sabahtan beri ağrı yakamı bırakmadı, şimdi ise şiddetlenmeye başladı… yine mi migren…  yine boktan bir hafta daha kapımda desene…

iyiyim, iyisin, iyiler….

Biraz hareketli geçen haftasonundan mıdır (fiilen diil beynen), yoksa hafta başı sendromu üstü iş stresinden midir bilinmez ama az önce sevgili başım yine ağrımaya başladı. Hemen sevgili dostum, biricik aşkım Majezik attım ağzıma, şimdi boğazımda bıraktığı o tarifsiz tat eşliğinde yutkunup duruyorum. Umuyorum ki bu kez bu baş ağrısı beni geçen seferki gibi süründürmeyecek. Evet olumlu düşünmeliyim ki herşey olumlu olsun ama düşünemiyorum. Mesela her haftasonu sayısal bana çıkacak diyorum ama oynamıyorum, biliyorum ki bana çıkmayacak, zaten oynadığımda da bir bile tutmuyor. Evde yatarak çalışayım diyorum olmuyor, yine her allahın sabahı kalkıp işe gidiyorum. Sabah uyanıyorum, aynanın karşısına geçip çok yakışıklıyım süperim diyorum, lanet olası bir tutam saç telim bütün saçların arasından telsiz anteni gibi fırlıyor. o yüzden pek aynaya bakmıyorum. zaten aynaya baktığımda şişen göbeğimi görüyorum. ama eminim ki bu gaz ve yakında çıkacak. mesela bu gün pahalı takımlarımı giyeyim diyorum giyiyorum olmaz bir iş çıkıyor takımların içine sıçıyorum, …

yine ince bir sızı var beynimde derinlerden gelen…

bir hafta oldu, genel olarak seyir iyi, bir haftadır migren hikayeleri anlatmakla doldu taştı blog. eh ne yaparsın, hiç birşey yazmamaktansa böyle şeyler yazmak daha iyi. dün akşamdan beri ağrı kesici almıyorum . buna rağmen yeryer inceden gelen ağrılar beni felç edebilecek durumda değil. bu hızla gidersem sanırım yeni haftanın başında bir şey kalmayacak. lakin gözleimi hala yuvalarından fırlayabilecek durumda. sanki benimin yerinde büyük bir deniz anası dolanıp kafa tasıma şuursuzca çarpmakta. acı yok, huzur var… ya da az acı var yine huzur var… ellerimizdekilerle yetinmesini bilmeliyiz değil mi? şu yarım aklımla düşünüyorum da Allahtan internet diye bir şey var, öyle ki genelde baş ağrısı sendromuna iyi gelen mastürbasyon için gerekli araçları başka nerde bulabilirdik ki tasarı halinde olan yasa fişlemeye hazırlanırken bizi. yeni nesle acıyorum. biz daha iyiymişiz. eh canım şimdi porno dergi de içine bakmadan alınmaz ki, önce malzemeyi bir görmek lazım… gerçi internetimiz var diye seviniyoruz ama …

artık ağrıyla yaşamaya alıştım oyleyyy!!!

altıncı gün, ilk günler gibi ani ve döndürücü ataklar gelmese de sürekli baş ağrısı halinde olmak insanı sersemletiyor. eczanenin ilaçlarımı vermemesi üzerine, hastane kapılarında sürünmemeye direnen ben bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine (sonra doktor arkadaşlardan onay aldım) Arveles 25mg (1) (2) (3) (4) adlı ağrı kesiciyi denemeye karar verdim. Her ne kadar ilaç için insanı mayıştıran, dingilleştiren bir ilaç yorumunu alsam da az önce bir tanesini yuttum, e ne yapayım zaten bu ağrı yüzünden iş verimi düşüyor ilaç yüzünden düşsün en azından ağrım kesilir mantığım ilerleyen dakikalarda nasıl bir sonuç verecek merakla beklemedeyim. Her ne kadar 100 mglık Majezik (1) (2) ağrılarımı dindirmeye yetmese de bu 25 mglık ilacın ne yapabileceği konusunda merakım da yok değil, olmadı bir tane daha atar en azından 50 ye tamamlarım diye düşünüyorum. Yalnız ilaçta en komiğime giden şey, yan etkileri arasında baş ağrısı görülmesi de varmış, ne kadar komik değil mi? 🙂 yakında ağrı kesici …

tanımsız…

bugün beşinci gün. hala beynimin kıvrımları sızlamakta, gözyaşlarıma karışan duyularım damla damla vücudumu terk etmekte. üstüne üstlük şirket doktorunun yazdığı devam ilaçlarını nöroloji uzmanı değil diye ssk vermiyor. oysaki ilaç reçetesiz kullanımda. ilginçtir ki sağlık sistemimiz çok gelişmiş, rahatlıkla hastaneye gidip gelebiliyormuşuz gibi, bütün herşeyi uzmanına göstermek zorundayız. bilinmeidk bir arızam olsa neyse, bilindik için de hastane köşelerinde sürünmek zoruma gidiyor ve ben bu acıyı çekerim diyorum sonuna kadar. hastane işi zor bir akşam üstü acile gitsem diyorum ama onu da hafta sonuna erteledim, şimdi akşam 6 girip sabaha karşı hastaneden ayrılmak var (kimin bloğunda okumuştum, acile gidiyordu akşam saati, gece yarısını geçerken çıkıyordu. unuttum şimdi zaten düşnemiyorum, bilen varsa belitsin lütfen…). Yakınlarda bir özel hastaneye gitsem diyorum, ama ssknın geçeceği, eh muayne masrafını karşılarız ama, bir ton test isteyecekler eskiden olduğu gibi. bunların tamamına muhtemelen param yetmeyecek, eh aileden de istemek olmaz.. neyse bu acı ya katlanmak en iyisi. …

Dört görüyorum. Hatta gördüklerimden bile şüpheliyim. Bazı kareler bozuk bir filmdeki gibi sürekli yer değiştiriyor. Seslerde bir çınlama mevcut. Bazen gözlerim yuvalarından ayırmak istiyorum. Derdim gözlerimle değil arkasına saklanan sinirler hem onlara bayıp hepmde beynime batarak bütük bir acı veriyor bana. Ellerimin yarısı sürekli uyuşuk, bana kalan baş ve işaret parmaklarım. Diğerlerini birbirlerine yapıştırsam hiç bir şey kaybetmeyeceğim. Beyaz bu kadar mı acı verir insana ve bir ampul bu kadar mı acıtır canını. Şimdi kornea üzeirnde gezinenler… O kadar derin ki bütün damarları hissediyorum beynimdeki. İlaçlar, kesilmeyen ağrular, yoğunlaşan bakış ve düşüncelerde artan acı… Beynimde bin tilki dolanıyor ve her biri yazılamayacak kadar güzel… Beyaza alerjim var… …. as.

Back to Top