The Wolf of Wall Street

‘i tanıyanlar bilenler için aslında hayal kırıklığına uğranmayacak bir film The Wolf of Wall Street senaryo iyi, kurgu iyi, keza diyaloglar da iyi.  2014 Oscar ödüllerinden neden eli boş döndü bilemiyorum en azından o kadar filmin arasından ufak tefek ödüller alabilirdi diye düşünüyorum. Gerçi filmin aday olduğu branşlara bakarsam iddialı bölümlerde yer aldığını görüyorum. Tabi bu liste içerisinden kendine yer edinmesi birazda zor. Lakin filmin ödül olmamış olması filmin iyi olmadığı anlamına gelmiyor. Bence keyifle izlenebilecek bir film The Wolf of Wall Street.

Filmin süresi 180 dakika. Dolu dolu bu üç saat geçiyor ve izlerken sıkılmıyorsunuz. Evet filme kendini tekrar eden çok sahne var ama yinede filmin ortamı hikayesi, içeriği filme kitlenerek izlemenize sebep oluyor. Ama az öncede bahsettiğim tekrarlar filmin genelinde sizi meraktan kurtarıyor. Yani rahatlıkla bir sonraki sahnede ne olabileceğini tahmin edebiliyorsunuz.  Continue reading “The Wolf of Wall Street”

The Spectacular Now / Şu An Muhteşem

Amerikan gençlik filmlerinin bir değişik versiyonu da The Spectacular Now. Yönetmen koltuğunda  var. Yönetmenin diğer filmlerini izlememişim bu sebepten dolayı bir kıyaslamaya giremeyeceğim ama bu filme kanım ısındı diyebilirim.

Amerikalı ergenlerin gençlik sorunlarını anlatın onlarca film izledik. Aslında bu filmde hikaye olarak bize farklı bir şey vermiyor. Klişe diyebileceğimiz bir hikaye var karşımızda diyebilirim. Hatta film hakkında bir çok yorumda hikayenin klişe olduğu yönünde. Ancak bu filmi diğer gençlik filmlerinden ayıran şeyler de var. Çok iyi film diyemeyeceğim ama çok kötü bir film de değil The Spectacular Now. Continue reading “The Spectacular Now / Şu An Muhteşem”

Super 8

Gizemli reklamları ve afişinin ardından merakla beklediğimiz, yönetmen ve senarist koltuğunda J.J. Abrams‘ı gördüğümüz, yapımcı koltuğunda ise Steven Spielberg‘e rastlayıp umutlarımızı yeşerten bir filmdi Super 8. “Di” diye sonlandırdım cümleyi doğrusunu söylemek gerekirse modern bir “E.T.” masalından başka bir şey çıkmadı karşımıza. Tabi film E.T.’ye oranla daha yeni çekim olduğu için teknolojik açıdan daha cezbediciydi. Ancak şunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki film ne duygusal olarak, ne psikolojik olarak ne de teknolojik olarak bekleneni vermedi.

Hikayeye baktığımızda, altı arkadaşın başından geçenlere tanık oluyoruz. Bir çok filmde bunun benzerlerine tanık olduk. Bu arkadaşlardan birinin yakını ölmüştür, bir diğerinin ailesi ile problemleri vardır. Yani hikaye giriş itibari ile, bir çok filme ortak paydaya sahip. Bu filmde ise kahramanlarımız, kendilerine uğraş olarak zombi filmi çekmeyi uygun görmüşler. Bunun çabası içerisindeyken de olaylar cereyan ediyor.

Ailelerinden gizli kapaklı çektikleri film için prodüksiyona ihtiyaçları vardır. Bunun için bir tren istasyonuna giderler. Bir tesadüf eseri oradan hızla bir tren geçer. Bunu fırsat bilen gençler hemen kameraya sarılır ve kayda başlarlar. Ancak filmin baş kahramanı Joe hızla giden trenin önüne bir kamyonet çıktığını görür. Kaçınılmaz bir sonla kamyonet ve tren çarpışır. İşte filmin en nefes kesici sahnesi de bu çarpışma anıdır. Felaket filmlerinden farksızdır. Bu saatten sonra da sıradan gibi geçen filme, oldukça uzun gelen çarpışma sahnesinden sonra kasabadaki herkes için hayat değişir. Şans eseri çocuklara bir şey olmaz. O karmaşanın ardından kaçırdıkları arabaya da şans eseri bir şey olmaz. Kahramanlarımızın okulunda huysuz öğretmenleri ise, çarpışmanın olmasını sağlayan öğretmenleridir. Ne tesadüftür ki trenle kafa kafaya giren bu adam da ölmemiştir.

