Bir Zamanlar Anadolu’da

Öyle anlatımı kolay filmleri geçip zor filmlere geldiğimde ne anlatacağımı düşünüyorum. Film 2011 yapımı ve yönetmen Nuri Bilge Ceylan. Nuri Bilge Ceylan deyince zaten fazla bir şey söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Ben Nuri Bilge Ceylan filmlerini pek izleyebilen biri değilim. Bu isme bir de Woody Allenı eklersek. İzlerken zorlandığım iki ismi de belirtmiş olurum.

Ancak bu film ilk kez ilgimi dağıtmadan izlediğim Nuri Bilge Ceylan filmi oldu. İki buçuk saatlik filmi dikkat bozmadan izlemekse benim için büyük bir başarı oldu. Gerçi filmin bu kadar uzun süreli olmasına gerek var mıydı, orası ayrı bir konu. Bence rahatlıkla film bir saat kırk beş dakikaya sığdırılabilirdi. Konu olarak daha belki daha kısa süreye sıkıştırılırdı ama filmin asıl görevi olan karakter analizleri yapılamazdı.

Filmde yapılan tespitler ve karakter analizleri çok doğru ve bunu izleyiciye aktarmakta çok başarılı. Karakterler özenle seçilmiş ve oyunculara bu da yansıtılmış Yediden yetmişe bütün oyuncular karakteri özümseyen başarılı bir oyunculuk çıkarmışlar. Filmin planları, çok başarılı. Her zamanki gibi görsel olarak bir şölen karşımıza çıkıyor.

Hikayeye biraz değinmek gerekirse aslına bir çok açıkları mevcut. Tamam filmdeki küçük aforizmalar, karakter betimlemeleri oldukça başarılı ama şudur diyeceğimiz bir konu yok elimizde. Burada karakter analizlerini yapmak için küçük hikayeler atılmış ortaya ama asıl karakterlerin temelini oluşturan hikayeler yarım kalıyor. Küçük bir kasabadaki insanların derdi başarılı bir şekilde betimlenmiş. Tek dertleri kendileri olan karakterler görüyoruz ve küçük bir kasabada en ufak şeylerin bile nasıl göze battığını.

Ana hikayeleri betimleyen yan hikayelere baktığımızda bir çok eksik görüyoruz. Bunlar merak içinde bırakırken karakterlerin bu hale gelmesinde etkili midir sorusunu sorduruyor bize. Çocuk Kenan’ın mı, cinayet nasıl işlenmiş? Doktorun karısından ayrılığını biliyoruz ama bu kadar garip davranmasının sebebi ne belli değil. Otopsi sırasında soluk borusu ve ak ciğerde anormal bir bulguya rastlanmadı demesinin sebebi Kenan içeriden çabuk çıksın ve çocuğa kol kanat gersin amacı mı gütmekte. Savcının karısının intihar ettiği aşikar ancak bu neden anlatıldı. Savcı doktora neden aynı soruları sorup durdu? Komiser, savcının arkasından neden sallayıp durdu?

Bunlar aklıma takılan noktalar. Bir de bu hikayenin ahengine uymayan muhtarının kızının odaya girişinde herkesin ona bakmasıydı. Tamam bu olur herkes hakkında konuşabilir ama bu verilen verilmesi gereken bir şey miydi aklımda soru işareti kaldı. Bana gereksiz bir sahne gibi geldi.

Bu açılardan filmde eksikler buldum. Açıkçası izlediğim Nuri Bilge Ceylan filmleri arasında bu hikayesi en belirsiz filmdi. Diyalogları güzeldi ancak diğer filmlere kıyasla biraz boş konuşmalar mevcuttu. Aslında bu da diyalogların doğallığına etkide bulunmuş.

Özetlemek gerekirse oyunculuk görsellik anlatım bakımından izlenmesi gereken bir film. Ancak arkadaş eşliğinde izlenebilecek değil de tak başına sessiz sakin izlenebilecek bir film. Rahatlıkla izlediğim bir Nuri Bilge Ceylan filmi, Bir Zamanlar Anadolu’da. Keisnlikle tavsiye ederim.

Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

Senaryo: Ebru CeylanNuri Bilge CeylanErcan Kesal

Oyuncular:

Muhammet Uzuner
Doktor Cemal
Yılmaz Erdoğan
Komser Naci
Taner Birsel
Savcı Nusret
Ahmet Mümtaz Taylan
Şoför Arab Ali
Fırat Tanış
Zanlı Kenan
Ercan Kesal
Muhtar

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1827487/

Ada: Zombilerin Düğünü

Bir çok sinema sitesinde film hakkında ileri geri konuşulup, berbatlığı hakkında yorumları okumuş olmalısınız ki baştan uyarayım ben hiç mi hiç öyle yorum yapmayacağım. Ada: Zombilerin Düğünü gerçekten zevk alarak izlediğim filmler arasında yerini aldı. Yani şöyle ki ben bu filmin tekrarını yaparım..

