Esrarlı Köşk: Cingöz Recai 5 – Server Bedi / Peyami Safa

Serinin beşinci kitabı Esrarlı Köşk. Bir önceki Kitapta Türkiye’ye gelen Mister Şerlok Holmes ve aziz dostu Dr. Vatson ülkelerine geri dönmüşlerdir. Polis dedektifi Mehmet Rıza ile Cingöz Recai, iki düşman, iki dost baş başa kalmışlardır.

Hikayeler ise şöyle:

Esrarlı Köşk: Bir gün polis dedektifi Mehmet Rıza’nın odasına atmış yaşını geçkin olduğu halde sapa sağlam dik bir adam girer. Bu adam Anadoluhisarı’nın körfeze bakan bir tepesinde özel yapım bir villada oturmaktadır. Aksiyonu seven bu adam evini de çeşitli maceralar yaşayacağı şekilde yaptırmıştır. Ancak kuşun bir uçmasının zor olduğu bu evde, bazı eşyalar kaybolmaktadır. Adam, kendi başına bu işi çözmeye çalışmış ancak çözememiştir.Son çare Mehmet Rıza’ya başvurmuştur.

Madam Çiviciyan’ın Gerdanlığı: Mehmet Rıza, polis merkezindeki odasında otururken telefonu çalar. Arayan ise Cingöz Recai’dir. Cingöz beş ay hapiste yatmış ancak buradan kaçmıştır. Şimdi ise yeni yapacağı işi heyecan olsun diye haber vermek için Mehmet Rıza’yı aramıştır. Madam Çiviciyan’ın gerdanlığını çalacaktır. Tabi ki Mehmet Rıza bu olay gerçekleşmesin diye bütün önlemleri alacaktır.

Soyulan İngiliz: Meşhur İngiliz milyarderi Mister John Çarlıçester bir kaç günlüğüne İstanbul’a gelmiş ve Pera Palasta kalmaktadır. Cingöz Recai İngiliz milyarderi ile bu haberi gazeteden okur ve bu İngiliz’i soymak için bir plan yapar.

Karanlıkta Bir Işık: Celal Paşa İstanbul’un sayılı zenginlerindendir ve Moda’da oturmaktadır. Celal Paşa, Türkler’le pek arkadaşlık etmez, gerçek dostluğun yabancılarla olduğunu düşünür. Kızı Meliha Hanım’a da Mister Edward adında İngiliz Profesör tutmuş bu şekilde kızın İngilizce eğitimini de tamamlamak istemiştir. Ancak bir gün balkonda otururlarken, odalarında bir ışık görürler. Mister Edward ışığın ne olduğuna bakmaya gider ancak ondan da bir süre ses çıkmaz. Celal Paşa ve ailesi merdivenlerden aşağıya indiğinde Mister Edward’ı yerde yatarken görürler. Eşyaları da çalınmıştır.

Kanlıca Vak’ası: Nâfiz Bey, Doktor Ahmet Fuat’ın kızı Gönül Hanım’la evleneli bir ay kadar olmuştur. Ancak çiftin evlerinden, bazı eşyalar çalınmaya başlanır. Durumu Mehmet Rıza’ya haber verirler. Mehmet Rıza eve gelir ve olayı inceler ve keşfeder ki, Nâfiz Bey aslında Cingöz Recai’dir. Gönül Hanım bunu duyunca şok olur. Cingöz ise Mehmet Rıza’nın elinden kurtulmak için oyun düşünür.

Çalınan Vasiyetname: Büyük manifatura taciri Hulusi Bey yazıhanesinde otururken ziyaretine Cingöz gelir. Hulusi Bey duruma şaşırır. Cingöz’ün ziyaret sebebi ise şudur; Hulusi Bey’in kardeşi Mahmut Saffet Bey üç buçuk ay önce ölmüş mal varlığını da bir vasiyet ile üç yetim ve Hulusi Bey’e dört kişiye pay etmiştir. Ancak Hulusi Bey bu vasiyeti saklamış ve tüm paraya konmak istemiştir. Cingöz’ün amacı ise bu vasiyeti almak ve üç yetime parayı dağıtmaktır. Ancak Hulusi Bey onu odaya kitler ve polisleri çağırır.

