Etiket arşivi: Leigh Whannell

buralarda yokken izlediklerim

Two Pigeons (2017)

two pigeonsFarklı konusuyla dikkatimi çeken bir film oldu Two Pigeons. Aslında bir korku filmiymiş edasıyla başladım filmi izlemeye çünkü her yerde tür olarak bu şekilde belirtilmiş ancak yanından bile geçmiyor. Eh tabi film süresi boyunca korkmayı bekliyorsunuz o ayrı. Film psikolojik bir film ve sisin de psikolojinizi bozmaya yetiyor.
Oyunculuklar fena değildi. Kurguda havada kalan bir çok şey vardı. Mesela evdeki cılız karakter ve aslında bunu güvercinler ile nasıl bağdaştırırız meselesi aklımı kurcaladı. Eminim ki bir şeylere dayanıyordur. Durun yoksa aslıda iki kişinin de aynı kişi olduğundan mu bahsediyor.Yoksa kötü talih mi? İlginç bir kara komedi örneğiydi film.
Genç emlakçı yalnız ya yaşamaktadır. Ancak o evde olmadığı süre içerisinde evinde yaşayan başka bir adam vardır. O evde yokken saklandığı yerden çıkar ve evin keyfini sürer. Bir gün emlakçının kız arkadaşı Ona taşınınca durum garip bir hal alır. Ve garip şeyler olmaya başlar.
Farklı ve bence izlenebilir bir film. Tavsiye ederim. **** Yönetmen – Senaryo: Dominic Bridges Oyuncular: Javier BotetMandeep DhillonMichael McKell https://www.imdb.com/title/tt5532370/

Avengers: Infinity War (2018)

avengers-infinity-warŞimdi bu film hakkında çok şey yazılabilir. O niye oldu bu niye oldu, kendi içindeki mantıksızlıklar ve soru işaretleri de dile getirilebilir. Bunların tamamı zaten diğer internet sitelerinde mevcut. Bende buraya bir yenisini eklemeyeceğim. Zaten çok fazla Marvel dünyası uzmanı eğilim. Ben baştan beri hepsini bir araya toplama konusunda tereddütteyim. Hadi topladınız da bu film ile bilikte bir biraz olsun sönük karakterleri öldürdünüz. IronMan sadece paraydı mesela o niye kaldı ayakta bu sublüminal bir mesaj mı?
Neyse filmin süresi bana çok uzun geldi. Zaman zaman sıkmadı değil. Yukarıda da belirttiğim gibi kendi içinde bazı kurgu , hikaye sıkıntıları vardı. O kadar izlemenin üzerine de bir sonraki bölümü beklemek canım canımı sıktı.
Film yine çok fazla yetişkine hitap etmiyordu. Tutturduk gidiyoruz halindeydi. Görsel anlamda tatmin olduğumu söyleyemeyeceğim zaman zaman cgiler kendini fazla belli ediyordu. Aksiyonu bol ama yenilik açısından fazla bir şey vermiyordu. Ve aklımda deli sorular. Neyse boş zamanda aksiyon olsun diye izlenebilir. **/ Yönetmen: Anthony RussoJoe Russo Senaryo: Christopher MarkusStephen McFeely Oyuncular:  Robert Downey Jr.Chris HemsworthMark Ruffalo  https://www.imdb.com/title/tt4154756/

The Maze Runner (2014) – Maze Runner: The Scorch Trials (2015) – Maze Runner: The Death Cure (2018)

