Etiket arşivi: Rosario Dawson

Sin City: A Dame to Kill For

Frank Miller Sin City filmini üçleme olarak çekmeye karar vermişti. 2005 yılında yapılan film oldukça başarılı olmuş ve bu ikinci filmin gelişini dört gözle bekletmeye başlamıştı. Nihayet dokuz yol sonra ikinci film Sin City: A Dame to Kill For karşımıza çıktı. Şöyle kısaca eleştirmek gerekirse aslında Sin City: A Dame to Kill For şahsen bütün beklentileri hayal kırıklığına uğratan bir film. İlk filmin yanından bile geçmezken biraz zorlama olduğunu da gözler önüne seriyor. Okumaya devam et

Trance

Ünlü yönetmen ‘un son çektiği ancak pek ses getirmeyen filmi Trance. Bunun sebebi de Danny Boyle’un diper filmlerinde de bulunan eksiklikleri bu filmdede devam ettiriyor olması. Film oldukça güzel bir konuya sahip. Kurgusu, işlenişi oldukça başarılı. Tabi araya atılan gereksiz sahneleri saymazsak. Hikayenin işlenişi açısından filmi algılamak biraz zor olsa da dikkatlice izlendiğinde kendine adapte eden oldukça başarılı bir konusu var filmin. Ancak üzerinde çok fazla durulmamış düşünülmemiş. İyi bir şey çıkacakken ortaya sıradan bir şey çıkmış.

Bir çok kişi filmi Inception‘la kıyaslamış. Aslında iki filmin kıyaslanması sadece gerçeklik ile ilgili konuda olur. Aksi taktirde aslında iki film birbirinin yanından bile geçmiyor. Bu konuda Trance için, Inception devşirmesi bir film takısı takanlara bir şeyi hatırlatmak isterim ki Trance 2001 yapımı ‘nin yazıp yönettiği aynı isimli filmin uyarlaması. Yani Trance daha eski bir film. Okumaya devam et

Zookeeper

Çok şey vermeyen aslında aşk yanıbaşınızdadır uzakalrda aramayın hikayesini yeni nesil bebelere anlatmaya çabalayan bir film Zookeeper. Bu hikaye de eğlenceli hale gelsin diye filmde hayvanları konuşturmuşlar. Burada asıl olay hayvanların konuşması değil, birim hayvan bakıcımızın, hayvanların verdiği taktikleri uygulaması.

Griffin Keyes kendi halinde yaptığı işten memnun hayvanat bahçesinde çalışan bir hayvan bakıcısıdır. İnsanlarla diyalogdan kaçındığı için bu açığı hayvanlarla giderir. Onlarla iyi bir arkadaştır. Bu arada Stephanie adında zengin sevgilisi onu reddetmiş aradan yıllar geçmesine rağmen Griffin onu unutamamıştır. Bütün hayvanların ona olan sevgisinden haberi vardır.

Günün birinde Stephanie geri döner. Griffin onu etkilemek için elinden geleni yapar ancak ne yapsa boşa çıkmaktadır. Bir gün hayvanat bahçesindeki hayvanların konuştuğunu öğrenir. Zaten sırdaşı olan hayvanlar şimdi ona Stephanie’yi ayarlaması için tüyo vermeye başlarlar.

Düzenlenen bir partiye hayvanat bahçesinde veteriner olarak çalışan, Kate ile gider amacı Stephanie’yi kıskandırmaktır. İkili bu buluşmadan büyük zevk alır ve buluşmada amacına ulaşır. Griffin taktiklerden midir, yoksa kendinden çok tavizden verdiğinden midir bilinmez, Stephanie ile tekrar beraber olur. Hayvanat bahçesindeki görevini bırakır ve abisinin galerisinde çalışmaya başlar. Yeni işinin getirisi çok fazladır, ancak mutlu değildir.

Tabi hayvanat bahçesindeki hayvanlarda Griffin gitmesinden dolayı üzgündür. Bir şeyler yapıp onu geri getirmek isterler. Bir gün Griffin onları ziyarete gittiğinde Kate’in şehri terk etmeye hazırlandığını öğrenir. Gönül terazisinde muhasebe yapan Griffin aslında Kate’e aşık olduğunu fark eder ve şehirden ayrılmadan Kate’i yakalamak için yola koyulur. Tabi onun bu koşuşturmasında yine ona yardımcı olanlar hayvanlardır.