Barkod : 9789944148504
Boyut : 13×19 cm
Sayfa Sayısı : 120
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : 2008
Baskı : 3
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2.Hamur
Dili : Türkçe

Kaybolan Adam: Cingöz Recai 4 – Server Bedi / Peyami Safa

Cingöz Recai serisinin 4. kitabı Kaybolan Adam. Bu kitapta da diğerlerinde olduğu gibi kısa hikayeler bulunmakta. Ancak bu hikayeleri özel kılan ise dünyanın en büyük hafiyesi olan Şerlok Holmes’ün aziz dostu Dr. Vatson’la İstanbul’a gelmesi. Tabiki sebep belli. Cİngöz Recai…

Kitaptaki kısa hikayeler ve açıklamaları ise şöyle:

Şerlok Holmes İstanbul’da: Polis memuru Mehmet Rıza, mühim bir mesele için dünyanın en meşhur dedektifi olan Şerlok Holmes’i İstanbul’a çağırmıştır. Mesele ise şudur: Milli devletlerin mühim bir müdürü bazı işler için Londra’ya gitmiştir. Varır varmaz ailesine telgraf atmıştır. Ancak bunun üzerinden sekiz gün geçtikten sonra Osmanlı bankasına telgraf çekerek tüm hesabının bir Londra bankasına yatırılmasını istemiştir. Ancak ailesinin bu durumdan haberi olmadığı için şüphelenmiş ve polise haber vermiştir. Müdür’ün yaptıkları incelenmiş ancak bir yerden sonra izi kaybolmuştur. Şerlok Holmes ise bu olayı araştırmak için çağrılmıştır. Cingöz ile tanışması bu vesile ile olmuştur.

Şerlok Holmes’in Gece Ziyaretçisi: Şerlok Holmes İstanbul’a geleli on iki gün olmuş Cingöz’ün adam kaçırma vakasından sonra İstanbul’dan ayrılmamış, polis teşkilatının düzeni ile ilgilenmektedir. Bir gece yarısı, Beyoğlu’nu en meşhur kuyumcularından Ermeni Muratyan kendisini otelde ziyaret eder ve mühim bir durum anlatır. Muratyan, bir Rus prensesinin pahalı küpelerini almak için prensesin kaldığı yere gider, parayı verir ancak otelden ayrılacağı sırada darp edilir ve küpeler kendisinden çalınır. Şerlok Holmes bu olayı araştırmaya başlar. Tabiki rakibi bellidir.

İmdat: Mehmet Rıza yatağına yatmış uykusundayken telefon çalar. Arayan Altunyan Hanından, Mısırlı İsmail Paşa torunlarının yazıhanesi katibidir. Elinin ayağının bağlı olduğunu  yazıhanenin soyulduğunu, zor durumda dişleri ile telefon numarasını çevirdiğini derhal gelmesi gerektiğini söyler. Mehmet Rıza, Şerlok Holmes ve Dr Vatson’u da çağırarak Mısırlı İsmail Paşa torunlarının yazıhanesine giderler. Ancak düşündükleri gibi bir durum yoktur. Geriye dönerler ve Mehmet Rıza’nın evinde bir kahve içerler. Bir süre sonra bir telefon daha gelir, aynı adam aynı yerde zor durumda olduğunu söyler. Üç hafiye, tekrar hana gider, ancak bekçiler onları hırsız diye suçlar. Anlarlar ki Cingöz adamları ile üç hafiyenin yerine geçmiş ve yazıhaneyi soymuştur.

