Etiket arşivi: Peter Jackson

The Hobbit: The Battle of the Five Armies

İlk iki filmi IMAX’de izlemiştim. Bu film için de IMAX planları yeni çıktığını gördüğüm ses sistemi Dolby Atmos’u bu kez tercih olarak kullandım. Bu vesile ile Dolby Atmos’u da bu test etmiş olacaktım. Aslında ben pek bir fark alamadım seste. Benden midir izlediğim salondan mıdır bilmedim. Bu sırada filmi Özdilek Park CineTime sinemalarında izlediğimi belirtmek isterim. Temiz güzel bir salondu. Koltuk düzeni biraz perdeyi görmeyi engellese de rahattı. Perde salona göre küçük kalıyordu kanımca. Biraz daha büyük bir perde daha iyi iş görürdü. He zaman olduğu gibi bilinçsiz izleyicilerde mevcuttu filmde. Film ortasında geyik yapanları mı ararsınız, cep telefonu ile konuşanları mı, şapır şupur yeyip içenleri mi? Biz bilmiyoruz bu işi arkadaş. Seyircimiz daha olmamış, Türk sinemamız nasıl olsun. Neyse. Okumaya devam et

The Hobbit: The Desolation of Smaug

Hobbit’i arık IMAX’de izlemek görev oldu hal böyle olunca ve Türkiye’de IMAX salon sayısı az olunca yer bulmak biraz zordu. Neyse ki İstanbul’a ikinci bir IMAX salonu açılmış. Kendisi aslında İsatanbul’un bir ucu olan Marmara Park’ta. Tabi ben filmi IMAX 3D izlemek için kıvransam da ilk Hobbit yazımda belirttiğim gibi düşünmüyorum artık. Filmlerin çoğu derinlik hissi vererek çekiliyor. Yani önümüzde uçuşan şeyler pek yok. Bu da açıkçası beni ilk test gösterimindeki IMAX demosu gibi tatmin etmiyor. Bu arada Hobbit ile birlikte yeni bir teknoloji ile de tanıştık bunun adı da HFR, diğerinden farkı ise 48 fps kare hızı olması. Tabi nedir ne değildir bu şekilde izlediğim bir film yazısında açıklama yapacağım. Şimdi gelelim The Hobbit: The Desolation of Smaug’a yani,Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları’na.
Okumaya devam et

The Hobbit: An Unexpected Journey

Sonunda Hobbit’i izleme fırsatı buldum. Tabi bu fırsatı daha önce de yakalayabilirdim ama birazda filmi IMAX 3D izlemek isteyince yer bulmak biraz zor oluyordu. Aslında şimdi düşünüyorum IMAX 3D bana ne verdi? Sanki bizim IMAX olayımızda bir eksiklik var. Tabi bunu yurt dışında bir IMAX filme gidersem anlayabileceğim. Bana verdiği ise dev ekranda filmi izleme zevkiydi. Ancak filmi izlediğim İstinye Park sinemalarında bir yerleşim sorunu olduğunu düşünüyorum. Neyse filme dönelim.

Tabi Lord Of The Rings’ten sonra herkes gibi benimde çok fazla beklentim vardı filmden. Ancak o bilindik giriş ve müzikler kulağıma takılınca film hakkında ilk düşüncem Lord Of The Rings’in gerisinde ve etkisinde kalacağı oldu. Bunda yanılmadım da. Peter Jackson pek riske girmeyerek yeni şeyler denemeye çalışamadan, Lord Of The Rings arkasından giden bir film olarak çıktı karşıma. Hatta müzikler bile Lord Of The Rings’i hatırlatıyordu.

Okumaya devam et

The Lovely Bones / Cennetimden Bakarken

Aynı zamanda Oscar’a aday olan bir film The Lovely Bones. Yönetmen sevdiğimiz saydığımız artık kötü iş yapmayacağını kabullendiğimiz Peter Jackson. Tabi yapımcılardan biri de Spielberg. Film Alice Sebold‘un aynı adlı kitabından uyarlanmış. Kitabı okumadım ama gerçekten başarılı bir uyarlama olduğu zaten izlerken kendini belli ediyor.

Tabi film boyunca bana What Dreams May Come çağrışımı yaptı ama sonuçta hikaye aynı diyarlarda gezinince böyle çağrışımların olması gayet normal. Öncelikle belirtmeliyim ki hikayenin kurgulanışı ve oyunculuk gayet başarılı. Film durağan ilerlemesine rağmen görsellik ve işleyiş merak uyandırıyor. Hikaye başarılı bir şekilde gizlenmiş.

Film 14 yaşındaki Susie Salmoon’un bize seslenmesi ile başlıyor ve anlıyoruz ki Susie ölmüş ve başından geçenleri anlatıyor. Yıl 1973, Susie okul dönüşü, bir katil tarafından kaçırılıyor ve öldürülüyor. Su tarihten sonra Susie’nin sesinin deldiği dünyayı da görmeye başlıyoruz. İki dünya arasına sıkışmış bir dünyadır bu anlaşılan o ki tamamlanmayan işini tamamlamaya çalışacaktır.

