Uzun aranın dönüşü neden “Sandman”la olmasın?

Haklı bir soru değil mi? Gerçi ben yine bir şeyler yazana kadar yine ortalıkta bir çok şey dönmeye başladı. İnsanlar yemedi, içmedi izledi üstüne böyle acayip videolar çekti. İşte çalışma şevki budur… Aslında ben Sandman ile ilgili çok çek söylemeyeceğim. Bir kıyasa girip, nasıl hayal kırıklığına uğradığımdan, karakterlerin oturmamazlığından, olay örgüsünden bahsetmeyeceğim. Zaten herkes bunu yapıyor. Ortalıkta iyi karşılaştırma videoları var. Ben sadece dizi olan Sandman’den bahsedeceğim. Kült olmuş bir eseri yorumlamak zor. Zaten onun kadar iyi ya da onun yerine geçecek bir şey yapamazsınız. Bu konuda bazı şeyler durumlar vardır. Mesela Kubrick, Stephen King‘in The Shining‘i çekerken olayı çok farklı yorumladı ve araya iki farklı kült çıktı. İkisinin aynı kitap ya da ana fikir haricinde aynı hikayeyi anlattığından tam anlamıyla emin olamazsınız. Bir diğer durum ise Fight Club için geçerli. David Fincher kült bir film yaptıktan sonra Chuck Palahniuk‘un kitabı parladı. İkisi arasında farklar vardı. Hatta Darren Aronofsky, Requiem …

Neil Gaiman / Terry Pratchett – Kıyamet Gösterisi (Good Omens)

Kıyametin çeşitli senaryoları izledik okuduk. Duruma Neil Gaiman ve Terry Pratchett’da el atmış ve karşımıza bir Kıyamet hikayesi ile çıkmışlar. Tabi bunu yaparkende sürekli izleyip okuduğumuzdan biraz daha farklı yaklaşmışlar olaya. Bu kıyamet kitabı oldukça eğlenceli. Tamam kitapta kısmi yıkımlar mevcut ama ana hikaye göz önünde bulundurulduğunda aslında farklı ve eğlenceli gelişiyor her şey. Kıyametin kopması yaklaşmış cennet ve cehennem arasındaki savaş için de her iki böylgenin varlıkları hazırlıklarını tamamlamıştır. İyi ve kötü tarafraki meleklerin ise dünya üzerinde yapacakları işte artık sona gelmiştir. Tabi bu melekler dünya üzerinde yaşaya yaşaya artık insan gibi düşünmeye başlamışlardır. Sonunda Deccal’in doğum günü gelir. Deccal doğar ve kötülük krallığının muhafızları tarafından gözlenir. Her iki taraf, tarafından da eğitilir. nasıl bir insan olacağını ise Deccal seçecektir. Tabi ki kendisinin şeytanın oğlu olduğunu göz önünde bulundurursak kötü olacağı kesindir. Ancak yıkım derecesi bununla orantılıdır. Deccal büyür. Nihayet belirtilen yaşa ulaştığında her iki tarafın gözlemcileri tuhaf bir şey …

Neil Gaiman – Sandman

Ne zamandır seriyi okuma düşüncem vardı. Son kitap fuarında seri gözüme ilişince de hemen alıp okuma merakımı gidereyim dedim. Neil Gaiman’ın Sandman serisi hakkında pek söz söylemeye gerek yok. Sandman, DC Comics/Vertigo tarafından 1988 ile 1996 yılları arasında, 10 cilt halinde toplam 75 sayıdan oluşarak yayınlanmış bir çizgi roman serisi. Sandman klasik kahraman çizgi romanlarının dışında mitolojik, korku, fantastik öğelerde taşıyor. Öyle ki tüm bu öğeler bir araya başarılı bir şekilde toplanmış. Klasik bir insan hayatını da, doğa üstü bir yaratığı da, bildiğimiz süper kahramanları da çizgi roman içerisinde görebiliyoruz. Çizgi romanın ana kahramanı, ince uzun boylu, kabarık siyah saçlı, beyaz gözlü, siyah pelerinli Dream’dir. Dream rüya ve hayal ile ilgili tüm tanrı ve güçlerin vücut bulmuş halidir. Kendisi Yunan Mitolojisindeki Rüya Tanrısıdır. Hikaye Ölüm tanrısının bir grup insan tarafından bir ayinle dünyada yıllarda alı konulur. Nihayet onu alıkoyan insan ölünce serbest kalır ve kaybettiklerini almak için geri döner. Ama krallığı elinden gitmiş, …

Neverwhere

Neverwhere (Yokyer) için kitap yorumumu Kişisel Depresyon Anları‘nda yapmıştım bu sebepten ötürü bu yazı hikayeyi içermeyeceğinden dolayı biraz kısa olacak. Yazının sonunda da aslında kitabın bir televizyon dizisi olacakken kitaba döndüğünü söylemiştim. Aynı dönemle paralel dizisi de çekilmiş kitabın. Yoksa dizinin mi kitabı burada tereddütte kaldım. Sonuç olarak Gaiman senaryoda eksik kalan yerleri tamamlamak amaçlı kitabı piyasaya çıkarmış kitap beklenenden daha çok ses getirince ses cd’leri ve çizgi roman olarakta piyasaya sürülmüş. Neverwhere dizi olarak 1996 yılında BBC 2’de yayınlanmış. Dizi altı bölümden oluşmakta ve toplam süresi 180 dakika. Bu bağlamda aslında bu eser BBC tarafından biraz hafife alınmış diyebilirim.