Han Baskını: Azaryan Han’ında zengin komisyoncu, Mektubizâde Faik Bey, büyük bir stok malı satışından sonra 126 bin lirayı almış ancak bankalar kapandığı için parayı yazıhanesindeki kasasına koymuştur. O sırada bir telefon gelir ve karşıdaki kişi karısının Kadıköy’de hastaneye yatırıldığını acele gelmesi gerektiğini söyler. Mektubizâde Faik Bey apar topar yazıhanesinden ayrılır ve Kadıköy iskelesine gider. Ardından katibi, yazıhane hizmetlisini, Mektubizâde Faik Bey aradı diye iskeleye gönderir. Ancak katip Cingöz’in adamıdır. Mektubizâde Faik Bey, hizmetlinin gelmesi üzerine bir oyun döndüğünü anlar ve polise haber verir. Cingöz ve elemanı ise handa kapalı kalır. Mehmet Rıza, Şerlok Holmes ve Dr. Vatson olayı araştırır. Ancak Cingöz ellerinden kurtulmayı yine başarır.

Yerin Dibinde Sesler: Mehmet Rıza gecenin bir saati, Şerlok Holmes ve Dr. Vatson’ı müdüriyete çağırır. Mehmet Rıza’nın yanında meşhur kuyumcu Vasilaki ve Ahmet Nail Paşa bulunmaktadır. Mehmet Rıza ikisini de taktim eder. Mesele ise şudur. Vasilaki’ye ince uzun bir adam gelir ve Ahmet Nail Paşa’nın kızı ile nişanlanacağını söyleyerek ondan bir mücevher alır. Ancak üzerinde para olmadığını evine kadar eşlik ederlerse parayı vereceğini söyler. Vasilaki, Ahmet Nail Paşa’yı arayarak teyid alır. Bunun üzerine, oğlunu bu adam ile gönderir ancak oğlundan bir daha haber alamaz.

Ateşten Gözler: Cingöz gazetede bir haber okur. Fatma Nine adında bir kadın polise müracaat etmiş ve kırmızı gözlü şeytanların evine geldiğini ve altınlarını istediğini söylemiştir. Cingöz bu durumu merak eder ve araştırmaya başlar. Merakı kadının altınları ve bu şeytan kılığındaki adamdır. Kadının evine gider ve altınları bulur. Şaytanı görmek için de gizlenir. Bu sırada Mehmet Rıza, Şerlok Holmes ve Dr Vatson’da incelemek için olay yerine gelir. Cingöz yine yakalanma arifesindedir.

Al Kanlar İçinde: Cingöz, Düyunu Umumiye’nin kasasını soymaya niyetlenir. Tatil olduğu saatler içerisinde Düyunu Umumiye’ye girer ve bir köşeye saklanır. Akşam vakti tüm bekçilerin, yemek saatinde yardımcısı ile birlikte büyük kasa dairesinin kapısını açar ve içeri girer. Paraları çantasına doldurur. Ancak o sırada bekçilerden biri yemeğini erken bitirince Cingöz telaşla kapıyı kapatır. Ancak kapının içeriden açılmadığına dikkat etmez. Kalın ve korunaklı odanın içinde kalmışlardı. Cingöz nasıl kurtulacağını hesap etmektedir ancak çıkış yolu yok gibi gözükmektedir.

Barkod : 9789944148467
Boyut : 14×20 cm

Sayfa Sayısı : 117
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : 2008
Baskı : 4
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2.Hamur
Dili : Türkçe

Elmaslar İçinde: Cingöz Recai 3 – Server Bedi / Peyami Safa

Cingöz Recai serisinin üçüncü kiatbı Elmaslar içinde. bu kitapta da Tiyatro Baskını’nda olduğu gibi kısa hikayeler mevcut. Bu kısa hikeyeler eşliğinde ana akrakterleri daha iyi tanıyoruz. Hikayeleri okurken bu seri neden dizi olmuyor diye düşünmüyor değilim.

 

Kitaptaki kısa hikayeler ve ufak açıklamaları ise şöyle:

 

Elmaslar İçinde: Cingöz Recai bir oyun ederek kendi halinde tüccar Mösyö Aharonyan’ı kaçırır. Ancak Mösyö Aharonyan çok zengin biri de değildir. Onu kaçırma sebebi Mösyö Aharonyan’ın evinin altında kuyumcu dükkanı olmasıdır. Cingöz düşünmüş taşınmış, kuyumcu dükkanına girmek için Mösyö Aharonyan’ın evinden bir delik açmanın daha iyi olacağını bulmuştur. Tabi aksilikler yine yakasını bırakmaz.

