Etiket arşivi: Mateo Gil

Blackthorn

Ben western filmlerden pek anlamam. Aslında tek sürekli takip ettiğim western olarak Red-Kid’i sayarsak konu hakkında pek bildim de yoktur. Tabi klasikleri izlemişliğim vardır ancak ayrıntıları sorarsanız pek bilmem. Velhasıl kelam Blackthorn’da benim bilmediğim kısımdan. Okumaya devam et

Agora

İskenderiyeli Hypatia’nin  hayat hikayesini anlatıyor filim. Hypatia, gelmiş geçmiş en ilgi çekici kadınlardan biridir. Hem güzelliği hemde zekası ile tarihte yer edinmiş biridir. Matematikçi, filozof ve astronom olarak tarihte yerini aldı. Ancak zekası kadar ölümü ile de akıllara kazınmıştır. Onlarca erkeğin darbelerine mahsur kalmış ve son nefesini vermiştir. Daha  kırk beş yaşında cesedi ise ibret oldun diye sokaklarda sürüklenmiş, eti kemiklerinden midye kabukları ile ayrılmıştır.

Film gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Tarihin gizemli havasında geçen film bizi o atmosfere sokuyor. Roma döneminde dinler arası savaşı gözler önüne seriyor. Hristiyanlık, Yahudilik ve Pagan inançları arasındaki savaşları bize gösteriyor. Aslında dinlerin alet olduğu savaşları. Film dinleri eleştirirken bunları da insan faktörünü düşünerek yapıyor.

İnsanlar kendi gibi düşünmeyen insanları ayırmakta ustadır Bunu sadece düşünme ile değil, görünüşle hal ve hareketle de yapmaktadırlar. Kıyafetten tutun da din, dil, ırk, hepsi bu ayrımcılığa girer. İnsanlar için biz ve diğerleri vardır ve diğerleri hep suçlanacak olan kişilerdir. Film bunu çok iyi anlatıyor. Dönemin yeni ve gözde dinlerinden Hristiyanlık, başta kendine yer edinmeye zorlansa da, yakaladığı en küçük fırsatları lehine çeviriyor. Tabi ayrımcılık bunları körükleyen büyük adamların yanında da daha iyi artıyor. Görmemiz gereken o ki aslında belli tabuları yükleyen onları evirip çeviren biziz. İnsanları bir yerde toplamak ve onlara istediğinizi yaptırmak için olan en büyük şey ise din.

Her dinin ise tek bir düşmanı var. O da bilim ve felsefe. Aslında dinin düşmanı mı yoksa din adamlarının düşmanı mı? Bireysel düşünceye iten bilim ve felsefe aslında din adamlarının istemediği tek şey. Onlar her şeyi hada iyi bilmeli ki, insanlar daha iyi yola gelebilsin. Film bunların tamamına değiniyor. Hristiyanlar ile Paganlar arasında tartışmalar çıkmıştır. Günün birinde Hristiyanlar ayaklanır. Sayıları o kadar artmıştır ki Paganlar buna inanamaz bile. Ancak Hristiyan lobisi o kadar yükselmiştir ki çıkan kararla Paganlar kütüphanelerinden olur. Hatta işler suikaste ölüme kadar gider.

Tabi tek hedef Paganlar’da değildir, Yahudilerde bundan nasibini alır. Olan bu olayların eşiğinde düşünür, Hypatia çalışmalarına devam etmektedir. Eski öğrencisi şimdinin ise valisi onu korumaktadır ancak, din büyükleri onun dininden şüphe ederek, hangi dine inandığı konusunda açıklama isterler. Asıl amaçları ise onu cezalandırmaktır. Sonunda hakkında ölüm cezası da çıkar.

Film görsellik bakımından tatmin edici. Bilhassa özel efektler yerine setin kurulması o devasa şehrin yaratılması takdire şayan. Artık ne bu  içeriğe sahip nede bu şekilde dekorlu filmleri görmek biraz zor. Oyunculuklar ve müziklere de söylenecek söz yok. Filmin dram boyutu yüksek, ancak izlerken donan kanınız, eriyip gevşetmiyor sizi.

Film bir kesimi, yada bir bölümü eleştirmekten çok geneli eleştiriyor. Görüyoruz ki aslında biz birbirimizden farklı değiliz. Dozaj iyi tutturulmuş. Kesinlikle izlenmesi gerekenler arsında başarılı bir film.

Yönetmen: Alejandro Amenábar

Senarist: Alejandro AmenábarMateo Gil

Oyuncular:


 

Rachel Weisz …Hypatia

Max Minghella …Davus

Oscar Isaac …Orestes

Ashraf Barhom …Ammonius

Michael Lonsdale …Theon

Rupert Evans …Synesius

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1186830/