Dalgalanmalar: yalan, İzmit Saat Kulesi, Ölüm…

Hikayeye nereden başlamalı bilmiyorum. Zaten başlangıçlar hayatımda hep sorun olmuştur. Adaptasyon süresini atlattıktan sonra ise alışkanlık yerini almıştır. Zor olaylar tabi bunlar. Arkanın sağlam olmasını bilmek güven verici. Aslında kendini bu şekilde kandırdığında da güven verici olabiliyor. Sanıyorum insan kendini kandırdığı sürece mutlu oluyor. Şu kendinizle barışık olun safsataları külliyen yalan. Ne olursa olsun kim olursa olsun, kendinden bir şey saklar, kendine yalan söyler. Kendine iyi yalan söyleyen kişiler aslında başkalarına yalan söyleyemeyen kişilerdir. Şimdi konu yalan söylemekten açılınca burada oturup ne güzel yalanlar söyledim diye böbürlenmeyeceğim. Zaten yok öyle bir şey. Hem her koyun kendi bacağından asılır, kime ne? “Vay duruma ne kadar kızdın var demek ki bir şeyler” diyen çıkabilir.  Sayın okuyucu kendi kendimi eleverecek kadar salak mı görünüyorum. Benim içim duşum bir, lakin içimin dışıma çıkmasını istemeyeceğinize eminim. Oysa ne güzel başlamıştım yazıya. Ümit vaat ediyor, beni bir adım öne çıkartacağını düşünüyordum. Şimdi ise aldığı yol, saçmalamaktan öte değil. Sanıyorum bende bir …

nasıl öldürmeliyim kendimi?

intiharda tüm olasılıkları hesaplayan kişi aslında intiharı yapamayacak kişidir. olasılıklar kafa bulandırmaktan başka işe yaramaz. oysa yapılması gereken ani ve kesin çözüme gitmektir. bir çok insanı intihar olgusundan uzaklaştıran düşünceleri olmuştur ve bu düşünceler tersine de işleyip intihara da meyillendirir ancak düşünenin işin içine girdiği yerde fiili bir olumsuzluk kaçınılmazdır. söylenen şeylerin eyleme dökülmesi sadece ağızdan çıkan cümlelerin tekerrüründen ibarettir. yani ağza sakız olmuştur. bu cümleleri sarf ederken beyin düşünmez bile… bu tarz insanlardan korkmamak gerekir. bir yerde beynin fonksiyonlarını durmuş olarak düşünürsek intihar etme olasılığı daha yüksektir. bir cümle diğerini yalanlıyor sanki… peki ne yapmalıyım. kararlı bir intiharcı olarak izlemem gereken yol ne olmalı… görkemli bir ölüme kapıyı nasıl açmalıyım? görkemli ölüm derken kurduğum cümlenin ilginçliği beni bile hayrete düşürdü. bırakın efendim şimdi, elbetteki görkem anlayışı kişiden kişiye değişir. yüzlerce mumun arasında, suda yüzüşen gül yapraklarının içerisinde bileğinden akan kan ile boyanmak acaba görkemli ölüşün ta kendisi mi, yoksa …

Death Note

Death Note (デスノート, – Desu Nōto, Ölüm Defteri) deyince yazacak o kadar şey var ki ancak burada hepsini yazmayacağım elbet. Vereceğim liknler size yardımcı olacaktır. Pazartesi Sendromu Kuşağında bahsetmiştim tüm hafta sonunun büyük kısmını Death Note’u izleyerek geçirdiğimi ki hazır çarşamba günü birşeyler tanıtmam gerekiyorsa bu Death Note olmalı diye düşündüm.  Death Note Tsugumi Ooba tarafından yazılıp Takeşi Obata tarafından resimlendirilmiş bir mangadır. Bir lise öğrencisinin, bir şinigaminin (Japoncada  (死神)ölüm tanrısı/meleği) dünyaya düşürmüş olduğu -Ölüm Defterini- bulup kendini dünyayı tüm suçlulardan arındırıp, oluşturacağı yeni dünyanın yapma çabası anlatılır.  Death Note o kadar ilgi çeker ki manga 108 bölüm sürer. Sonra bu mangadan bir film ve anime oluşturulur. Mangayı elime geçirme fırsatım olmadı elbet internette gördüklerim dışında ancak anime ve sinema filmini tavsiye ederim.  Manga, anime ve film arasında farklılıklar mevcuttur. En kestirme ve sonuca çabuk ulaşılan ise film olmuştur. Death Note’un en dikkat çeken yönü ise kurgusu. Tan anlamıyla izlerken …

Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı Kaybettik

Büyük bir kayıp daha yaşadık. Başımız sağ olsun… Ölü Hangi mahallede imam yok, Ben orada öleceğim. Kimse görmesin ne kadar güzel, Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim. Ölüler namına, azade ve temiz, Meçhul denizlerde balık; Müslüman değil miyim, haşa, Fakat istemiyorum, kalabalık. Beyaz kefenler giydirmesinler, Sızlamasın karanlığım havada. Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım, Ki bütün azalarım hülyada. Hiçbir dua yerine getiremez, Benim kainatlardan uzaklığımı. Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar, Çılgınca seviyorum sıcaklığımı…

Back to Top