 

Cingöz Tehlikede: Mehmet Rıza son görevini de başarılı bir şekilde tamamlamış, gazetelerde methiyeleri de okumuştur. Evde kendisine bir balo davetiyesinin geldiğini görür. Pera Palas’taki bu partiye katılarak üzerindeki yorgunluğu atmayı düşünür. Balo salonuna girer. İstanbul’un tüm tanınmış, zengin kişileri oradadır. Mehmet Rıza, davetliler arasında Cingöz Recai’yi de görür. Mehmet Rıza onu yakalamak için hazırlık yaptığında Cingöz yanına sokulur ve onla sohbete başlar. Tabi iki arkadaş, iki düşman arasında kovalamaca başlar.

 

Nazar Boncuğu: Cingöz Recai bildi oyununu yine tekrarlar. Sinema salonunda gözüne kestirdiği mücevherin yanında tüm locaları satın alır. İkinci perdenin başlarında adamları göz diktikleri mücevherlerin olduğu locadaki beyi çağırır ve onu uzaklaştırır. Cingöz ise locaya girerek kadını bayıltır. Ancak Cingöz’ün adamı, loca sahibi beyin el bağlarını düzgün yapamayınca iş üstünde adam çıkar gelir. Olay yerine Mehmet Rıza çağrılır. Cingöz ile yine yüz yüze gelirler.

 

Yangın Yerinde: Mahmut Bey, Fatih’te oturmaktadır. Zengin olduğu kadar da bir o kadar cimridir. Üzerinde çok para taşımaz. Fatih’te kimsenin pek uğramadığı yangın yerinden geçerken yanına bir kaç adam yaklaşır. Bunlar Cingöz’in adamlarıdır. Nitekim Mahmut Bey’i kaçırırlar. Cingöz Mahmut Bey’in evine girer ve karısını yakalar. Amacı kasayı bulmaktadır. Yardımcısına teslim ettiği kadın ise kaçar ve ortalığı ayağa kaldırır. Polisler eve gelir. Cingöz ve adamı evin içinde sıkışırlar.

 

Alevlerden Sonra: Cingöz Recai, Harbiye’de, Nişantaşı Caddesinde büyük bir ev alır ve burada yabancı bir doktor ismiyle kalır. Burada ev alma amacı Yunanlı olan yan komşusunun antika meraklısı olması ve elinde çok kıymetli bir vazı olmasıdır. Cingöz vazoyu çalmak için kendi evini ateşe verir. Evler boşaltılırken de vazoyu zimmetine geçirir. Ancak vazonun çalındığı anlaşılınca Mehmet Rıza’ya haber verilir. Mehmet Rıza bu işin Cingöz Recai tarafından yapıldığını anlar hatta olay yerine dönen Cingöz’ü tanır ve iki rakip arasında kovalamaca başlar.

 

Yayın Yılı: 2012
Kitap Kağıdı
176 sayfa
13,5×21 cm
Karton Kapak
ISBN:6051311050
Dili: TÜRKÇE

 

Tiyatro Baskını : Cingöz Recai 2 – Server Bedi / Peyami Safa

 

 

Cingöz Recai serisinin ikinci kitabı Tiyatro Baskını. İlk kitap Arsen Lüpen İstanbul’da dan biraz farklı bu kitap. Çünkü bu kitapta, Cingöz Recai ile ilgili bir çok hikaye var. Ancak kitap ağırlıklı olarak Cingöz Recai’den bahsetmekte Mehmet Rıza’ya pek yer verilmemekte. Peyami Safa bu hikayelerde pek fazla ayrıntıya girmemiş ve hikayeleri direkt vermiş. Bu da hikayelerin bir solukta okunmasına sebep oluyor.

Kitaptaki hikaye sıralaması ve konuları ise şöyle:

 

1. Tiyatro Baskını: Cingöz Recai Tepebaşı Tiyatrosundaki büyük müsamerede daha önceden takip ettiği bir kadının gerdanlığını çalmaya uğraşıyor. Muvaffak oluyor da ancak adamlarından biri kadının kocasının ellerini sıkı bağlayamayınca Cingöz Recai zor zamanlar geçiriyor.

