Karantina döneminde izleyebileceğiniz yada izlemeyebileceğiniz 5 içerik 4. Bölüm

Yine, yine, yeniden karantinaya girdiğimiz dönemlerde en iyi yapacak şey okumak ya da izlemek. İzlemek tabii ki daha kolay gelsin gitsin ne güzel. Aynı karantina gibi. Bir gün var bir gün yok. Başka ülkeler artık mahkeme kararıyla sokağa çıkma yasaklarını kaldırırken bizdeki saçma yasaklara kimse dur demiyor. Hani kapanacaksak kapanalım, kapanmayacaksak kapanmayalım da hem bir bu konuda bir aksiyon almayıp saçma sapan yasaklar uygulamak sadece insanın canını sıkıyor. Zaten bu konuda herkes bir şeyler dediği için ben fazla uzatmayacağım. Popüler olaylardan uzak duruyorum hep. Ya uzak durmak değil de boş geliyor bana. Neyse arada bir de Twich yayınına soyunduk öyle Türkiye’de memlekette iş sektörü falan derken baya bir geyiğe dönüyor iş. Biraz ciddileşirse buradan da paylaşırım. O kadar şey yapmama gerekirken ben bunlarla uğraşıyorum işte. Tembellik de diz boyu. Neyse ya ben buraya dert yanmaya değil izleyebileceğiniz bir şeyler anlatmaya gelmiştim. Tamam susuyorum. Tamam tamam sustum… (hatırlayana) O zaman başlayalım. …

Beş Kardeş

Şimdi bu dizi hakkında ne yazabilirim diye düşündüm bir süre. Hatta ne yazayım diye ekşi sözlükte falan dolandım birileri bir şey demiş mi ne olmuş diye. Dolandım dedim de ilk yorumlara göz attım daha dizinin başladığı yorumlarına gelmeden sıkıldım ve vakit geç oluyor oturmayayım da yazayım dedim. İyi de oldu sanki.

Yalan Dünya

Dizi 2012 yılında başlamıştı. Şimdi o zaman niye yazmadın da şimdi yazıyorsun diye soran olabilir. Muhtemelen arada kaynadı ya da ben diziyi sürekli pür dikkat izlemediğim için muhtemelen arada kaynadı. Ancak böyle parça parça izlememe rağmen merak ettiğim bir durumda dizinin hala yayında olması. Ondan daha iyi diziler yayından kalktı,. Gerçi bu kıyasa girersek nice diziler var, yayından kalması gereken ve sürekli duran. Ancak Yalan Dünya benim için geç geldiğim işten yorgun argın eblek eblek televizyon karşısına geçip bir yandan başka işlerle uğraşırken bir yandan da evde ses olması anlamına geliyor. Dizi de herhangi kafa yoracak bir şey olmadığı için kolayca izlenip geçiyor.

Araf / Somewhere In Between

Filmi uzun zamandır merak ediyordum ancak bir türkü aklıma getirip izleyememiştim. Hazır festival dolayısıyla fırsat bulmuşken kaçırmayayım dedim. Filmi izlemek isteme sebeplerimin başında filmde Neslihan Atagül‘ün olması. Kesinini çok sevdiğimden değil de bu film sebebi ile 19. Altın Koza Film Festivalinden ve de 2012 Moskova 2morrow Film Festivalinden ödülle dönmüş olması. Kendisini bir iki dizide görmüş mıy mıy oyunculuğu karşısında Araf’taki oyunculuğu ile nasıl ödül aldığını sorgulamaya başlamıştım. Filmi izlemem tüm merakımı giderdi. Tamam güzel kız ama bu gidişle çok gelecek vaat eden bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Filmin yönetmen ve senaristi Yeşim Ustaoğlu. Bu kendisinin izlediğim ilk filmi. Pandora’nın Kutusu’na bir çok kez niyetlenmiş ancak izleyememiştim. Bu sebepten dolayı genel bir Yeşim Ustaoğlu film analizi yapamayacağım. Acak filmin en büyük özelliği hikayenin gerçeklik sularında gezmesi. Hikaye bizi çok fazla meraka sürüklememekle beraber, oldukça klasik bir final sunuyor. Filmi bitirip arkasından baktığımda ise aslında bildiğimiz bir şeyden fazlasını söylemediğini görüyoruz. Bu olay o kadar düz …

Yeraltı

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar eserinden esinlenerek Zeki Demirkubuz‘un senaryosunu yazıp yönettiği film Yeraltı. Filmde anlatılan kitabın ikinci bölümüne denk gelmekte. Tabi Yeraltından Notlar beyaz perdeye uyarlanması çok zor bir kitap. Hatta uyarlamak imkansız gibi bir şey. Zeki Demirkubuz’un karşımıza sunduğu şey ise bire bir olmasa da hikayenin temelini karşımıza getirmek. Film Zeki Demirkubuz’un diğer filmlerinin yanında daha sönük diyebilirim. Ancak tek başına bakıldığında iyi bir film. Filmin her sahnesinden bir pay çıkartılabilir. Ankara’nın gri tonu filmin karanlık atmosferini yakalamasında oldukça yardımcı olmuş. Film yavaş ilerlerken, her bir karenin ana karakterin de yardımıyla içine çekiliyorsunuz. bu da ana karakter içe empati kurmanızı sağlıyor.

Berlin Kaplanı

Ata Demirer‘in en sönük ve boş filmlerinden biri diyebilirim bu film için. Yan karakter olarak bir oynadığı filmlerde bu kadar boş bir hikaye ve senaryo ile karşılaştığımı söyleyemeyeceğim. Bu da bende zorlama bir film olmuş sanki Ata Demirer bu filmi yapmamış hissi uyandırdı. Filmin Eyvah Eyvah serisinin çok altında olduğunu belirtmeliyim. Eyvah Eyvah serilerinde, film bir tempoda başlayıp hızını alarak devam ediyor. Ancak Berlin Kaplanı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bir çok yerde sanki bir kaç skeçi birbirine yapıştırdıklarını hissettim. Film bir yerde temposunu almış devam ederken, birden bire anlamsız yönlere kaçıyor. Hız düşüyor, alakasız yerlere varıyor konu. Hikaye oldukça basit. Diğer filmlerin de hikayeleri çok iyiydi diyemeyeceğim ama karakterler ve işleyiş bunu başarılı şekilde hissettiriyordu bize. Filmde bir tür karmaşası var. Komedi, drama arasında git geller yaşamış. Hiç birini de tam anlamıyla beceremediğinden ne tam anlamıyla güldürebilmiş, ne de tam anlamıyla duygu yoğunluğu yaşatabilmiş. Ata Demirer’in oyunculuğu şivesi iyi olasına rağmen …

Back to Top