Priest

Film hakkında Hristiyanlık propagandası diyebilirim. Çünkü bunun haricinde, filmde gözümüze çarpan sadece aksiyon sahneleri. Aslında filmin ana fikrine göz attığımızda (çizgi romanın diyelim, çünkü film çizgi roman uyarlaması) kilisenin tanrı görevine soyunmasına isyan ediyor ancak bu konuya tam olarak değinilmediği için film Hristiyanlık propagandası yapan bir film gibi algılanmış.

Film işin aksiyon boyutuna değindiği için ortam, mekan ve kişiler hakkında pek ayrıntılı haber vermiyor. Film bir vampir filmi de olduğundan, karşımıza çıkan vampirler de bize biraz tuhaf geliyor. Yani beklediğimiz vampirlerin ortaya çıkması bizi şaşırtırken ekrana bağlanmamızı da sağlıyor.

Film 3D çekilmiş. 3Dsi hakkında bir şey söyleyemeyeceğim ancak 3D çekilen filmlerde pek fazla senaryo gözlenmediği belli. Hikayenin biraz değişik olduğunu görünce sanıyorum yapımcı şirketler ayrıntıları atlayarak filmleri çekiyorlar.

Film dini, fantastik, bilim kurgu diye nitelendirilebilir. Filmin alt tarafını sağlam kondurulmaması sebebi ile filmde aksiyon sahnelerine oldukça ağırlık verilmiş. Film genel olarak bakıldığında, aksiyondan başla bir şey yok. Yani film aksiyon severler için biçilmiş kaftan.

Film yüzyıllar sonra tahrip olmuş bir dünyada geçiyor. İnsan ırkı ile vampirler arsında büyük bir savaş olmuş ve insanlar vampirleri belli gölgelere sürmüşlerdir. Vampirlerle savaşlarda ise özel yetenekli rahipler dünyayı kurtarmışlar. Bunlar kiliseye bağlı olarak çalışmakta Tanrının, kilisenin savaşçılarıdır.

Bu savaş üzerinden uzun süre geçmiştir. Kilise insanları iyice sindirmiştir. İnsanlar da belli bir bölge çerisinde yaşamaktadırlar. Kilise artık vampirlerin, varlığını bile insanlara unutturmaya başlamaktadır. Atık kilisenin rahiplere de ihtiyacı kalmamıştır.

Günün birinde bir kız vampirler tarafından kaçırılır. Bu kız bizim rahiplerden birinin yeğenidir. Durumu kiliseye izah eder ancak, kilise durumu göz ardı eder bunun üstüne rahibimiz kendi bildiğini okur. Kilisenin sözünden çıkan tanrının da sözünden çıktığı için, rahibimiz dinden de kovulur.

Rahip durumu araştırmaya başlar, her şey vampirleri işaret etmektedir. İzleri takip ederek onların inine kadar iner. Gördükleri şey ise vampirlerin birinin önderliğinde bir şeyler karıştırdıklarıdır. Biz film süresinde rahibin hakkında bazı şeyleri öğreniriz. Bu sırada rahibimiz, bu vampir sürüsü ile başa çıkmak için diğer özellikli rahipleri de çağırır. Savaşmaya başlarlar…

Aksiyonu sevenlerin izleyip seveceği bir film. Ancak gerek diyaloglar gerekse, senaryo belirttiğim gibi soru işaretleri ile dolu. Oyunculuklarda ekstra bir performans yok. Boş zamanda izlenebilir.

Yönetmen: Scott Charles Stewart

Senarist: Cory GoodmanMin-Woo Hyung (çizgi roman)

Oyuncular:

Paul Bettany
Priest
Karl Urban
Black Hat
Cam Gigandet
Hicks
Maggie Q
Priestess
Lily Collins
Lucy Pace
Brad Dourif
Salesman
Stephen Moyer
Owen Pace

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0822847/

http://www.priest-themovie.com/

The Tourist

Bu filmi izlemek için size bir sebep sayarım o da Johnny Depp. Tabi şimdi sesler yükselmeye başlayacaktır, Angeline Jolie var Venedik var diye. Bırakın kardeşim aynı surat ifadesi, sıfır mimik ile bir odunmuş gibi duran Angeline Jolie ne bu filmde ne de diğerlerinde beni hiç cezbetmedi. Venedik’e gelince yönetmen bize daha iyi şeyler sunsaydı keşke. Sıradan kamera açıları sıradan renk derinliği Venedikten bile soğutuyordu insanı. Film görsel olarakta bir felaket.

Senaryoya, kurguya hiç girmeyeyim diyorum. Zaten öyle bir şey yok. Ufak hikaye kırıntıları, ilk okul çocuğunun kaleminden çıkmış gibi. Bilinenler dışında hiç bir şey yok karşımızda. Ne bir gerilim, ne bir aksiyon, ne bir komedi, ne bir dram, ne olduğu belirsiz bir senaryo ve akabinde film. Oyunculuklara değinmek gerekir ise ben  çok büyük oyunculuklar görmedim. Angeline Jolie’den zaten beklemem de, Johnny Deep’te duruma uyum sağlamış ve kendini pek yormamış. Ne diyeyim, vaktimizi o alsın…

Elise, polis tarafından izlenmektedir. Bu heyecanlı izlemeyle başlarız hikayeye. Bir kafede otururken ona not gelir. Notta trene binmesini söyler. Burada anlaşılır ki, notun sahibi Elise’nin aranan sevgilisidir. Nottaki talimatlarda ise, trende onun kalıbına benzer birinin yanına oturması ve onu kendisi olduğuna başkalarını inandırmasını ister. Elise’de aynı şekilde davranır. Trande seçtiği kişi ise, Frank adında Amerikalı bir turisttir.

