Etiket arşivi: Patrick Wilson

Insidious: Chapter 2

İlk film ile beni şaşırtan ikincisinin de çekileceğini duyduğumda merakla beklediğim film Insidious: Chapter 2. İlki ile kıyasladığımda daha gerçekçi bir film var karşımızda. Bu da ilk filmin, nasıl derler, laubali samimiyetinin ikinci filme geçmediğini görmemi sağladı. Eğlendirmekten çok korkutmak amacı gütmüş bu film. İlk filmin izlerini taşıyıp onun izinden gitse de aynı tadı almadığımı söylemeliyim.

Yine düşük bütçe harcanmış film için. Çok fazla özel efekt kullanılmamış ancak ilk film kadar olmasa da bu filmde o göze batırmayan sahneleri ile izleyiciyi ürpertmeyi başarmış. İlk film kadar eğlenceli olmayıp, korku konusunda da çok başarılı değil. Okumaya devam et

The Conjuring

Saw, Insidious ile hayatımıza giren  başka bir korku filmi var karşımızda. Ancak bu film için Insidious’u baz alırsam (çünkü Saw bu iki film arasında farklı bir yerde) bu film biraz daha ciddi olmuş. Insidious’tan B-Movie kıvamı yakaladığımı zaten bahsetmiştim. Bu ciddiyet filmin başarısını da beraberinde getirmiş. Film ile ilgili bir çok yorum korkutucu olduğu yönünde.

Tabi ben bu değerlendirmenin dışında tutacağım kendimi. Evet film yer yer korkutuyor olsa da bunu belli klişelerini altında yapıyor. Bu da nasıl olsa olanı biteni tahmin edeceğiz hissi yaratıyor insanda. İster istemez filme bir başka açıyla bakmamı sağladı bu durum. Okumaya devam et

Insidious

Şöyle B-movie tadını almak amacı ile izlemeye başladığım film Insidious. Yapımcının da Saw ve Paranormal Activity’ni yapımcısı oluğunu, afişte görünce filmin iyi olabileceği düşüncesi daha da sardı beni. Hem kötü olması için ne sebep vardı ki? İkinci üçüncü film olsa beklentiyi düşürmekte fayda vardı ancak bu filmin iyi çıkabilme olasılığı oldukça yüksekti. Zaten filme şöyle bir göz attığımda filmin seksenlerden çıkma olduğunu sanmıştım ancak IMDB beni oldukça yanılttı.

Film B-movie olarak beni tatmin etmedi. Ancak normal bir film olarak oldukça başarılıydı. Tabi filmi de biraz seksenlerin bakı açısı ile izlemekte fayda var. Diğer türlü, efekler ve makyajlar insanı kesinlikle tatmin etmiyor. Tabi bu filmi düşük bütçeli olmasınından kaynaklı. Bütün bunlara rağmen, film konusu ve işlenişi ile oldukça başarılı.

Öyle ki film klişeleri de iyi kullanmış.  Bu sebepten dolayı, filme klişe diyenler çıkacaktır elbet. Film yapı olarak klasik bit yapıya sahip. Perili bir ev, içine şeytan giren bir insan arasında hikaye örülüyor. Zaten korku filmi olarak daha ne olabilir ki? Insidious’da bu klişeleri iyi kullanmış. Film yine çocuklar etrafında dönüyor. Film çocuk etrafında dönünce, şeytanımsı yaratığın bir palyaçoya benzemesi kaçınılmaz. Burada atfedilecek bir çok yapım var.

Neyse filmin konusuna döneyim. Josh ve Renai üç çocuklarıyla beraber, Josh’un işi sebebi ile eski bir eve taşınmışlardır. Ancak evde garip şeyler dönmektedir. Aile her ne kadar mutlu gözükse de adamın çok çalışması sebebi ile karısı ile arasında bir küçük bir sorun vardır. Bir gün kaza sonucu küçük çocuklarından biri komaya girer. Her türlü doktor küçük çocuğu görür ancak onun hastalığına hiç kimse teşhis koyamaz.