2. Tütüncünün Ölümü: Tütüncü Abbas Efendi, tek başına yaşayan bekar ve zengin bir adamdır. İşten eve evden işe gidip gelmektedir. Evinde de hiç bir yardımcısı yoktur. Arada ziyaretine kardeşinin oğlu gelmektedir. Bir gün Abbas Efendi ölü bulunur ve Mehmet Rıza ölümü araştırmaya gider. Tüm gazeteler olayı Cingöz Recai’ye yüklerler. Ancak Mehmet Rıza’da bu işi Cİngöz’ün yapmadığını bilir.

 

3. Japon Masası: Kadıköy’de Mühürdar sahili köşklerinden birinde Muhtar Şadi isminde zengin bir adam yaşamaktadır. Bu adama ait çok eski kıymetli bir Japon Masası bulunmaktadır. Bir çok koleksiyoncu bu masaya talip olur ancak Şadi Efendi bu masayı kimseye satmaz. Günün birinde kapısı çalınır ve bir adam gelir. Bu kişi Cingöz Recai’dir ve Şadi Efendi’ye masasını bir buçuk saat içinde çalacağını söyler. Tabi Şadi Efendi durumu hemen Mehmet Rıza’ya haber verir.

 

4. Aynalı Dolap: Beyoğlu’nun bilinen zengin Rum iş adamlarından biri bir gün Mehmet Rızayı arar ve yatak odalarından eşinin gerdanlığının çalındığını söyler. Hikayeyi dinleyen Mehmet Rıza bu işin ucunda Cingöz Recai’nin olduğunu tahmin eder ve olayı araştırmaya gider. Düşüncelerinde şaşırmamıştır da. Ancak Cingöz ile ilginç bir şekilde karşılaşır.

 

5. Son Muvaffakıyet: Cingöz Recai hanımı Mebrûke ile birlikte Sultan hamamda büyük bir kumaş mağzasından çıkarlar. Mebrûke, Cüngöz’e hırsızlık planlarını nasıl yaptığını ve bu mağazayı soyup soyamayacağını sorar. Cingöz mağazayı inceler ve soyabileceğini söyler. Kendi bakış açısıyla planını anlatır. Bir kaç gün sonra planını uygulamaya sokar. Mağazanın sahibi Ermeni tüccar Zaven Efendi’nin yerine geçer ve onun mührü ile paraları yavaş yavaş çeker. Ancak Zeven Efendi’nin çalışanları bu durumu anlar ve Mehmet Rıza’ya haber verir. Mehmet Rıza ise derhal önlem alarak Cingöz’ü yakalamaya çalışır. Ancak Cingöz de kolay lokma değildir.

 

6- Anadolu Kavağı’nda Bir Cinayet: Birinci Cihan Savaşı zenginlerinden Hüsnü Bey, çalma çırpma işlerinden elini yağını çekmiş ve köşküne yerleşmiştir. Hüsnü Bey çok zengin olmasına rağmen bir o kadar da zengindir. Yaşlılık merakı olarak ta damaya merak sarmıştır. Kendisi gibi damayı seven bir adamla da ahbap olmuştur. Adam bir kaç günde bir Hüsnü Bey’in davetine istinaden konağına gelir. Hüsnü Bey’in tüm ısrarlarına rağmen de onda kalmaz. Bir gün kaldığında ise konağa hırsız girer ve bu hırsızlar Hüsnü Bey’i öldürür. Hırsızlık, Cingöz Recai’nin işi gibi gözükmektedir ancak cinayet onun işi değildir. Mehmet Rıza işi takip eder ve olayı çözer. Bu işin altında da Cingöz Recai vardır ancak adamı öldüren o değildir. Hatta bu hikaye sonunda Cingöz yakalanır bile.

Kısa ve hızlıca okunabilecek hikayelerden oluşuyor Tiyatro Baskını. Okuyun derim ben.