Frank güzel Elise’nin peşine takılır, herkes onun aranan kişi olduğunu sanar ancak durum öyle değildir. Bu arada onu aranan kişi sanan mafyalar da Frank’ın peşine düşmüştür. Bir kovalamaca başlar. Frank hemencecik aşık olduğu kadının peşinden sürüklenirken başına gelmedik kalmaz. Elise’de ondan hoşlanmıştır ancak başına bir şey gelmesini istemediği için onu uzaklaştırır. Frank ise olaylardan kopmaz.

Tabi filmde bazı şaşırtıcı olaylar da var ancak şaşırdık mı orası tartışılır. Şimdi söylesem, filmin tüm kıymeti gidecek. Zaten yok ya… Mantık hatalarının sürüyle olduğu bir filmden daha ne beklersiniz. Her şey güllük gülistanlık bunlara…Neyse vakit harcanacak bir film değil aslında ancak sırf oyuncular hatırına bakılır filme… Bu arada yardımcı oyuncular daha başarılıydı söylemeden geçmemek lazım…Rufus Sewell’i de aralarında görmek mesut etti beni…

Yönetmen: Florian Henckel von Donnersmarck

Senarist: Florian Henckel von Donnersmarck, Christopher McQuarrie

Oyuncular:


Johnny Depp
Frank Tupelo

Angelina Jolie
Elise Clifton-Ward

Paul Bettany
John Acheson

Timothy Dalton
Jones

Steven Berkoff
Reginald Shaw

Rufus Sewell İngiliz Turist

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1243957/

http://thetourist-movie.com/

Legion / Kıyamet Melekleri

Bu tarz filmleri daha önce de izlemiştik. Kıyameti nasıl ele alsak deyip, senarist arkadaşlarımız oturmuşlar bilgisayar başına. Hristiyan inancında da önemli yere sahip olan ve Tanrıya itaat eden meleklerden birini de özgür iradesine kavuşarak artık zıvanadan çıkmış ve cezalandırılması gereken insan oğluna son bir ümit olarak göndermişler. Öncelikle aklıma takılan sorulardan birini sormak istiyorum. Dünyayı neden yeni doğan bir bebek kurtarıyor? Tanrı bu meleklerden birinin karşı çıkacağını bilmiyor mu? Bu bebek bu kadar önemli ise neden doğumunu kendisi engellemiyor? Sorduğum sorular da yuvarlak sorular yani öyle ayrıntılı din bilgileri yada farklılıkları ile alakası yok.

Mikail Tanrının emrine karşı gelerek insanları yok etme taraftarı olmaz. Üstüne üstlük cennetten dünyaya gelerek, bu dünyanın devamını sağlayacak bir bebeği de korumaya başlar. Tabi bu görevi de en yakın arkadaşı Cebrail alır. Bebeğin annesi ise kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdedir. Kadın da bebeğini istememektedir. Bununla birlikte çalıştığı yerin sahibinin oğlu da saf aşıktır ona. Velhasıl kelam Mikail’in gelmesi ile aksiyon başlar. Önce böcek saldırıları, sonra insanların zombileşmesi ard arda gelir.

Tüm bu olanların yanı sıra üstün güçlere sahip meleğimiz bildiğiniz top, tabanca, tüfek ne varsa bunlarla girişir gelene gidene. Tabi bir üst levelde Cebrail ile dövüşür. Cebrail zırhlı, elinde kocaman kılıcı olan biridir. Bizim Mikail ise yine tabanca, tüfekle girişir. Böyle üstün varlıkların bildiğimiz insan dövüşlerini yapması biraz garip tabiki. Aslında buradan anlıyoruz ki biz insanlar onlardan öğrenmişler dövüş sanatlarını. Mikail ve Cebrail kapışır. Mikail ölür ve tekrar dünyaya gelir. Bu arada Cabraili de öldürür. Mikail’in dövmeleri ise, kızımıza aşık olan, Jeep’e geçer.

Jeep ile Charlie ve ortalıkta doğan bebekleri, yeni dünyanın kapısını aralamak için yola koyulurlar. Çok dinle alakası olmayan en azından bilinmedik yere boş boş konuşmayan, fetvalar vermeyen bir film. Senaryo, kurgu başarısız, hikaye havada. Aksiyon sahneleri bakımından da bildiklerimizin ötesinde bir şey yok. Aksiyon da tatmin etmeyen cinsten. Çok boş zamanda izlenecek hatta izlenmeyecek bir film. Yazık paraya…

Yönetmen: Scott Charles Stewart

Senarist: Peter SchinkScott Charles Stewart

Oyuncular:

Paul Bettany … Michael

Lucas Black … Jeep Hanson

Tyrese Gibson … Kyle Williams

Adrianne Palicki … Charlie

Charles S. Dutton … Percy Walker

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1038686/