Buralarda yokken izlediklerim

A.I.C.O.: Incarnation (2018) Netflix animelerinden biri A.I.C.O.: Incarnation. Oldukça da ilginç bir konuya sahip. Hikaye biraz daha ayrıntıya girebilir miydi bilmiyorum ama ufak tefek kurguda eksiklikler var gibi geldi. Hikaye 2035 yılında geçiyor. Yapay yaşam formu araştırması yaparken “patlama” denen bir olay yaşanır ve “Madde” adı verilen bir organizma şehrin büyük kısmına yayılır ve bir çok insanın ölmesine sebep olur. Madde zaman zaman aktif hale gelse de genelde kontrol altındadır. 15 yaşındaki Aiko’da bu patlamada ailesini kaybetmiştir. Bir süre sonra ailesinin bu patlamanın merkezinde olduğunu öğrenir ve oraya doğru yola çıkar. Bu esnada kendisinin de yapay bir madde olduğunu öğrenir. Oldukça ilginç İzlenebilir bir anime. **** Yönetmen: Kazuya Murata, Senaryo: Yuuichi Nomura https://myanimelist.net/anime/36039/AICO__Incarnation Dark Crimes (2016) Filmin oyuncuları arasında Jim Carrey‘i görünce birde konusu suç olunca izlemeden edemedim filmi. Ancak filmin beklediğim gibi çıkmadığını da satırlarımın başında belirtmeliyim. Evet oyunculuklar, kadro iyiydi ama film o kadar yavaş akıyor ve kurguda da sıkıntılar vardı ki …

Pay the Ghost

Sanırım elimin ayarı kaçmış bu aralar bana iyi filmler denk gelmiyor. Gerçi bu film de Nicolas Cage‘in ayrı bir konu. Kendisinin borçları yüzünden otu boku kabul ettiğini düşünürsek bu filmin de iyi çıkma ihtimali tabi ki biraz düşüktü. Ama ne dersiniz, umut biz sinema severlerin ekmeği. He buradan Nicolas Cage hayranı olduğum çıkmasın ortaya -eski yazılarda da yazmıştım- ben kendisinin oyunculuğunu çok düz bulurum. Pay the Ghost sanki hikaye olarak iyiymiş gibi bize göz kırparken, hikayenin kurgusu ve işlenişi açısından sınıfta kalıyor. Bu arada filmin Tim Lebbon‘ın romanından uyarlandığını düşündükçe sanıyorum ki bu uyarlamayı yapanlar ve kurgulayanlar bu işi yapamamış. Film yönetim açısında da, görsellik açısından da tatmin etmiyor. ucuz efektler ve klasik tasarımlar kullanılmış ve bu durumda filmin kalitesini iyice düşürmüş.

The Croods

2014 akademi ödüllerinde En İyi Animasyon Film dalında aday olan ancak tek adaylığına rağmen eli boş dönen animasyon filminin yönetmen koltuğunda Kirk De Micco ve Chris Sanders var. Chris Sanders‘i, How to Train Your Dragon filminden de tanıyoruz. Bu filmde en az How to Train Your Dragon kadar başarılı ve Dreamworks’un en iyileri arasında yerini alıyor. Son dönemde zaten Dreamworks iyi işler çıkarmaya başladı. Bu yadsınamaz. Her ne kadar animasyon çok başarılı olsa da hikayesi bu konuda sınıfta kalıyor. Yani filmin ilk dakikalarından sonunda ne olacağını kestirebiliyorsunuz. Basit bir kurgusu var ve bu kurgu dışına da çıkmıyor film. Karakterler ve hareketleri ayrıntılı bir şekilde düşünülmüş. Tabi animasyonun olmazsa olmazı komedi unsuru da filmde mevcut. Bunu kısman karakterler karşılasa da büyük çoğunluğu filmin asıl aksiyonunun başladığı ikinci bölümünde evcil hayvanlar oluşturuyor.

Trespass

Joel Schumacher‘in son filmi Trespass. Tabi Schumacher ismini görüp ister istemez filmi izlemeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Filmin kadrosunda da Nicole Kidman ve Nicolas Cage gibi isimler var. Tabi ben Nicolas Cage’ten fazla performans beklemiyordum ama yine de Nicolas Cage standart performansını yerine getirmiş. Karşımızda yine aynı oyunculuk aynı mimikler vardı. Açıkçası pek yadırgamadım. Filmde gözüme çarpan şey ise Nicole Kidman’ın ne kadar yaşlanmış olduğuydu. Tabi botoksla falan yüz yeterince gerilmiş ama bu yaşlandığı gerçeğini gizleyememiş. Gerçi ne olursa olsun güzel yine güzel. Biraz filmde dönüp oyunculuğa baktığımda aslında kağıt üzerindeki karakterin zor bir karakter olmadığını görüyoruz. Bununla birlikte Nicole Kidman normal ve rahat bir oyunculuk çıkartıyor.

