Hysteria

2011 yapımı nedense Türkiye’de geçtiğimiz haftalarda vizyona giren yine başarılı bir isim bulma örneği gösteren Hysteria bu günkü konuğum. Tabi bu cümle üzerine Türkçe ismini de yazmak gerek: Mutlu et beni. Film Victoria dönemi Britanya İmparatorluğunda geçmekte. Sanayi devrimiyle yaşanan yenilikler ve bunların sosyal etkilerine  film birazcıkta değinmiş.

Tabi filmin ana konusu bu değil. Hikaye kadınları mutlu etme yolu üzerine kurulmuş. Her ne kadar romantik komedi olarak geçse de öyle bildiğimiz herkesçe izlenebilecek bir romantik komedi değil. Film vibratörün keşfini ekrana taşıyor. Filmin anlatımı oldukça eğlenceli. Filmi izlerken oldukça keyif alıyorsunuz ancak kurgu bizi hiç şaşırtmıyor. Filmin başından sonunda ne olacağını kestirebiliyorsunuz.

Oyunculuklar hikaye ile bağlantılı olarak normal seyrediyor. Şu çok iyiydi diyebileceğim bir oyunculuk yok. Ama filmin kostümleri ve mekan ve dekorlarının oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Dönemi başarılı bir şekilde yansıtmışlar. Hikaye üzerinde biraz daha çalışıp bir kaç bölümlük iyi ve zevkli bir dizi yapabilirlermiş.

Filmin hikayesi ile kısaca şöyle: Londra’da yaşayan genç ve idealist doktor Mortimer Granville orta çağdan kalma usullerle doktorluk yapan meslektaşları ile pek anlaşamadığı için hiç bir hastanede kalıcı olarak görev alamamıştır. Bir kaç iş başvurusundan sonra ‘histerik’ teşhisi konulmuş kadınları, kendi geliştirdiği ‘vulva masajıyla’ tedavi eden Dr. Robert Dalrymple’in muayenehanesinde çalışmaya başlar.

Robert Dalrymple’in ise iki tane zıt karakterli kızı vardır. Biri babasının sözünden çıkmayan dönemin standart kadın profilinde, diğeri ise kadın haklarını savunan sosyalist Charlotte Dalrymple’dir. Robert Dalrymple muayenehanesinde ‘vulva masajının’ içeriği ise genital bölgenin uyarılması ile olmaktadır. Tabi genç ve yakışıklı Mortimer Granville’in işe başlaması ile işler oldukça artar. Tabi bu iş bir süre sonra yorucu olur ve Mortimer bu sebepten dolayı işinden olur.

Bu sırada tıp eğitimi almasına yardımcı olan zengin bir ailenin oğlu ile de yakın arkadaştır. O da elektrikli malzemelere meraklıdır bir gün onun keşfettiği bir cihazla oynarken bunun kendi işi ile ilgili kullanabileceğini düşünür. İlk deneme yapılır ve başarılıdır. Kısa süre içerisinde büyük başarı kazanırlar ve cihazın patentini alırlar. Bu şekilde cihazın telifinden de kendilerine para akar.

Filmin bir diğer boyutu ise, Charlotte’un kadın hakları savunuculuğu. Ancak bu Mortimer ile ilişkilerinin gidişatı arasına serpiştirilmiş, ufak parçalardan ibaret. Ancak filmin izlenme sebebi olarakta şahsen,  Charlotte’u canlandıran Maggie Gyllenhaal‘ı görüyorum.

Özetlemek gerekirse, gerçek ile kurgunun harmanlandığı eğlenceli bir film Hysteria. Ne bir kahkaha tufanı, ne de sosyal mesajlar veren, romantizmin dibine vurduğu bir film. boş vakitte izlenebilecek türden.

