The Mortal Instruments: City of Bones

Fantastik film arayışıma afişi ile çare olan filmlerden biriydi The Mortal Instruments: City of Bones. Her zamanki gibi film hakkında hiç bir şey okumadan sadece afişe odaklı izledim filmi. Sonraki araştırmalarımda gördüm ki film ‘in aynı isimli roman uyarlamasıymış. Son dönem amerikadaki kadın yazarların böyle fantastik hikayeleri el atması oldukça dikkatimi çekti. Fantastiğin yanı sıra abuk sabuk “teen age” aşk hikayeleri benim canımı sıkıyor. Tabi haliyle bizim asil doğa üstü yaratıklarımız da garip bir hal alıyor. Neyse konuyu uzatmaya gerek yok.

Bu hikayede de bildiğimiz yaratıklar var. Cehennemden gelenler, vampirler, kurt adamlar vs… Şöyle bir baktığımda film bana iyi bir uyarlama olmadığını hissettirdi. Ne kurgu ne de hikayenin işlenişi iyi değildi. Eminim ki kitap daha ayrıntılı ve daha güzel anlatıyordur hikayeyi. Ben böyle düşünüyorsam kitabı okumayan biri olarak okuyanlar nasıl bir yorum yapmıştır bilmiyorum. Continue reading “The Mortal Instruments: City of Bones”

Cherrybomb

 

 

Misfits, izlediğim bir kaç film, dizi sonunda İngiliz gençliğindeki amaçsız boşlukları hissetmeye başlamıştım. Akabinde Cherrybomb’u da izleyince aslında İngiliz gençlerinin amaçsızlıklarını daha iyi anladım. Demek ki İngiltere gençliği son dönem dizi ve filmlerde gördüğümüz genç kriterlerine birebir uyuyor. Filmin baş rollerinde Robert Sheehan‘i görüyoruz. Burada ki karakteri de Misfits’de ki karakterine çok yakın ve biraz daha günümüz gerçeğine uygun. Robert Sheehan’e yine başarılı bir şekilde kıvırabileceği bir rol verilmiş ve Sheehan’de bu rolün altından başarıyla kalkmış.

 

Bir diğer başrol oyuncusu Rupert Grint‘i ise Harry Potter’dan tanıyoruz. Daniel Radcliffe’e oranla Rupert Grint’in daha başarılı bir oyuncu olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu filmdeki başarılı oyunculuğu da her şeyi ispatlıyor zaten. Film her ne kadar çok iyi oyunculuk gerektirmese de, oyuncular karakter yapılarına iyi bürünmüş.

 

 

Filmin anlı görüntüleri izleme zevkine zevk katıyor. Mekanlar fazla boğucu değil. James Nesbitt bu yine oyunculuğun altından başarılı bir şekilde kalkmış. Filmin en güzel yanı ise müzikleri. Güzel müzikler eşliğinde klip izliyormuş gibi hissettiriyor film. Filmin esas kızı her şeyin ana kaynağına geldiğimizde Sheehan ve Grint kadar başarılı bulmadım Kimberley Nixon‘ın oyunculuğunu filmde göze çarpan tek oyunculuk oydu.

 

Filmde oldukça basit bir hikaye işlenmiş. Filmin kurgusu ise biraz anlamsız. Bazı bölümlerdeki geçişler çok ani ve anlamsızca olmuş. Yer yer ne oldu demekten kendinizi alamıyorsunuz. Bu bağları birleştirmek için ise müzikler kullanılmış. Film iyi ve kötü ailenin çocuklarının bile bir kız yüzünden zıvanadan çıkabileceklerini ispat etmek istemiş film. Filmin başında iki karakterimizin dayak yemiş şekilde sorgudaki halini görüyoruz.  Bu da filmin sonunda mı başında mı olduğumuzu anlamamızı engelliyor. Sonra görüyoruz ki olanlar anlatılacak bize.

