Pirates Of The Caribbean: On Stranger Tides / Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde

Benim için bu film tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu. Aslında böyle bir şey olacağı da belliydi. Pirates Of The Caribbean: On Stranger Tides serinin en kötü filmi. Tam anlamıyla gişe için yapılmış bir film olduğu daha ilk sahnelerinde kendisini belli ediyor. Senaryo çok kısır kalmış aksiyon eski filmlere oranla çok düşük. Filmin bir çok sahnesi Jack Sparrow’un izin verdiği ölçüde duygusal geçiyor. Film biz bu kadar izleniyoruz madem mesajda verelim kaygısına da yenik düşmüş bu gözle görülür bir biçimde karşımıza çıkıyor. Teknik hususta, göze çarpan farklı bir sahne yok. Bazı sahnelerde animasyon olduğu oldukça belli oluyordu. Tabi bunu da geçtim asıl önemli olan filmin 3D olarak lanse edilmesiydi. Zaten sırf bu sebepten sinemada izlenecek bir filmdi. Bu zamana kadar 3D görmesek film 3D diye kandırabilirlerdi bizi ancak artık alıştık bizde. Filmin 3D olan tek kısmı alt yazılardı. Evet gözlüğü çıkardığınızda alt yazıları okuyamıyordunuz. Onun haricinde filmi rahatlıkla izleyebilirdiniz. Bazı küçük sahneler …

G-Force

Aslını söylemek gerekirse bir umutla izleyip sonra da hayal kırıklığına uğradığım film. Kısa süre geçmesine rağmen belli kalıplar dışında pek bir şey hatırladığımı söyleyemem. Peki bu kalıplar ne? Hayvanlar özel bir proje için eğitilir ve FBI ajanı olarak yetiştirilirler. Tam da bu proje iptal edilecektir ki son bir şans tanınır ekibe. Ancak ekip, başarılı olamaz. Bunun üzerine proje kapatılır. Ancak bizim ajanlar olayı çözüp ekipleirni tekrar toplamak için işin üzerine giderler. Ekip, kararlı ve cesur lider Darwin; havalı ve gözü pek, uçuk kaçık silâh uzmanı Blaster; seksi savaş sanatları uzmanı Juarez; istihbarat uzmanı sinek Mooch ve bilgisayar ile bilişim uzmanı, yıldız burunlu köstebek Speckles’den oluşmaktadır. Filmden aklımda kalan tek replik, bir çocuk tarafından giydirilip süslendirilen Juarez’in yaptığı espridir. “Şimdi tam Paris Hilton’un köpeğine benzedim.”Filmde final şaşırtıcı olmuş. Yani o kadar hayal gücünün arasında nasıl şaşırmaya çalışıyorsak başka bir mesele ama final biraz beklenenin dışında. Aslında final olması gerektiği gibi ancak …

Vicky Cristina Barcelona

Her zaman derim ne yönetmenlerin filmini izledim sıkılmadan usanmadan ama Woody Allen denince ruhum sıkılıyor ama inatla geçmek bilmeyen filmlerini izliyorum. Filmi izlememdeki tek etken Scarlett Johansson desem yalan söylemiş olmam. Filmin konu olarak beni sarmadığını söylemem gerek, bu tarz yüzlerce film izlemişimdir. Genel olrak baktığımda filmin tek olumlu tarafı birbirinden güzel Barcelona görüntüleri. Tabi bu durumda akademi ödüllerinde en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü alan Penélope Cruz‘a da değinmeden geçmeyeceğim. Açıkçası bu rolle ödülü alması beni biraz şaşırttı. Hani çok iyi bir performans gösterdi de film boyunca ben mi anlayamadım bilemiyorum. Zaten karşımıza filmin yarısında çıkıyor… Bağırıyor çağırıyor… Bu kadar… Filme şöyle genel hatlaruyla baktığımda Penélope Cruz haricinde tüm karakterler silik. Sanki Woody Allen bu filmi Pénelope oynasın da ödül alsın diye yapmış. Diğer karakterlerin varlığını hissetmiyorsunuz bile. Film boyunca bir gram merak peydahlanmıyor içinizde… Görüntüler akıp geçiyor… Evet baştada dediğim gibi Woody Allen filmleri beni sıkıyor… Önyargılı da …

Back to Top