Son çare olarak Josh’un annesi Lorraine duruma müdahale eder ve olayın paranormal bir şey olduğuna Renai’yi inandırır. Josh tabi duruma pek sıcak davranmaz ama onların kırılmasını istemediği için de istediklerine göz yumar. Lorraine, Elise Rainier adında bir parapsikologu eve getirir. Elise Rainier asıl sorunu çözmüştür bunu Josh’a açıklar ama Josh duruma inanmadığı için kadını kapı dışarı eder.

Tabi bir süre sonra onu kendisi çağırır. Çünkü ona hak vermiştir. Küçük çocukları astral seyahat sırasında diğer tarafta kaybolmuş bedenine geri dönememektedir. Bunun yanı sıra diğer tarafın en kötüsü de bu boş bedeni ele geçirmek istemektedir. Josh bu esnada kendisinin de astral seyahat yapan biri olduğunu öğrenir. Küçükken aynı sorunla karşılaştığı için, Elise Rainier ona yardım etmiştir. Şimdi ise yapması gereken yine bir seyahate çıkıp oğlunu kurtarmaktır.

Filmin konusu kısaca böyle. Aslında kısaca değil direkt böyle. Ama izlenmesi oldukça zevkli bir film. Zevk derken korku sinemasının da eğlence sineması olduğunu düşünerek söylüyorum. İzleyin derim ben…

Yönetmen: James Wan

Senarist: Leigh Whannell

Oyuncular:

Patrick Wilson
Josh Lambert
Rose Byrne
Renai Lambert
Ty Simpkins
Dalton Lambert
Andrew Astor
Foster Lambert
Lin Shaye
Elise Rainier

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1591095/

The A Team

Küçüklüğümün bir numaralı dizileri arasındaydı A Takımı. Tabi bir dönemin kasıp kavuran dizisini şimdiye kadar beyaz perdeye uyarlamamaları büyük eksikti. Ama diyorum ki keşke o dönemde o oyuncularla uyarlasalarmış. Yeni A Takımı bize ne veriyor diye sorarsak, klasik aksiyondan başka bir şey vermiyor diyebilirim.

Film, elemanlarımızın neden suçlandığı ile başlamış. Tabi devamı gelecek şekilde de sonlandırılmış. Karakterlerin birbirleri ile tanışması, oluştukları mükemmel takım, onlara oynana oyun ve kendilerini aka çıkarma çabaları. Filmimizin özeti bu. Tabi film çok abartı olmuş. Biz Amerikalılar süper askeriz, çeşitli ırkçı söylevler pek sıradan bir senaryo karşımızda. Çok düşünülmemiş. Biz aksiyonun dozunu yüksek tutalım gerisi kolay diye düşünülmüş.

Tabi bu yapı diziden kesinlikle farklı. Karakterlerin, isimleri dışında kendileri de dizideki karakterlere benzemiyor.  Serti az sert, çapkını az çapkın, delisi az deli…. Dizi deki o tadı vermiyor bize hiç biri. Dizideki karakterler ne kadar sempatikse filmdekiler de o kadar antipatik. Yada biraz olaya taraflı bakarak ben onları bu şekilde görüyorum. Ancak diziyi ve filmi izleyenler ne demek istediğimi anlayacakardır.

Film aksiyon açısından bekleneni veriyor. Hatta son dönemdeki en iyi aksiyonlar arasında. Oldukça da eğlenceli. Tabi saçma sahneler yok değil. Senaryo da fena değil ancak diyaloglar gereksiz uzatılırken yukarıda belirttiğim gibi, ırkçılık ve milliyetçilikler de mevcut. Belki de buradan sonra A Takımı sadece mazlumların yanında yer almayı seçiyor. Boş vakitte izlenebilecek bir film.