maze runnerSeriyi genel olarak değerlendireceğim. Son filmi listeler arasında görünce ilk iki filmi izlemediğimi hissettim. Nasıl olur derken ilk filmden başladım izlemeye. İlk film açıkçası bana daha güzel geldi. Bilmediğiniz bir dünyaya giriyor anlamaya çalışıyorsunuz. Aksiyonu iyi güzel. Gençler bir labirentin ortasında uyanır ne olduğunu bilemezler aralarına son katılan kararlı genç ise buradan kurtulmalarına vesile olur. Bu tanımaya çalıştığımız dünyada aksiyonu ile birlikte bana.
Ancak aksiyonu yerinde olsa da diğer iki filmden aynı keyfi aldığımı söyleyemeyeceğim. Çünkü bilinmez dünya yerini klasik bir hikayeye bıraktı. İlerledikçe de karakterlere yüklenen misyon artık ezber bozmayan defalarca gördüğümüz bir hal almaya başladı. Keza son filmde öyle. Artık iç çatışmalar, insanların iki yüzlülüğü, klasik lider vasıfları derken modumu iyice düşürdü. Ancak aksiyon konusunda yine tatmin ediciydi. Bu konuda şikayetim yok.
İkinci ve üçüncü film arasındaki süre neden bu kadar uzamış o konuda da pek fikrim yok. Evet yaşanan olaylar farklıydı ama görsel ve aksiyon anlamında da yeni bir şey kaymıyordu. Yönetim ise oldukça sıradandı. Sadece çerezlik bir film olabilir. Tabi film roman uyarlamasıymış kitap nasıldı bilmiyorum ama bende iyi bir uyarlama olduğu izlenimi yaratmadı. **/ Yönetmen: Wes Ball Senaryo:  T.S. NowlinJames Dashner (kitap) Oyuncular:  Dylan O’BrienKi Hong LeeKaya Scodelario https://www.imdb.com/title/tt4500922/

Upgrade (2018)

upgradeFilmin IMDB’deki yüksek puanına aldanıp beklentim yükseltmedim aslında iyi de yapmışım. Bu şekilde filmi keyifli bir şekilde izledim diyebilirim.. Film konu itibariyle oldukça ilgimi çekti. Aslında hiç işlenmemiş bir konu değildi ama ben bu konuların ölüsüne bile hayranım. Tabii filmin anlatımında bazı sıkıntılar vardı, ayrıntılara çok fazla girilmemiş, bu sebepten dolayı da filmin bilim kurgu diye nitelendireceğimiz kısmı havada kalmış. Film olayın sonucuna akabinde etik boyutuna daha fazla odaklanmıştı .Bu sebepten dolayı hikayenin omurgası olabilecek bölümlerin azlığı filminde tam anlamıyla gelişiminde sıkıntılar yaşanmasına sebep olmuş. Eğer bu sıkıntılar açılmış olsaydı karşımıza ileri ki yıllarda da hatırlanacak bir film çıkabilirdi. Tabii filmin Avustralya yapımı olması, bütçesinin düşük olması bu sıkıntıların nedeni de olabilir. Eğer Hollywood yapımı bir film olsaydı daha fazla alınıp bu sıkıntılar giderilebilirdi.
Yönetim açısından yeni bir şey yoktu pek fazla da sorun göremedim. Oyunculuklar da çok fena sayılmazdı. En azından filmden soğutmuyordu. Tüm bunlara rağmen film kendini izletiyor ve sorgulatıyor. Puana gelirsek puanın hakkını veriyor mu buna kısmen evet diyebilirim. Düşük bir bütçe çok da profesyonel olmayan oyuncularla çekilmiş bir film gözüyle bakarsak film beklenenden fazlasını oldukça veriyor.
Grey bir kaza yapar ve bu kaza sonucunda bir grup tarafından saldırıya uğrayarak karısını kaybeder.. Kendisi de felç olmuş boyundan aşağısı tutmamaktadır. Bir şirket patronu gelerek ona tüm sinir sistemini ayağa kaldıracak bir çipten bahseder. Grey ameliyat ile bu çipi vücuduna taktırır o günden sonra hareket etmeye ve eskisinden daha güçlü olmaya başlar. Hatta çip onunla konuşmaktadır. Çipin de yardımıyla kazaya sebep olanları araştırmaya başlar. Ancak çip kontrolü eline daha fazla geçirmeye başlar. Grey ise kendi vücudunda bir yabancı olmaya başlar ve işler karışır. İzlenebilir bir film Upgrade. */ Yönetmen – Senaryo: Leigh Whannell Oyuncular:  Logan Marshall-GreenMelanie VallejoSteve Danielsen https://www.imdb.com/title/tt6499752