Bu gibi mantıksızlıkla eşliğinde film devam ederken, bu mantıksızlıklar film boyunca yakamızı bırakmıyor. Bu kazadan sonra Amerikan Hava Kuvvetleri olayı incelemeye başlar. Her günü sıradan geçen bu kasabada ise elektrik kesintileri başlamış, evlerdeki mikrodalga fırınlar yok olmuş, arabaların motorları da çalınmaya başlanmıştır. Bir süre sonra kasaba yangın var diye boşaltılır. Bu arada insanlarda kaybolmaktadır. Bu kaybolmaya kahramanlarımızın arkadaşı, Alice de eklenince kahramanlarımız onu kurtarmaya kasabaya inerler.

Bu arada tren kazasındaki, yaptıkları kayıtları banyo ettirmiş ve orada bir yaratığın olduğunu görmüşlerdir. Kasabaya indiklerinde ise neyle karşılaşacaklarının farkındadırlar. Ancak kızı kurtarmayı kafalarına koymuşlardır. Askeriyenin her tarafı talan ettiği kasabaya indiklerinde öğretmenlerinin gizli sığınağına giderler. Buradaki dökümanları ve videoları incelediklerinde aslında ortalıkta terör estiren bu yaratığın bir uzaylı olduğunu öğrenirler. Öğretmenlerinin dediğine göre bu yaratık insanlara zarar vermek için değil sadece kaza ile düştüğü bu dünyadan kurtulmak için çabalamaktadır. Ancak insanların eline düşünce bir denekten farkı kalmamıştır. Bu yaratık adama dokunduğunda onunla iletişime geçmiş ve onu anlamıştır. O günden sonra yaratığı serbest bırakmak için çabalamaya başlamış ve bu sebepten dolayı ordudan atılmıştır.

Tabi bizim çocuklar bunu öğrenir öğrenmez askeriye onları göz altına alır. Bindikleri otobüs yaratık tarafından, saldırıya uğrayınca kaçarlar ve yarattığın inine girerler. Burada kızı ve diğer insanları bulurlar. Burada görürüz ki yaratık çaldığı malzemelerle bir şeyler yapmaktadır. Üç genç tam yaratığa yakalanacakken Joe bir konuşma yapar. Bunun üzerine de yaratığın yaptığı makine de çalışınca yaratık onları bırakır gider. Burada ben yaratığın yaptığı şeye anlam veremedim. Gemisini oluşturan, parçacıklar su deposunda toplanıyorlar. Acaba o yaptığı şey onların bir araya toplanmasını mı sağlıyor?

Neyse sonuçta film mutlu sona yelken açıyor. Babaları ile araları açık olan çocukların araları düzeliyor. Tabi ben filmleri ana hatları ile anlattım. Efektler filmi izlenilebilir kılan. Bir diğer olay ise belkide ömürleri boyunca göremeyecekleri bir olay olurken, babalar ve çocukların birbirlerine sarılması ve bizim de bu  içine giremediğimiz duygusallığı izlemek zorunda kalmamız. Film ne filmi idi ne anlatmaya çalıştı bunlara cevap bulamıyorsunuz.

Filme genel hatları ile baktığımda bana senaryo, kurgu ve asıl üstüne değinmek istediği duygusallık açısından, yetersiz geldi. Buna rağmen beklentisiz izlendiğinde eğlenceli bir film olarak karşımıza çıkıyor. Sadece ses efektleri için sinemada izlenebilir, ancak evde iyi bir ses sisteminiz varsa ona da gerek yok… Bu arada ben Super 8 ismine bir anlam yükleyemedim.

Yönetmen – Senarist: J.J. Abrams

Oyuncular:

Joel Courtney Joe Lamb
Kyle Chandler Jackson Lamb
Elle Fanning Alice Dainard
Joel McKinnon Miller Mr. Kaznyk
Riley Griffiths Charles
Ryan Lee Cary
Gabriel Basso Martin
Zach Mills Preston

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1650062/

http://www.super8-movie.com/