Susie kendi dünyasından gerçek yaşamda olup biteni izler. Katili hala bulunmamıştır ve bu dünyasının ailesi ile ortak bağı olduğunu keşfeder. Bir şekilde onlarla iletişim kurar ancak tabi beklediğimiz gibi gelişmemektedir film..

Son yirmi dakikasında filmin finali hakkında yada katilin yakalanıp yakalanmayacağı hakkında endişeli ve meraklı bir bekleyiş sarıyor bizi. Ancak filmin akışında herhangi bir hızlanma olmuyor. Bu durum biraz rahatsız etti beni. Ama final başarılı olmuş. Oyunculuk ise gerçekten güzel. Zaten tanıdık sevdik yüzleri görmek beni sevindirdi.

Festivalin en iyi filmlerinden birisi Cennetimden Bakarken. Bence Oscar içinde en büyük aday…

Yönetmen: Peter Jackson

Senaryo: Fran Walsh, Philippa Boyens, Peter Jackson, Alice Sebold (kitap)

Oyuncular:

Rachel Weisz Abigail Salmon
Mark Wahlberg Jack Salmon
Saoirse Ronan Susie Salmon
Stanley Tucci George Harvey
Jake Abel Brian Nelson
Susan Sarandon Grandma Lynn
Michael Imperioli Len Fenerman
Reece Ritchie Ray Singh

Linkler:

www.lovelybones.com/

http://2010.ifistanbul.com/tr/Movie/the-lovely-bones

http://www.sinemalar.com/film/20543/Cennetimden-Bakarken/

http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=4709

http://www.imdb.com/title/tt0380510/

District 9 / Yasak Bölge 9

Yapımcılığını Peter Jackson‘ın yaptığı District 9’un senaristi ve yönetmeni Neill Blomkamp. Neill Blomkamp ismini “Smallville” ve “Dark Angel” dizilerinin 3D animatörü olarak tanıyoruz. Bu kez kendisi yönetmenlik koltuşuna oturmuş. Film belgesel gibi çekilme özelliği barındırdığından bu filme aslında mockumentary (kurmaca belgesel) diyebiliriz.Zaten Peter Jackson bu konuya pekte uzak bir yönetmen sayılmaz.

Gerek konu, gerek anlatım, gerekse özel efekt olarak başarılı bulduğum bir film. Bilim kurgular içinde daha şimdiden ayrı bir yer edindiği kesin.

Bundan 30 yıl önce uzaylıların uzay gemisi, dünyaya gelmiş ve gezegene sığınmışlardır. Kendilerine özel bir bölge verilmiştir. Gün geçtikçe dünyaya daha da alışan uzaylılar artık sosyal olmaya azınlık problemleri çıkarmaya başlarlar. Bunun üzerine dünya halkı bundan rahatsız olur ve onların uzaklaştırılmasını ister.

Bu iş içinde özel bir şirket olan Multi National Unite’ı tutarlar. Multi National Unite uzaylıların teknolojilerini inceleyen güçlü bir şirkettir. Ancak uzaylıların teknolojilerini kullanmak içinde uzaylıların genetiğine sahip olmak gerekmektedir.

Uzaylıların tahliyesi işin başa Wikus Van De Merwe adlı birini getirirler. Biz de zaten onun başından geçenleri izleriz filmde. Wikus uzaylıları evden çıkarma esnasında bir evde yasa dışı şeyler bulur. Araştırma esnasında siyah bir kapsül de dikkatini çeker onunla uğraşırken, bu sıvı vücuduna bulaşır. Böylece Wikus’a uzaylı geni bulaşmış olur. Wikus yavaş yavaş dönüşüme uğramaya başlar.

Tabi bu gücün elinde olup uzaylı teknolojisini kullanmak isteyen kişiler vardır. Başta Wikus’un kendi şirketi ve uzaylıları yiyerek onların güçlerine sahip olacaklarını düşünen bir azınlık grup. Wikus ve bu kişiler arasında bir kovalamaca başlar. Wikus’a yardım eden ise evinde bu sıvıyı bulduğu uzaylılar olur.

Film aslında ne olursa olsun kim olursa olsun kötü yargıyı hak etmediğini, dış görünüşünün ne olursa olsun içindeki duyguların iyi olabileceğini anlatmaya çalışıyor. Gayette başarılı… özel efektler göze batmıyor yani o kadar sıradan geliyor ki insana bunu film sonunda hissedebiliyorsunuz. Tabi bazı mantık açıkları bulmak mümkün ama bilim kurguda ne mantığı aranır o da ayrı bir soru o yüzden bu konuya gitmiyorum.

Ayrıntı için filmi izlemeniz önerilir…

Oyuncular:

Sharlto Copley Wikus Van De Merwe

Jason Cope Grey Bradnam – UKNR Chief Correspondent
Nathalie Boltt Sarah Livingstone – Sociologist

Sylvaine Strike Dr Katrina McKenzie

Elizabeth Mkandawie Interviewee
John Sumner Les Feldman – MIL Engineer
William Allen Young Dirk Michaels

Greg Melvill-Smith Interviewer
Nick Blake Francois Moraneu – CIV Engineer Team

Linkler:

www.district9movie.com/

http://www.imdb.com/title/tt1136608/