Bir iç döküş ve 5 kitap

Kitap bahane sohbet şahane diye muhabbete girmeyi düşünüyordum aslında. Ancak kitap muhabbet için bir “bahane” değil olsa olsa “vesile” olur. İşte bu motto ile yola çıktığımda uzun zamandır kitaplardan bahsetmediğimi fark ettim. Tabii bununla birilikte çok fazla iç dökmediğimi. O zaman hazır mısınız, kendimi şikayete başlıyorum. (25 dakika sonra) Evet işte şu aralar en büyük sorunum bu. Sürekli bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyor ve onlar ile ilgili tüm olasılıkların da dahil olduğu kurguyu, metni, adımı, nefesi yani olması gereken, yapılması gereken ne varsa hepsini yapıyorum ancak ne zaman bilgisayar başına geçsem hatta geçmeye yeltensem hiçbir şey yapamıyorum. Yok öyle yazar tıkanması gibi değil, aklına yazacak şeylerin gelmemesi ya da ekrana boş boş bakmak gibi. Bu sadece düşünmekle alakalı. Bilgisayar başına d geçiyorum sadece düşünüyorum. Hatta öyle düşünüyorum ki aklımda her şey bitiyor. Ama günün sonunda sayfaya baktığımda bembeyaz. Bu nasıl bir hastalıktır bilemedim? Eminim ki bunu da kapsayan bir hastalık …

Büyü

Vakti zamanda çık söylencesi olan Büyü filmini bende sonunda izleme şerefine nail oldum. Hani ilk gösteriminde yangınlar çıkmıştı, çekim boyunca bin bir türlü musibet bunları bulmıştuya pek bir merak ettim… Filmi izledikten sonra şunu düşündüm. Bizimkilerin başına bir filmle bu kadar olay geliyorsa, acaba Tayvanlıların durumu nasıldır? Hala merak içersindeyim.

Back to Top