismail
Halil İbrahim Gezer
Pelin Körmükçü Suzan
Toprak Sergen Adnan
Zeynep Özder

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt2142883/

http://senkimsinfilm.com/

Gökten 3 Elma Düştü

Sabırla ne olacak diye izlediğim filmlerden biri de Gökten Üç Elma Düştü. Film sonuna kadar kendini izletmeye endekslenmiş. Aslında öyle ahım şahım konu da yok. Bilindik hikaye, bilindik, replikler bilindik oyunculuk. Filme baktığımızda bir “sanat filmi” olmayacak kadar boş ve yetersiz, bir gişe filmi olacak kadar da sıkıcı. Film iki platform arasında sıkışmış, o seksenlerde, doksanlarda videolarda izlediğimiz Türk filmleri kıvamına gelmiş.

İlk dakikalarda, filmin ismi ile olan biteni bağdaştırmaya çalışıyorsunuz. Aslında son başta verilmiş ancak hikaye ve kahramanlarla olan alakasızlığımız yüzünden bu konuda bir yorum yapamıyoruz. Filmin bundan sonrası için gelişeceğini düşünürken geçmişe dönüyoruz birden. Okumaya devam et

Beş Vakit

 Blogu takip edenler varsa bilir. Zaten çoğu kişinin şöyle bir uğradığına tanık oluyorum. Film zevklerim biraz ilginç olduğu için hemen hemen izlediğim tüm filmleri ayırt etmeden buraya yazmaya çalışıyorum. Hani eskiden biraz da alıntı yapmam gerekirse, aslında bu film blogu “başkaları okusundan” ziyade kendi arşivimi tutma çabamdan kaynaklanmakta. Dün elimde varolan filmere şöyle bir göz gezdirdim de izleyip arşive attığım 3000’e yakın film var elimde, tabi izlemediklerim ve daha arşivlemediklerim cabası. Her ne kadan bunların çoğunluğunu Amerikan filmleri oluştursa da bir sıralamaya girersek ardından Uzak doğu filmleri gelir. Sanıyorum ben arşivlemeyi kıtasal yapıyorum…

Bir çok filmi sadece konusal geçiyorum çünkü eleştrilecek film var eleştrilmeyecek film var. Eleştirdiklerimden en çok nasplerini alanlar Türk filmleri olsa gerek. Keza iyi giydirmişsin yorumları bile alabiliyorum bazen yönetmenlerinden.

Aman beni kim sallar…

Ben şimdi bu uzun konuşmayı neden yaptım. (Konuşmuyorum aslında yazıyorum) Türk filmlerini nadir izleyen biri gözükebilirim ancak herkes gibi bende son dönem Türk sineması filmlerini izleyenlerdenim. Recep İvedikler hariç. Bunun haricinde diğer gereksiz olabilecek filmleri de izlemişimdir ancak yazmamışımdır. Şu saatten sonra bunları da yazmaya karar verdim… aslında yukarıda çaldığım tüm çene şu son cümleyi söylemek içindi… Sonunda söyledim… Neyse gelelim filmimize…

Beş Vakit

Beş Vakit bol ödüllü bir film. Film zaten bol ödül almak için yapılmış. Klasik bir sinema izleyicisi için durağan ve sıkıcı bir film. Yönetmen anlatmak istedilerini anlatmış. Yakaladığı kareler takdire şayan. Ancak bu kareler gerektiğinden fazla uzatılmış. Bir diğer hususta sürekli bizi meraka düşürmeye çalışması. Bir olay olur, izleyiciye göstermez ona merakla bakan karakterleri izler dururuz bir süre… ve bu görüntüler gereksiz akar gider…

Filmden donuk kareleri ya da gereksiz uzunlukları çıkardığımızda elimizde ham olarak 1 saatlik görüntü kalacağı kesin… Dediğim gibi gerçekten mükemmel karaler yakalanmış hatta bu kareler için pusuya yatılmış emek harcanmış…

Hikayeye gelelim. Filmin adı 5 vakit. Yönetmen filmi 5 vakte bölmüş. Tabi 5 vakit deyince aklımıza, Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı geliyor. Ancak bu film tam olarak 5 vakti yansıtmıyor bize.  Yani belli bir sıra beklemek gereksiz. Bir kaç hikaye bir arada verilmeye çalışmış. Genel olarak filmde ana fikri duru bir şekilde anlıyorsunuz. Ama yan hikayeler anlamsız bir şekilde havada bırakılmış.  Mesela Ömer (yanlış hatırlamıyorsam Ömerdi) İmam olan babası ile ne alıp veremediği vardır hikaye havada kalmış ki imam karakteri gayet iyi bir insan figürü çizmekte. Evet oğluna karşı biraz sert çıkmakta ama bu hovardalığından kaynaklanmakta. Çocuk ise ona akla gelinmedik komplo hikayeleri geliştirir. Hata bir iki tanesini gerçekleştirir bile…

Daha sonra öksüz, köyde çoban olan çocuğumuz var. Öksüz olduğu için bu karakter es geçilmiş, her kesin elinden çeker bir durumda gösterilmiş. Evet köylü tarafından uğradığı saldırı sonucunda onu koruma adına yaşlılar heyeti toplanıyor ama yaptıkları bir şey yok…

Tabi hikayenin aslı çocuklar olunca işin içine öğretmenler de giriyor. Öğretmenimiz güzel mi güzel… Hatta Yakup öğretmenine aşıktır da… Bunu da ulu orta belli edecek hareketler yapmaktadır. Tabi bu olayı çok görmüyoruz. Hocasını penceresinsen gözlemesini de. Hatta bu işi babasının da yapıp, Yakup’un onu görmesini de. Ancak köy gibi bir yerde bırakın köyü hiç bir yerde hiç kimese perdesiz bir evde sele selpe yatmaz. Ya da perde neden yoktur?

Bunlar filmi izlerken aklıma takılan soru işaretleri. Reha Erdem sevdiğim bir yönetmendir ancak zorlama bir film çıkmış karşımıza. Yakın plandan kaçınmış öyle ki oyuncuların mimikleri yok denecek kadar az. Zaten uzak planlarda da pek oyunculuğa gerek kalmıyor. Zorlama köylüler çıkmış karşımıza. O kadar zorlamış ki bazı yerler göze batmadan edemiyor. Sanki hepsi bir tuhaf diyorsunuz. Bir çok oyuncu profesyonel olmasına rağmen benim en çok hoşuma giden nine ve her işe koşan amca oldu.

Kısaca özetlemek gerekirse baba – oğul, kız – anne ya da aile içi ilişkileri anlatan bir film 5 Vakit. Her yaş ile yönetmen bu konuyu ele almaya çalışmış. Görselliğine diyecek yok. Hani biz diğer filmlerden sıkıldık sanatsal bir şeyler olsun derseniz izlenmesi gerekenler arasında…

Yazan, Yöneten: Reha Erdem

Oyuncular:

Ali Bey Kayali Yakup
Elit Iscan Yildiz
Bulent Yarar Imam
Taner Birsel Zekeriya
Yigit Özsener Yusuf
Selma Ergeç Öğretmen
Tarik Sönmez Çoban Davut
Köksal Engür Halil Dayi
Tilbe Saran Ömerin Annesi
Sevinç Erbulak Yakubun annsei
Nihan Asli Elmas YIldızın Annesi
Cüneyt Türel Büyük baba
Harika Uysal Zeynep
Utku Baris Sarma Ali
Eren Akan Ismail

Linkler:

http://www.5vakit.com/

http://www.imdb.com/title/tt0855729/