 

Barkod : 9789944148511

Boyut : 135-195

Sayfa Sayısı : 220
Basım Tarihi : 2009
Kapak Türü : Karton
Kağıt Türü : 3. Hamur
Dili : Türkçe
Yayın Evi: Alkım

 

Arsen Lüpen İstanbul’da : Cingöz Recai 1 – Server Bedi / Peyami Safa

 

 

Şimdi bu kitaba nasıl başlamalıdır düşünceler içerisindeyim. Arsen Lüpen’i tanımayan yoktur. Tabi Cingöz Recai’yi de (yeni nesil ne kadar tanıyor bilmiyorum açıkçası). Alkım’da serinin fiyatlarının düştüğünü görünce (1 TL) dayanamayıp olan kitapları aldım. Peyami Safa’nın kendi adı ile yazdığı tüm kitapları okumuştum ancak bu isimle kaleme aldığı kitaplar dan (ki buna Cingöz Recai serisi de dahil), pek fazla okumamıştım. Kısmen bu güneymiş.

 

Gelelim kitaba. Giriş cümlesini “Olaylar… olaylar…” diye başlatsam eminim gereksiz cümle kurmuş olmama. Kitabın ilk satırlarında sonunun ne olacağının belli olmadığı bir hikayenin içerisine dalıyorsunuz. Dünyanın en tanınmış hırsızı Arsen Lüpen Türkiye’ye geliyor. Bu da yetmezmiş gibi tam o sırada genç bir kız duvara diri diri gömülüyor. Mesleğinden ayrılmış ancak kendini polislikten kurtaramamış Mehmet Rıza kızı daha gün ağarmadan kısa süre zarfında buluyor ancak kız dayanamayarak ölmüş. Kızın kimliğini tespit ediyor. Öyle ki kısın evinde, kardeşi de delirmiş. Mehmet Rıza katili tespit etmeye çalışıyor. Acaba Arsen Lüpen olabilir mi diye.

 

Bu arada Arsen Lüpen tüm polis teşkilatı ile alay ederek, herkesin gözü önünde akıllıca bir oyunla bir gerdanlık soyuyor. Tüm bu olan bitene seyirci kalmak istemeyen Cingöz Recai ise olaya kendisini dahil etmek için araştırmalara başlıyor. Mehmet Rıza ile bağlantıya geçiyor. Bu sırada Mehmet Rıza bu iki hırsızla uğraşırken bir bir başka suçluyla da uğraşmak zorunda kalıyor. Birde işin içerisinde uyuşturucu tacirliği var.

 

Akıllıca bir kurgu var kitapta. Ne olacak diye merak ediyorsunuz. Hatta finale doğru olan biten karşısında sesli tepki vermekten de alı koyamıyorsunuz kendinizi. Eğer okumadıysanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. En azından kitap o dönemin İstanbul’unun aynası oluyor ve ne kadar çok şeyin değiştiğine tanık oluyoruz. İnsan ister istemez “gelişiyor muyuz, özgürleşiyor muyuz?1 diye soruyor kendine.

 

Kitap Arkası

Cingöz Recai, Avrupa’da bile tanınmış bir Türk Robin Hood’u… Kurnaz, zeki, yakışıklı ve girdiği aşırı risklerle alışılmışın dışında bir hırsız karakteri…

 

Mehmet Rıza ise, Cingöz Recai’yi yakalamak için gece gündüz uğraşan cefakar bir polis komiseri…

 

Hırsız-polis arasında oynanan o bilinen kovalamaca, Cingöz Recai’nin Mehmet Rıza ile dostça bir ilişki kurmak için olmadık tehlikelere girmesiyle bambaşka bir şekle bürünüyor.

 

Hikayeler, kimi zaman bir başka Türk komiserinin, kimi zamansa Arsen Lüpen’in ya da Sherlock Holmes’ün varlıklarıyla renkleniyor.

 

Yayın Yılı: 2009
296 sayfa
3. Hm. Kağıt
13,5×19,5 cm
Karton Kapak
ISBN:9944148481
Yayın Evi:Alkım