Cümleler…

  Akşama doğru kurduğum bütün cümlelerin sayısı yüz elliyi geçmez. Bunla övünmüyorum elbet. “Cümle vardı da biz mi kurmadık” demek geliyor içimden, en tiksinç maskemi takınarak. “Neye cümle?”, “kime cümle?” asıl soru.   Normal bir şekilde konuşabilir miyim? Yani cümlelerim iş Türkçesinin dışına çıkabilir mi? Bir prova alsam en derinden… …

2605 (bu nasıl bir başlık, başlık olmasın desek? reva mı? insan en azından ilk cümleleri başlık olarak atar.)

  Başlık yapılacakların listesi olacaktı. Ancak yapılmayacakların listesi o kadar uzundu ki arasından yapılacakları çıkartmak, ipliği iğnenin deliğine sokmak (şu yaşlarda biraz zorlaşıyor), iğne atsan yere bulunmayacak kadar zordu. İğneyi bulamamak için kalabalığa da ihtiyacınız yok aslında. He işin başı dikkat. Yani o kadar zor değil iğneyi bulmak ama bulmuş …

Nasıl yapmalı?

Ramazan ile birlikte, geçmeyen saatlerin süresi uzadı. Rakamsal olarak aynı değeri gösterse de akılda yer ediş süresi bir hayli fazla. Şimdi yapmak istediğim şey hafta sonuna eş değer. Yani bütün gün uyumak. Yalnızlık öyle bir olgu ki bulaştıkça içine çekiyor sizi. Bulaştıkça daha derinlere çekiyor. Özel günler, geceler, bu yalnızlığa …

zar zor bu günü de atlattım. artık bu işimde yarın son günüm. yarını da kazasız belasız atlatırsam eğer… yazmaya vakit bulamıyorum. bazen de yazmaya vakit bulsam yazacak şey bulamıyorum. şu aralar aklım bu değişim ve ittirilen hayatla  kadar dolu ki, bir kenara bırakıp toparlamak  deveye hendek atlatmak gibi. aslında hiç …

Back to Top