Öcelikle film Metin Demirhan’ın anısına diye bir açılışla başlıyor bu vesile ile sevgili arkadaşım Metin’i saygıyla anıyor ve rahmet diliyorum kendisine.

Filmin konusunu bilmeyen yoktur. Büyük adaya bir grup gencimiz arkadaşlarının düğününe gider. Düğünün ilerleyen saatlerinde ise birden bire ortalığı zombiler sarar ve koşuşturmaca başlar. Olay bundan ibaret yani daha ötesini aramayın… Tabi durum böyle olunca tam anlamı ile karakterlerin tepkileri Türklerin tepkilerini yansıtmakta. Eh ekranda kendimizi görmemiz gülmemize de sebep oluyor…

Aslında filmde eksik yok değil. Öncelikle oyuncuların oynadıkları çok belli oluyor Yani alın senaryo falan yok ne isterseniz yapın derseler sanıyorum daha başarılı olurlardı. Ancak diyaloglar ve çağrışımları çok başarılı.. Film de fazla küfür var diyenler olabilir ancak şimdi etrafımıza bakalım, kim küfür etmeyecek ki?

Son dönemde bir çok filmde izlediğimiz üzre bu filmde el kamerasında çekilmiş. Çekilmiş çekilmesine de bazen sanki insanda olayı yaşayanların haricinde biri varmış gibi izlenim yaratıyor bazı bölümler. Sanıyorum ki öyle. Birde tamam kaçıyoruz elimizde kamera ama, şu kamerayı daha bilinçsizce sallasaydık ya…

Makyajlar başarılı. Tabi dört dörtlük demiyorum bazı makyajlar çok sırıtıyordu. Hele hele gündüz gözü ile o makyajları göstermek biraz iddialı olmuş ama yinede başarılı.

Filmde es geçilmemesi gereken noktalar var tabi Mesela karakterlerden birinin zombi ile kapışması sonucu “biz üsküdarlıyız” demesi. Tabi bu arada bu zombilerin nereden geldiği fikirleri gayet güzeldi. Tezler şunlar; Seçimlerde dağıtılan kalitesiz kömür, sahte rakı… Tabi filmde örnekler çoğaltılıyor.Tabi zombi istilası esnasında oturup rakı içilmesi de cabası…

Son dönem zombi filmlerini izlemişsinizdir. Bende son olarak festivalde yayınlanan filmi burada yayınlamıştım. Bizim zombi filmimizin bundan hiç bir farkı yok. Hatta üstüne de çıkar diyebilirim. Bu sebepten dolayı ön yargısız izlenmeli. Gerçekten çok eğlenceli bir film. Bence devamı daha da iyi olacaktır. Bu arada herkesin favorisi olacak bir zombi de karşınıza çıkacak… Kim mi? Afişte de var zaten. Tüm ekibin ellerine sağlık diyorum.

Yönetmenler:Talip ErtürkMurat Emir Eren

Senaristler:Talip ErtürkMurat Emir ErenErhan KılıçEren ömer üst

Oyuncular:


Serhan Alben

Ozan Ayhan Murat

Gülüm Baltacigil

Taner Birsel
Cansel Elcin

Canan Güven

Nihat Ileri

Bigkem Karavus

Arzuhan Kement

Kaan Keskin

Murat Mahmutyazicioglu

Rüya Önal

Sirri Sureyya Onder

Esra Rusan

Ada: Zombilerin Düğünü

Linkler:

http://www.adafilmi.com/

http://www.imdb.com/title/tt1570538/

http://www.sinemalar.com/film/45396/Ada-Zombilerin-Dugunu/

Beş Vakit

 Blogu takip edenler varsa bilir. Zaten çoğu kişinin şöyle bir uğradığına tanık oluyorum. Film zevklerim biraz ilginç olduğu için hemen hemen izlediğim tüm filmleri ayırt etmeden buraya yazmaya çalışıyorum. Hani eskiden biraz da alıntı yapmam gerekirse, aslında bu film blogu “başkaları okusundan” ziyade kendi arşivimi tutma çabamdan kaynaklanmakta. Dün elimde varolan filmere şöyle bir göz gezdirdim de izleyip arşive attığım 3000’e yakın film var elimde, tabi izlemediklerim ve daha arşivlemediklerim cabası. Her ne kadan bunların çoğunluğunu Amerikan filmleri oluştursa da bir sıralamaya girersek ardından Uzak doğu filmleri gelir. Sanıyorum ben arşivlemeyi kıtasal yapıyorum…

Bir çok filmi sadece konusal geçiyorum çünkü eleştrilecek film var eleştrilmeyecek film var. Eleştirdiklerimden en çok nasplerini alanlar Türk filmleri olsa gerek. Keza iyi giydirmişsin yorumları bile alabiliyorum bazen yönetmenlerinden.

