Etiket arşivi: Stephen King

Buralarda yokken izlediklerim

A.I.C.O.: Incarnation (2018)

aico

Netflix animelerinden biri A.I.C.O.: Incarnation. Oldukça da ilginç bir konuya sahip. Hikaye biraz daha ayrıntıya girebilir miydi bilmiyorum ama ufak tefek kurguda eksiklikler var gibi geldi.

Hikaye 2035 yılında geçiyor. Yapay yaşam formu araştırması yaparken “patlama” denen bir olay yaşanır ve “Madde” adı verilen bir organizma şehrin büyük kısmına yayılır ve bir çok insanın ölmesine sebep olur. Madde zaman zaman aktif hale gelse de genelde kontrol altındadır. 15 yaşındaki Aiko’da bu patlamada ailesini kaybetmiştir. Bir süre sonra ailesinin bu patlamanın merkezinde olduğunu öğrenir ve oraya doğru yola çıkar. Bu esnada kendisinin de yapay bir madde olduğunu öğrenir. Oldukça ilginç İzlenebilir bir anime. **** Yönetmen: Kazuya Murata, Senaryo: Yuuichi Nomura https://myanimelist.net/anime/36039/AICO__Incarnation

Dark Crimes (2016)

True CrimesFilmin oyuncuları arasında Jim Carrey‘i görünce birde konusu suç olunca izlemeden edemedim filmi. Ancak filmin beklediğim gibi çıkmadığını da satırlarımın başında belirtmeliyim. Evet oyunculuklar, kadro iyiydi ama film o kadar yavaş akıyor ve kurguda da sıkıntılar vardı ki film zaman zaman akmak bilmedi.

Filmin senaryosu  David Grann‘in The New Yorker dergisinde makalesinden esinlenerek yazılmış. Bir tık daha amosfer yükseltilebilirmiş. Yıllar önce bir cinayet soruşturması yürüten dedektif buradaki başarısızlığından dolayı çok fazla arka planda kalmıştır. Yılar sonra bir yazar bu cinayetin tüm ayrıntılarını içeren bir kitap yazar ve dedektif bu konuyu tekrar araştırmaya başlar. Olayın içine girdikçe yeni şeyler ortaya çıkar ama dedektif toplum gözünde zor durumda kalır.

İzlenebilir bir film True Crimes aslında. Dediğim gibi biraz sıkıcı ilerliyor. *** Yönetmen: Alexandros Avranas Senaryo: Jeremy BrockDavid Grann Oyuncular: Jim CarreyMarton CsokasCharlotte Gainsbourg 

A Wrinkle in Time (2018)

a wrinkle in timeKlasik Walt Disney yapımı var karşımızda. Yani tonlarca para dökülmüş ama ele avuca gelir bir şey çıkmamış ortaya. Çocuk filmi desem değil, büyük desem o da değil. Kurguda o kadar eksikler var ki ne oldu diye sorabiliyorsunuz arada. Çocuk kitabı uyarlamasıymış, okumadım ama bence yazık olmuş kitaba. Sadece hikaye ve kurgu değil görsel olarakta film tatmin edici değil.

Bunlara rağmen film yer yer büyük laflar ediyor. Hikayedeki dört düzen sağlayıcı çocukların anlamayacağı -eğer çocuk filmiyse- o kadar derin büyük laflar ediyor ki zaman zaman metaforlar izlerken büyüklerin bile beynini yakabiliyor. Ancak çoğu filmin düzensiz akışında tüm bunlarda havada kalıyor.

İki kardeşin babaları birden ortadan kaybolmuş yıllardır haber alınamamıştır. Ancak çocuklar onun geleceğini düşünürler. Derken bir gün garip görünümlü kadınlar ortaya çıkar ve babalarını kurtarmak için başka dünyalarda maceraya atılırlar. Boş vakitte izlenir belki. *** Yönetmen: Ava DuVernay Senaryo:  Jennifer Lee Oyuncular: Storm ReidOprah WinfreyReese Witherspoon https://www.imdb.com/title/tt1620680/

A Quiet Place (2018)

a quie tplace

Son dönem korku filmleri arasında oldukça başarılı bir film Sessiz Bir Yer. Bunun sebebi ise filmde çok fazla bilinmeyen olması. Bir de artık korku filmlerinde o kadar aşırı gürültü var ki bu filmin oldukça sessiz olması insanı tedirgin ediyor. Yani sürekli bir şeyler olacakmış hissi ile ekranın başında duruyorsunuz.

Hikaye ilgi çekici değişik bilinmeyen üzerine odaklanırken sizde bu dünya hakkında sorular sormaya başlıyorsunuz. Bu sorular nispeten cevap bulsa da bir çoğu havada kalıyor. Bir çok yerde de filmin mantık hataları ile karşılaşıyorsunuz. Bu hatalar da o kadar çok ki, artık bir yerden sonra sorular yormaya başlıyor.

İnsanlar sessiz bir şekilde yaşamaktadırlar. Bunun sebebi sese duyarlı ama kör yaratıkların olmasıdır. En ufak ayrıntıyı bile duymaktadır bu yaratıklar. İşte burada da soru işaretleri çıkmaya başlıyor ortaya. Buna rağmen belirttiğim ortam sessizlik, oyunculukların iyi olması atmosferi yaşamanızı sağlıyor. İzlenebilir.

