Etiket arşivi: Mickey Rourke

Sin City: A Dame to Kill For

Frank Miller Sin City filmini üçleme olarak çekmeye karar vermişti. 2005 yılında yapılan film oldukça başarılı olmuş ve bu ikinci filmin gelişini dört gözle bekletmeye başlamıştı. Nihayet dokuz yol sonra ikinci film Sin City: A Dame to Kill For karşımıza çıktı. Şöyle kısaca eleştirmek gerekirse aslında Sin City: A Dame to Kill For şahsen bütün beklentileri hayal kırıklığına uğratan bir film. İlk filmin yanından bile geçmezken biraz zorlama olduğunu da gözler önüne seriyor. Okumaya devam et

The Expendables

Aksiyonun duayenleri bir araya gelmiş ve bir film yapmış izlemeden durulmaz tabi. Tabi burada gördüğümüz şey hepsinin nasılda yaşlandığı. Tamam hepiniz aksiyon adamısınız belki ama artık yaşlanmışsınız. Film zaten sırf gişe için yapılmış bir film. Hikaye ve kurgu olarak bize hiç bir şey vermiyor. Aksiyon sahneleri ise sırf bu işin duayenleri olduğu için güzel ve eğlenceli.

Filmin hikayesinde öyle önemli bir şey yok. Sylvester Stallone Rambo ile başladığı adalıları özgürleştirme hikayesine burada da devam ediyor. Tabi filmin balında göndermeler de yaparak filmi ne için çektiğini demokrasiyi nasıl getirdiklerini anlatıyorlar. Eh ne yapalım Amerikalı bunlar diyoruz. Ancak bu kez biraz daha insaflı davranmış işin içine bir Amerikalı sokarak bu kötü zulmeden yöneticiyi de yöneten birini devreye sokmuş. Aslında mesaj belli “ne yaparsak biz yaparız siz piyonsunuz” diye.

Neyse konumuz bu değil. Film aksiyonun dibine vuruyor. Arada gelen replikler fazla düşündürmeyecek ve eğlendirici nitelikte. Zaten kimse Sylvester Stallone’dan Oscarlık bir film beklemiyor. Kadronun bu şekilde geniş olması zaten para kazanmaktan başka bir şey değil. Ama Sylvester Stallone’un o botokslu hali gözümden gitmiyor desem yeridir. Resmen mimik yoksunu bir şebeğe dönmüş. Şişirilir şişirilir bu kadarda şişirilmez yani.

Filmde Mickey RourkeArnold SchwarzeneggerBruce Willis‘i yan karakter olarak görüyoruz. Ancak varlıkları didişmeleri bile yetiyor. Sanki eskilerden hasaplaşmalarla karşılaşıyor gibi hissediyorsunuz. Tabi bu kadar ünlü isim bir arada olunca insan kime odaklanacağını bilemiyor. Filmde de böle bir durum mevcut. Kardeşim hepsine kamera aynı anda dönemez ya. Bu sebepten dolayı Sylvester yönetmen ve senarist olduğundan dolayı kendine kıyak geçmiş ve hem lider hem en çok gözüken pozisyonunda. Gerçi ekibin diğerleri de biz ezeriz bakmayız ardıma diye bir havada.

Tabi yaz yaz bitmeyecek bir film ile karşı karşıyayız. Aslında filmde anlatılacak çok şey yok ama her karakter baş rol olunca insan değinme ihtiyacı duyuyor her birine. Ama ben bu oyuna gelmeyeceğim. Filmin konusundan biraz bahsetmek gerekirse, ekibimiz paralı askerdir. Bir gün gizli bir hükumet yetkilisi gelir anlara bir ada gösterir diktatörlükle yönetilen ada birde eski Amerikan ajanının yönetimi altındadır ve uyuşturucu işi yapılmaktadır. Ekibimiz oraya gider hem adayı özgürleştirir ven de uyuşturucuyu yok eder.

Özetlemek gerekirse eski tip aksiyonun tava yaptığı, kadrosunun iyiliği sebebiyle sırf bu yüzden izlenmesi gereken bir film. Siz senaryoyu hiç hesaba katıp kafanızı karıştırmayın. Aksiyon mu aksiyon bol miktarda var. Keyifli dakikalar geçireceğinize eminim. Vur, kır, patlat. Olay bu.

Yönetmen: Sylvester Stallone

Senaryo: Dave CallahamSylvester Stallone

Oyuncular:

Sylvester Stallone Barney Ross
Jason Statham Lee Christmas
Jet Li Yin Yang
Dolph Lundgren Gunnar Jensen
Eric Roberts James Munroe
Randy Couture Toll Road
Steve Austin Paine
David Zayas General Garza
Giselle Itié Sandra
Mickey Rourke Tool
Arnold Schwarzenegger Trench
Bruce Willis Mr. Church

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1320253/

http://www.theexpendablesmovie.net/

Immortals

The CellThe Fall gibi iyi filmlere imza atan Hintli yönetmen Tarsem Singh‘in üçüncü filmi Immortals. Bu film için de diğer iki film kadar başarılı diyemeyeceğim. Diğer filmlerden bu filmin tek farkı aksiyonun daha fazla olması ve hikayenin diğer filmler kadar başarılı olamaması. Ancak yinede filmin görselliği ve aksiyon sahneleri kendini izlettiriyor. Okumaya devam et

Iron Man 1 /2

Sanıyorum filmin ilkine yer vermedim. Aslında neden yer vermediğimi bilmiyorum o zaman ilkinden bir anlatmaya başlayalım. Gerçi Marvel’in Iron Man’ını anlatmaya gerek yok ama ben kıza bir özetini yapayım.