The Sorcerer’s Apprentice

Fantastik film meraklısı olarak aslında bu filmden hiç haberim yoktu. Geçtiğimiz günler içerisinde bir televizyon kanalında son bölümünü görmemle filmi izleyeyim bari demem bir oldu. Tabi televizyondan o iğrenç dublaj ile izlemedim. Orijinal dublaj her zaman iyidir. Tabi filmin fantastik olmasının yanı sıra az ve öz görünen Monica Bellucci‘de filmi izlemem için büyük bir etkendi. Film Merlin, Morgana dönemlerine atıf yapınca izlemesi oldukça keyifliydi. Dave karakterini canlandıran Jay Baruchel‘in eğlenceli ve sakar oyunculuğu da filmi izleten diğer unsurdu. Horvath karakterinde Alfred Molina başarılıydı. Zaten genel olarak zorlanacak bir durum yoktu. Ama kendine bulduğu meşhur genç sihirbazla oldukça eğlenceli bir ekip oluşturuyordu. Monica Bellucci oldukça az gözüktü. Sanki biraz yaşlı gözüktü gözüme inanamadım. Şimdi filmi izleyenler Nicolas Cage var filmde oğlum onu ne zaman söyleyeceksin diyecektir. Evet var ama gördüğümüz klasik Nicolas Cage bakışlarından ve mimiklerinden öteye gitmiyor.

Seeking Justice

Türkiye’de “İntikamın Bedeli” adıyla gösterilen filmde baş rollerde yine Nicolas Cage var. Nicolas Cage ile ilgili düşüncelerimi okuyanlar az çok bilir. Her ne kadar kendisini hazzetmesem de, kendimi hep onun filmlerini izlerken buluyorum. Bunu sebebi nedir diye sorduğumda kendime, her olaya karşı verdiği aynı tepki, o melul bakışı beni eğlendiriyor. Bu filmde de o bakışlardan oldukça fazla var. Son dönemde Nicolas abimizin film seçilerinde pek fazla düşünceli davrandığını şahit olmuyoruz. Eh Allah ne verdiyse deyip senede üç-dört film çıkartınca böyle oluyor sanırım. Cage’in oynadığı ve olmamış filmlerden biri de bahsi geçen Seeking Justice. Aslında film ilginç bir konuya ve başarılı bir adalet sistemi eleştirisine sahip. Nedense ana hatları ile film bu kadar iyi dururken, filmin gereksiz aksiyon alması aklımızda bir karmaşaya sebep oluyor. Film gizli bir kamera görüntüsü ve bir adamın öldürülmesi ile başlıyor. Derken birden bire kendimizi Will Gerard’ın eşi, Laura ile birlikte geçirdiği güzel zamanlara ortak oluyoruz. Tabi aklımızda ise ölen adamla Will’in nasıl bir bağlantısı olduğu sorusu. Çünkü Will …

Season of the Witch

Dönem filmi olması, içinde cadı, büyü barınması sebebi ile izlediğim bir film Season of the Witch. Zaten bu gibi sebepler yada yönetmen faktörü olmasa Nicolas Cage filmlerine yaklaşacağımı pek düşünmüyorum. Nicolas Cage deyince hemen oyunculuğa dönmek istiyorum. Oyunculuk bildiğiniz Nicolas Cage oyunculuğu. Yüzündeki yıllardır aynı mimik. Kostüm, görsellik çekim olarak film beni tatmin etti diyebilir miyim bilmiyorum. Ancak tutarsız senaryo ve kurgu filmden yer yer sıkılmamı sağladı. Aksiyon sahnelerinin az olması buna etkendi tabi. Film Trablus Seferi, Yüzyıl Savaşları, İzmir savaşı, Haçlı Seferleri gibi ilgi çekici bir şekilde giriş yapınca ister istemez izleyiciyi kendine çekiyor. Akabinde film bir din propagandasından öteye geçmiyor. Behmen ve Felson sürekli beraber savaşan iki arkadaştırlar. Behmen bir gün genç bir kadını savaş esnasında öldürdüğünde ne için öldürdüğünü sorgulamaya başlar. Bu sorgulama sonunda Tanrı adına katılmış olduğu savaşların, aslında Kilisenin adına yapılmış olduğu savaşlar olduğunu anlar ve Felson ile birlikte ordudan kaçarlar. Behmen ve Felson bir kasabaya gelirler. Kasaba cadılardan kaynaklandığı düşünülen veba ile boğuşmaktadır. Haçlı …

Back to Top