**/ Yönetmen: John Krasinski Senaryo: Bryan WoodsScott Beck Oyuncular: Emily BluntJohn KrasinskiMillicent Simmonds https://www.imdb.com/title/tt6644200/

Black Panther (2018)

blackpantherŞimdi film ABD’de çok yankı uyandırdı. İlk siyahi süper kahraman adı altında lanse edildi ama biz maalesef filmde öyle süper kahramanlık görmedik. Süper kahramanlıktan çok aile içi taht kavgası vardı karşımızda. Tabi sonraki bölümlerle birlikte hikaye nasıl gelişir, nasıl bir düşman profili karşılarına çıkar bilmiyorum ama bundan öteye gitmez diye bir düşünce var aklımda. Film yine WB yapımı ve bol bütçeli. Güzel de gişe yapmış. Ancak hikayede havada kalan kısımlar mevcuttu. Görsel olarak çoğu aksiyon sahnesinde animasyonlar göze batıyordu. Hikaye temelleri Afrika kökenli halka dayanıyor ama bunu bildik bilim kurgu ile harmanlamak biraz zor olmuş. Öyle bir teknoloji geliştirmişler ki bunu herkesten saklamayı başarmışlar. Bu ayrıntılar tabi çok fazla verilmemiş.

Filmi iki bölüme ayırabiliriz. İlk bölüm daha genel giderken ikinci bölüm biraz daha ailevi meselerle ilerliyor. Aslında aksiyonu bol olmasına rağmen bana filmin süresi çok uzun geldi. Sanki iki bölüm çekilecek filmi kesmişler biçmişler bu hale getirmişler gibi. Bu sebepten sanıyoruz az önce dile getirdiğim gibi havada klan çok yer vardı.

Oyunculuklar fena değildi. Bu konuda pek bir şey diyemeyeceğim. Yine de tutarlı bir şey kalmıyor elimizde filmden. İzlerken vakit geçiyor ama sonrasında akılda kalan etkileyici bir tarafı yok. Hikaye ise artık yeyip yuttuğumuz klasiklikte. Yeni bir şey sunmuyor bize. Sunduğu tek şey karakterler. İzlenebilir ama çok şey beklenmemeli. *** Yönetmen – Senarist: Ryan Coogler Oyuncular:  Chadwick BosemanMichael B. JordanLupita Nyong’o https://www.imdb.com/title/tt1825683/

Pacific Rim: Uprising (2018)

pacific rimu prisingİlk film ne kadar iyiyse -ki o filmi de baya gömmüşüm- bu film o kadar kötü diyebilirim. Tamamen para kazanma amacıyla yapılmış bir film. İlk filmdeki gibi hikaye oldukça havada. Yani savaş üzerinden on yıl geçmiş tüm asıl karakterler ölmüş. Robotları kullanacak adam bile kalmamış ortalıkta. Ama bu robot sanayisi bile özelleşmiş, Çinlilerin eline geçmiş. Dünyayı hep Amerikan mamulleri kurtaracak değil ya? Yinede Amerikalılar olmazda olmaz.

Aradan on yıl geçmiş ilk filmdeki kahramanımız bir kazada ölmüştür. Oğlu da onun gibi başarılı bir pilottur. Burada pilot demem doğru mu bilemedim. Ama genlerinden kahraman olan kahramanımız ordudan ayrılmış kaçakçılık yapmaktadır. Derken küçük bir kızla karşılaşır ve askerlere yasa dışı robot kullanımından dolayı yakalanırlar. Bu esnada yaratıklar saldırır ve bilin bakalım kim kurtaracaktır dünyayı.

İşte bu kadar klişe bir hikaye var elimizde. Temel olarak hiç bir şey yok. Hikaye, kurgu havada. Tek keyifli kısım robotların kavgası ama yine robotlar gidip uzak doğu dövüşü sergiliyorlar. Sanıyorum bu olaydan kurtulamayacağız biz. Aksiyon sırasında çoğu yerde animasyonlar göze çarpıyor. Bu da tam olarak izlenim keyfi vermiyor. Oyunculuklar iyi değil. Zaten eski karakterlerden arındırılmış olması ve her daim ön planda gençlerin olması ergen tiriplerini izlememizin ötesine geçirmiyor filmi. Yönetimi ise pek başarılı bulmadım. Özetlemek gerekirse vaktimiz geçsin filmi. Fazla şey beklemeyin. **/* Yönetmen – Senaryo: Steven S. DeKnight Oyuncular:  John BoyegaScott EastwoodCailee Spaeny https://www.imdb.com/title/tt2557478/

Çocuklar Sana Emanet (2018)

çocuklar sana emanetFilmin yönetmeni  olduğu için merakla izledim. Onun filmi olmasaydı izler miydim? Aslında evet bilirsiniz benim bu filmlere nasıl meraklı olduğum. Ama film  imzalı olunca ben bile hataya düşüp çıtayı yüksek tutabiliyorum. Hiç bir zaman bu filmler için zaman kaybı demedim öyle olduğunu da düşünmüyorum. Bir şeyler bırakıyor insanda ister istemez. Bu film sende ne bıraktı derseniz, Assos’u ne çok sevdiğimi. Sonrasını bilmem.