Stark Industries’in yöneticisi olan Tony Stark, geliştirdiği yüksek teknolojik buluşlarla dünya çapında üne ulaşmış bir silah sanayicisi ve mucittir. Boş zamanlarında ise hovardalıktan kendini almaz. Aslında bu hovarda karakterin nasıl bu kadar zeki olduğu hep aklıma takılmıştır. Yeni geliştirdiği Jericho füzelerinin tatbikat sonrasında konvoyunun saldırıya uğramasıyla terörist bir grubun eline esir düşer. Bu arada bu savaş ürünlerinin bu kadar popüler olması ve bir şov eşliğinde tanıtılması ayrı bir konu tabiiki.

Tony saldırı esnasında yaralanır. Kalbinin yanına şarapnel parçası saplanmış hayatı tehlikeye girmiştir. Bu sırada kendisini esir alan terör grubunun lideri Raza tarafından gelişmiş bir silahlar üretmeye zorlanır. Tony kendisine verilen bu fırsatı kullanır ve kendisine verilen malzemelerle kendisini buradan kurtaracak bir zırh tasarlar.

Teröristlerden kurtulup ülkesine döndüğünde Tony yepyeni bir projeye başlar. Kendisini atölyesine kapatır ve kurtulmak için kullandığı zırhın üzerinde daha fazla çalışmaya başlar. Asıl amacı kendisine insanüstü güçler ve fiziksel koruma sağlayacak çok gelişmiş bir zırh geliştirmektir. Bunu başarırda. Asistanı Pepper Potts  ve arkadaşı yarbay Rhodey’in de yardımıyla dünya çapında sonuçlar yaratacak bir saldırıyı engeller. İlk filmimiz bu şekilde biter.

İkinci filmimizde ise Tony kimliğini açıklamış bir kahraman gibi görülmektedir. Kalbi yerine kullandığı ve yaşamasını sağlayan nükleer cihaz kendisine bir yerde hayat verirken bir yerde de onu zehirlemektedir. İkinci filmde ise düşmanı hem rakip şirket hem de Ivan Vanko adında bir Rustur. Ivan Vanko’da bir zırh geliştirerek Iron Man’a saldırmıştır. Elbette bu suçlu yakalanmıştır ancak rakip şirket sayesinde kendi işlerinde kullanılmak üzere kaçırılmıştır. Ivan Vanko bu durumu kendine çıkar olarak görüp, geliştirdiği robot askerleri kendisi programlar ve Iron Man’a saldırır.

Bu arada ömrünün sonuna yaklaştığını düşünen, Tony ise iyice tehlikeli olmaya başlamıştır. Her şeyden vazgeçmiştir. Ancak ona dur diyen süper kahramanlar kulübü gibi bir kulüptür. Bu kulüp babası tarafından kurulmuş, dünyanın teknolojik gidişatına yöne vermek için oluşturulmuştur. gurup kendini kanıtlaması için Tony’e bir fırsat verir. Hayatını devam ettirebileceği bir elementin varlığından bahsederler ve bulmasını isterler.

Tony kendisini zehirlemeyen bu elementi, bulmak için babasının eski planlarından faydalanır. Tabi bu yeni bir element oluşturmakla eş değerdir. Bunu da başarır ve element vücudu ile uyum sağlar. Bu arada yeni bir hayata başlarken yeni kararlar da alır. Hayatı daha da düzene girmiştir.

Özel efektler ve aksiyon yönünden tatmin edici her iki filmde. Aksiyonu sonuna adar hissedebiliyorsunuz. Aksiyon bilim kurgu meraklıları için bire bir. Ancak Tony’nin babasında nasıl bir öngörü vardır ki, oğlunun hayatının bu elemente bağlı olduğunu bilir. Aklıma takılan noktalardan biri… Tabi filmde Scarlett Johansson ve Gwyneth Paltrow‘un olması büyük bir artı (şahsen diyeyim).

Yönetmen: Jon Favreau

Senarist: Justin Theroux , Stan Lee, Mark Fergus, Hawk Ostby

Oyuncular:


Robert Downey Jr.
Tony Stark

Terrence Howard
Rhodey

Jeff Bridges
Obadiah Stane

Gwyneth Paltrow
Pepper Potts

Don Cheadle
Lt. Col. James ‘Rhodey’ Rhodes / War Machine

Scarlett Johansson
Natalie Rushman / Natasha Romanoff

Gwyneth Paltrow
Pepper Potts

Sam Rockwell
Justin Hammer

Mickey Rourke
Ivan Vanko

Samuel L. Jackson
Nick Fury

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0371746/

http://www.imdb.com/title/tt1228705/

The Wrestler (Şampiyon)

Bu filmle de Darren Aronofsky beni şaşırtmayı başardı. Diğer filmlerinde olduğu gibi öyle müzikleri alışıla gelmişin dışında sahneleriyle değil, duru ve sadeliğiyle. Film boyunca Aronofsky filmlerinde, rastladığım hemen hemen iç gıdıklayıcı öğe karşıma çıkmadı. Hatta şimdi düşünüyorum da filmde acaba müzik var mıydı? Film öyle içten ilerliyordu ki, öyle içine dalıyordunuz ki müziklerin farkına bile varamıyordunuz. Bazen kendinizi topladığınızda bak kim çalıyor diyebiliyorsunuz. Filmin müzikleri yine Clint Mansell tarafından yapılmış. Belkide müzikleri filmden kopararak izlemek daha iyi olur…

Okumaya devam et