Abraham Lincoln: Vampire Hunter

Timur Bekmambetov‘un Rusya’daki ilerinden sonra Amerika’ya geçmesi ile başladığı işlerden biri de Abraham Lincoln: Vampire Hunter. Açıkçası Timur Bekmambetov’un Holywood’daki işlerini pek beğenmediğimi söylemeliyim ve bu filmde beğenimi almayan filmleri arasında. Her ne kadar IMDB gibi sitelerde puanı yüksekte olsa ben buna katıldığımı söyleyemeyeceğim.

Film Seth Grahame-Smith‘in romanından uyarlama. Senaryoyu da kendisi yazmış. Bu ismi zaten ekibin içerisinden Tim Burton ile de yaptığı çalışmalardan hatırlıyoruz. Açıkçası ben senaryoda gelişen kurguda sonlar olduğunu düşünüyorum. Filmin süresi 105 dakika olmasına rağmen sanki çok şey anlatılmaya çalışılmış ve bir çok kısım oldu bittiye getirilerek hızla geçilmiş. Filmde Abraham Lincoln’un başkanlık sürecine nasıl geçtiğini tam olarak ele almamış. İki konuşma sonrası başkan olduğunu görüyoruz. Continue reading “Abraham Lincoln: Vampire Hunter”

Dark Shadows

Yazının başında  belirtmeliyim ki bir Tim Burton hayranı olarak tüm filmlerini keyifle izlemekteyim. Ancak şu da bir gerçek ki, son dönem filmleri eskileri kadar iyi değil. Bir yerde aslında Big Fish ile benim için Burton’un klasiği filmleri bitmiş, sonrası para odaklı film olma yönünde ilerlemiştir. Bu filmde para için yapılmış, film ortasındaki koca koca reklamlarıyla da bunu gözümüze sokan bir film. Film Dan Curtis‘in dizisinden uyarlanmış.

Film karşımıza oldukça iyi bir kadroyla çıkıyor. Tabi bu kadro Burton’un klasik kadrosunun yanı sıra Michelle PfeifferEva Green gibi isimleri de kadroya renk katıyor. Tabi bu kadro filin izlenmesi için başlıca sebebi oluşturuyor. Yani film bir konu dahilinde olmasa bile oyuncuları ile kendini izlettirebilir. Tabi bu cümleyi kurunca yönetmen faktörünü biraz dışarıya itmiş oluyoruz. Aslında bu film Tim Burton haricinde biri tarafından da aynı şekilde çekilebilirmiş. Ancak bu gibi işlere adım atan sadece Burton olduğu için kendisini kamera arkasında görüyoruz. Continue reading “Dark Shadows”