The Visit

M. Night Shyamalan filmlerine kuşku ile yaklaşan ben yine bir M. Night Shyamalan filmi izlerken buldum kendimi. Yine bir umuttur başladığım film ilk dakikaları itibari ile dikkatimi çekmedi desem yalan söylemiş olurum. Buna en büyük etki çocuk oyuncuların performansı elbette. Geri kalana baktığımızda fazla performansı yok. Gerçi bu IMBD’ye ne oldu bilmiyorum bu filmde 6,4 gibi bir puan almış. Tabi bu puanı alma sebebi pekala çocuklar olabilir. Bir korku gerilim filminden çok bir çocuk filmine benziyor The Visit. Çocuklar için çekilmiş korku, gerilim desek sanırım daha yerinde olur. Bir yetişkin olarak film kesinlikle tatmin etmiyor.

Wayward Pines

Dizide  M. Night Shyamalan adını gördüğüm için izlemeye başladım. Aslında çok umutlu değildim diziden. Dizi beni yanılttı mı? Elbetteki hayır. Ancak farklı bir edası vardı dizinin. Dizide gizem biraz fazla olunca bende neyi nasıl bağlayacaklar merakıyla diziyi izlemeye başladım. Aslında dizi farklı bir şey vermiyordu Shyamalan filmlerinden her şey vardı dizide hatta buna ek olarak bir çok ta kendi türüne uygun dizi ve filmin harmanı. Dizide Matt Dillon baş roldeydi. Rol için iyi seçimdi ama tam anlamıyla karakterin altı doldurmamıştı. Aslında genel olarak karakterlerin temeli sağlam değildi. Tabi bunu da ben dizinin genel gizemine bağlıyorum. Dizide Matt Dillon, Ethan Burke karakterini canlandırıyor ve hikaye onun üzerine dönüyor.

Devil

Seksen dakikalık Türk dizisi süresinde geçen, gerilim filmi Devil. Film kapalı ve dar bir alana geçiyor. Hikaye, M. Night Shyamalan‘a ait. M. Night Shyamalan hakkında düşüncelerimi beni okuyan varsa eğer biliyordur. Kendisinin harcadığı paraya hep acımışımdır. Sanıyorum Shyamalan son dönem başarısızlıklarına bir yenisini eklemekten korkmuş olacak ki bu filmin sadece hikayesini yazarak, yapımcılığını yapmış. Ancak filmde gördüğümüz klasik Shyamalan filmlerinden farklı değil. Öncelikle belirtmek isterim ki hikayenin kendi içerisinde anlamlı bir kurgusu var. Buna rağmen diyaloglar ve oyunculuklar filmin bu tutarlı hikayesinin işlemesine yardımdan öte engel oluyor. Amatörce oyunculuklar belki daha olabilecek duygu aktarımına imkan sağlamıyor. Senaryo ve kurgunun kendi içerisinde tutarlı olduğundan bahsetmiştim. Evet hikaye doğa üssü gelişen bir olay olarak kendi içerisinde sağlam temele oturmuş. Ancak hikayenin dışına çıkıp biraz daha reel dünyaya döndüğümüzde soru işaretleri çalıyor kapımızı. Hikaye ile endeksli gidersek filmin gidişatı şöyle: Filmin beş karakteri, bir asansörde kalırlar. Dışarıdan hiç bir şekilde asansöre müdahale dilemez. Asansörün ekspres olaması sebebi ile de sadece belli …

The Last Airbender

Film hakkında ne yazacağımı bilmiyorum. Hayır aslında yazacak hiç bir şeyim yok. Elinizin altında canlandırılmış, betimlenmiş karakterler varken bir film bu kadar “karaktersiz” çekilemez. Tamam roman uyarlaması olur derim ki adam karakterleri bu şekilde hayal etmiş bir nebze anlarım (anlayamam aslında yazar herkesin farklı anlayacağı betimleme yapmaz) kendi çevresi görüşü etrafında şekillenir derim ve mantık ararım. Ancak bu filmde karakterlerde mantık yok. Baş karakterler olmak üzere çizgi dizinin en sağlam karakteri de olması gerekenin dışında tutulmuş. Çizgi diziyi izlemeyen herhangi birinin bu filmden bir şey anlayacağını düşünmüyorum. Filmde bir çok nokta o kadar anlatmış ki ana karakter Aang’ın varlığına bile anlam veremiyorsunuz. Uluslar kimler, neler olmuş, neler bitmiş,Ateş ulusu neden bu halde sadece izleyip duruyorsunuz. Tekrar karakterlere dönersek aslında başta Aang olmak üzere, Katara,  Sokka kesinlikle olması gereken karakterler değil. Öncelikle birer çocuk olduklaırnı unutmayalaım ve Aang’ın geçmişinde ne kadar yaramaz olduğunu ve bu yaramazlığının yeniden dünyaya geldiğinde de devam …

Back to Top