buralarda yokken izlediklerim

Ölümlü Dünya (2018) Film hakkında neler desem bilmiyorum. Film tamamen karmaşalar barındırıyor kendi içinde de izleyici tarafında da. Aslında beklediğimden daha farklı bir film çıktı. İzlerken keyif aldığımı da gizlemeyeceğim. Tabi filmin en büyük başarısı bence oyunculuklardı. O konuda bir şey diyemeyeceğim. Karakterler başarılı bir şekilde çizilmiş. Filmin senaryosunda olması gerektiği gibi absürt. Bu çerçevede de iyi kalıyor. Senaryoya baktığımızda aslında havada olun cevaplanması gereken oldukça soru var. Senaryo da oldukça kalabalık bir ekip tarafından yazılmış. Hissettiğim sanki her oyuncu kendi karakterini yazmış. Burada da en baskın karakter Feyyaz Yiğit’in karakteri olmuş. Zaman zaman monolog derecesine varacak sahnelerle baş başa kalıyoruz. Sanki filmin en göze batan kısmı bu. Filmde oldukça fazla küfür var. Şahsi görüşümü sorarsanız bence olması gerektiği kadardı. Yani bu tarz bir filmde olması gayet doğaldı. Senaryoyu biraz daha yatırırsak, oldukça güzel ve etkileyici giriş yapıyor. Daha ilk dakikadan ters köşe yapması filmin sonrasında nelerle karşılaşacağınızın hayalini kurduruyor …

Lucy

Filmde Luc Besson adını görmek buna da ek olarak oyuncular içerisinde Scarlett Johansson, Morgan Freeman, Min-sik Choi2i görmek açıkçası beni biraz daha heyecanlandırdı. Film klasik Luc Besson tarzında ilerliyor. ana kadın karakterinden tutun, aksiyon ve çekim teknikleri ile ben Besson filmiyim diye haykırıyor adeta. Zaten Besson filmlerinin akıcılığı, keyifliliği filmi izlemek için bir neden. Ancak filmde sıkıntılar mevcut mu? Evet, mevcut. Şimdi kısa kısa bunlara değineceğim.

Now You See Me

Transporter 2, The Incredible Hulk, Clash of the Titans gibi filmlerden tanıdığımız yönetmen Louis Leterrier‘in son filmi Now You See Me. Film Türkiye’de “Sihirbazlar Çetesi” adıyla gösterime girmiş. Şöyle arkanıza yaslanıp sorgusuz sualsiz bir film izleyeyim diyorsanız bu film son dönem yapılan filmler içerisinde birebir. Ancak çını da belirtmeliyim ki film her ne kadar akıcı ve soru işretleri uyandırarak gitse de kafa yorduğunuz zaman bol bol soru işaretleri bırakıyor arkasında. Ancak nasıl olsa filmdeki karakterler sihirbaz/ilizyonist deyip pek kafa yormuyorsunuz. Bunu bilen yönetmenler de işin bu kısmına odaklanmışlar. Cümlelere başlamadan önce belirtmek lazım ki filmde sağlam bir kadro var. Sırf bu kadro için zaten film izlenir. Bu açıdan oyunculuklar konusunda pek bir sıkıntı yok. Bir iki karakter oturmamış sadece. Hikaye de iyi ama kurgu o kadar karışık yapılmış ki bazen takip etmekte zorlanıyorsunuz. Tabi yapılan şovları, kullanılan malzemeleri ve efekleri gördüğünüzde karakterlerin bunları nasıl yaptığı soru işareti sürekli aklınızda dolaşıyor.

Oblivion

Bir çok iyi bilim kurgu filminin karışımı bir film Oblivion. Yönetmen koltuğunda Joseph Kosinski var. Kendisini TRON: Legacy filminden tanıyoruz. Yine karşımıza bir bilim kurgu ile çıkıyor. Bu film bir çizgi roman uyarlaması ve çizgi romanın sahibi de yönetmenin ta kendisi. Yönetmenin ikinci filmi. Bütçe ve görsellik olarakta fena filmler çıkarmadığını söylemeliyim. Ancak ben filmin baş rol oyuncusu olan Tom Cruise‘un neden genelde bilim kurgu ve aksiyon filmlerinde tercih edildiğini merak eder durumdayım. Filmde en çok taktığım noktalardan biri de Tom Cruise oldu. Olmamış gitmemiş filme. Eski albenisini yitirdi artık ve bence bu karaktere de oturmamış. Yani bir Adem ile Havva olacaksa bunun ademi Tom Cruise olmamalı bence.