Hikaye sanki benim hikayelerime benziyor. Bir fikir var akılda şöyle çok güzel olsa fevkalade olacak ama önüne yada arkasına bir şeyler örmeye başlayınca bir türlü oturmuyor. Bir şeyler eksik kalıyor. Bu filmde de aynı şeyleri hissettim. Hadi ben biran önce bitsin diye acele ediyorum gişe kaygım yok ama bu filmde biraz aceleye gelmiş ve öylece bırakılmış. İzlerken sanki dağınıklıklar bütününe bakıp ince iplerle bir araya toplanmasına tanık oluyorsunuz. Her parçanın duygusu ise farklı. Sonra finale de alakasız bir şey çıkıyor ortaya.

Kerem ünlü bir mimardır. Bir gün kafa dinlemeye Assos’a doğru yola çıkarlar. Köye yaklaştıklarında bir kaza yaparlar ve kazada önlerine çıkan bir çocuk ve karısı ölür. Buna alışmaya çalışan Kerem bir süre sonra garip olaylarla karışlaşmaya başlar. Sonra bu durumu çözmek için şaman bir kadının yanına giderler.

Zaman zaman bazı sahneler gerse de korku sahneleri oldukça klişeydi filmdeki. Yani bakıldığında ne tam bir gerilim ne de tam bir korku olmuş. Aslında daha iyi olmasını beklerdim. *** Yönetmen – Senarist: Çagan Irmak Oyuncular:Engin AkyürekHilal AltinbilekSerif Sezer  https://www.imdb.com/title/tt7748432/

Lost in Space (2018-)

lost in spaceŞöyle fragmanına bakında ele avuca gelir bir Netflix dizisi gibi gelmişti bana ama daha ilk bölümlerinden hayal kırıklığına uğradığımı anladım. Yine de belki döner kendini kurtarır diye sezon sonuna kadar izledim. Ancak nafile. Koca bilim kurgu dizisi, bir kötü kadının, bir çocuk tribinin uğruna geçip gitti. Tabi ailevi olayları, hiç mi hiç hesaba katmıyorum. Zaten tüm gezi bir ailenin yaşantısına odaklanmış durumda. Ailevi buhranlar, birliktelik, kötü insanlar dünyada değil de uzayda sadece.

Dünya artık yaşanılacak gibi değildir ve seçilmiş bir insan topluluğu bir koloni kurmak amacıyla  uzaya gönderilir. Yolculuk esnasında uzaylı robot olduğunu anladığımız robotlar insanlara saldırır ve bir çok kişi bu yolculukta hayatını kaybeder. İnsanlar küçük gemilere binerek kaçarlar. Bizim ailemizde dünya benzeri bir gezegene düşer. Ama benzemiyordur da bu da işin aksiyonu. Burada olan biten anlatılır dizide de.

Sezon finali itibariyle yeni bir gezegene doğru yola çıkarlar. Umuyorum ikinci sezon gelmez ve kurtuluruz. İzlemem sanırım. Bu arada IMDB’den nasıl bu kadar yüksek puan almış bilemiyorum. Dizi akmıyor adeta. ** Yaratıcılar: Irwin AllenMatt SazamaBurk Sharpless Oyuncular:  Molly ParkerToby Stephens https://www.imdb.com/title/tt5232792/

Cenaze İşleri (2017)

cenaze işleriŞimdi ben bu filmi niye izledim? Kendime sordum. Aslında vakit vardı hadi izleyeyim de arada bir Türk filmi de olsun dedim. Komedi filmi olduğunu biliyordum ama güldüm mü tartışılır. Bir iki sahnede ince göndermeler vardı. Belki göndermelerin sayısı daha fazla olabilir bir çoğu artık ezberlediklerimizin ötesine geçmiyordu.

Hikaye ise oldukça düz ve basitti. Çok fazla düşünülmemiş, klasik karakterlerin bulunduğu, klasik olay örgüsünün yaşandığı bir filmdi. Mezar kazıcısı olan kahramanımız mesleği ve parasızlığı yüzünden sevdiği kız ile bir türlü evlenemez. Derken zıp çıktı arkadaşı ona bir teklifle gelir. Ölü bir adamı direkt gömecektir. Şeytana uyan bizim eleman bu teklifi kabul eder ama getirdikleri adam ölü değil baygındır. Eleman alır adamı evine götürür ve mafya arası hesaplaşma içinde kalır.

Olay bu. Yönetim ve oyunculuklar tatmin edici değil. Klişe ama kendi içinde tutarlı bir hikayesi vardı yinede. İzlemeseniz de olur derim. * Yönetmen – Senaryo: Korhan Uğur Oyuncular:  Melis Cemre ÇınarErgun KuyucuMelih Selçuk https://www.imdb.com/title/tt8445796/

Tomb Raider (2018)

tomb raiderBen aslında macera filmlerini severim. Böyle bilinmeyene doğru aksiyon dolu yolculuklar fevkalade keyifli olur. Tomb Raider’da pek oyun oynamayı beceremesem de eskiden oynamaya çalıştığım sayılı oyunlardandır. Ancak bu 2018 model Tomb Raider eminim ki devamı gelecektir ne menem bir şey arkadaş. Neresinden tutsak elinde kalıyor. Ana hikayesi mi dersin, yeni hikayesi mi dersin içindeki çelişkileri mi dersin bilemedim. Aksiyon oldukça klasik, bu tarz filmlerde olan aile ilişkileri oldukça klasik, üstüne üstlük merakla beklediğim o gizli yerlerin tüm korunmak için yapılmış bulmacaları onlar da klasik. Film beni bir dakika bile şaşırtmadı.