Sırandan bir romantik komedinin hayvanlarla yoğurulmuş hali Zookeeper. Bu filme bir ekstra katmış mı, tartışılır bir konu. Hayvanlar ile diyaloglar ve hareketler filmin komedi çıtasını biraz yükseltiyor ancak kahkahalara boğulacak sahnelerde yok filmde. Düz istisnasız normal bir film Zookeeper.

Filmin baş rol oyuncusu Kevin James performansını çok fazla zorlamamış olmasına rağmen filmdeki en iyi oyunculuğu çıkarmış. Yan karakterler için oyunculuk çok başarılı diyemeyeceğim. Her biri sönük kalmış aradan bir kişi daha sıyrılmaya çalışıyor dersem o da Kate karakterini canlandıran Rosario Dawson. Belirtmekte lazım ki, Hayvanlar daha iyi bir oyunculuk çıkarmış.

Görsellik olarakta film bize çok şey vermiyor. Klasik senaryo ve kurguya uygun klasik çekimler karşımızda. Yani her şeyi ile sıradan bir film Zookeeper. Daha iyi bir filminiz yoksa izlenecek boş zamanda izlenebilir.

Yönetmen: Frank Coraci

Senarist: Nick BakayRock ReubenKevin JamesJay ScherickDavid Ronn

Oyuncular:

Kevin James Griffin Keyes
Rosario Dawson Kate
Leslie Bibb Stephanie
Ken Jeong Venom
Donnie Wahlberg Shane
Joe Rogan Gale

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1222817/

Seven Pounds – Yedi Yaşam

Bu film Will Smith‘in filmografisini tekrar gözden geçirmeme sebep oldu. Şöyle bir bakındım da evet Will Smith iyi filmlerde oynamış ancak hiç böylesine ağır bir filmde oynamamış. Yoksa varmışta ben mi izlememişim bilmiyorum. Her ne kadar filme bir bilim kurgu umuduyla başlasam ve ilerleyen zaman içerisinde hayal kırıklığına uğrasam da film bu haliyle beni pek bir mesut etti.
Filmin ana teması organ bağışı ile ilgili ve sosyal içerikli bir film bu kadar güzel anlatılabilir. Şimdi ben sosyal içerikli dedim ama hadi organ verelim tarzı bir izlenimde oluşturmuyor bizde. 
Öncelikle filmde Kendisinin vergi müfettişi olduğunu söyleyen Ben Thomas ile karşılaşıyoruz. Ben vergi borcu olduğumuz kişilerin peşinde dolaşarak onları gözetim altına alır. Bu kişilerin çoğu hasta kişilerdir. Kör, kalp yetmezliği olan, doku bekleyen vs… Ben, Emily Posa’yı da borçlarından dolayı hastanede ziyaret eder. Ancak ikisi arasında bir elektriklenme olur. Bu esnada Ben’in diğer hastalarla olan diyaloglarını izleriz. 
Film genel olarak ağır ve sıkıcı gidiyor. İzlerken uyumaya kalkışmak yada dikkati başka yerlere vermek içten bile değil. Hatta sahneler arasındaki geçişler o kadar dağınık ki neyin ne olduğunu anlamakta zorlanıyorsunuz. Filmin sıkıcı bir şekilde ilerlerken aklınızda ne olup bittiğine dair bir cümle bile oluşmuyor. Haliyle film sıkıcı geçiyor. İzlemek için herhangi bir aksiyonla bile karşılaşmıyorsunuz…
Ta ki final sahnesine kadar. Hikayenin bütün izlediğiniz karelerin anlamı burada çıkıyor ortaya. Ben bir trafik kazasında karısının ve altı kişinin ölümüne sebep olduğunu düşündüğü için, intiharı düşünmektedir ve kendini bağışlamanın tek yolu organlarıyla o kişilere hayat vermektir. Planını yapar, filmin başlangıcından itibaren izlediğimiz her şey aslında Ben’in kurgusudur. Vergi memuru değildir. Sadece organlarını vereceği kişilerin nasıl biri olduğunu öğrenmek ister. Bu arada Emily ile olan birlikteliği onu biraz zorlar ancak Emily’nin bir ay kadar ömrü kalınca yüzde üç ihtimal olsa bile kendini öldürür. 
Film ağır ilerleyen ama final sahnesinde zirveye vuran Will Smith’in oyunculuk konusunda takdirimi alan bir yapım. Ancak gecenin geç vaktinde izlemeniz uykuya sebebiyet verebilir…
Yönetmen:
Senarist:
Oyuncular
Will Smith Ben Thomas
Rosario Dawson Emily Posa
Woody Harrelson Ezra Turner
Michael Ealy Ben’in Abisi
Linkler: