Etiket arşivi: Serra Yılmaz

Hititya: Madalyonun Sırrı

Türkiye’de çocuk filmi bulmak biraz zor. Hani vakti zamanında yapılan Ayşecik, Ömercik’leri saymazsak. Tabi onlar da çocuk filmi düşüncesinde mi yapılmış o ayrı konu. Hititya: Madalyonun Sırrı hem fantastik hem de çocuk filmi. Filmin yönetmen koltuğunda  var. Filmin senaryosunu ise  beraber yazmış. Gerçi senaryo için pek uğraştıklarını düşünmüyorum. Okumaya devam et

Saturno contro

Ferzan Özpetek‘in tüm filmlerini bir kaç kez seyredip, buraya hiç yazmamak ayıpmış gibi geldi ve geçtiğimiz günlerde La finestra di fronte filmini izlemek içimde depreşince, tüm filmlerine bir göz atayım ve yazmaya başlayayım dedim. İyi de ettim aslında, şu anda yeni filmi vizyon ilk film olarakta eski filmlerini hatırlamak biraz izi olur.

Klasik Ferzan Özpetek filmi diyeceğim bu film için ancak o dönemlerde daha klasik Ferzan Özpetek filmleri daha ortaya çıkmaya yeni başlamıştı. Her ne kadar yönetmenin en iyi filmi olarak La finestra di fronte’yi düşünsem de bu filmde izlediğinizde yüzünüzde bir takım duygu değişimleri yaratıyor. Okumaya devam et

Kaybedenler Kulübü

Öncelikle filmin yıllar öncesinin radyo programının ismi olduğunu belirtmek isterim ancak zaten bunu herkes biliyordur. Buna istinaden zaten filmi izledik. Radyo programının küçük bir özeti gibiydi film. O koskoca yılların.

Tabi bir çok insan bu iki karakteri izleyipte iç geçirmeden edemiyor. Başı boş sorumsuz, akıllarına göre davranan karakterler. Tabi yayın döneminden bilenler filme daha sıcak bakacaklardır ancak bu kişiler ve filmler hakkında şu anın bakış açısı ile düşünceler olumsuz olabilir de. Sonuçta program Türk medya tarihinde bir ilkti ve ayrı bir yere sahipti. Biraz da o zamanlar daha özgür olduğumuzun kanıtı gibiydi.

Geçek bir yaşam öyküsü olduğu için hikayeyi eleştirmeyeceğim. Diyaloglar, senaryo, oyunculuklar oldukça başarılı. Her diyalog göndermeler içerdiğinden, ayrı bir tadı vardı muhabbetlerin. Ancak film boyunca şunu kestiremedim. Bu ne filmi idi? Komedi mi, dram mı, macera mı, aşk mı? Film hepsine göz kırparken,  hiç birine tam anlamıyla ait olmuyor.

Okumaya devam et

Ses

Öncelikle diğer korku filmlerine oranla korkmadan izlenebilecek bir film. Korku diyorum ama sırf öyle betimlenmiş diye. Aslında psikolojik gerilim diyebiliriz film için.Kadroyu görünce filmden bir şeyler çıkacağını tahmin etmiştim. Bununla birlikte aslında film beklentimi karşılamadı. Güzel konu, güzel oyunculuk, ancak eksik kurgu ve yönetim filmin sıradan olmasına yetmiş.

Bir çok Türk filmine göre ise kaliteli bir film. Tabi tavana da çıkartamayız yere de indiremeyiz. Ancak bilinen bir gerçek ki klişeler topluluğu burada da çıkıyor karşımıza. Yani bilinen sahneler karşılıyor bizi. Senaryonun ilerleyişindeki zorluk izleyici olarak hadi bir şey olsa da sıkılmasak dedirtiyor size.

Oyunculuk için genel olarak iyi dedim. Selma Ergeç zaten beğenerek izlediğim bir oyuncuydu. İtiraf etmeliyim ki oyunculuğunu değil. Doğrusunu söylemek gerekirse de adam gibi bir rolde izlememiştim kendisini. Bu filmde karşıma çıktığında ise şaşırdım. Ne yalan söyleyeyim bu filmi de kadro için izledim. Sema Ergeç için bu karakter gerçekten zor bir karakterdi hatta bir çok oyuncu için de. Performansı beni çok şaşırttı desem yalan olmaz. Bir kaç diyalog sahnesi dışında oyunculuğu çok çok iyiydi. Aslında ben bu performansı Mehmet Günsür’den bekliyordum ama o da aynı oranda beni hayal kırıklığına uğrattı. Sema Ergeç filmin içerisinde izleyiciyi ne kadar başarılı bir şekilde sokuyorsa Mehmet Günsür aynı oranda dışarıya itiyordu. Karakteri oturtamamıştı pek.