Filmi aksiyon izlettiriyor. İzlettiriyor izlettirmesine de artık milyonlarca kez izlediğimin bir tık ötesine geçmiyor. Eli kesilecek diyorum oluyor, kıçını vuracak diyorum oluyor. Yaklaşık iki saat süresince film yeni ya da farklı hiç bir şey sunmuyor. Böyle robot gibi izliyorsunuz.

Babası Lara’yı küçük yaşta terk edip gitmiştir. Çok zengin olan Lara tüm serveti kenara itmiş fakir hayat sürmektedir. Artık kayıp olan babasının ölümü ilan edilecektir. O sırada babasından bir not bulur ve araştırdığında onun gizli notlarına ulaşır. BU notlar eşiğinde babasını bulma umuduyla Çin’e gider. Çin’de babasına da yardımcı olan bir ismi arar. Aynı isimde başka biri vardır gerçek elemanın oğlu ama adam ayyaştır. Derken Lara ile birlikte birden dünyanın en iyi denizcisi olup bahsi geçen adaya doğru ilerlerler. Burada ise onları yeni macera bekler.

Ben ayrıntıya girdikçe hikaye daha da klişeleşecek. Zaten sonrasını tahmin etmişsinizdir. Eh aksiyon olsun vakit geçsin derseniz buyurun ama çok Şey beklemeyin. ** Yönetmen: Roar Uthaug Senaryo: Geneva Robertson-Dworet Oyuncular: Alicia VikanderDominic West https://www.imdb.com/title/tt1365519/

Looking Glass (2018)

looking glass‘in oyunculuğunu pek sevmem ama nedendir hep filmini de izlerim. Garip bir durum benim için. Bu da Cage’in yine işe yaramaz filmlerinden biri. Hikaye oldukça klişe. Bir yerde kafa karıştırayım demiş ama olmamış. Kurgu iyi değil aynı şekilde çekimlerde. Oyunculuk derseniz ‘in aynı yuz ifadesiyle sürekli karşı karşıyasınız siz düşünün.

Bir çift çocuklarının ölümünden sonra uzak diyarlarda motel işletmeye başlar. Moteli satan garip bir adamdır. Çift buraya alışmaya çalışırken erkek olan yani Ray motel odalarının arkasında odaları gören bir cam keşfeder ve her gece burada motelde kalan konukları izlemeye başlar. Bu sırada motelin havuzuna birileri ölü domuz atar. İşi araştırınca yıllar önce motelde bir cinayet işlendiğini öğrenir. Derken yeniden cinayetler işlenmeye motelde kalanlar ölmeye başlar. Hikaye böyle devam eder.

Film ne yapak istediğini kendi de bilememiş. Bir katil var ama o mu bu mu derken zaman zaman gizem dozu o kadar gereksiz artıyor ki gerçekten e diyorsunuz. Ve olan biten olayın konu ile ilgili pek alakasını göremiyorsunuz. Yani her şey havada. Başlıyor bitiyor ve arada sıkıldığınızla kalıyorsunuz. * Yönetmen: Tim Hunter, Senaryo: Jerry Rapp Oyunuclar:  Nicolas CageRobin Tunney https://www.imdb.com/title/tt6083648

Mercy (2014)

mercyFilm Stephen King‘in “Gramma” adlı kısa hikayesinden uyarlama. Tabi çok başarılı bir uyarlama olduğunu söyleyemeyeceğim. Öyle ki King adı geçmesine rağmen filmi hatırlamakta biraz zorlandım. Bana yakışmayan bir durum bu. Ama yine hemen hemen her King uyarlaması gibi bu uyarlama da pek başarılı olmamış, televizyon filmi kıvamında. Gerek senaryo gerek yönetim gerekse oyunculuklar tatmin edici değil.

Yalnız yaşayan bir anne iki çocuğunu alır ve hasta olan annesine bakmak için eski evlerine taşınırlar. Çocuklar buraya alışmaya çalışıp ev işlerine yardım ederken, eski bir kitap bulurlar. Bu kitap bir büyü kitabıdır. Kitapta ise bazı figürler belirir. O esnada garip şeyler olmaya başlar. Bu kitabı ve anneannelerinin geçmişini araştırdıkça kötü güçlerle olan bağlantılarını keşfederler.

Çok başarılı bir film olduğunu söyleyemeyeceğim. Ben Stephen King hatırına izledim. Çok etkilemiyor ama sıkmıyor da. ** Yönetmen: Peter Cornwell Senaryo: Matt Greenberg Oyuncular:  Frances O’ConnorShirley KnightChandler Riggs https://www.imdb.com/title/tt2481496/

Yok Artık (2015)

yok artıkİkinci filmi daha çok izlemişim aslında. Yazdım mı bilmiyorum belki yazma gereği duymamışımdır. Ancak ilk film yani bu film ikinci filmden daha iyi orası kesin. Bir kere oyuncu kadrosu ve oyunculuklar daha iyi. Hikayeler yere basıyor ve yer yer güldürüyor. Zaten filmi oyuncular izlettiriyor bu konuda bir sıkıntısı yok.