Aman beni kim sallar…

Ben şimdi bu uzun konuşmayı neden yaptım. (Konuşmuyorum aslında yazıyorum) Türk filmlerini nadir izleyen biri gözükebilirim ancak herkes gibi bende son dönem Türk sineması filmlerini izleyenlerdenim. Recep İvedikler hariç. Bunun haricinde diğer gereksiz olabilecek filmleri de izlemişimdir ancak yazmamışımdır. Şu saatten sonra bunları da yazmaya karar verdim… aslında yukarıda çaldığım tüm çene şu son cümleyi söylemek içindi… Sonunda söyledim… Neyse gelelim filmimize…

Beş Vakit

Beş Vakit bol ödüllü bir film. Film zaten bol ödül almak için yapılmış. Klasik bir sinema izleyicisi için durağan ve sıkıcı bir film. Yönetmen anlatmak istedilerini anlatmış. Yakaladığı kareler takdire şayan. Ancak bu kareler gerektiğinden fazla uzatılmış. Bir diğer hususta sürekli bizi meraka düşürmeye çalışması. Bir olay olur, izleyiciye göstermez ona merakla bakan karakterleri izler dururuz bir süre… ve bu görüntüler gereksiz akar gider…

Filmden donuk kareleri ya da gereksiz uzunlukları çıkardığımızda elimizde ham olarak 1 saatlik görüntü kalacağı kesin… Dediğim gibi gerçekten mükemmel karaler yakalanmış hatta bu kareler için pusuya yatılmış emek harcanmış…

Hikayeye gelelim. Filmin adı 5 vakit. Yönetmen filmi 5 vakte bölmüş. Tabi 5 vakit deyince aklımıza, Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı geliyor. Ancak bu film tam olarak 5 vakti yansıtmıyor bize.  Yani belli bir sıra beklemek gereksiz. Bir kaç hikaye bir arada verilmeye çalışmış. Genel olarak filmde ana fikri duru bir şekilde anlıyorsunuz. Ama yan hikayeler anlamsız bir şekilde havada bırakılmış.  Mesela Ömer (yanlış hatırlamıyorsam Ömerdi) İmam olan babası ile ne alıp veremediği vardır hikaye havada kalmış ki imam karakteri gayet iyi bir insan figürü çizmekte. Evet oğluna karşı biraz sert çıkmakta ama bu hovardalığından kaynaklanmakta. Çocuk ise ona akla gelinmedik komplo hikayeleri geliştirir. Hata bir iki tanesini gerçekleştirir bile…

Daha sonra öksüz, köyde çoban olan çocuğumuz var. Öksüz olduğu için bu karakter es geçilmiş, her kesin elinden çeker bir durumda gösterilmiş. Evet köylü tarafından uğradığı saldırı sonucunda onu koruma adına yaşlılar heyeti toplanıyor ama yaptıkları bir şey yok…

Tabi hikayenin aslı çocuklar olunca işin içine öğretmenler de giriyor. Öğretmenimiz güzel mi güzel… Hatta Yakup öğretmenine aşıktır da… Bunu da ulu orta belli edecek hareketler yapmaktadır. Tabi bu olayı çok görmüyoruz. Hocasını penceresinsen gözlemesini de. Hatta bu işi babasının da yapıp, Yakup’un onu görmesini de. Ancak köy gibi bir yerde bırakın köyü hiç bir yerde hiç kimese perdesiz bir evde sele selpe yatmaz. Ya da perde neden yoktur?

Bunlar filmi izlerken aklıma takılan soru işaretleri. Reha Erdem sevdiğim bir yönetmendir ancak zorlama bir film çıkmış karşımıza. Yakın plandan kaçınmış öyle ki oyuncuların mimikleri yok denecek kadar az. Zaten uzak planlarda da pek oyunculuğa gerek kalmıyor. Zorlama köylüler çıkmış karşımıza. O kadar zorlamış ki bazı yerler göze batmadan edemiyor. Sanki hepsi bir tuhaf diyorsunuz. Bir çok oyuncu profesyonel olmasına rağmen benim en çok hoşuma giden nine ve her işe koşan amca oldu.

Kısaca özetlemek gerekirse baba – oğul, kız – anne ya da aile içi ilişkileri anlatan bir film 5 Vakit. Her yaş ile yönetmen bu konuyu ele almaya çalışmış. Görselliğine diyecek yok. Hani biz diğer filmlerden sıkıldık sanatsal bir şeyler olsun derseniz izlenmesi gerekenler arasında…

Yazan, Yöneten: Reha Erdem

Oyuncular:

Ali Bey Kayali Yakup
Elit Iscan Yildiz
Bulent Yarar Imam
Taner Birsel Zekeriya
Yigit Özsener Yusuf
Selma Ergeç Öğretmen
Tarik Sönmez Çoban Davut
Köksal Engür Halil Dayi
Tilbe Saran Ömerin Annesi
Sevinç Erbulak Yakubun annsei
Nihan Asli Elmas YIldızın Annesi
Cüneyt Türel Büyük baba
Harika Uysal Zeynep
Utku Baris Sarma Ali
Eren Akan Ismail

Linkler:

http://www.5vakit.com/

http://www.imdb.com/title/tt0855729/