Mezarlık Kitabı – The Graveyard Book / Neil Gaiman

Neil Gaiman’ın 2009 Hugo En İyi Roman ödülü aldığı kitabı Mezarlık Kitabı (The Graveyard Book). Yine anlatım dili olarak ve hayal dünyası olarak Gaiman bizi kitabın içine çekmeyi başarıyor. Bu kitap biraz daha çocuk kitabı. Ancak biraz daha çocuk gibi hisseden yetişkinlerin de zevkle okuyacağı bir kitap. Aslında bu kitap için diğer okuduğum Gaiman kitaplarından daha sönük diyebilirim. Ancak gerek anlatım dili olsun, gerekse hikaye kurgusu hikayenin içerisine okuyucuyu çekmeyi başarıyor. Kolay okunuşu bir film tadında kitabın ilerlemesine sebep oluyor. Zaten Gaiman’ın yazımı hakkında pek yorum yapmaya gerek yok. Bir aile adı Jack olan adam tarafından katledilir. Anne, bana, ve bir çocuk. Ancak yeni yürümeye başlamış küçük bir bebek tesadüfen evden kaçar. Katil onun izini sürer ancak onu bir türlü bulamaz. Küçük bebek ise yakın yerdeki bir mezarlığa saklanmıştır. Burada çocuğa eski mezarlıktaki hayaletler yarım eder. Onu büyütürler ve ona Bod adını verirler. Bod mezarlıkta bir çok şeyi öğrenir. Ancak katili hala peşindedir ve korunması …

Amerikan Tanrıları (American Gods) – Neil Gaiman

Neil Gaiman’a Hugo ödülünü kazandıran roman Amerikan Tanrıları başarılı kurgusu ile insanların var olduğu sürece tarih boyu taptıkları tanrılar ile, günümüz dünyasının tapılan materyallerini (tanrılarını) karşımıza getiriyor. Bu eski ve yeni nesil tanrılar iktidarı ellerine almak için büyük bir savaşın eşiğine gelirler. Tabi bu anlatım tam anlamıyla kitabın anlattıklarını ifade etmeye yetmez. Kitap, Gölge adlı karakterin hapisten çıktıktan sonra başına gelen olayları anlatır. Gölge karısının ölümü üzerine erken tahliye edilir. Hapisten çıktığında ise Çarşamba isimli bir adam onu yanında işe alır. Yapması gereken şey onun getir götür işlerini yapmaktır. Gölge işi kabul eder. Ancak Çarşamba’nın yanında farklı kişilerle tanışı. Hatta farklı bir dünyanın varlığını görür. Birden bire tanrılar arası bir savaşta kendini bulu. Tabi kitap bunlardan daha fazlasını vaat ediyor. Kesinlikle okunması gerekenler arasında. Saçma gibi görünen tanrılar kavramı aslında yaşadığımız dünyada nelere minnet ve bağımlılık duyduğumuzu açık bir şekilde gösteriyor bize. Kitabın okuduğum baskısı İthaki yayın evinden çıkmış. Ancak belirtmem lazım ki kitapta dizgi hataları …

Yokyer (Neverwhere) / Neil Gaiman

Biz uzayda başka yaşamlar ararken Neil Gaiman, hemen dibimizdeki bir dünyadaki yaşama götürüyor bizi. Şüphesiz Neil Gaiman’ın kötü hikayesi yok. Bu hikaye de çok fazla sempati duyacağımız karakterler olmasa da yeni dünyanın varlığı ve bu dünyanın insanları bizi şaşırtıyor. Neil Gaiman’ın usta yazımı her ne kadar bilinmedik fantastik bir dünya da olsa da o dünyanın içine kolaylıkla girmemize yarıyor. Öyle bir dil ki kitap iki gün içerisinde kolayca okunup bitebiliyor. Kitapta karakterle ne olacağını merak ederken aslında asıl merak edilenin, düğer dünya olduğunu görüyorsunuz. Oradaki ırklar olan biten sizi heyecanlandırıyor. Hikaye ise şöyle gelişiyor. Richard Mayhew, yatırım uzmanı olarak Londra’nın en ünlü şirketlerinden birinde işe kabul edilir. Eski şehrini terk etmek üzere son kez eğlenirken yanına bir falcı yaklaşır ve falına bakar. Falcı ona kapılardan uzak durmasını söyler. Richard Londra’ya yerleştiğinde, bu büyük şehre gayet çabuk alışır. Her sabah işe yetişmek için metroya, otobüslere koşturan insanlardan biri olur. Bir sanat …

Back to Top