Birden fazla hikaye var filmde. Bir anlatıcı eşliğinde bunları dinliyoruz. Tabi filmin sonunda bu hikayelerin neden anlatıldığı güzel bir şekilde ortaya çıkıyor ve gülümseme bırakıyor insanın dudaklarında. Öyle çok fazla beklenti ile izlenecek bir film değil. Boş zamanda terci edilebilir. *** Yönetmen: Caner Özyurtlu Senaryo: Serkan Altunigne Oyuncular:  Berkay AkinMurat AkkoyunluGüven Murat Akpinar https://www.imdb.com/title/tt4800046/

IT

Stephen King’in en sevdiğim romanlarından biri olan It’e sonunda gelme fırsatı bulabildim. Çok fazla fragmanlarını izlemedim ne ile karşılaşacağımı pek görmemek için sadece Penny’in biraz daha ürkünç olduğunu gördüm. Bir iki instagram paylaşımını da görmüş olabilirim. Lakin Dark Tower’dan beklemediğim performansı bu filmden bekliyorum. Yer yer dizi olarak çekilen eski yapımda da karşılaştırabilirim filmin yarısında. Ancak kitap ile kıyaslamaya girer miyim bilemiyorum. Bakalım ne olacak. 

Filmin ilk bölümünde eski yapım ya da kitap ile kıyaslanmaması gerektiği kanısına vardım. Bazı olaylar kitaptan alınmış hatta bir çoğu. Ancak sahneler klasik korku filmlerini etkisinde biraz fazla kalmış. Ancak bunlar hızla geçtiği için çok dikkat çekmiyor. Birde takıldığım olay zombi öğelerinin fazla kullanılmış olması. Yani her ölü bir zombi edasında ayağa kalkıyor.

Film tamamen çocukların başından geçenleri anlatacak büyüklüklerine değinmeyecek gibi. Sanıyorum bu bir başka film olabilir. Karakterlerin yaşlarını bilmiyorum ama fiziksel görünümleri aralarında yaş farkları varmış gibi gösteriyor. Ben kitaptaki karakterler ile bu karakterleri pek oturamadım. Şu ana kadar film zaman zaman gerse de korkutma konusunda başarılı değil. Çok fazla ses kullanımı var ve bence bazıları gereksizdi. Karakterlerin aile hayatlarına dair de girişte bulunuyor film ama tam bir denge sağlanmamış. Bu konuda kurguda kopukluk var gibi. Karakterlerin psikolojilerine inemedim bir türlü. Bir yerde eksiklik var. 

Filmin ikinci bölümünde asıl aksiyon başladı tahmin edebileceğiniz gibi. Romanda ve ilk yapımda Bev daha fazla kilit konumundayken burada daha çok yine erkekler tarafından kullanılan bir kız profili çizilmiş. Final tamamen farklı şekilde kurgulanarak romanın mistizminden uzaklaştırılmış iş iyice şiddete dökülmüş. Hani hayal gücü ile varolan o güç? Penny her ne kadar korku ile beleniyorsa çocuklar da hayal güçleri yardımıyla bekleniyordu. Astım ilacını asit olarak hayal edilmesi,  gümüş küpeler bunun hep parçasıydı. Penny korkulan karakter kavramına dönerken kişilerin korkularını kullanıyordu. Kitapta tek ortak korku ise örümcek benzeri bir yaratıktı. Filmde bunu göremedim birde o beyaz ışığı. Bu olgulara kilit anlamlar yüklüydü bence. Kötü çocuk karakterinin birden devre dışı olması da sonraki sefer nasıl bir görev ile karşımıza çıkartacak sorusunu sordurdu bana. 

Sonuç olarak beklentilerimin dışında bir film çıktı karşıma. Ben bir kaç kez izlenebilecek klasikleşebilecek bir film bekliyordum ama bu filmi ikinci kez izlediğimde ne hissettirecek bilmiyorum. Sanırım eski yapım hala benim için bir numara ve defalarca izlenebilecek nitelikte. 

Yönetmen : Andy Muschietti

Kitap: Stephen King 

Stephen King – Karanlık Çökünce (Just After Sunset)

Uzun bir süredir okuduğum kitapları yazmıyorum. Nedendir bilmiyorum, zaten bu aralarda kitap okumak biraz zor geliyor bana. Havan da mi değilim belli değilim sanırım. Aynı şeyleri film izlemek için de söyleyebilirim. Haftada bir, belki iki iç hafta da bir, ikiye kadar düştü sayı. Bunun geçici olacağını düşünüyorum. Umarım.

Yine kitabımız bir Stephen King kitabı. Böyle uzun ara verince Stephen King ile başlamak gibisi yok. Aslında kitap okumadım değil. Sadece bu kitabı çok uzun bir sürede bitirdim. Arada başka yazarların hikayelerini de okudum tabi. Bu kitabı uzun sürede bitirmemin sebeplerinden biri de aslında içinde öykülerin bulunması. Bu sebepten dolayı hikayeyi merak etmedigim için gönül rahatlığıyla (!) kitabı uzunca bir sürede bitirebildim.