Singwa hamkke: Ingwa yeon (2018)

sin-gwa_ham-kke_in-gwa_yeonKonu olarak baktığımızda film aslında birebir olarak Dante’nin İlahi Komedya‘sından esinlenmiş diyebiliriz. Bununla birlikte filmdeki alt karakterler Kore mitolojisindeki Tanrılara, yaratıklara ve efsanelere dayanıyor. Bu karakterler karakterler haricinde hemen hemen tüm kurgu, yapılan yolculuklar, İlahi Komedya’ya oldukça benziyor. Aslında film için İlahi Komedya’nın Kore yorumu diyebiliriz. Oyunculuklar oldukça başarılıydı filmin konusu da, kurgusu da başarılıydı diyebilirim. Ancak kurgu dedim ama burada biraz durmak lazım. Hikayenin genelindeki yargılamalar arasındaki geçişlerde bazı sıkıntılar vardı. Bu sıkıntılar sadece yeraltı dünyasındaki geçişlerde mevcuttu.. Sanki buralarda filmin süresi ile olaylar arasındaki koordinasyon tam olarak yapılamamıştı. Bazı sahneler oldukça yavaş, bazıları ise anlaşılmayacak kadar hızlı geçiyordu. Oyunculuklar iyiydi demiştim. Yönetim ve görsellik yenilikler getirmese de sena sayılmazdı.
Genç bir itfaiyeci yangın esnasında birini kurtarırken ölür ve öldüğünde kendisi seçilmiş insan olarak diğer dünyaya geçer. Burada 49 gün içerisinde mahkemeye çıkacak, yer altı tanrılarını dolaşacak ve bazı konularda yargılanacaktır. Mahkemeyi geçer ve suçsuz bulunursa direk realkarne olarak dünyaya geri dönecektir. Aksi takdirde ölerek diğer dünyadaki hayatına cezası neyse çekerek devam edecektir. Kendisine onu savunması için üç adet Melek atanır ve onlarla birlikte yeraltı tanrılarını kendini anlamaya başlar. Tabi bu iş bu iş kolay olmayacaktır. Tabi bu arada kahramanımız geride bıraktığı kardeşi ve annesi yüzünden oldukça üzgündür, bu esnada onlarla olan ilişkisini, o öldükten sonra ailesinin durumunu da görmüş oluruz. Seçimler, tercihler tüm hayatı bu duruşmalarda yüzüne vurulur.
Bence keyifli bir filmdi. **/ Yönetmen – Senaryo: Yong-hwa Kim –  Ho-min Ju (Çizgi Roman) Oyuncular:  Jung-woo HaJi-Hoon JuHyang-gi Kim https://www.imdb.com/title/tt8116428/

Ailecek Şaşkınız (2018)

ailecek şaşkınızKesinlikle tatmin etmeyen bir film olmuş Ailecek Şaşkınız. Aslında açık fazla beklenti ile de izlemeye filmi ama neden böyle oldu bilmiyorum. Basit bir konu, basit espriler, şaşırtmayan son. Hepsi bir arada olunca artık ekibin son dönemlerdeki durumundan şüphelenen etmeye başladım. Filmi izlerken zaman zaman neresinden espri çıkarsam da gülsem diye düşünmedim değil.
Birisi gösteriş düşkünü zengin diğeri ise onun yalakası arkadaşın başından geçenleri anlatıyor film. Tabi bu arkadaşlardan zengin olanı genç güzel başarılı idealist bir polise aşık olunca kendisi de değişmeye başlıyor. İtici lanet tip evrime uğruyor yani.
Bence izlemeye gerek yok.** Yönetmen – Senaryo: Selçuk Aydemir Oyuncular: Ahmet KuralMurat CemcirSaadet Aksoy https://www.imdb.com/title/tt7748426/

7 Splinters in Time (2018)

7 splinters in timeFilmin IMDB puanı oldukça düşük ama ben filmin konusunu beğendim diyebilirim. Ancak yine neden sonuç ilişkisi yoktu filmde. Yani bütüne baktığımızda bu olayın neden olduğu belli değildi. Tam anlamıyla bir sonuca bağlanmıyordu film.Tabi daha iyi bir ekip ve bütçeyle daha iyi olabilirdi ama elimizdeki hali tarzı ve çekim teknikler, hatta buna filmin renklerini de ekleyelim herkesin hoşuna gidecek türden değildi. Ama tüm bunların farklı olması bana kendini izlettirdi. Öyle çok iyi diyemeyeceğim ama bir çok filmden üst sıraya yerleştirebilirim bu filmi.
Bir polis memuru hafıza kaybı yaşadığı için işi bırakmak zorunda kalır. O esnada arkadaşları bir ceset bulur onu bu polis memuru sanarlar. Ancak o değil sanki ikizidir. Polis memuru kendine benzeyen bu adamın ölümünü araştırmaya başlar. Derken aynı kendisine benzeyen başka biri daha öldürülür ve bu durumu araştırmaya başlar. Derken kendisinden yedi tane bulur ve onların nereden çıktığını öğrenir.
Çizgi roman edası ile yapılmaya çalışılmış bir film. Muhtemelen beğenmezsiniz. **/* Yönetmen – Senaryo: Gabriel Judet-Weinshel Oyuncular: Emmanuelle ChriquiAl SapienzaAustin Pendleton https://www.imdb.com/title/tt1884378