 

 

Malachy ve Luke iki yakın arkadaştır ancak bir o kadar da zıt ailelerden gelme zıt kişiliklere sahiptirler. Luke derslerinde başarılı düzgün bir ailesi olan çocuktur. Malachy ise uyuşturucu satıcısı ve bağımlısı olan bir babanın oğludur. Abisinin çalıştığı şirketin evlerinin birinde yaşamaktadır. Luke yaz tatilinde, Crilly’in işlettiği spor salonunda çalışmaktadır. Malachy ise onu sık sık ziyarete gider. Tatil sebebi ile Crilly’in kızı Michelle buraya gelir. Malachy ve Luke ise ilk seferde gördükleri Michelle’den hoşlanırlar ve onunla birlikte olmak için iddiaya girerler.

 

Michelle’in ise psikolojik sorunları vardır. İki arkadaşa adrenalin yaşamak için bu iki kardeşi birbirine düşürür ve onlarda küçük çaplı suçlar işlemelerini ister. İki arkadaş birbirlerini rakip gibi görerek kendilerini kıza ispat etmek için türlü oyun çevirirler. Tabi oyunların dozu giderek artar. Bir gün Crilly bu işe dur der ve kızını annesinin yanına göndermek ister. Son gece Michelle hem babasından intikam almak hem de iyi vakit geçirmek için spor salonuna izinsiz girerler ve büyük bir parti düzenlerler. Ancak sabahında Crilly onları yakalar ve olanlar olur.

 

 

Filmde Michelle’in psikolojik sorunları tam olarak yansıtılamamış. Daha çok iki arkadaşın çekişmeleri gibi duruyor film. İki arkadaşın ailelerine de film değiniyor ancak bu konuda da pek fazla ayrıntı verilmemiş. Özetle film insanı sıkmayan, kolayca vakit geçirten bir film. Çok şey beklememek lazım.

 

Yönetmen: Lisa Barros D’SaGlenn Leyburn

 

Senaryo: Daragh Carville

 

Oyuncular:

Rupert Grint
Malachy
Robert Sheehan
Luke
James Nesbitt
Crilly
Niamh Quinn
Donna
Kimberley Nixon
Michelle
Kathy Kiera Clarke
Emma

 

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1248971/

http://www.cherrybombmovie.net/

 

Season of the Witch

Dönem filmi olması, içinde cadı, büyü barınması sebebi ile izlediğim bir film Season of the Witch. Zaten bu gibi sebepler yada yönetmen faktörü olmasa Nicolas Cage filmlerine yaklaşacağımı pek düşünmüyorum. Nicolas Cage deyince hemen oyunculuğa dönmek istiyorum. Oyunculuk bildiğiniz Nicolas Cage oyunculuğu. Yüzündeki yıllardır aynı mimik.

Kostüm, görsellik çekim olarak film beni tatmin etti diyebilir miyim bilmiyorum. Ancak tutarsız senaryo ve kurgu filmden yer yer sıkılmamı sağladı. Aksiyon sahnelerinin az olması buna etkendi tabi. Film Trablus Seferi, Yüzyıl Savaşları, İzmir savaşı, Haçlı Seferleri gibi ilgi çekici bir şekilde giriş yapınca ister istemez izleyiciyi kendine çekiyor. Akabinde film bir din propagandasından öteye geçmiyor.

Behmen ve Felson sürekli beraber savaşan iki arkadaştırlar. Behmen bir gün genç bir kadını savaş esnasında öldürdüğünde ne için öldürdüğünü sorgulamaya başlar. Bu sorgulama sonunda Tanrı adına katılmış olduğu savaşların, aslında Kilisenin adına yapılmış olduğu savaşlar olduğunu anlar ve Felson ile birlikte ordudan kaçarlar.

