Etiket arşivi: Mark Wahlberg

Transformers: Age of Extinction

Serinin dördüncü filminin yönetmen koltuğunda ilk üç filmden de bildiğimiz Michael Bay var. Filmin senaristi ise yine diğer filmlerden de bildiğimiz Ehren Kruger. Filmde bu kadar ortak payda olunca ilk üç filmle de alakalı bir hikaye karşımıza çıkacak diye umutlandım ancak Age of Extinction ile karşıma çok farklı bir hikaye çıktı. Biraz da yadırgamadım değil. İlk üç hikaye Sam Witwicky karakterinin etrafında dönerken belli bir akış içerisinde ilerliyordu. Bu filmde ise ilk üç filmlerdeki karakterlerin adı bile geçmiyor en ufak göndermelerde bile bulunulmuyor. Okumaya devam et

Ted

Son dönem izlediğim en eğlenceli filmlerden biri de Ted’di. Zaten filmin yönetmenine baktığımızda filmin eğlenceli olmaması imkansız. Filmin senaryo ve yönetim koltuğunda Family Guy‘dan tanıdığımız Seth MacFarlane var. Seth MacFarlane yine orijinal bir fikirle geliyor karşımıza. Ancak bana film sanki bir dizi gibi düşünülmüş sonradan filme çevrilmiş gibi geldi. Bu sebepten dolayı espriler az tutulmuş ve bazı sahneler kısa kesilmiş.

Konu oldukça sapma tabi Seth MacFarlane’den çokta mantıklı şeyler beklemiyoruz. Buna rağmen oldukça da komik. Film oldukça akıcı şekilde ilerliyor. Ancak finale doğru klasik aşk filmlerine bağlaması beni biraz üzdü. Film bir çocuk filmi gibi başlarken, ergen aşk filmi gibi bitiyor. Tamam hikayede aşk galip gelebilirdi ama finalin sıradan olması böyle bir filmde beni rahatsız etti.

Bir çok sahne insanı kahkahaya boğmasa da tebessümle izlenmesine sebep oluyor. Ted’in patronla konuşma sahnesinden tutun, sevgilisi ile hatta kadınlarla diyalogları oldukça eğlenceli ve başarılıydı. Kesinlikle komik ve iyi bir karakter yaratılmış. Brian gibi bir şey çıkmış karşımıza.

Ted oldukça başarılı bir şekilde otutturulmuş filme. Animasyon olduğu kesinlikle belli olmuyor. Müzikler ve oyunculuklar da oldukça başarılı. Zaten zorlayacak bri rol de yok oyuncular için. Filmi izlemek için bir neden de filmde Mila Kunis‘in olması. Zaten varlığı yeter.

Konuyu kısaca özetlemek gerekirse, John Bennett sessiz ve yalnız bir çocuktur. Sokakta kimse onunla oynamak istemez. John yalnızlık içindeyken yeni yıl gecesi ailesinin aldığı bir ayıya sarılarak yatar. O gece ayısının gerçek ve bir ömür boyu arkadaş olmalarını ister. Sabah uyandığındaysa ayısı canlanmış ve konuşmaya başlamıştır. John ve Ted aralarında bir söz verirler ömür boyu arkadaş olacaklardır.

Aradan yıllar geçer. İnsanlar oyuncak bir ayının canlanmasına başta rağbet göstermişlerdir ama zamanla onlar için bu normal gelmeye başlamıştır. Ted ile John beraber yaşamaya başlarlar. Ancak John’un Lori adında bir sevgilisi vardır ve onunla beraber olamak istemektedir. Buna de en büyük engel Ted’dir. John aşkı ve dostu arasında gidip gelmeye başlar.

Özetlemek gerekirse,  eğlenceli bir film Ted. Keyifsiz bir anda izlendiğinde kesinlikle keyiflendirici bir özelliğe sahip. Belirttiğim gibi final biraz romantik komedi kıvamına kaysa da genel anlamda tatmin edici. İzleyin derim.