Better Watch Out (2016)

better-watch-outFilmi izlerken sık sık aklıma We Need to Talk About Kevin geldi ancak oyunculuklar, yönetim, kurgu bakımından elbette bu filmin yanından geçmiyor. Hal böyle olunca ortalama bir film çıkıyor karşımıza. Hikaye de tam olarak temele oturtulmamış. Tam anlamıyla karakter gelişimlerini de göremediğimiz için biraz havada kalıyor. Ne yani kız ona evet deseydi bunların hiç biri olmayacak mıydı? Olmama ihtimaline karşı çocuk tüm bu planı yaptı. Şimdi konuyu anlatınca bir anlam verebileceksiniz önceki cümleye.
On iki yaşındaki çocuk ailesinin bir noel partisine gitmesi sebebiyle bakıcısıyla kalır. Çocuğun bize verilen kadarıyla uyurgezerlik sorunu vardır. Yıllardır bakıcılığını yapan kıza ise aşıktır. Baş başa kaldıklarında çocuk kıza açılır ve tabii ki red cevabı alır. Buna rağmen çocuk üsteler. Derken eve bir saldırı olur. İkisi bu saldırganla uğraşırken biraz yakınlaşma olur ama sonu gelmez.
Buradan sonra biraz filmi açığa çıkaracak ona göre devam edin. Kız tüm bu olayların çocuk ve arkadaşının kurgusu olduğunu anlar ancak iş düzeleceğine hepten karışır ve çocuk tarafından bağlanır şiddete uğrar hatta sonu ölüme kadar gider.
İzlenebilir ama belirtildiği gibi ne korkutan ne de heyecanlandıran bir film. *** Yönetmen: Chris Peckover Senaryo: Zack Kahn Oyuncular: Olivia DeJongeLevi MillerEd Oxenbould https://www.imdb.com/title/tt4443658/

Kelebekler (2018)

kelebeklerFilm Tolga Karaçelik’in yine ses getiren ve bir çok ödül sahibi olan son filmi. Aslında Sarmaşık gibi çok fazla gönderme yok filmde. Bu konuda oldukça düz işlenmiş diyebiliriz. Hikaye de aslında öyle abartılacak gibi değil. Ancak filmi iyi yapan şey, kurgusu ve oyunculukları. Belki bir de garip karakterleri.
Yıllardır birbirleri ve babaları ile görüşmemiş üç kardeşin hikayesini anlatıyor film. Günün birinde babaları arayınca son kez onu görmek için çıkarlar yola. Yol esnasında kardeşler birbirini tanırken biz de onları tanırız. Bu süreçte aile arasında ki suçlamaları, karakterlerin zor durumda kalınca olayları nasıl kendilerine yonttukları görürüz. Tüm bu gerçeklik ve karakter betimlemeleri ardına, eğlenceli karakterler ve göze batmayan absürtlükler de eklenince oldukça keyifli bir film olmuş. Yani film işin dramını yaparken sıkmıyor , mesajını veriyor ve aynı zamanda eğlendiriyor.
Filmde oyunculuklar oldukça iyi. İzlerken sanki muhabbetlerine katılmış gibi hissediyorsunuz ve her biri ile bir bağlantı kuruyorsunuz. Baktığınızda tüm karakterlerden bir şeyler bulabilirsiniz. Fazla söze gerek yok aslında izlemenizi tavsiye ederim. ****/* Yönetmen – Senaryo: Tolga Karaçelik Oyuncular:  Tolga TekinBartu KüçükçağlayanTuğçe Altuğ https://www.imdb.com/title/tt7318202/

buralarda yokken izlediklerim

Çok film izliyorum sanırım değineceğim / anlatacağım. Kısa kısa üstlerinde geçmeye başlayalım o zaman.

