Güz Sancısı

Yılmaz Karakoyunlu‘nun aynı adlı romanından uyarlanan film yine aynı isme ait olan Salkım Hanım’ın Taneleri‘nin devamı niteliğinde. Zaten bu eseri de filme alan, aynı ekip. Film Türkiye’nin  yakın dönemini anlatıyor. Filmi bir kaç yönden eleştiriye açabiliriz ancak benim değineceğim kısım daha çok sinema yönü. Sonuçta siyaseti blogtan elimden geldiğince uzak tutmaya çalışıyorum. Öncelikle senaryo ile başlayalım. Senaryo ne kadar doğruydu polemiğine girmeyeceğim yukarıdan anlaşılmıştır. Film çok ağır işliyor. Bu sebepten dolayı bazı bölümler sıkıcı. Bazı şeyler havada kalmış gibi geliyor. Senaristler yazarken bu noktaları unutmuşlar gibi. Bazı bölümlerde ise saatler sonunda hatırlanmış, pamuk ipliği gibi hikayeye dahil edilmeye çalışılmış. İlk bölümde olaylar hikayeler, git geler arasında yaşanırken izleyici ayrı bir çaba sarf ediyor. İlk bölüm ne kadar durağansa ikinci bölüm o denli birinci bölüme zıt olarak hızlı gelişiyor. Biraz finalde oldu bitti havası var ve beklediğimiz o sarsıcı etkiyi vermiyor. Elbette dönemsel film çektiğinizde bir tarih kitabı edası ile anlatamazsınız …

Gölge

Beni tanıyanlar Peyami Safa hayranlığımı bilir. Hemen tüm kitaplarını okumuşumdur ve her satırında beni farklı bir aleme götürmüştür. Tabi televizyonda veya sinemada bu usta yazarın eserlerini görmek bir hayli zor. Safa’nın karakterlerinin perdeye yansıtılmasın hikayelerinin kurgulanmasın bir hayli zor olduğunu düşünürsek fazla da göremeyeceğimiz kesin. Tabi bazı isimler çıkyor ki bu zorluklara göğüs gereker Safa eserlerini beyaz perdeye aktarabiliyor. Bu isimlerden biri de Mehmet Güreli. Kendisini komple bir sanat adamı olarak tanıyoruz zaten… Filmin senaryosuna ise Nilgün Öneş yazmış.  Senaryo bakımından aslında bazı eksikleri olduğunu düşünmüyor değilim. Çünkü hikaye ggelişimi çok çabuk olmuş Kitapta bahsedilen süre ile filmde aktarılan süre çok farklı. Senaryo da gereksiz kısımlarda uzatmalar görmedim değil. Oyuncular ise gayet başarılı gözüktü gözüme ama sanki yönetimden kaynaklanan bazı boşluklar vardı. Film boyunca bir kaç ayrıntı gözden kaçmış olsa gerek, bunlar filmin son gölümü olan Venedik’te bulunan  sahnelerde.  Hikaye Peyami Safha’nın Server Bedii adıyla yayınlamış olduğu romanı olan Selma …

Back to Top