Yönetmen: Seth MacFarlane

Senaryo: Seth MacFarlaneAlec SulkinWellesley Wild

Oyuncular:

Mark Wahlberg
John Bennett
Mila Kunis
Lori Collins
Seth MacFarlane
Ted (ses)
Joel McHale
Rex
Giovanni Ribisi
Donny
Patrick Warburton
Guy

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1637725/

The Fighter

Uzun zamandır böyle popüler olup Oscar filmlerini takip edip yazdığımı hatırlamıyorum. Bir iki tane ekleyip diğerlerinin üstüne yatardım. Eh festivalle üst üste gelince böyle oldu demek… Oscar adayı filmler içerisinde en iyilerinden birisi, The Fighter. Yine uyarlama bir senaryo karşımızda. ‘e göre daha başarılı bir uyarlama diyebilirim, ancak Oscar’a ters bir yapısı var. Bu arada Darren Aronofsky‘nin  The Wrestler ile başlattığı spor içerikli Oscar adaylığına bir yenisi eklenmiş oldu. Zaten Aronofsky ‘nin ismi geçmekteydi film için, son değişiklerle film buraya kadar geldi. İyi mi oldu kötü mü, tabi orası tartışılır. Gelecek Oscar’da da aynı içerikli bir film görmek içten bile değil.

Oldukça başarılı bir film olduğunu söylemiştim. İyi işlenmiş, iyi yazılmış, iyi oynanmış bir film. Diyaloglar yetersiz gibi gözükse de bir boksörün hayatında yada ortamında sürekli felsefi diyaloglar yada kalıp diyaloglar görmek biraz zor olurdu. Mesaj derseniz o da mevcut filmde. Aslında tam anlamıyla örnek olabilecek bir film, Oscarı’da alacak kapasitede. Sanıyorum ki tek falsosu, siyasi olmayıp, birilerine bulaşmaması.

Karakterler çok iyi tahlil edilmiş. Her biri güzel işlenmiş. Filmi, bir boks filmi diye şartlanarak ön yarı ile izlemek kötü olur. Oyunculuklar ile birlikte müzikler de çok iyi. Filmi izlerken yaşıyorsunuz kısmende olsa. Karakterlerin duyguları size bire bir akıyor. Tabi bunda Christian Bale‘in mükemmel oyunculuğunun etkisi çok fazla.

Micky’ nin, abisinin gerisinde kalmış ailesi yüzünden onun önüne de geçemeyen bir boksördür. Abisi ise başarılarının ardından kendini uyuşturucuya vermiştir. Ancak aile hala abi Dicky’den bir şeyler beklemektedir. Ancak sorumsuzluk ve ilgisizlikten dolayı Dicky, Micky’i de zor duruma sokar. Micky’nin gözü ise bir kadın ile tanışmasıyla açılır. Hayatındaki ipleri eline alır. Tabi ailesi o kadından nefret etmeye başlar. Her ne kadar düşünceler doğru olsa da dışarıdan gelen bir kadın Micky’i onlardan koparmıştır ve o kötü kadındır. Nedense bu bize çok tanıdık geliyor.

Dicky ise polis tarafından yakalanır ve hapse girer. Kendi yolunu çizen Micky ise adım adım yükselmektedir. Dicky hapishanede kendi belgeselini izleyince yaptığı hatayı anlar. Micky hapishanede kendisini ziyarete gelip ondan fikir alınca çıktığında onunla birlikte çalışmaya yüz bulur. Ancak Micky’nin etrafındakiler Dicky’i istememektedir. Hatta Micky’nin sevgilisi bile. Dicky ise ara yolu bulmaya çalışır ve herkesi ikna eder.