Behmen ve Felson bir kasabaya gelirler. Kasaba cadılardan kaynaklandığı düşünülen veba ile boğuşmaktadır. Haçlı seferlerinden kaçtığı ortaya çıkan Behmen ve Felson kilise tarafından yakalanır. Kilise onlara iki seçenek sunar. Ya cezalandırılacaklardır yada zindanda tuttukları bir cadıyı başka bir yere nakledeceklerdir. Behmen ve Felson bunu kabul ederler ve yanlarına bir kaç kişi alarak gidecekleri yerin yolunu tutarlar.

Tabi bu yolculuk esnasında esrarlı bir ormana girerler ve burada başlarına gelenleri görürüz. Bu saatten sonra film artık klasik şeytan filmlerine döner. Karakterler üzerine oynanan psikolojik olaylar. Onlar bunlar… Tabi burada film için araç olan cadının iyi yada kötü olma durumunu değerlendiririz. Yolcuk sonunda istedikleri yere gelirler. Ancak görürüz ki zaten cadıda bu yere gelmek istemektedir.

İşte burada olaylar biraz karmaşık hal alıyor. Aslında kız cadı değildir onu içine bir iblis girmiştir. O klasik şeytan çıkarma filmlerinden tanıdığımız iblis. Behmen ve Felson iblisin yarattıkları be iblisle dövüşmeye başlar. Tabi em sona Behmen kalır. İblise kafa atar onu köşeye sıkıştırır. İblisi kanatlarından bıçakla duvara mıhlar.

Buraya gelmelerinin asıl sebebini de söylemek lazım. İblislerin cirit atması için onları yok eden Süleymanı’n Kitabı burada çoğaltılmaktadır. İblisin asıl olayı bu kitapları yok etmektir. Gerçi neden şövalyelerin gelmesini bekledi bir an önce tüm kopyaları yok etmedi o da ayrı bir konu. Gerçi film sonunda yine bir kitap kalıyor geriye.

Finalde Kay, Behmen’in köşeye sıkıştırdığı İblisi Süleyman’ın Kitabı sayesinde yok ediyor. Bu sırada vebanın da İblisten kaynaklandığını öğrenmiş olduk. Filmde çok eksiklik var. Genel olarak bakıldığında saçmalıklar furyası. Evet film ters köşe yapıyor, ancak biz din propagandası beklemezken, din propagandasının kralını yaparak. Kısacası zaman kaybı diyebilirim film için…

Yönetmen: Dominic Sena

Senarist: Bragi F. Schut

Oyuncular:

Nicolas Cage
Behmen
Ron Perlman
Felson
Stephen Campbell Moore
Debelzaq
Stephen Graham
Hagamar
Ulrich Thomsen
Eckhart
Claire Foy
The Girl
Robert Sheehan
Kay

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0479997/

http://seasonofthewitchfilm.com/

 

Misfits

Hazır dizi yazmaya başlamışken birde İngiliz dizisi ile devam edeyim diyorum. Aslında genel olarak İngiliz dizilerine baktığımızda bu dizinin apayrı bir yeri var. Hikaye ve gelişimden öncelikle ikinci bir Heroes vakası ile karşılaşacağımızı düşünürken film bizi ters köşeye yatırıyor. Hem işleyiş hem hikaye bakımından.

Belki de Misfits’in bu kadar sevilmesinin, iyi olmasının sebebi süper kahramanların aslında süper kahraman olmaması. Bir çok süper kahraman filminde insanlar kendilerini dünyayı kurtarmaya birileri ile savaşmaya adarlar ancak bu dizideki karakterler bunların tam tersini yapıyor. Tabi ister istemez olaylar örgüsü onları içine çekiyor ancak onlar da bu örgünün içine girmemek için direniyor.

Aslında unun bir sebebi var. Kahramanlarımızın her biri aslında toplum hizmetinde bulunan genç suçlular ve kesinlikle uyumsuz tipler. Günün birinde beş genç ilginç bir fırtınaya yakalanır. Aslında şehirde bu fırtınaya yakalananlar sadece onlar değildir. Bu fırtınadan sonra kendilerinde bazı güçler olduğunu fark ederler. İçinde bulundukları ortam ve zorunluluklar ise aslında onları bir köşeye sıkıştırmış bu özel güçlerini dışarıya yansıtamamaktadırlar bile.