The Dark Knight Rises

Christopher Nolan‘ın Batman serisinin üçüncü filmi The Dark Knight Rises. Zaten Nolan’ın bu işe bulaşması hakkında şurada zaten bazı açıklamalar yapmıştım. Bunun üzerine pek bir şey koyacağımı düşünmüyorum. Genel olarak bakıldığında iyi bir film var karşımızda. Ama ben Nolan’ın Batman ortamını özümseyemediğim için film bana biraz düz bir filmmiş gibi geldi. Filmin kurgusu oldukça başarılıydı. aksiyon sahneleri kesinlikle takdire şayandı ancak hikayede bazı kopuklar vardı. Hikaye oldukça basite alınmış gibi geldi bana. Sanki bir ve ikinci filmin akışından sonra bu film sanki daha bir sipariş üzerine olmuş gibi geldi bana. Final ise beni en çok hayal kırıklığına uğratan kısımdı. Final sahneleri aksiyon olsun diye yapılmış biraz mantık dışıydı.

The Dark Knight (Kara Şövalye) (imax, reald, düzeltmeleri…)

“Dünyanın Merkezine Yolculuk – Joueney to the Center of the Earth (3D sinema deneyimleri yahut bir cumartesi özeti” başlıklı yazımda imax be reald hakkında ufak tefek bilgiler vermiştim ancak bilgilerin sinemaların da yeterli bilgi vermemesinden kaynaklanan eksik ve hatalı bilgiler olduğunu belirtmeliyim. Öncelikle Imax şirketinin gelştirmiş olduğu teknoloji RealD den farklı. İki farklı şirketin Türkiye’deki yansımaları ise Imax’in AFM, RealD’nin ki ise Mars Sinemaları. Imax ve RealD’nin orjinal sitelerinde de görebileceğimiz gibi, IMax salonlar AFM IMAX İstinye Park ve AFM Ankara Imaxda bulunmakta. RealD salonlar ise sadece İstanbul’da Cinebous Nautilus ve Cinebonus Kanyon sinemalarında bulunmakta. RealD şirketi Imax’e göre daha uzun filmler yapmakta çünkü maliyet daha az. Imax’in özelliği ise normal film karelerinin normal film karesinden daha büyük, sesin ise daha fazla kanallı olması. Şu anda yukarıda adı geçen iki RealD sinemasında gösteirmde olan Dünyanın merkezine yolculuk filmi 3D yayınlanmakta. Ancak imax denemesi olarak lanse edilen İstinye Parkta ki Kara …

Wanted

Sinemanın son zamanlarda en çok gözüme çarpan yönetmenlerinden biri olan Timur Bakmembatov‘dan Hollywood (?) tarzı mükkemmel bir aksiyon film. Eh yapım Hollywood olunca tanıdık yüzler çıkıyor karşımıza; James McAvoy, Morgan Freeman, Angelina Jolie gibi. Film başlar başlamaz kendine çekiyor sizi ve soluksuz filmin akışına kaptırıyorsunuz kendinizi. Tıpkı Nochnoy dozor (Night Watch) ve Dnevnoy dozor‘da (Day Watch) olduğu gibi. Rusya’da kendini ispatlayan Bakmembatov tası tarağı toplayıp Amerikaya gider ve ortaya Wanted çıkar. Matrix’e taş çıkartacak, bu da fazla diyeceğiniz sahneler sizi belkiyor. Wes hayatında oldkça başarısız olan ve sürekli kendini sorgulayan bir karakterdir. Ani baş ağrıları ve ve gel gitleri vardır. Bunun sebebini panik atak olarak değerlendirdiği için sürekli antidepresan kullanmaktadır. Bir gün markette izlendiğini hisseder bu arada ve bu kişiden onu kurtaran Fox olur. Bu Wes’in hayatını değiştirecektir. Daha sonra Solan’ın önderliğindeki kardeşlikte bir katil olacaktır. Filmin can alıcı görüntülerinden bazılarını fragmanlarda görmüşsünzdür. Daha fazlası ise filmde. Artık klasik Bakmembatov …

Back to Top