Etiket arşivi: Russell Crowe

Noah

Filme nasıl başlasam bilemiyorum. Darren Aronofsky çok sevdiğim ve takdir ettiğim bir yönetmen. Açıkçası bu sebepten dolayı film hakkındaki beklentilerim biraz fazlaydı. Ancak kim olursa, ne olursa olsun beklentileri yükseltmemem gerektiğini de biliyorum. Ancak şöyle bir baktığımda Noah için Darren Aronofsky‘nin en kötü filmi diyebilirim.

Şimdi hakkında yapılan spekülasyonları, izlenmemesi, yasaklanması gerekliliği kısmına pek girmiyorum. Girmiyorum ama söylemeden de edemeyeceğim. Arkadaşım bastırın parayı istediğiniz gibi çektirin filmi. Yok neymiş Hristiyan inancına göre çekilmiş, Musevilikte varmış hikayesine girmeyin. Neyse. Okumaya devam et

The Man with the Iron Fists

Aslında zor bir film The Man with the Iron Fists. Bunu kendi açımdan söylüyorum. Filmin neresinden tutsam emin değilim. Ciddiyet ile yaklaşsam film ciddi bir film değil. Oyuncu kadrosuna bakıyorum oldukça iyi. Filmin yüzde yüz b-movie esintisi var ancak hiç bir kaynakta b-movie demiyor. Zaten bütçe de biraz yüksek. Ancak gidişat açısından b-movie diyebiliriz. Neyse kısaca bu film benim için b-movie’dir ve ben bu edayla izledim filmi.

Filmin yönetmeni hip hop sanatçısı . RZA filmi hem yazmış, hem yönetmiş, hem de oynamış. Filmin kadrosunda da Çinli/Kanadalı/Amerikalı bir çok tanıdık ünlü oyuncu bulunmakta. Hikayenin Çin’de geçmesi nedeniyle herkesin İngilizce konuşmasını başlarda yadırgadım ama bir şekilde insan alışıyor. Tabi film RZA olması sebebi ile filmin müzikleri de hip hop. Böyle bir Uzak Doğu dünyasında bu müzikleri duymakta oldukça ilginçti. Okumaya devam et

Man of Steel

Süper kahraman filmlerinin son dönem yorumlamalarından biri de Superman uyarlaması olan Man of Steel. Film genel olarak başarılı bulduğum Zack Snyder‘ın elinden çıkmış. Ancak 300WatchmenSucker Punch gibi filmlerle iyi iş çıkaran yönetmene Man of Stell biraz ağır gelmiş. Aslında yönetmen karşımıza Nolan‘ın The Dark Knight ciddiyetinde bir film çıkarmaya çalışmış ancak bunu becerememiş. Gerçi okuyanlar bilirler ki her ne kadar The Dark Knight iyi bir film olsa da bence Batman’ın o gotik yönünü, doğasını yansıtmıyordu.

Neyse gelelim Man of Steel’e. Öncelikle filmin hikayesi ve kurgusu çok farklıydı. Bildiğimiz Superman hikayesi biraz daha geliştirilmişti. Tamam buna herhangi bir şikayetim yok ancak geliştirilen hikaye kendi içinde tutarsızlıklara sahipti. Filmin ilk yarısı ile ikinci yarısı arasında pek bağlantı yoktu. Onuda geçtim filmin ilk yarısı sanki birbirinden alakasız bir kaç sahnenin birleşmesiyle oluşmuş gibiydi. Senaryo olarak film Superman’a yakışmamış. Boşluklar filmi izlerken soru işaretleri uyandırıyor. Okumaya devam et

Les Misérables

Performans bakından oldukça başarılı bulduğum filmdi Les Misérables. Oyunculuklar çok iyiydi. Ancak buna rağmen ‘in en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü almasına biraz takıldım. Tabi diğer adayları da izlemeden bu konuda pek yorum yapmayacağım. Film zaten şöhretler geçidiydi ve her biri çok iyi performans sergilemişler.

Sefiller ağır bir roman aynı zamanda etkileyici. Bir çok uyarlamasını izledik ama ‘ın yaptığı biraz daha farklı bir şey. Sefilleri müzikal yapma fikri başta zor bir fikir. Filmin süresinin de iki buçuk saatten fazla olduğunu düşünürsek meraklısı olmayan için sıkıcı olma ihtimali oldukça yüksek. Burada film çıkmaza girmeye başladığında burada devreye Bay ve Bayan Thénardier devreye giriyor.  ve  burada mükemmel bir ikili oluşturmuşlar.  Okumaya devam et

Robin Hood

2010 yapımı Ridley Scott filminin baş rollerinde Russell Crowe ve Cate Blanchett var. Filmi bu zamana kadar neden izlemedim diye dövünürken geçtiğimiz haftalarda izleme fırsatı buldum. Aslında çok şey kaybettiğimi de düşünmüyorum. İyi bir yönetmen, iyi oyuncular filmin izlenmesi için başlıca neden ama açıkçası bu izleyeni pek tatmin etmiyor. Şahsen ben tatmin olduğumu söyleyemeyeceğim.