Kitap öykü kitabı demiştim. Bunlara kısaca değineceğim. Ama genel anlamda Beni benden alan bir hikaye hatırlamıyorum. Yine de King’in o yazım kalitesi ortada. Ben bir de en çok kitap sonundaki yazım notlarını sevdim. Keşke bu notlar daha uzun olsa. Sanıyorum hikayeye değer katan ve bir hikayenin nasıl çıktığını anlamamızı ve o hikayeyi benimsememizi sağlayan yegane unsur bu.

1. Willa: Bir grup insan bir istasyonda tren beklemektedir. Willa’da erkek arkadaşı ile birliktedir. Tatile gideceklerdir. Uzun zamandır gelmeyen tren üzerine Willa yakınlarda bir yerlere yürümeye karar verir. Erkek arkadaşı bunu pek tasnif etmez ama Willa gider. Bir süre yürüdükten sonra bir bar görür ve buraya girer. Ancak bara girdiğinde içinde bulunduğu gerçekle yüzleşir.

King’in de notunda belirttiği gibi hikaye çok iyi değil hatta ve hatta karşılaştığımız bir hikaye gibi. Tabi ki anlatımı yine çok iyi.

2. Koşa Koşa: Emily bebeği öldükten sorma babasının yazlık evine gider. Yazlık bölgede yılın o dönemi kimse yoktur. Zaten onun için de bu gereklidir. Her sabah hatta sonradan abartarak günün büyük kısmını koşarak geçirir. Bir gün koşarken bir villanın önündeki bir arabada kadın cesedi görür. Ne yapacağını bilemez ama katil onu fark etmiştir. Bu dakikadan sonra Emily katilden kaçmak için koşar.

Anlatımını çok sevdim bu hikayenin. Klasik bir katil kovalamacası olmasına rağmen Emily’nin psikolojisine dair iyi betimlemeler var.

3. Harvey’in Rüyası: İki emekli çift kendi hallerinde yaşamaktadırlar. Adam bir gün korku dolu bir rüya görür ve erken saatte uyanır. Onu o saatte ayakta gören karısı ne olduğunu sorar. Adam rüya gördüğünü söyler. Karısının ısrarı üzerine istemeden de olsa anlatır. Hem anlatırsa rüya gerçekleşmez. Ama tam o esnada rüyadaki gibi telefon çalar.

Bu hikaye King’in rüyasında gördüğü bir hikayeymiş. Olduğu gibi yazmış.

4. İhtiyaç Molası: Şehirler arası yolculuk yapan bir adamın hikayesi İhtiyaç Molası. Adı üstünde ihtiyacı için bir benzin istasyonunda duran adam tuvaletin önünde bir ses duyar. İçeride adamın biri bir kadını dövmektedir. O arada kahramanımız bir vatandaş olarak ne yapması gerektiğini düşünmeye başlar.

Biraz sosyal bir hikaye İhtiyaç Molası. Hepimizin düşüncelerine çanak tutmuş gibi.

5. Egzersiz Bisikleti: Richard karısının ölümünden sonra sürekli ertelediği sağlık kontrolüne gider. Kontrol sonunda kolesterol, kara ciğerde yağlanma gibi bu ve bunların tetikleyeceği bir çok sorunu olduğunu görür. Acilen kilo vermesi gerekmektedir yoksa doktorunun tabiri ile vücut iflas ederse vücudundaki işçiler işsiz kalacaklardır. Hastane çıkışı bir egzersiz bisikleti alır ve yavaş yavaş kullanmaya başlar. Başlarda sıkıcı gelse de sonrasında bir alışkanlık olur. Pedal çevirirken de vücudundaki işçileri ve hayatlarını düşünür. Ressam olan Richard hatta onları resmeder. Bir süre sonra pedal çevirdikçe vücudundaki işçilerin dünyasına karışmaya başlar. İşçiler ona kızgındır.

Richard ile çok ortak noktamız olması sebebi ile ben bu hikayeyi çok sevdim. Ancak bendeki tembellik o kadar baskın ki egzersiz bisikletim sadece çamaşır kurutma işine yarıyor. Bilmiyorum belki vücudundaki işçileri sevmiyorum.
King’de benim gibi bu aletleri çok sevmez sus olarak kullanılmış. Bu hikaye de öyle çıkmış. Ama egzersiz bisikleti candır.

6. Geride Bıraktıkları Şeyler: Bir 11 Eylül hikayesi Geride Bıraktıkları Şeyler. Kahramanımız saldırılardan kıl payı kurtulmuş ancak herkes gibi bunun etkisi ile yaşamaktadır. Yalnız yaşadığı evinde garip bazı nesleler bulur. Onlardan kurtulmaya çalışsa da bunu başaramaz. Sonunda bunu birilerine anlatması gerektiğini düşünür ama anlatacak kimsesi yoktur. Sonunda bir vesile ile bunu güzel komşusuna anlatır. Kadın ona çok çekici gelmektedir ama evlidir. Kadınla sohbetleri ilerlerken onun da bu nesnelerle başının belada olduğunu öğrenir. Ne yapmaları gerekmektedir?

