+1

Yunan asıllı yönetmen Dennis Iliadis‘i Hardcore filmi ile beğendiğimi söylemiştim. Aynı yazıda Last House On The Left‘in yeniden çevriminden sonra yönetmene Holywood’un pek yaramadığını da söylemiştim. Hal böyle olunca yönetmenin ikinci Hollywood filmini sonunda izlemek nasip oldu. Sonunda diyorum uzun zamandır gözüme ilişen filmler arasındaydı +1. Evet aslında bu film de değişik konu olarak özgün ama olmamış bir film. Neden olmamış sorusuna film tür olarak ne olması gerektiğini bilememiş yanıtı verebilirim. Continue reading “+1”

The Purge

Senarist ve yönetmen ‘nun ikinci filmi olma özelliğine sahip film The Purge. Öyle ki başarılı bir konu var karşımızda. Bu olumlu eleştirileri yönetmen de duymuş olacak ki filmin ikincisini çekmeye niyetlenmiş. Umuyorum ikinci film de ilk film gibi bir etki bırakmaz izleyenin üzerinde. Bu kez senaryoyu iyi oturtması lazım. Aksi taktirde film silinip gidecektir belleklerden.

Film Türkiye’de “Arınma Gecesi” adıyla gösterime girmiş. Konu olarak baktığımızda aslında ilgi çekici orijinal ve cezbedici. Eğer filmi hakkında hiç bir şey okumadan izliyorsanız, film sonunda bir çok izleyenin yorumunu yaptığı şekilde sizde aynı yorumu yapacaksınız: Konu çok güzel ama olmamış. Eğer hakkında bir şeyler okuyup izliyorsanız bu da beklentinizi yükselteceği için yine olmamış diyeceksiniz. Her halükarda olmamış bir film var karşımızda. Ancak hikayenin özgünlüğü de onu ayrı bir yere koymamızı sağlıyor.

Continue reading “The Purge”

Sanctum

Aslında suç bende, filmin afişinde “Titanik ve Avatar filmlerinin yaratıcısı”ndan yazısını gördükten sonra film hakkında pek bir inceleme yapmadım. Zaten sinemada izleyeceğim filmleri de pek kurcalamam ya neyse. Ama ulusal kanallarımızdan birinde yayınlanan Cameron röportajı beklentileri de biraz üst seviyeye çıkartmıştı bende… Ah aslında filmlerden pek bir şey beklemem ama ne olduysa bana.

Neyse filme gittik oturduk. 3D teknolojisi artık her yerde kendisini gösteriyor. Bunların iyisini de izledik kötüsünü de hatta hatırlarım ki James Cameron böyle her 3D film çekene de çatmış kullandığı teknolojileri ve gerçekliğini eleştirmişti. Şimdi ise bu filmde ben Cameron’u tükürdüğünü yalar buldum. Evet Avatar 3Dkonusunda geçekten başarılıydı ancak James Cameron adı altında sadece reklam yapan bir film . Filmi izlerken ve çıktığımda zamanında Kısa Fİlmci arkadaşlar ile tartıştığımız bir konu geldi aklıma. Bir filmin iyi olması için görselliğin mi iyi olması gerekli yoksa konunun mu? Ben konunun / kurgunun iyi olması taraftarıydım, nitekim bu bana tekrar haklı olduğumu kanıtladı.

Peki filmdeki görsellik çok mu iyiydi soranlar olabilir. Hayır aslında o da yoktu. Earth belgeselinden daha farklı görüntüler yoktu 3D olmasına rağmen. Üzerine konana küçük dramatik aile hikayesi, gücü elinde tutma hikayeleri aslında bildiğimiz klasik şeyleri veriyordu bize. Gördüklerimiz zaten televizyonların erken yada geç saatlerde klasik macera filmlerinin ötesine geçmiyor. Ah bir terk fark var o  ucuz filmlerde güzel kızlar bol miktarda var.

Filmde 3D derinlik olarak kullanılmış. Zaten böyle bir filme en yakışır da buydu. Ancak sinemada filmi izlerken 3D’nin farkına varmak için bir şeylerin gözümüze gözümüze gelmesi gerekmekte. Aksi taktide bundan pek bir şey anlamıyoruz. Aslında bu filmin 3D çekilmesi filme reklamdan başka bir şey katmamış. Pekala 2D olarakta çekilir ancak bu kadar gişesi olmazdı. Filmin gişe yapmasının tek sebebi 3D ve Cameron ismi.

Oyunculuklara gelirsek aslında onlarda çok iyi değil. Burada oyunculuklar kötü de demeyeceğim. Aklımıza kazınan bir karakter yok Filmin tek sağlam karakteri, Frank ve hikayede onun üzerinde dönüyor. Zaten kendini bu keşiflere adamış, karizmatik olması da şart. Dünyanın en derin mağarasına yapılan keşif yolculuğunu anlatıyor film. Gerçek bir hikayeden uyarlama. Zaten filmin başında da bunu belirtiyor ancak olan bitenler tamamıyla kurgu.

Filmde ise bir baba oğlun ilişkilerini ve kurtulma mücadelesini görüyoruz. Belirttiğim gibi klasik bir konu, klasik bir macera filmi kapımızda. Filmin en önemli özelliği ise mekanlarda animasyonun kullanılmaması. Ancak belirttiğim gibi film 3D olmasa da olurmuş. Ancak o zaman filmin reklamı olmazmış. İzlenilebilir bir film. Ancak sinemaya gidip 3D olsun diye uğraşılacak bir film de değil.

Yönetmen: Alister Grierson

Senaryo:

John Garvin – Senaryo

Andrew Wight– Hikaye

Oyuncular:

Richard Roxburgh Frank
Ioan Gruffudd Carl
Rhys Wakefield Josh
Alice Parkinson Victoria
Dan Wyllie Crazy George
Christopher Baker J.D.

Linkler:

http://www.sanctummovie.com/

http://www.imdb.com/title/tt0881320/