Hititya: Madalyonun Sırrı

Türkiye’de çocuk filmi bulmak biraz zor. Hani vakti zamanında yapılan Ayşecik, Ömercik’leri saymazsak. Tabi onlar da çocuk filmi düşüncesinde mi yapılmış o ayrı konu. Hititya: Madalyonun Sırrı hem fantastik hem de çocuk filmi. Filmin yönetmen koltuğunda Ulaş Cihan Şimşek, Cengiz Deveci var. Filmin senaryosunu ise Thomas Brückner, Filiz Zincidi beraber yazmış. Gerçi senaryo için pek uğraştıklarını düşünmüyorum.

Saturno contro

Ferzan Özpetek‘in tüm filmlerini bir kaç kez seyredip, buraya hiç yazmamak ayıpmış gibi geldi ve geçtiğimiz günlerde La finestra di fronte filmini izlemek içimde depreşince, tüm filmlerine bir göz atayım ve yazmaya başlayayım dedim. İyi de ettim aslında, şu anda yeni filmi vizyon ilk film olarakta eski filmlerini hatırlamak biraz izi olur. Klasik Ferzan Özpetek filmi diyeceğim bu film için ancak o dönemlerde daha klasik Ferzan Özpetek filmleri daha ortaya çıkmaya yeni başlamıştı. Her ne kadar yönetmenin en iyi filmi olarak La finestra di fronte’yi düşünsem de bu filmde izlediğinizde yüzünüzde bir takım duygu değişimleri yaratıyor.

Kaybedenler Kulübü

Öncelikle filmin yıllar öncesinin radyo programının ismi olduğunu belirtmek isterim ancak zaten bunu herkes biliyordur. Buna istinaden zaten filmi izledik. Radyo programının küçük bir özeti gibiydi film. O koskoca yılların. Tabi bir çok insan bu iki karakteri izleyipte iç geçirmeden edemiyor. Başı boş sorumsuz, akıllarına göre davranan karakterler. Tabi yayın döneminden bilenler filme daha sıcak bakacaklardır ancak bu kişiler ve filmler hakkında şu anın bakış açısı ile düşünceler olumsuz olabilir de. Sonuçta program Türk medya tarihinde bir ilkti ve ayrı bir yere sahipti. Biraz da o zamanlar daha özgür olduğumuzun kanıtı gibiydi. Geçek bir yaşam öyküsü olduğu için hikayeyi eleştirmeyeceğim. Diyaloglar, senaryo, oyunculuklar oldukça başarılı. Her diyalog göndermeler içerdiğinden, ayrı bir tadı vardı muhabbetlerin. Ancak film boyunca şunu kestiremedim. Bu ne filmi idi? Komedi mi, dram mı, macera mı, aşk mı? Film hepsine göz kırparken,  hiç birine tam anlamıyla ait olmuyor.

Ses

Öncelikle diğer korku filmlerine oranla korkmadan izlenebilecek bir film. Korku diyorum ama sırf öyle betimlenmiş diye. Aslında psikolojik gerilim diyebiliriz film için.Kadroyu görünce filmden bir şeyler çıkacağını tahmin etmiştim. Bununla birlikte aslında film beklentimi karşılamadı. Güzel konu, güzel oyunculuk, ancak eksik kurgu ve yönetim filmin sıradan olmasına yetmiş. Bir çok Türk filmine göre ise kaliteli bir film. Tabi tavana da çıkartamayız yere de indiremeyiz. Ancak bilinen bir gerçek ki klişeler topluluğu burada da çıkıyor karşımıza. Yani bilinen sahneler karşılıyor bizi. Senaryonun ilerleyişindeki zorluk izleyici olarak hadi bir şey olsa da sıkılmasak dedirtiyor size. Oyunculuk için genel olarak iyi dedim. Selma Ergeç zaten beğenerek izlediğim bir oyuncuydu. İtiraf etmeliyim ki oyunculuğunu değil. Doğrusunu söylemek gerekirse de adam gibi bir rolde izlememiştim kendisini. Bu filmde karşıma çıktığında ise şaşırdım. Ne yalan söyleyeyim bu filmi de kadro için izledim. Sema Ergeç için bu karakter gerçekten zor bir karakterdi hatta bir çok oyuncu için …

Vavien

Öncelikle güzel bir film diyerek başlayayım yazıma. Bildiğimiz agresif komedi yok. Dram yönü ağır, kara mizah diyebiliriz film için. Kadroya bakıp kahkaha bekleyenler kesinlikle kanmasın. Film sakin sakin ilerliyor, ilerlerken sizde ekrandan gözünüzü alamıyosunuz. Başarılı bir senaryo çıkmış ortaya, başarılı bir kurgu. Oyunculuklarda başarılı oluca tadından yenemez bir film çıkmış ortaya. Film, hayatından sıkılmış bir adamı anlatıyor. Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir. gözü sürekli dışarıdadır. Celal, abisi Cemal’le birlikte elektrik dükkanı işletmektedir. İşleri de pek iyi gitmemektedir. Celal arada sırada abisi ile Samsun’a pavyona gitmektir. Pavyonda çalışan Sibel adlı bir kadına aşıktır. Tabi bu aşk Celalin başına dert açar. olan aşkı Celal’in başına dert açacaktır.

Back to Top