The Master / Usta

Senarist ve yönetmen Paul Thomas Anderson  film geçmişine baktığımda aklımda kalan Magnolia filmi. Tabi filmi izlememin üzerinden yıllar geçtiği için çok fazla ayrıntı  hatırlamıyorum film hakkında. Demek ki benim için etkili bir konu değilmiş. Bu film biraz daha etkili bir konu diyebilirim. Bunun sebebi de hikayenin gerçekle alakası olması. Alaka sebebi ise son dönemlerde ünlülerin de aralarında yer aldığını duyduğumuz Scientology Tarikatının kuruluşunu anlatıyor. Tabi bu anlatım direkt kuruluş yönünden değilde bir karakterin üzerinden yapılmış. Bu karakterde Freddie Quell. Freddie Quell sorunlu ve bağımlı biridir. Bunun geçmişi ve ailesi ile bağlantısı vardır. 2. Dünya Savaşından sonra geriye dönmüş çeşitli işlerde çalışmış ancak hiç birinde başarılı olamamış ve kovulmuştur. Bir süre sokaklarda yaşamıştır. Ancak buradan da yaptığı garip içkiler neticesinde birinin öldürülmesi sebebi ile kaçmıştır. Bu esnada deniz kenarında ayrılmakta olan bir gemi bulur ve buraya gizlice girer.

The Hunger Games: Catching Fire

Başarılı bulmadığım devam filmleri arasında The Hunger Games: Catching Fire’da var. İlk film olan The Hunger Games‘te de bazı sorunlar olduğunu ve başarılı bir oyuarlama olmadığını belirtmiştim. Hikayede oldukça fazla eksiklikler vardı. Bu eksikliklerin üstüne The Hunger Games: Catching Fire’da bir şeyle inşa etmeye çalışmış ama bu inşa çalışmasında da bir çok havada şey var. Yani pek mantık yürüyemiyorsunuz. Bu filmde de yönetmen değişikliği yaşanmış. İlk filmde hem senaryoya katkısı olan hemde yönetmenlik koltuğunda oturan Gary Rose bu filmde yok. Yerine Constantine ve I Am Legend gibi filmlerden tanıdığımız Francis Lawrence oturmuş yönetmen koltuğuna. Bu iki filmde de gördüğümüz yönetim dağınıklığının The Hunger Games: Catching Fire’e de ekti ettiğini görüyoruz.

Mary and Max

Adam Elliot’un yazıp yönettiği güzel bir animasyon filmi Mary and Max. Film bir nevi işkence yöntemi olarak tabir edeceğimiz stopmotion tekniği kullanarak çekilmiş. Velhasıl bu insanlar sabırlı insanlar lakin biz izleyici olarak bu kadar sabırlı olamıyoruz. Bu göndermeyi de bazı sitelerde okuduğum yorumlar için yapayım dedim. Eh iyiden iyiye tüketim toplumu olduk bir an önce hızlı, hareketli şeyler tüketelim ki bir yenisi daha çabuk gelsin… Animasyon karakter ve renkler bakımında. Artık animasyonlarda yavaş yavaş sosyal olaylara el atmaya başladı ancak bunu genelde Avusturalyalı animasyonlarda görüyoruz. Mary and Max bunun başarılı bir örneği. Bu ismi ilk duyduğumda bir aşk bekliyordum. Karşıma aşk çıkmadı ama beni karşılayan aşktan daha ötesi oldu. Max 44 yaşında asosyal ve obez Amerika’da yaşayan bir adamdır. Mary ise 7 yaşında Avustralya yaşayan bir kızdır. Mary’nin ailesi biraz tutucudur. Kendisini güzel olarak görmemektedir. Aklında Amerika’da yaşayanların orada bulunanlardan daha iyi olacağını düşünmektedir. Bu sebepten dolayı bir gün bu …

Back to Top