Hikayeyi ben sevdim. 11 Eylül psikolojisini basit ve sıkıcı olmayan bir şekilde anlatmış King. İnsanların yıllarca psikolog için randevu bulamadıkları gerçeğine değinmiş. Bende empati kurdum. Biz ya yap(tik)ardık acaba… Ben ki benden de böyle bir hikaye çıkar.

7. Mezuniyet Günü: Janice ve Buddy iki sevgilidir. Buddy’nin ailesi zengindir. Mezuniyet sonrasında Buddy’nin evine giderler ve Janice erkek arkadaşının ali esi ile tanışır. Tabi aile pek istemez kızı. Gelecek ile ilgili konuşup tartışılırken birden bire bir patlama olur. Dünyanın sonu gelmiştir.

Kitaptaki en kısa ama açıklaması en uzun hikayelerden biri Mezuniyet Günü. Ben hikayeyi sevdim. Birazda iyi yazarlarda hikayeyi küt diye bitirebiliyorlarmış diye sevdim. Diyaloglar ve anlatım zaten iyi. King bu hikayeyi kaza geçirdikten sonra aniden bıraktığı bir hapın üzerine gördüğü hayalle karışık rüyalar üzerine yazmış. Dünyanın sonunun gelmesi bu sebepten sanırım.

8. N.: En sevdiğim hikayelerden biri de bu hikayeydi. Biraz uzundu ama keyifliydi.
Shelia psikolog olan abisi Johnny’in ölümünden sonra onun bir hasta ile ilgili bulduğu notları çocukluk arkadaşı Charlie’ye gönderir. Charlie iyi bir kariyer yapmış ve şu televizyonda program yapan doktorlardan biri olmuştur. Zamanında Shelia, Charlie’ye aşıktır.
Charlie bu notları okumaya başlar. Notlarda Johnny’in bir hastası, doğdukları kasabanın yakınlarındaki bir tarladan bahseder. Bu tarlada garip bir şey vardır. Doğru dürüst canlı bile yaşamaz. Bu tarlayı ziyaret eden kişilere de bir görev verilir bu dakikadan sonrada bu insanlar takıntılı olur. Johnny’nin hastası da bu durumdadır. Johnny bu tarlayı merak eder ve görmeye gider. Hastasındaki takıntılar onda da başlamıştır. Sonunda intihar etmiştir. Charlie de bu hikayeyi merak eder ve araştırmaya başlar. Tabi sonu aynı olur.

King herkeste bir OKB olduğunu savunmuş açıklamasında. Evet, bir dereceye kadar doğrudur. Yada bu başka bir şekilde çıkar ortaya. Kitaptaki en keyif aldığım hikayelerden biriydi gerçek bir gerilimdi. Hikaye tabii ki Chester’s Mill’de geçiyor. Anaç beni keyiflendiren başka bir hususta hikaye sonundaki haberin Julia Shumway’in yapması. Yani Kubbenin Altında’da ki gazetecimizin.

9. Cehennemden Gelen Kedi: Bir seri katil yaşlı bir adamdan almak için gider. Katil adamla konuştuktan sonra öldüreceği kişinin bir kedi olduğunu öğrenir. Yaşlı adamın anlattıklarına göre bu kedi bir çok kişinin ölmesine sebeptir. Adamın bir isteği vardır kedinin kafasını vücudundan ayırmasını istemektedir. Katil düşünür. Yaşlı adam iyi para vermektedir. Bir kediyi öldürmek ne kadar zamanını alabilir ki? İşi kabul eder. Kediyi bir torbaya koyar ve yola çıkar ama düşündüğü kadar kolay olmayacaktır bu iş.

Bu hikaye aslında yıllar ince King’in dergilere yazdığı zaman dergide yayınlanmış. Daha sonra filme bile uyarlamasına rağmen basılı bir kitapta yokmuş. Bu şekilde basılı hale gelmiş.

10. The New York Times: Özel İndirimli Abonelik: Anne uçak kazasında kocasını kaybetmiştir. Taziyelerin olduğu bir günde odasında rahatlamaya çalışırken telefon çalar. Telefonu açar, karşısındaki kocasıdır. Bir an için kendisi ile dalga geçildiğini düşünür ama karşıdaki kimsenin bilmediği şeyleri bilmektedir. Anne sonunda onun kocası olduğuna inanır. Uçaktan kurtulmuş bir yerde mahsur kalmıştır diye düşünür. Aslında durum öyle değildir konuştukça anlaşılır.

King kendini yollara vurmuş uzun bir gezinin sonunda uykusuzluk halinde bu hikayeyi yazmış. Bir oturuşta. Adında bende böyle başımı akıp gezmek istiyorum sırf bunun için araç kullanmayı bile öğrenirim lakin benzin parasıyla nasıl baş ederim bilmiyorum. Aslında toplum olarak en büyük sıkıntımız geçim sıkıntısı. Eh birde şimdi yeni eğlence şekli var. Şaka da olsa fakirlikle ezmek karşıdakini. Her şakada bir gerçek payı vardır dememe gerek yok herhalde.