Filmin senaryodan kalma açıklardan kaynaklanan adaptasyon sorunu olabilir. Senaryo korku öğelerine yaklaşmaya çalışırken korkutmayayımda psikolojik olsun derken bir orada bir burada kalmış. Senaryonun Uygar Şirin kaleminden çıktığınıda belirtmek isterim. Belkide hayal kırıklığımdan ondan.

Derya bir bankanın çağrı merkezinde çalışmaktadır. Annesi ile birlikte yaşamaktadır. Derya’nın hayatı herkesin hayatı gibidir. Yani rutin ve sıkıcı. Günün birinde gaipten sesler duymaya başlar. Başlarda bu sesleri duymamazlıktan gelir. Ancak ses şiddetini arttırdıkça Derya buna kayıtsız kalamaz. Artan ses artık aklını yitirme noktasına kadar gelmiştir. Bu sebepten dolayı, sesi dinlemeye karar verir.

Ses onu bazı yerlere götürür. Bu gittiği yerler aslında onu tek bir kişiye götürmektedir. O da küçüklük arkadaşı olan ve aynı zamanda çağrı merkezinin müdürü olan Onur’dur. Derya ip uçlarını birleştirirken eşi yeni ölmüş Onur’la da yakınlaşır. Onur’unda sorunları vardır eşinin ölümünü henüz kabullenememiştir. Derya olayları takip ederken aslına annesinin gerçek annesi olmadığını anlar.

Annesi babası tarafından öldürülmüş, anneannesi ona annelik yapmıştır. Aslında bundan etrafındaki herkesi haberi vardır ancak Bir Derya bilmemektedir. Hatta annesi de kendisi ile Onur’un gözleri önünde öldürülmüştür.

Onur ile bir gün yakınlaşır ve geceyi onun evinde geçirir. Tabiki ses yakasını bırakmaz ve Onur’un evinde bir yerleri karıştırmasını söyler. Derya Onur’un pekte erişilemez yerinde olan gizli dosyalarına ulaşır, ip uçlarını birleştirir ve olayı çözer. Aslında karısını kendisi öldürmüştür. Onur, Deryayı da öldürmekle tehdit eder…

Filmde ses ile oynanan sıcak soğuk oyunu oldukça güzel geldi bana. Serra Yılmaz’ın anlandırdığı karakter ise çok sıcaktı. Bu arada Ses’in getirdiği fotoğrafçı dükkanının evimin yakınında olması beni baya sevindirdi. Sevindirdi sevindirmesine de yer ve mekan kargaşası yaşamama sebebiyet verdi. Birde duyulan ses, öncelikle Deryanın iç sesi idi, Derya onu dinlememiş ve kalınlaşmış canavar sesi olmuştu. Ancak bu ses kendi iç sesi mi yoksa, ölen kadının sesi miydi karıştırdım biraz.

Genel hatları ile bakıldığında güzel, izlenebilecek bir film.Türk filmleri arasında seçim yapılması gerekirse izlenmeli… Ancak bu kadroya yakıştırdığımı söyleyemeyeceğim.

Yönetmen: Ümit Ünal

Senarist: Uygar Şirin

Oyuncular:


Selma Ergeç
Derya

Mehmet Günsür
Onur

Işık Yenersu

Eylem Yıldız

Hakan Karahan

Emre Akay

Levent Yılmaz

Selen Uçer

Serra Yılmaz

Linkler:

www.sesfilm.com/

http://www.imdb.com/title/tt1601901/

Vavien

Öncelikle güzel bir film diyerek başlayayım yazıma. Bildiğimiz agresif komedi yok. Dram yönü ağır, kara mizah diyebiliriz film için. Kadroya bakıp kahkaha bekleyenler kesinlikle kanmasın. Film sakin sakin ilerliyor, ilerlerken sizde ekrandan gözünüzü alamıyosunuz. Başarılı bir senaryo çıkmış ortaya, başarılı bir kurgu. Oyunculuklarda başarılı oluca tadından yenemez bir film çıkmış ortaya.

Film, hayatından sıkılmış bir adamı anlatıyor. Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir. gözü sürekli dışarıdadır. Celal, abisi Cemal’le birlikte elektrik dükkanı işletmektedir. İşleri de pek iyi gitmemektedir. Celal arada sırada abisi ile Samsun’a pavyona gitmektir. Pavyonda çalışan Sibel adlı bir kadına aşıktır. Tabi bu aşk Celalin başına dert açar. olan aşkı Celal’in başına dert açacaktır. Okumaya devam et