Enter The Warriors Gate (2016)

Enter the Warriors GateBöyle kafa yormayacak zaman öldürecek bir film arayayım dedim. Zaman bende bol o zaman öldürmek lazım değil mi? Ne zaman dedim üç cümle içinde. Enter The Warriors Gate bu durumu iyi karşıladı. Fantastik ergen filmi diye özetleyeyim. İyi kalpli ama birazcık ezik bir lise öğrencisi yarı zamanlı çalıştığı Uzak Doğu antika dükkanından sahibinin armağan ettiği büyük bir vazoyu getirir. Derken bu vazonun içinden bir gün bir kız çıkar akabinde aksiyon başlar. Genç bu kovanın içinden geçerek zamanda atlar ve eski in dönemine prensesi kurtarmaya gider.

Teknik açıdan film oldukça basit.Hikaye oldukça klişe ve yenilik sunmuyor. Aksiyon sahneleri yeni bir şey vermemiş. Ama kafa yormuyor izletiyor kendini. Amaçta bu zaten. ** https://www.imdb.com/title/tt4652532/

Annihilation (2018)

annihilationAnnihilation Netflix’in son dönem baya bir reklamını yaptığı öne çıkardığı filmi. Bunun en büyük sebeplerinden biri de bence filmde Natalie Portman olması. Onun ışında bence filmin bir albenisi yok. Lena, zamanda orduda çalışmış bir bilim insanıdır. Yine bir asker olan ve gizli görev için ayrılan kocası yıllar sonra geri gelir. O zamana kadar Lena onun öldüğüne inanmaktadır. Adam gelir ama kısa süre sonra fenalaşır ve hastaneye kaldırılır. Bu sırada devlet olaya el koyar. Lena kocasının bu durumunu araştırmaya başlar ve bir bölgede bilinmeyen bir sisin olduğunu öğrenir. Gönüllü olarak bu sisi incelemeye gider. Yanında yine kadınlardan oluşan bir ekiple sise girer. Siste yaşanan garip olayları çözmeye çalışıp bu işin kaynağına girerken hayatta kalmaya çalışırlar.

Film fikir olarak iyi aslında. Ancak hikaye, senaryo ve bununla birlikte kurguda çok fazla açık var. Yani iyi bir fikir aceleye gelip çöpe atılmış. Oyunculuklar iyi diyemeyeceğim. Natalie bile düz bir oyunculuk çıkarmış. Bunun sebeplerinden birisi karakter yoğunluklarının olmaması. Her biri düz bir şekilde ele alınmış. Bilim kurgu ve yaratılan atmosferin ayrıntıları yerine karakter psikolojilerine eğilmeye çalışılmış ne gerek varsa ama o da olmamış. İzlenebilir ama ortalama bir film. *** https://www.imdb.com/title/tt2798920/

Insidious: The Last Key (2018)

Insidious: The Last KeyEn sevdiğim serilerden biri Insidious serisi. Gerçi son bölümlerle birlikte biraz gerçekliğini ve standardını bozu ama yine de izlenebilir. Bu film içinse oldukça sıradan bir film diyebilirim. Yani serinin en kötü filmi. Ne gerek vardı bilmiyorum. Yine de koku filmi isteyen bünyeler için dönemi gereği çekilenler içinde en iyilerden. Sormayın artık korku filmi de kalmadı adam gibi. Mumla arayacağız artık.

Elise bu kez geçmişine Meksika’ya doğduğu eve dönüyor. Burada yıllardır görmediği kardeşinin kızları ile karşılaşıyor ve geçmişten gelen ve musallat olan kötülüğü yenmeye çalışıyor. Bu sırada bir sonraki bölüm için karakterler çıkmış durumda. Artık Elise ölse bile film devam edebilir mesajları vardı filmde. Seri hatırına izlenir. Belirttiğim gibi, yavaş yavaş dozu düşüyor filmin. *** https://www.imdb.com/title/tt5726086/

Camera Obscura (2017)

camera obscura

Her ne kadar IMBD puanı çok yüksel olmasa da bana çok değişik gelen bir film. Gerçi değişik dedim ama buna yakın konuların odluğu film izledim. Hatta benim bile fi tarihinden kalan hikayemde var. Yok aslında ortak yön hep fotoğraf. Şimdi filmi anlatmadan önce olmamış tarafını söyleyeyim filmin. Karakter bence oturmamış tam. İşin psikolojik tarafını kaldıramamış yada yönetmen bu aslında filmin ana direğini tam olarak ayakta tutamamış. Hal böyleyken film işleyiş de ağır olunca yer yer sıkıyor.

