Dirty Girl

Vakit geçirmek için ne izlesem diye kıvranırken çok ta kafaya takılmayacak öyle eğlencelik bir film arayışıma ‘nın 2010 yapımı Dirty Girl’ü çözüm buldu. Film eğlendiren, eğlendirirken de düşündüren bir film. Tabi bizim düşünme yaşımız biraz geçtiği için karşımızda eğlencelik bir ergen filmi yer alıyor.

Filmde ‘i görmek ise benim için ayrı bir heyecan oldu. Filmi izlememe anlam kattı diyebilirim. Çok oyunculuk gerektiren bir karakter değildi zaten sadece onu görmek bile yetti. Hatta bir puan da fazla verebilirim bu sebepten dolayı filme. Gerçi ben puanlama yapmıyorum. Continue reading “Dirty Girl”

Resident Evil: Retribution

Resident Evil: Retribution hakkında ne yazsam bilemedim. After Life için zaten işe yaramaz demiştim. Bu film için de farklı bir şey söylemek gelmiyor içimden. Tamamen serinin adına güvenerek nasılsa izleyen olur amacı ile yapılmış. Senarist ve yönetmen Paul W.S. Anderson ilk üç filmin güzelliğine sığınmaya devam ediyor.

Bir önceki filmde olduğu gibi bu filmde de bir konu yok. Alice’in hapishaneden kaçmasını hesaba katmasak. Ancak bir buçuk saat boyunca bunu izlemekte sıkıyor. Zaten filmin açılışı bir önceki filmin bitişi oluyor. Ama neyin nasıl olduğunu anlamam hayli uzun sürdü. Hikayeleri birleştirme konusunda oldukça başarısız bir seri. Continue reading “Resident Evil: Retribution”

Resident Evil: Afterlife

Seriyi takip eden biri olarak (nasıl takip ettiğim, belli oluyordur) aslında bu filmi pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Tamam filmde aksiyonun dibine vurulmuş, baştan sona kadar, paldır küldür film ilerliyor, ama filmin altı yine boş. Bu kimdi, bu bunu niye öldürdü, olay ne nedir, diye sorup duruyorsunuz. Filmde tek izlenme öğesi, Milla Jovovich ve Ali Larter. Tabi filmin 3D çekildiğini de hesaba katarsak acaba filmin 3D zevki daha farklı olur muydu diye düşünmeden edemiyorum. Continue reading “Resident Evil: Afterlife”

Faces in the Crowd

Filmi izledikten haftalar sonra filmi yazmak için izlenmiş listeme baktığımda film hakkında hiç bir fikrim olmaması filmin aslında ne kadar etkisiz olduğunun kanıtı. Tabi filmi hatırlayamamak benimde sorunum olabilir keza tek sahnesi aklımda büyük çağrışımlara yol açtı.

Büyük çağrışımlar derken öyle çok ses getirecek şeyler değil. İlki Milla Jovovich‘in filmde rol alması ikincisi ise prosopagnosia (yüzleri tanıyamama) gibi nadir görülen bir hastalığın ayyuka çıkartılması. Tabi filmin izlenmesi için Milla Jovovich olması yeterli. Continue reading “Faces in the Crowd”

A Perfect Getaway


Milla Jovovich ve eşsiz Hawaii manzarasının izlettiği film A Perfect Getaway. Öyle ki Milla Jovovich ayrı bir güzel bu filmde. Bu iki faktör filmi sabırla izlemeye değer kılıyor. Tabi burada Steve Zahn‘nın da başarılı oyunculuğunu göz ardı etmemek lazım. Milla Jovovich güzelliği ile göz doldururken Steve Zahn oyunculuğu ile göz dolduruyor. Bunun haricinde filmin diğer iki karakteri olan Nick ve Gina karakterini canlandıran Timothy Olyphant ve Kiele Sanchez‘de filme göre oldukça başarılı oyun sergilemişler.

Filmin görüntüleri çok güzel. Bir macera filminden çok sanki karşımızda Hawaii tanıtım filmi varmış hissine kapılıyorsunuz. Hawaii’nin güzellikleri oldukça başarılı bir şekilde filmde yer almış. Ne yalan söyleyeyim filmin önüne bile geçmiş. Zaten bu görüntüler olmasa sanki film bir köşeye sıkışacakmış gibi duruyor.

Film bir çiftin düğün görüntüleri ile başlıyor. Uzun süren film görüntülerinde biz gelin ve damatı göremeyiz. Ancak konuşmalardan anlarız ki balayı için Hawaii’ye gideceklerdir. Daha sonra karşımıza yeni evli çift olan Cliff ve Cydney Anderson Hawaii’de bir jipte ilerlerken çıkarlar. Buraya kadar her şey güzeldir. Yolda asabi iki çift ile karşılaşırlar ancak yollarına devam ederler. Daha sonra da yürümeye başlarlar.

Yürüken ise yolda oraları iyi bilen Nick ile karşılaşırlar. Nick onlara yolu gösterir ve daha sonra beraber yola koyulurlar. Yolda bir grup gençten yakınlarda bir yerde yeni evli bir çiftin öldürüldüğünü ve katillerin ise serbest dolaştığını söylerler. Katiller de bir çifttir. Yani evli çift olan Cliff ve Cydney’de yolda karşılaştıkları çiftin katil olabileceklerini düşünüp korkarlar.

Nick sevgilisi Gina ile birlikte kamp yaptığı yere geldiklerinde, Nick’in yalnız olmadığını öğrenen Cliff ve Cydney onlardan çekinir. Ancak bir şey belli etmemek için yanlarından ayrılmazlar. Nick ve Gina avladıkları bir hayvanı temizlerken herkes onları katil sanar. Tabi bizde. Bu saatten sonra katilin onlar olduğuna dair şüphemiz kalmaz. Zaten garip muhabbetleri, hal ve hareketleri de bunları destekler.

Bu arada yoldaki çift ile yine karşılaşmışlardır. Cliff gizli gizli onların çantasını karıştırır. Burada zaten başta görmediğimiz gelin ve damat beni kuşkulandırırken, Cliff’in onların çantasını kurcalaması beni çok fazla kuşkulandırdı. Nitekim, tahmin ettiğim üzre Cliff ve Cydney katil çıktılar. Senaryo sürekli izleyiciyi yanlış yönlendiriyordu. Bu yanlış yönlendirmeler sonucunda son hakkında bir fikre kapılmak elbette güç. Daha sonra film siyah beyaza döner ve Cliff ve Cydney çiftinin bize gerçek yüzünü gösterir.

Gina, Cliff ve Cydney’in video kameralarındaki görüntüleri izlerken bir resim görür ve onların gerçekte kim olduklarını anlar. Bu dakikadan sonra bir kaçma kovalama filmi izlemeye başlarız. He iki çiftin de kendisini kurtarma çabası ile baş başa kalırız.

Film kendini izletiyor. Ancak ters köşede yapmıyor. Zaten belirttiğim gibi yönlendirmeler hatalı olduğu için, sonucun ne olduğu pek sizi ilgilendirmiyor. Sırf Hawaii atmosferi için izlenebilir bir film.

Yönetmen ve Senarist: David Twohy

Oyuncular:

Steve Zahn
Cliff Anderson
Timothy Olyphant
Nick
Milla Jovovich
Cydney Anderson
Kiele Sanchez
Gina
Marley Shelton
Cleo
Chris Hemsworth
Kale

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0971209/