t1-8 (Taslak) (t7 ekstra)

Rüzgar sessizliğe bir bıçak sokmuştu. Şiddetle gözlerimi yere indirdim. Yerde uçuşan toz toprak ayaklarımın arasında dolaşıyordu. Sahi, ayaklarım çıplaktı ve çıplak olduğunu tekrar algıladığım anda içime bir titreme belirdi. Birden bire üzerimden boşanan ter, sırtımdan süzülerek omuriliğimi yol belleyip, kuyruk sokumuma gelerek baksırın kumaşına karıştı. Rüzgardan olsa gerek bütün vücudumdaki hareketleri hissedebiliyordum. Tüylerim diken diken olmuş, rüzgarın akışına flama açmış bekler durumdaydı. Tekerlek sesleri yaklaşmıştı. Sokak hala gözünündeki tek tük yıldızın ve bir kısmı bulutların ardında kalmış ayın ışığı ile aydınlanıyordu. Ellerimi kaldırdım. Gözlerimin hizasına. Nedense onları bile görmekte zorluk çekiyordum. Peki direğin tepesinde onu “babamı” nasıl görmüştüm? Bir yanılsama olduğunu güdüşündüm. O öleli yıllar olmuştu ve bir direğin tepesinde ne işi vardı? İleriye doğru bir iki adım attım. Geri dönüp direğe dikkatle bakmakta kararsızdım. İçimde nedense babama karşı bir ürperti belirmişti. Aslında ondan hiç bir zaman korkmamıştım. Çünkü korkulmayacak kadar neşeli bir insandı ama şimdi nedense şimdi de bir …

Back to Top