Secondhand Lions

Normalde sinema kanallarında da film izlerim. Her ne kadar tonlarca para dökmenize rağmen bu kanallar sürekli tekrar filmleri yayınlasa da (gerçi sürekli benim izlediklerim veriliyor nedense) arada böyle filmlerde çıkıyor içlerinden. Secondhand Lions’da onlardan biri. Filmin yönetmeni ve senaristi ise Tim McCanlies. Bu arada belirtmeliyim ki blogda eskisi gibi film yazmamaya karar verdim bir süre. Tabi bu kararı ne zaman uygulamaya başlarım bilmiyorum. Muhtemelen yazılması gerekenler listesinde bekleyen filmler bittiğinde. Tabi listeye yenileri eklenecektir ister istemez ama izleme yoğunluğunu düşürüp sayıyı azaltma amacım. Gerçi kimi kandırıyorum. FilmEkimi var önümüzde. Neyse…
Continue reading “Secondhand Lions”

The Road

 

 

Film Cormac McCarthy‘nin Pulitzer Ödüllü aynı isimdeki romanından uyarlanmış. 2009 yapımı post-apokaliptik dram filminin yönetmen koltuğunda ise John Hillcoat var. Film bir bir yol hikayesi ve bu yol hikayesi boyuca baba ve oğlun yaşam savaşına, daha doğrusu bir babanın yaşamı filizlendirmek amacıyla oğlunu korumasını anlatıyor.

 

Film fazla derinlere dalmadan, insana fazla beklenti yüklemeden yarattığı dünyaya izleyiciyi rahatlıkla sokuyor. Baba ve oğul karakteri arasında kötü ve iyi insanlar olarak, insanlar ayrılsa da aslında filmde iyi yada kötü karakter yok. Bütün insanlar hayatta kalmak için uğraşmaktalar. Aynı baba ve oğul karakterimizin olduğu gibi.

 

 

Film dünyanın neden bu hale geldiği konusunda ayrıntılı bir şey söylemiyor. Büyük bir felaketten sonra dünyada yiyecek bir şey kalamamış. Nüfusun yarısından fazlası ölmüş. İnsanlar ise artık birbirlerini yiyerek hayatta kalmaya başlamışlar. Baba ve oğul ise denize yakın yerlerde daha düzgün bir hayat olabileceğini düşünerek, o yöne doğru ilerlemektedir. Tabi bu arada başlarına gelen olayları görürüz.

 

Film başarılı bir atmosfer yaratmış. Bilmemiz gerekenden fazlasını vermeyerek insanda merak duygusunu körüklüyor. Film doğası gereğince fazla karamsar bir film. Öyle ki bu karamsarlık yer yer insanı sıkıyor. Ancak filmde karakterlere rahatlıkla empati kurabiliyorsunuz. Hem iyilerle hem kötülerle. Yani iyi saydıklarımız yada kötü saydıklarımızla.

 

 

Film öyle bir durumda yaşanabilecek bütün duyguları vermeyi başarıyor. Böyle bir dünyaya, bir annenin çocuk getirmek istememesini görürken, umudun varlığını da hissediyoruz. Ancak böyle bir durumda bile kadının tek başına aldığı ölüm kararı kötü insan olmamaya karşı alınana önlemi ve iradenin gücünü gösteriyor bize.

 

Filmin açıları, görüntüleri oldukça başarılı. Çok fazla ayrıntıyı verip insanın aklında yer alan sorulara daha fazla soru katmadan izleyiciyi içine çekiyor. Oyunculuklar ana karakterlerin olduğu kadar yan karakterlerinde oldukça başarılı. Film izlediğinizin, oyunculuk yapıldığının farkına varmıyorsunuz bile.

 

Film böyle başarılı bir şekilde ilerlerken final sahnesi en vurucu sahne olarak çıkıyor karşımıza. Film boyunca işlenen karamsarlık bir nebze olsun umuda yerini bırakırken akılda soru işaretleri bırakıyor, bu yeni bir dünyanın başlangıcı olabilir mi diye? Ancak eklemem de lazım ki böyle insanı içine çeken bir film için o atmosferle 111 dakika boyunca izleyiciyi yoğurmak yer yer dikkatin dağılmasına sebep oluyor. Keşke biraz daha kısa olsaymış. Birde anne ile konuşmalara yapılan geri dönüşlerin tam tutarlı olduğunu söyleyemeyeceğim. Biraz daha tutarlı ve az olabilirdi bu geri dönüşler.

 

 

Özet olarak, konusu, kurgusu, atmosferi, oyunculukları, müzikleri ile kesinlikle başarılı ve izlenmesi gereken bir film. Kitabı okumadım ama sanki başarılı bir uyarlama kokusu alıyorum filmde.

 

Yönetmen: John Hillcoat

 

Senaryo: Cormac McCarthy (kitap), Joe Penhall

 

Oyuncular:

Viggo Mortensen Baba
Kodi Smit-McPhee
Oğul
Robert Duvall
Yaşlı adam
Guy Pearce
Asker
Molly Parker
Kadın
Michael Kenneth WilliamsCharlize Theron ……
Hırsız
Anne

 

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0898367/

http://www.theroad-movie.com/