11. Sağır Dilsiz: Kahramanımız eyaletler arası yol alırken yılda otostop yapan birini arabaya alır. Adam sağır ve dilsizdir. Yol boyunca yolcusuna başından geçenleri anlatır. Karısı onu aldatmış ve borçla başbaşa bırakıp çekip gitmiştir. Bir yerde mola verdiğinde adamı arabada bulamaz. Sonra da karısının öldürüldüğü haberini alır.

Alt hikayeler güzeldi. Ne olursa olsun King bir yerden bir yere varma olayını çok iyi yapıyor. E boşuna büyük yazar değil.

12. Ayana: Ölüm döşeğinde olan yaşlı bir adamın başına bütün çocukları toplanmış ve beklemektedir. Tam o esnada evin kapısından bir çocuk birde kadın girer. Çocuğun gözleri kördür. Ev halkın onların dilenci olduğunu düşünürken küçük kız yaşlı adamın yanına gelir ve ona dokunur. O günden sonra yaşlı adam iyileşmeye başlar. Küçük kız giderken yaşlı adamın oğullarından birine dokunmuştur. Zaten hikayeyi anlatan da odur bize. O dakikadan sorna kız güçlerini bu adama bırakmıştır ve adam o güçlerle ne yapacağını zamanı geldiğinde öğrenir. Büyük bir sorumluluk altındadır.

Hikayeyi sevdim aslında, ama aradan zaman geçince diğer hikayeleri hatırlamama rağmen bu hikayeyi hatırlamakta zorluk çektim. Nedenini pek bilmiyorum.

13. Çok Zor Bir Durum: Hikaye borsadan para kazanan iki zenginin hesaplaşmasını anlatıyor. Önceden iki yakın arkadaş olan bu iki kişi, yer ve mal yüzünden birbirlerine girmiş iki düşman olmuştur. En son kanser olan olan ve hakkında soruşturma açılan Grunwald bir gün bu can düşmanı Curtis’i konulmak için durmuş olan şantiyesine çağırır. Curtis başına geleceklerden habersiz buraya gider. Ancak Grunwald onu içi pis bir portatif tuvalete kapatır. Curtis bu portatif tuvaletten kurtulur kurtulmasına ama yaşadıkları apayrı bir deneyimdir. Tabi birde sonra OOÇ’den alınacak intikam vardır.

Benim gibi midesi sağlam olan biri bile bu hikayeyi okurken böğ demişse bilmiyorum artık. King’de zaman zaman kendimden iğrendim yazmış. Siz düşünün nasıl “bok”tan bir hikaye olduğunu.

Kitap Arkası:

Stephen King, altı yıl önce yazdığı Karanlık Öyküler’den sonra okurlarına yepyeni bir öykü kitabı daha sunuyor. 2007 En İyi Kısa Amerikan Öyküleri Antolojisi’nin konuk editörü olan King, bir yıl boyunca yüzlerce öykü okudu. Edebiyatın bu dalına olan tutkusu Karanlık Çökünce’de açıkça görülüyor. Mutsuz bir pazarlamacının, arabasına aldığı dilsiz otostopçu bazen iyi bir dinleyici olabilir.
Kötü kolesterolünü düşürmek için egzersiz yaptığı bisikletin kendisini esir alıp korkunç bir yolculuğa çıkardığı bir adamla da karşıla-şabilirsiniz bu öykülerde. Ayna adlı öyküdeki kör kızın küçük bir öpücük ve hafif dokunuşla yarattığı mucize farklı ve ilginç bir öykü-dür. Karanlık Çökünce, ki buna ister akşam karanlığı deyin isterseniz alacakaranlık; insan ilişkilerinin insanlıktan uzak bir biçime dönüştüğü, hiçbir şeyin aslı gibi görünmediği, hayal gücünün, karanlıklar içine dağılan gölgelere ulaşmaya çalıştığı ve gün ışığının sönüp sizi korkularınızla baş başa bıraktığı zamandır. Ve işte bu, tam Stephen King okuma zamanıdır.

Çeviren: Esat Ören
Yayın Yılı: 2009
416 sayfa
Kitap Kağıdı
13,5×19.5 cm
Karton Kapak
ISBN:9752110601
Dili: TÜRKÇE
Yayın Evi: Altın Kitaplar

Big Driver

Stephen King()’in Zifiri Karanlık, Yıldızsız Gece / Full Dark No Stars kitabında yer alan bir hikaye olan Big Driver Mikael Salomon tarafından televizyona aktarılmış. Beyaz perde diyemiyorum çünkü film televizyon filmi olarak çekilmiş. Film zaten bunun bilincinde ve gerkesiz aksiyonlardan kaçınılmış. King2in hikayesi pek fazla doğa üstü olay içermediği için filmde aşırı bir özel efekt kullanımı da gerekmediği için film fena ilk bakışta fena durmuyor. Okumaya devam et

Hearts in Atlantis

Stepken King’in Türkiye’de Maça Kızı adıyla yayınlanmış olan kitabından bir hikaye olan Hearts in Atlantis’in 2001 uyarlaması filmi karşımızda. Filmi başarılı yönetmen Scott Hicks yönetmiş. Aynı şekilde filmin kadrosuna baktığımızda da karşımıza Anthony Hopkins gibi bir isim çıkıyor. Tabi bu beklentileri oldukça yükseltiyor ve daha fazla hayal kırıklığına uğramanızı sağlıyor. Okumaya devam et