Yönetmen: Tanya Wexler

Senaryo: Stephen DyerJonah Lisa DyerHoward Gensler

Oyuncular:

Hugh Dancy
Mortimer Granville
Maggie Gyllenhaal
Charlotte Dalrymple
Jonathan Pryce
Dr. Robert Dalrymple
Felicity Jones
Emily Dalrymple
Rupert Everett
Edmund St. John-Smythe
Ashley Jensen
Fannie
Sheridan Smith
Molly

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1435513/

The Dark Knight (Kara Şövalye) (imax, reald, düzeltmeleri…)

Dünyanın Merkezine Yolculuk – Joueney to the Center of the Earth (3D sinema deneyimleri yahut bir cumartesi özeti” başlıklı yazımda imax be reald hakkında ufak tefek bilgiler vermiştim ancak bilgilerin sinemaların da yeterli bilgi vermemesinden kaynaklanan eksik ve hatalı bilgiler olduğunu belirtmeliyim.

Öncelikle Imax şirketinin gelştirmiş olduğu teknoloji RealD den farklı. İki farklı şirketin Türkiye’deki yansımaları ise Imax’in AFM, RealD’nin ki ise Mars Sinemaları. Imax ve RealD’nin orjinal sitelerinde de görebileceğimiz gibi, IMax salonlar AFM IMAX İstinye Park ve AFM Ankara Imaxda bulunmakta. RealD salonlar ise sadece İstanbul’da Cinebous Nautilus ve Cinebonus Kanyon sinemalarında bulunmakta.

RealD şirketi Imax’e göre daha uzun filmler yapmakta çünkü maliyet daha az. Imax’in özelliği ise normal film karelerinin normal film karesinden daha büyük, sesin ise daha fazla kanallı olması. Şu anda yukarıda adı geçen iki RealD sinemasında gösteirmde olan Dünyanın merkezine yolculuk filmi 3D yayınlanmakta. Ancak imax denemesi olarak lanse edilen İstinye Parkta ki Kara Şovalye filmi bir imax yapımı ancak 3d değil.

Tabi firmaların eksik bilgileri yüzünden insanlar bunu idrak edememesi İstiye Parka gidip 3d film izlemek istiyenler için bir hayal kırıklığından öteye gitmiyor. Ancak şunu söylemeliyim ki İstinye Park AFM imaxin da altından kalkabilmiş değil çünkü imaxin görüntü kalitesi Kara Şovalye filminde fiç yoktu ve dev gibi bir imax perdesi için salonun küçük olması altyazıların takibinde tam anlamıyla zorluktan başka bir şey değildi. Yani Kara Şovalyeyi izlemek zekten öte bir eziyetti bizim için. Keşke normal bir sinemada izleseydik. Ama İstinye Park’ta bir 3d deneyimin daha olacak, ama hakiki 3d.

Neyse filme gelelim. Açıkça söylemek gerekirse bir önceki Batman filmi gibi bu film de bana çok iç açıcı gelmedi. Tamam iyi oyuncular bulmuş olabilirsin ama aksiyondaki kesiklik ve o bildiğimiz Batman çizgi romanlarının havasını bize vermiyor. Ne bileyim açıkçası Tim Burton‘un 1989 yapımı Batman‘i daha zevkli anlar yaşatıyor bize. Yönetmenlik koltuğunda bir önceki Batman Begins filmden de hatırladığımız Christopher Nolan var. Oyuncu kadrısu ise kayda değer…

Christian Bale, Heath Ledger, Aaron Eckhart,Michael Caine,Maggie Gyllenhaal,Gary Oldman,Morgan Freeman. Şu bir gerçek ki bu sayılan isimler arasında filmi kurtaran tek isim, film çekimlerinden sonra odasında ölü olarak bulunan Heath Edger (http://tr.wikipedia.org/wiki/Heath_Ledger). Ledger’der tam anlamıyla bir oyunculuk şöleni izliyorsunuz. Batman’in klasik konusu ve diğer oyuncular hakkında pek yorum yapmayacağımstandar oyun sergilemişler ancak, Ledger için aynı şeyi söyleyemem. Film sırf onun için izlenerek arşive konulabilir. Zaten resmi olarak açıklanmasa da Oscar adayları arasında ismi geçmekte…