Bu esnada tabi akılda kalan sahneler var. İlki her iki şekilde de baskı altında kalan Micky’nin abisinin kendisine taktik olarak yardım ettiğini söylemesi, ikincisi ise, Dicky’nin kızgın bir şekilde, dolapları yumruklarken küçük çocuğunun da ondan gördüklerini yapıp dolabı yumruklaması. Bunun gibi bir çok normal gözüken ve akılda kalan sahne mevcut.

Kısacası oldukça başarılı ve izlenmesi gereken filmler arasında Dövüşçü. Son dönemin iyi filmleri arasında…

Yönetmen: David O. Russell

Senarist:

Scott Silver
Paul Tamasy
Eric Johnson

Oyuncular:

Mark Wahlberg
Micky Ward
Christian Bale
Dicky Eklund
Amy Adams
Charlene Fleming
Melissa Leo
Alice Ward

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0964517/

http://www.thefightermovie.com/

The Lovely Bones / Cennetimden Bakarken

Aynı zamanda Oscar’a aday olan bir film The Lovely Bones. Yönetmen sevdiğimiz saydığımız artık kötü iş yapmayacağını kabullendiğimiz Peter Jackson. Tabi yapımcılardan biri de Spielberg. Film Alice Sebold‘un aynı adlı kitabından uyarlanmış. Kitabı okumadım ama gerçekten başarılı bir uyarlama olduğu zaten izlerken kendini belli ediyor.

Tabi film boyunca bana What Dreams May Come çağrışımı yaptı ama sonuçta hikaye aynı diyarlarda gezinince böyle çağrışımların olması gayet normal. Öncelikle belirtmeliyim ki hikayenin kurgulanışı ve oyunculuk gayet başarılı. Film durağan ilerlemesine rağmen görsellik ve işleyiş merak uyandırıyor. Hikaye başarılı bir şekilde gizlenmiş.

Film 14 yaşındaki Susie Salmoon’un bize seslenmesi ile başlıyor ve anlıyoruz ki Susie ölmüş ve başından geçenleri anlatıyor. Yıl 1973, Susie okul dönüşü, bir katil tarafından kaçırılıyor ve öldürülüyor. Su tarihten sonra Susie’nin sesinin deldiği dünyayı da görmeye başlıyoruz. İki dünya arasına sıkışmış bir dünyadır bu anlaşılan o ki tamamlanmayan işini tamamlamaya çalışacaktır.

Susie kendi dünyasından gerçek yaşamda olup biteni izler. Katili hala bulunmamıştır ve bu dünyasının ailesi ile ortak bağı olduğunu keşfeder. Bir şekilde onlarla iletişim kurar ancak tabi beklediğimiz gibi gelişmemektedir film..

Son yirmi dakikasında filmin finali hakkında yada katilin yakalanıp yakalanmayacağı hakkında endişeli ve meraklı bir bekleyiş sarıyor bizi. Ancak filmin akışında herhangi bir hızlanma olmuyor. Bu durum biraz rahatsız etti beni. Ama final başarılı olmuş. Oyunculuk ise gerçekten güzel. Zaten tanıdık sevdik yüzleri görmek beni sevindirdi.

Festivalin en iyi filmlerinden birisi Cennetimden Bakarken. Bence Oscar içinde en büyük aday…

Yönetmen: Peter Jackson

Senaryo: Fran Walsh, Philippa Boyens, Peter Jackson, Alice Sebold (kitap)

Oyuncular:

Rachel Weisz Abigail Salmon
Mark Wahlberg Jack Salmon
Saoirse Ronan Susie Salmon
Stanley Tucci George Harvey
Jake Abel Brian Nelson
Susan Sarandon Grandma Lynn
Michael Imperioli Len Fenerman
Reece Ritchie Ray Singh

Linkler:

www.lovelybones.com/

http://2010.ifistanbul.com/tr/Movie/the-lovely-bones

http://www.sinemalar.com/film/20543/Cennetimden-Bakarken/

http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=4709

http://www.imdb.com/title/tt0380510/