Jack Zeller eski bir savaş fotoğrafçısıdır. BU durum onu etkilemiş işi bırakmış, psikolojisi bozulmuştur. O günden beri de fotoğrafçılığı bırakmıştır. Kendisini toplar toplamaz eşi ona hediye eski bir makine alır ve onu asıl mesleğini yapmaya ikna eder. Öyle ki jack diğer mesleklerde pek mutlu olamamıştır. Jack bu eski makineyla yavaş yavaş fotoğraflar çekmeye başlar. Bu fotoğrafları bastırdığında ise fotoğraflarında öldürülmüş insanlar görür ve fotoğraf tarihleri ileri dönüktür. Jack o tarihte fotoğrafı çektiği yere gider ve gerçekten bu cesetleri görür. Bakarken fotoğraflardan birinde karısını fark eder ve onu kurtarmaya başlar. Ancak Jack’ın dünyasında işler hiçte göründüğü gibi değildir. Bu gerçeklik sorunu yaşamaktadır. *** https://www.imdb.com/title/tt5651458/

This Beautiful Fantastic (2016)

this beautiful fantasticŞöyle bir gaza getirsin de okuyup yazayım diye film ararken This Beautiful Fantasticçıktı karşıma. İyi yorumlar da almış bende merakla oturup izlemeye başladım. Sonuç ne dersiniz? Evet, gaza gelemedim. Yani benim için filmde öyle gaza gelecek bir öğe yoktu ama masalımsı bir filmdi This Beautiful Fantastic. Masalsı diyorum tam masalda olamamış araya sıkışmış. Amelie gibi bir atmosfer oluşturulmaya çalışılmış, müzikler, renkler, çekimler ama bir kopyadan öteye geçmemiş. Buna rağmen film kendini izletiyor ve zamanın nasıl aktığını fark etmiyorsunuz.

Bella Brown çocukken ördekler tarafından kurtarılan bir kadındır. O günden sonra bir şekilde hayatta kalır ve bir kütüphanede raf düzenleme işine başlar. tabi asıl amacı yazar olmak bir kitap çıkarmaktır. Bella’nın düzen takıntısı vardır ve birde ağaç ve çiçekleri pek sevmez onlardan korkar. Ancak huysuz yaşlı komşusuyla atışında ev sahibi kuruyan bahçeye bakmıyor diye onu evden atmakla tehdit eder. Bu esnada hayatına dahil olan huysuz komşu onun dünyadaki bakış açısını değiştirir ve hayallerini gerçekleştirmeye başlar. *** https://www.imdb.com/title/tt4560008/

Insidious: Chapter 3

İlk filmi beğenmiş, ikinci filmi klişe bulmuş biri olarak üçüncü filmden pek haz etmediğimi söylemek zorundayım. Öyle ki film benim için sıkıcı geçti, sıkıcı geçmesiyle beraber de film sonunda aklımda kalan hiç bir sahne olmadı. Sanırım Insidious’ın da Paranormal Activity gibi serisi çıkacak. Öyle ki ailenin geçmişine kadar indik. Bu durum çok mu gerekliydi, gördüğüm kadarıyla buna evet diyemeyeceğim. Keşke hiç çekilmeseydi.

Üçüncü bölüm birinci bölümün öncesi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak filmin sonunda bu ne birinci bölüme tam olarak bağlanıyor nede ikinci bölüme atıfta bulunuyor. Muhtemel bir dördüncü filmin hikayesinin temelleri atılmış oluyor bu şekilde.

Filmin yönetmeni diğer iki filmin senaristi ve oyuncusu Leigh Whannell. Bu kendisinin ilk yönetmenlik deneyimi ve aslında yazmakla yönetmek arasındaki fark ortaya burada çıkıyor. Yönetim çok kötü olmamakla birlikte ilk iki filmin yanından geçmiyor. Hikayenin de sönük olması yönetimdeki eksikler filmin keyifli izlenimini ortadan kaldırıyor. Yönetimde eksiklik olmasına rağmen ses kullanımı benim hoşuma gitti. Oyunculuklar da beni tereddütte bıraktı. Belki de filme tam olarak giremediğimdendir.  Okumaya devam et

Insidious: Chapter 2

İlk film ile beni şaşırtan ikincisinin de çekileceğini duyduğumda merakla beklediğim film Insidious: Chapter 2. İlki ile kıyasladığımda daha gerçekçi bir film var karşımızda. Bu da ilk filmin, nasıl derler, laubali samimiyetinin ikinci filme geçmediğini görmemi sağladı. Eğlendirmekten çok korkutmak amacı gütmüş bu film. İlk filmin izlerini taşıyıp onun izinden gitse de aynı tadı almadığımı söylemeliyim.