Onlar ile birlikte onlardan sorumlu görevli de değişmiştir ve onları öldürmek ister. Aslında bu kovalamaca esnasında bir çoğu gücünü fark eder. Alisha dokunduğu kişiyi azdırmakta gözü dönmüş bir seks makinesine çevirmektedir, tabi başta bu hoşuna gider ancak sonu biraz felaket olur. Kelly ise düşünce okumaktadır, ancak herkesin onun için bir düşüncesi varken bu iş onun için çok zordur. Simon ise aslında dizinin sağlam karakterlerinden birisi, okul hayatı boyunca ezik yaşamış herkesin alayına konu olmuş kimse ile arkadaşlık yapmayan asosyal bir tiptir. Aslında ona en şiddete meyilli diyebilir miyiz tartışılır. Tartışma ise o ezik karakteridir. Zaten gerçek hayattada kendisini görmezden gelmektedir. Gücüde görünmez olmaktır. O da artık insanların özeline daha da girebilmektedir. Curtis ise eski bir koşucudur. Ancak yanlış yaptığı tercih onun sosyal hizmet almasına sebebiyet vermiştir. O da zamanı geriye çevirebilmektedir. Nathan ise sevilen mi, yoksa nefret edilen bir karakter midir o tartışılır. Kendisinin gücünü ise son bölümlere doğru ortaya çıkar, ölümsüzdür. Nathan ise dizinin en uyuz ne renkli karakteridir.

Aslında her karakter olmak istediği süper güçlere erişmiştir. Bunun farkına karakterleri tanımaya başladıkça daha iyi anlıyoruz. Aslında bu güçler onlara bir lütuftan çok sorumluluk getiriyor ve onların yavaş yavaş işlerini yollara sokmaya çalışırken olgunlaşmalarını, düzelmelerini anlatıyor.

Dizinin es geçilmeyecek kısımları ise müzikleri ve jeneriği. Kesinlikle müzikler ve jenerik kendisine bağlıyor. Akıllı bir kurgu var dizide. Olacakları tahmin ediyorsunuz, bazen hikaye dağılıyor ama sonunda iyi toparlıyorlar. Dizinin tek sorunu ilk sezonun sadece altı bölüm olması. Yani tam gaza gelmişken bir bakıyorsunuz ki sezon bitmiş. Hatta son ana kadar yeni sezon çekilecek mi belli bile değil. Neyse ki ikinci sezonda çekilmiş ve 11 kasımda görücüye çıkıyor ancak yine altı bölüm.

Tabi bildiğimiz süper kahramanlara da göndermeler yapıyor. Mesela X-men’in Rouge’u burada Alisha temsil ediyor. O da bu saatten sonra artık aşkını dokunmadan yaşamaya başlıyor. Mevcut göndermeler elbette çoğaltılabilir. Aslında bu güçler onlara bir nevi ceza olarak verilmiş gibi. Diziyi eğer Türkiye’de yayınlansın da izleyeyim derseniz çok beklersiniz. Sanmıyorum ki bu dizi Türk televizyonlarında sansürden oynayabilsin. İkinci sezon arifesinde bu diziyi hemencecik izlemenizi tavsiye ederim…

Yazan: Howard Overman

Yönetmenler:

Tom Green
Tom Harper
China Moo-Young

Oyuncular:


Robert Sheehan
Nathan

Antonia Thomas
Alisha

Lauren Socha
Kelly

Iwan Rheon
Simon

Nathan Stewart-Jarrett
Curtis

Alex Reid
Sally

Linkler:

http://www.e4.com/misfits/

http://www.imdb.com/title/tt1548850/