Film boyunca ne zaman ormana yerleşecekler diye düşünüp durdum. Sonra anladım ki aslında bu film Robin Hood efsanesinin başlangıç filmiymiş. Bir efsane başlangıcı için Russell Crowe gibi kırk sekiz yaşında birinin canlandırması oldukça saçma olmuş. Ancak  Ridley Scott hikayenin sıradanlığını düşünmüş olsa gerek kadrodan voleyi vurmak istemiş.

Hikaye ise oldukça sıradan. Yani bildiğimiz Robin Hood hikayesinin başlangıcı benzer filmlerde de gördüğümüz halk kahramanları özgürlük savaşçıları filmleri ile de aynı. Yani film bize hikaye konusunda tatmin edici bir izlenim vermiyor. Film görsel olarakta Scott’tan beklediğim keyfi vermedi bana.

Filmin kostümleri tatmin ediciydi. Aksiyon ve savaş sahneleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama oldukça az ve sıradandı. Belki de bu sahneler Russell Crowe’un yaşına uygun hale getirilmişti. Yani film isimlerle gişe yapan bir film olduğunu hissettirdi bana. Tabi Russell Crowe’a bu kadar yüklenince Cate Blanchett‘a da değinmeden edemeyeceğim. Bu kötü anlamda değil iyi anlamda olacak elbet. Kendisi yine filmi izlemek için sebepti ama filmde çok zayıf gördüm kendisini. Bence filmi izlemek için başlıca sebeplerden biriydi.

Robin Hood Fransızlara karşı Kral Richard ile birlikte savaşmaktadır. Ordu beklemede iken arkadaşları ile birlikte eğlenirler.  Bu sırada Kral Richard yanlarına gelir Robin ve arkadaşlarını cezalandırır. O gecenin sabahına doğru, Fransızlar saldırıya geçer. Bu saldırı sonunda Kral kaçırılır. Aynı şekilde Robin Hood ve arkadaşları bu saldırıyı fırsat bilip kaçarlar. Yolda, Kral’ın pusuya düşürüldüğünü ve öldürüldüğünü görür. Kralın nişanını taşıyan şövalyeler de öldürülür. Baş şövalye ölürken nişanı kraliçeye ve kılıcını Nothingham kasabasında babasına götürmesi için ondan söz alır. Robin önce kral nişanını kraliçeye verir daha sonra da . Robin Nothingham’a gider.

Bu esnada Kral Richard’ın kardeşinin pususu üzerine ölmüştür. Bu arada işler yardım aldığı Fransız bir çete de aynı zamanda Fransa’ya çalışarak halka zulüm ederek vergi almaktadırlar.

Robin  Nothingham’a gittiğinde ölen şövalyenin babası onun oğlunun yerine geçmesini ister. Robin bunu kabul eder Burada şövalyenin karısı Marion Loxley’e de aşık olur. Tabi çetenin ve şiddetin kasabalarına gelmesi uzun sürmez ve Robin onlara karşı küçük bir çete ile savaşmaya başlar.

Savaş kazanılıp her şey normale dönecektir ama Robin arananlar listesine girmiştir bile. Bu sebepten dolayı ormanda yaşamaya başlarlar. Tam efsane başlayacağı yerde film biter. Film biter ama devamı varmış gibi biter. Bu süre zarfında ikinci filmin yapılmaması da ilginç. Sanıyorum Ridley Scott’ta bu filmin devamının yersiz olduğunu anladı ancak açık bir kapı da bırakmak istedi.

Özetlemek gerekirse, izlenebilir bir film Robin Hood. Bekleneni vermeyen, zaman geçirmek için bire bir. Bildiğimiz Robin Hood hikayelerinden farklı olduğu için ne zaman ormana geçilecek düşünceleri ile 140 dakikanın arada zor geçtiğini söylemeliyim. Bu arada Robin Hood ok haricinde her şeyi kullanıyor filmde bir karışıklık yoktur umarım. 🙂

Yönetmen: Ridley Scott

Senaryo: Brian HelgelandEthan ReiffCyrus Voris

Oyuncular:

Russell Crowe Robin Longstride
Cate Blanchett Marion Loxley
Max von Sydow Sir Walter Loxley
William Hurt William Marshal
Mark Strong Godfrey
Oscar Isaac Prince John
Danny Huston King Richard the Lionheart

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0955308/