Etiket arşivi: Philippa Boyens

The Hobbit: The Battle of the Five Armies

İlk iki filmi IMAX’de izlemiştim. Bu film için de IMAX planları yeni çıktığını gördüğüm ses sistemi Dolby Atmos’u bu kez tercih olarak kullandım. Bu vesile ile Dolby Atmos’u da bu test etmiş olacaktım. Aslında ben pek bir fark alamadım seste. Benden midir izlediğim salondan mıdır bilmedim. Bu sırada filmi Özdilek Park CineTime sinemalarında izlediğimi belirtmek isterim. Temiz güzel bir salondu. Koltuk düzeni biraz perdeyi görmeyi engellese de rahattı. Perde salona göre küçük kalıyordu kanımca. Biraz daha büyük bir perde daha iyi iş görürdü. He zaman olduğu gibi bilinçsiz izleyicilerde mevcuttu filmde. Film ortasında geyik yapanları mı ararsınız, cep telefonu ile konuşanları mı, şapır şupur yeyip içenleri mi? Biz bilmiyoruz bu işi arkadaş. Seyircimiz daha olmamış, Türk sinemamız nasıl olsun. Neyse. Okumaya devam et

The Hobbit: The Desolation of Smaug

Hobbit’i arık IMAX’de izlemek görev oldu hal böyle olunca ve Türkiye’de IMAX salon sayısı az olunca yer bulmak biraz zordu. Neyse ki İstanbul’a ikinci bir IMAX salonu açılmış. Kendisi aslında İsatanbul’un bir ucu olan Marmara Park’ta. Tabi ben filmi IMAX 3D izlemek için kıvransam da ilk Hobbit yazımda belirttiğim gibi düşünmüyorum artık. Filmlerin çoğu derinlik hissi vererek çekiliyor. Yani önümüzde uçuşan şeyler pek yok. Bu da açıkçası beni ilk test gösterimindeki IMAX demosu gibi tatmin etmiyor. Bu arada Hobbit ile birlikte yeni bir teknoloji ile de tanıştık bunun adı da HFR, diğerinden farkı ise 48 fps kare hızı olması. Tabi nedir ne değildir bu şekilde izlediğim bir film yazısında açıklama yapacağım. Şimdi gelelim The Hobbit: The Desolation of Smaug’a yani,Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları’na.
Okumaya devam et

The Hobbit: An Unexpected Journey

Sonunda Hobbit’i izleme fırsatı buldum. Tabi bu fırsatı daha önce de yakalayabilirdim ama birazda filmi IMAX 3D izlemek isteyince yer bulmak biraz zor oluyordu. Aslında şimdi düşünüyorum IMAX 3D bana ne verdi? Sanki bizim IMAX olayımızda bir eksiklik var. Tabi bunu yurt dışında bir IMAX filme gidersem anlayabileceğim. Bana verdiği ise dev ekranda filmi izleme zevkiydi. Ancak filmi izlediğim İstinye Park sinemalarında bir yerleşim sorunu olduğunu düşünüyorum. Neyse filme dönelim.

Tabi Lord Of The Rings’ten sonra herkes gibi benimde çok fazla beklentim vardı filmden. Ancak o bilindik giriş ve müzikler kulağıma takılınca film hakkında ilk düşüncem Lord Of The Rings’in gerisinde ve etkisinde kalacağı oldu. Bunda yanılmadım da. Peter Jackson pek riske girmeyerek yeni şeyler denemeye çalışamadan, Lord Of The Rings arkasından giden bir film olarak çıktı karşıma. Hatta müzikler bile Lord Of The Rings’i hatırlatıyordu.

Okumaya devam et

The Lovely Bones / Cennetimden Bakarken

Aynı zamanda Oscar’a aday olan bir film The Lovely Bones. Yönetmen sevdiğimiz saydığımız artık kötü iş yapmayacağını kabullendiğimiz Peter Jackson. Tabi yapımcılardan biri de Spielberg. Film Alice Sebold‘un aynı adlı kitabından uyarlanmış. Kitabı okumadım ama gerçekten başarılı bir uyarlama olduğu zaten izlerken kendini belli ediyor.

Tabi film boyunca bana What Dreams May Come çağrışımı yaptı ama sonuçta hikaye aynı diyarlarda gezinince böyle çağrışımların olması gayet normal. Öncelikle belirtmeliyim ki hikayenin kurgulanışı ve oyunculuk gayet başarılı. Film durağan ilerlemesine rağmen görsellik ve işleyiş merak uyandırıyor. Hikaye başarılı bir şekilde gizlenmiş.

Film 14 yaşındaki Susie Salmoon’un bize seslenmesi ile başlıyor ve anlıyoruz ki Susie ölmüş ve başından geçenleri anlatıyor. Yıl 1973, Susie okul dönüşü, bir katil tarafından kaçırılıyor ve öldürülüyor. Su tarihten sonra Susie’nin sesinin deldiği dünyayı da görmeye başlıyoruz. İki dünya arasına sıkışmış bir dünyadır bu anlaşılan o ki tamamlanmayan işini tamamlamaya çalışacaktır.

Susie kendi dünyasından gerçek yaşamda olup biteni izler. Katili hala bulunmamıştır ve bu dünyasının ailesi ile ortak bağı olduğunu keşfeder. Bir şekilde onlarla iletişim kurar ancak tabi beklediğimiz gibi gelişmemektedir film..

Son yirmi dakikasında filmin finali hakkında yada katilin yakalanıp yakalanmayacağı hakkında endişeli ve meraklı bir bekleyiş sarıyor bizi. Ancak filmin akışında herhangi bir hızlanma olmuyor. Bu durum biraz rahatsız etti beni. Ama final başarılı olmuş. Oyunculuk ise gerçekten güzel. Zaten tanıdık sevdik yüzleri görmek beni sevindirdi.

Festivalin en iyi filmlerinden birisi Cennetimden Bakarken. Bence Oscar içinde en büyük aday…

Yönetmen: Peter Jackson

Senaryo: Fran Walsh, Philippa Boyens, Peter Jackson, Alice Sebold (kitap)

Oyuncular:

Rachel Weisz Abigail Salmon
Mark Wahlberg Jack Salmon
Saoirse Ronan Susie Salmon
Stanley Tucci George Harvey
Jake Abel Brian Nelson
Susan Sarandon Grandma Lynn
Michael Imperioli Len Fenerman
Reece Ritchie Ray Singh

Linkler:

www.lovelybones.com/

http://2010.ifistanbul.com/tr/Movie/the-lovely-bones

http://www.sinemalar.com/film/20543/Cennetimden-Bakarken/

http://beyazperde.mynet.com/film.asp?id=4709

http://www.imdb.com/title/tt0380510/