Yönetmen: Joe Carnahan

Senaryo:

Joe Carnahan
Brian Bloom
Skip Woods
Frank Lupo dizi
Stephen J. Cannell dizi

Oyuncular:

Liam Neeson Colonel Hannibal Smith
Bradley Cooper Lt. ‘Faceman’ Peck
Jessica Biel Charissa Sosa
Quinton ‘Rampage’ Jackson B.A. Baracus
Sharlto Copley Captain H.M. Murdock
Patrick Wilson Lynch

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0429493/

Little Children

Tom Perrotta‘nın aynı adlı romanından uyarlanan duyumlarıma göre güzel bir kitap olan ki kapağı hakkında süper tanımlamalarını okuduğum bir film Little Children. Tabi biz filme dönerlim. Baş rollerde iyi isimlerle karşılaşıyoruz. Kate Winslet, Patrick Wilson ve Jennifer Connelly bunlardan bir kısmı. Tabi Amerikan sinemasının sayılı edebi yönetmenlerinden olan Todd Field filmin başarılı olmasına etken.

Todd karısı Kathy ile birlikte çok ta uyumlu olmayan bir evlilik sürmektedir. Aslında buna uyumsuzluk demek yanlış olur. Üzerinden belli bir süre geçen evliliğin rutini çökmüştür. Kathy çalışmaktadır Todd ise kitap yazmaya çalışmaktadır. Ancak bir türlü başlangıcı yapamaz. Bu arada cinsel hayatları da pek iç açıcı değildir.

Todd her gün aynı saatte oğlunu mahallenin parkına getirirler. Burada diğer kadınlar arasında çok popülaritesi vardır. Ancak bu kadınlardan hiç biri onunla konuşmaya cesaret edememiştir. Bu arada iddiayla karışık kadınlardan biri, Todd ile konuşur katta konuşmakla kalmaz öpüşür de, bu saatten sonra Todd ile bu kadın arasında bir arkadaşlık, bir dostluk bir aşk başlar.


Bu arada tabi birde hapishaneden yeni çıkmış, pedofili olan Ronnie,başarılı bir şekilde bizi ve karakterleri germeyi başarıyor. Aslında filmi kısaca özetlersek, yalnızlığı, o kalabalık içindeki, hatta bir ilişki içerisinde ki yalnızlığı ve birilerine tutunma ihtiyacını gözler önüne seriyor. Belki biraz rahatsız edici, biraz meraklandırıcı ama sanki içinde yaşadığımız gerçeklik ön plana çıkıyor. Elbette bu filmde de Amerikan kişilerini kapsatmaya çalışmışlar. Hani genele burmak varken kısıtlamak biraz sıkıntı veriyor insana…

Filmde diyaloglar aslında altları çizilmesi gereken noktalarla dolu. Elbette filmden replikler yazmayacağım zaten yazsam da pek bir anlam ifade edeceğini düşünmüyorum (yalan). Dediğim gibi yalnız ve birilerine tutunmaya çalışan insanların öyküsü, zıt karakterlerin, bağlılığın, ihanetin, yük kızarıklığının hikayesi…

Oyunculuklara da değinmeden edemeyeceğim. Kadro güzel dedim. Ancak nice filmler gördük ki ne kadrolar ne işler çıkarmış… Burada öyle değil. Her bir oyuncu oyunculuklarının zirvesinde oyun oynamışlar…

Bu arada değinmeden edemeyeceğim Türkler yine sim konusunda bombayı patlatmışlar…Üstün bir çeviri ile film Tutku Oyunları olarak çevrilmiş. Tebrik ediyorum kendilerini…

Oyuncular:

Kate Winslet Sarah Pierce
Patrick Wilson Brad Adamson
Jennifer Connelly Kathy Adamson

Gregg Edelman Richard Pierce
Sadie Goldstein Lucy Pierce
Ty Simpkins Aaron Adamson

Noah Emmerich Larry Hedges
Jackie Earle Haley Ronnie J. McGorvey
Phyllis Somerville May McGorvey

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0404203/

http://beyazperde.mynet.com/film/3320

Tutku OyunlarTut