üç film birden: Once Upon a Time… In Hollywood, The Irishman, Doctor Sleep

Bir de bakmışım uzun zamandır filmler ile ilgili bir şey yazmamışım. E tabi kitaplar nerede diye sorabilirsiniz ama onu da yazıyorum. (Burada kelime oyunu yapmış olabilirim.) Hal böyleyken bende senenin çok konuşulan üç filminden hazır sene sonu da yaklaşmışken bahsedeyim dedim. Öyle derin analizler, tarihe atıflar ya da şekillendirmeceler (ne demekse?) olmayacak bu yazıda. Sadece hissettiklerimi ve içimden geçenleri yazacağım. Zaten gecikmeli gelen yazının sonunun da geleceğini düşünüyorum. O zaman bir ilki deneyeyim ve hemen sayfanın en altına yakın Pages linklerine göndereyim sizi.

From Dusk Till Dawn: The Series

1996 senesinde Quentin Tarantino ve Robert Rodriguez‘in vizyona soktukları Robert Kurtzman ‘ın hikayesinden uyarlanan From Dusk Till Dawn’nın dizi uyarlaması karşımızda. Filmde olduğu gibi dizinin de senaristleri arasında Quentin Tarantino, Robert Rodriguez ve Robert Kurtzman var. Tabi bu durum ister istemez beklentiyi yükseltiyor. Robert Rodriguez’in de dizinin ilk bölümlerini yönettiğini düşünürsek beklenti alıp başını gidiyor. Zaten diziyi izlemeye başlamadan önce kadroya bir baktım. İyi bir filmin ardından saçma bir dizinin çekilmesi gerçekten hiç olmazdı. Zaten dizi de Miramax yapımcılığında ekrana geliyor. Bu Miramax’ın ilk dizisi umut ediyorum ki devamı da gelecektir. Dizinin hikayesi de filmle paralel ilerliyor. İlk sezon Gecko kardeşlerin soygununu ve sınırdaki bara gelmelerine kadar olan bölümleri işledik. Senaryoda Tarantino parmağı olduğu belli diyaloglardan bunu anlıyoruz. Tabi tüm filmdeki ana hikayenin yanı sıra diziye yeni hikayeler de eklenmiş. Her bir karakterin geçmişine daha fazla zaman ayrılmış. Buna ek olarak dizide bardan sonrası bar içinde olup bitenlerde var.

Django Unchained

2013 Oscar ödüllerinde En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödüllerini kazanan Quentin Tatantino’nun 2012 yapımı filmi Django Unchained. Filmin senaryosunun süresinin daha uzun olduğu rivayet edilse de, filmin süresi 165 dakika. Ancak bu süreye rağmen Tarantino yine izleyiciyi sıkmamayı başararak ekrana kitlemeyi başarıyor. Aslında film hakkında çok fazla şey söylemeye gerek yok. Filmin her dakikasında bir Tarantino klasiği olduğunu anlıyorsunuz. Filmin ortasında bile denk gelseniz bu Tarantino filmi diyebilirsiniz. Gerek ilk dakikalardaki jenerik yazısı fontundan, gerekse kullanılan müziklerden, sahnede fışkıran kanlara kadar film tam anlamıyla kendisini belli ediyor.

Inglourious Basterds

Quentinn Tarantino’nun yılan hikayesine dönmüş senaryosunun hayat bulmuş hali Inglourious Basterds. Bu hayat bulma 2009 yılında oluyor ancak filmin hikayesi daha da eskilere dayanıyor. Yine bir intikam filmi karşımızda, ancak bu kez zaman mekan ve yaşananlar toplumsal olaylardan esinlenmiş. Film Nazi dönemini anlatıyor. Naziler Fransa’ya girmişler ve buradaki Yahudileri toparlamaya başlamışlardır Bu sırada Amerikalılar’da Yahudilerden oluşan özel bir intikam timi kurarlar ve bu time de Nazi avlamaya başlar. Naziler onlardan korkuyla bahsederken bu arada ailesi onlar tarafından katledilmiş bir Yahudi kızı da intikam planı yapmaktadır. Filmin kurgusu ustalıkla yapılmış. Bölümler arasındaki neden sonuçlar hikayenin gelişiminde oldukça etkili. Aynı şekilde ustaca yazılmış diyaloglar, uzun olmalarına rağmen insanı bağlıyor ve hikaye gelişimi bu diyaloglara göre şekilleniyor. Karakterlerin toplumsal çıkardan çok kendi çıkarlarını kolladığını görüyoruz. Aldo Raine karakteri Nazi avına çıkarken bunu bir av olarak düşündüğü hissettiriliyor bize. Yine finalde, Hans Landa karakterinin kendi çıkarı için ülkesini satması bu şekilde değerlendirilebilir. Filmde kendisi için bir şey yapmayan bir karakter var ise az ve öz görünen Marcel karakteri. …

Back to Top