Yine düşük bütçe harcanmış film için. Çok fazla özel efekt kullanılmamış ancak ilk film kadar olmasa da bu filmde o göze batırmayan sahneleri ile izleyiciyi ürpertmeyi başarmış. İlk film kadar eğlenceli olmayıp, korku konusunda da çok başarılı değil. Okumaya devam et

Insidious

Şöyle B-movie tadını almak amacı ile izlemeye başladığım film Insidious. Yapımcının da Saw ve Paranormal Activity’ni yapımcısı oluğunu, afişte görünce filmin iyi olabileceği düşüncesi daha da sardı beni. Hem kötü olması için ne sebep vardı ki? İkinci üçüncü film olsa beklentiyi düşürmekte fayda vardı ancak bu filmin iyi çıkabilme olasılığı oldukça yüksekti. Zaten filme şöyle bir göz attığımda filmin seksenlerden çıkma olduğunu sanmıştım ancak IMDB beni oldukça yanılttı.

Film B-movie olarak beni tatmin etmedi. Ancak normal bir film olarak oldukça başarılıydı. Tabi filmi de biraz seksenlerin bakı açısı ile izlemekte fayda var. Diğer türlü, efekler ve makyajlar insanı kesinlikle tatmin etmiyor. Tabi bu filmi düşük bütçeli olmasınından kaynaklı. Bütün bunlara rağmen, film konusu ve işlenişi ile oldukça başarılı.

Öyle ki film klişeleri de iyi kullanmış.  Bu sebepten dolayı, filme klişe diyenler çıkacaktır elbet. Film yapı olarak klasik bit yapıya sahip. Perili bir ev, içine şeytan giren bir insan arasında hikaye örülüyor. Zaten korku filmi olarak daha ne olabilir ki? Insidious’da bu klişeleri iyi kullanmış. Film yine çocuklar etrafında dönüyor. Film çocuk etrafında dönünce, şeytanımsı yaratığın bir palyaçoya benzemesi kaçınılmaz. Burada atfedilecek bir çok yapım var.

Neyse filmin konusuna döneyim. Josh ve Renai üç çocuklarıyla beraber, Josh’un işi sebebi ile eski bir eve taşınmışlardır. Ancak evde garip şeyler dönmektedir. Aile her ne kadar mutlu gözükse de adamın çok çalışması sebebi ile karısı ile arasında bir küçük bir sorun vardır. Bir gün kaza sonucu küçük çocuklarından biri komaya girer. Her türlü doktor küçük çocuğu görür ancak onun hastalığına hiç kimse teşhis koyamaz.

Son çare olarak Josh’un annesi Lorraine duruma müdahale eder ve olayın paranormal bir şey olduğuna Renai’yi inandırır. Josh tabi duruma pek sıcak davranmaz ama onların kırılmasını istemediği için de istediklerine göz yumar. Lorraine, Elise Rainier adında bir parapsikologu eve getirir. Elise Rainier asıl sorunu çözmüştür bunu Josh’a açıklar ama Josh duruma inanmadığı için kadını kapı dışarı eder.

Tabi bir süre sonra onu kendisi çağırır. Çünkü ona hak vermiştir. Küçük çocukları astral seyahat sırasında diğer tarafta kaybolmuş bedenine geri dönememektedir. Bunun yanı sıra diğer tarafın en kötüsü de bu boş bedeni ele geçirmek istemektedir. Josh bu esnada kendisinin de astral seyahat yapan biri olduğunu öğrenir. Küçükken aynı sorunla karşılaştığı için, Elise Rainier ona yardım etmiştir. Şimdi ise yapması gereken yine bir seyahate çıkıp oğlunu kurtarmaktır.

Filmin konusu kısaca böyle. Aslında kısaca değil direkt böyle. Ama izlenmesi oldukça zevkli bir film. Zevk derken korku sinemasının da eğlence sineması olduğunu düşünerek söylüyorum. İzleyin derim ben…

Yönetmen: James Wan

Senarist: Leigh Whannell

Oyuncular:

Patrick Wilson
Josh Lambert
Rose Byrne
Renai Lambert
Ty Simpkins
Dalton Lambert
Andrew Astor
Foster Lambert
Lin Shaye
Elise Rainier

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1591095/